İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/3788 GÜNDEMDE

Anadil kullanımında karşılaşılan sorunların tüm boyutlarıyla araştırılması ve yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Öznur Bartin Hakkari · DEM Parti ve 20 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Türkiye'de 20. yüzyıldan itibaren uygulanan tekçi dil ve eğitim politikaları, başta Kürtçe ve lehçeleri (Kurmancî, Zazakî/Kirmanckî, Soranî) olmak üzere Türkçe dışındaki anadillerin kamusal ve kurumsal kullanımını ciddi biçimde sınırlandırmış; bu durum eğitimde eşitsizliklere ve kültürel hakların kullanımında yapısal sorunlara yol açmıştır. UNESCO Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlası'na göre Türkiye'de çok sayıda dil yok olma riski altındadır. Anadilde eğitim, bireylerin kimliklerini koruyabilmesi, kültürel çeşitliliğin sürdürülebilmesi ve eşit yurttaşlık ilkesinin hayata geçirilmesi açısından temel bir haktır. Başta Kürtçe ve lehçeleri olmak üzere Lazca, Süryanice, Hemşince ve diğer tehlike altındaki dillerin eğitim sistemi içinde kurumsal güvenceye kavuşturulması; barış ve demokratik toplum perspektifi çerçevesinde toplumsal adaletin güçlendirilmesi bakımından stratejik önem taşımaktadır. Bu bağlamda, anadilde eğitimin anayasal ve yasal güvenceye alınması, mevcut yasal ve idari engellerin tespit edilmesi ve giderilmesi amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ve bu hususta Anayasa'nın 98'inci İçtüzüğün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

GEREKÇE

Anadil, bireyin kimliğinin, kültürel aidiyetinin ve toplumsal varoluşunun kurucu unsurudur. Anadilin kamusal alandan dışlanması yalnızca iletişim alanının daraltılması değil; tarihsel hafızanın, kültürel üretimin ve kuşaklar arası aktarımın zayıflaması anlamına gelmektedir. Bu nedenle anadil, kültürel bir tercihin ötesinde insan onuru ve eşit yurttaşlık ilkelerinin ayrılmaz bir parçasıdır. UNESCO tarafından ilan edilen Dünya Anadili Günü, dilsel çeşitliliğin korunmasını ve anadilde eğitimin teşvikini demokratik toplumların temel ilkeleri arasında tanımlamış; çok dilliliği barışçıl, kapsayıcı ve kamusal yaşamın ön koşulu olarak kabul etmiştir. Anadilde eğitim, bireysel özgürlüklerin gelişimi ile toplumsal barışın kurumsallaşması arasında doğrudan bir bağ kurmaktadır.

Metnin tamamını göster (6 paragraf daha)Metni kısalt

Türkiye'de tarihsel olarak uygulanan tekçi dil ve eğitim politikaları, başta Kürtçe ve lehçeleri olan Kurmanci, Zazakî (Kirmanckî) ve Soranî olmak üzere çok sayıda anadilin kamusal görünürlüğünü ve kurumsal kullanım alanlarını ciddi biçimde sınırlandırmıştır. Eğitim sisteminin Türkçe merkezli yapısı, diğer anadillerin örgün eğitimde yer bulmasını engellemiş; bu durum söz konusu dillerin kuşaklar arası aktarımını zayıflatarak dilsel eşitsizlikleri yapısal bir sorun haline getirmiştir. Kürtçe ve lehçeleri, milyonlarca yurttaşın anadili olmasına rağmen eğitim sistemi içinde sınırlı ve parçalı bir karşılık bulabilmiş; Zazakî başta olmak üzere birçok ' lehçe ve yerel dil, kurumsal destek yetersizliği nedeniyle kırılgan bir aktarım süreciyle karşı karşıya kalmıştır.

UNESCO'nun Tehlike Altındaki Diller Atlası verileri, Türkiye'de en az 15 dilin yok olma riski altında bulunduğunu ortaya koymaktadır. Hertevin, Turoyo/Suret (Süryanice lehçeleri), Ladino, Gagavuzca, Romanca, Batı Ermenicesi, Hemşince, Lazca ve Pontus Yunancasi gibi dillerin yanı sıra Adigece, Abhazca, Kabardey-Çerkesçe ve Kürtçenin Kirmançkî (Zazaca) lehçesi gibi kırılgan diller de ciddi risk altındadır. Güncel saha araştırmaları, anadil kullanım alanının giderek daraldığını; buna karşın anadilde eğitime yönelik toplumsal talebin son derece güçlü olduğunu göstermektedir. Nitekim yapılan araştırmalarda katılımcıların yüzde 98,7'si çocuklarının anadillerinde eğitim görmesini istemekte, yüzde 91,5'i eğitimin okul öncesinden itibaren anadilde olması gerektiğini belirtmektedir.

2012 yılında Kürtçe Kurmancî ve Zazakî nin "Yaşayan Diller ve Lehçeler" kapsamında seçmeli ders olarak müfredata alınması önemli ancak sınırlı bir adım olmuştur. Öğretmen atamalarındaki yetersizlikler, ders materyali eksiklikleri ve uygulamanın seçmeli ders düzeyiyle sınırlı kalması, anadilde eğitimin kurumsal bir hak olarak hayata geçirilmesini engellemektedir. Anadilde eğitimin bu şekilde dar bir çerçevede tutulması, eğitimde fırsat eşitliğini zedelemekte ve dilsel-kültürel eşitsizlikleri derinleştirmektedir. Barış ve demokratik toplum süreci bağlamında anadil meselesi, eşit yurttaşlık ve toplumsal uzlaşı perspektifinin merkezinde yer almaktadır. Anadilde eğitim hakkının tanınması; tarihsel eşitsizliklerin giderilmesi, toplumsal güvenin yeniden inşası ve kalıcı barışın

kurumsallaştırılması açısından kurucu bir işleve sahiptir.

Uluslararası insan hakları hukuku da bu yaklaşımı desteklemektedir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi' nin 30'uncu maddesi, azınlık ve yerli topluluklara mensup çocukların kendi dillerini kullanma hakkını güvence altına almakta; anadil hakkını temel bir insan hakkı olarak tanımlamaktadır. Bu normatif çerçeve, anadilde eğitimin anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmasının uluslararası yükümlülüklerle uyumlu bir gereklilik olduğunu göstermektedir.

Başta Kürtçe ve lehçeleri olmak üzere Türkiye'de tehlike altında bulunan tüm anadiller için eğitim alanındaki yasal engellerin kaldırılması, anadilde eğitimin örgün eğitim sisteminde kapsamlı bir hak olarak tesis edilmesi ve anayasal güvenceye kavuşturulması; demokratik hukuk devletinin, eşit yurttaşlık ilkesinin ve toplumsal barışın gereğidir. Anadilde eğitim hakkının güvence altına alınması, tarihsel hak ihlallerinin giderilmesine, dilsel çeşitliliğin korunmasına ve kapsayıcı bir demokratik toplumun inşasına stratejik katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda, başta Kürtçe ve lehçeleri (Kurmancî, Zazakî/Kirmanckî, Soranî) olmak üzere anadilde eğitimin anayasal ve yasal güvenceye alınması, mevcut yasal ve idari engellerin tespit edilmesi ve giderilmesi amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ve Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

21 İMZA
DEM Parti 21

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

AYNI KONUDA

Aynı konuda verilen diğer önergeler

TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.