Hukuk devleti ilkesinin ülkemizdeki etkinliği ve pratikteki uygulamasının araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Hukuk devleti ilkesinden sistematik biçimde uzaklaşılmasının; yatırım ortamı, sermaye hareketleri, döviz kuru, enflasyon, faizler ve kamu mali dengeleri üzerindeki etkilerinin tüm boyutlarıyla araştırılması, bu süreçlerin ekonomi üzerindeki maliyetlerinin tespit edilmesi ve benzer krizlerin önlenmesine yönelik alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla; Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederim. 17.02.2026
GEREKÇE Ekonomik istikrarın, sürdürülebilir büyümenin ve yatırım güvenliğinin temel koşulu hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğünün zedelendiği, yargının siyasallaştığı ve keyfi kararların olağanlaştığı bir ülkede ekonomik kırılganlık kaçınılmaz hale gelir. Türkiye'de son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, yalnızca küresel gelişmelerle açıklanamayacak ölçüde, doğrudan siyasi ve hukuki tercihlerle bağlantılıdır.
Bu durumun en çarpıcı ve somut örneklerinden biri, 19 Mart süreci olarak hafızalara kazınan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'na yönelik yürütülen hukuksuz soruşturma ve tutuklama girişimleridir. Hukuki dayanaklardan yoksun bu süreç, yalnızca demokratik iradeye değil, Türkiye ekonomisine de ağır bir darbe vurmuştur. Söz konusu hukuksuz müdahalelerin ardından piyasalarda yaşanan sarsıntı, dakikalar içinde döviz kuruna yansımış; Amerikan doları 41 TL seviyesine fırlamıştır. Kur şokunun etkisiyle Türkiye'nin risk primi hızla yükselmiş, yabancı sermaye çıkışları hızlanmış ve finansal piyasalarda kalıcı bir güvensizlik ortamı oluşmuştur. Uzman hesaplamalarına göre, bu sürecin Türkiye ekonomisine doğrudan ve dolaylı maliyeti yaklaşık 150 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu kayıp yalnızca döviz kuru artışıyla sınırlı kalmamış; kamu borçlanma maliyetleri artmış, enflasyonist baskılar güçlenmiş ve bütçe dengeleri bozulmuştur. Kur artışı ithalat maliyetlerini yükseltmiş, üretim maliyetleri zincirleme biçimde artmış ve bu durum doğrudan tüketici fiyatlarına yansımıştır. Sonuç olarak, yurttaşın alım gücü daha da gerilemiştir. Hukuksuzlukların ekonomi üzerindeki yıkıcı etkisi, enflasyon hedeflerinde yaşanan sapmalarda da açık biçimde görülmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Kasım 2025'te 2026 yılı için enflasyon tahminini yüzde 13-19 aralığında açıklamışken; aradan yalnızca iki ay geçmeden, 2026 yılının ilk 45 günü dolmadan, bu tahmini yüzde 15-21 aralığına yükseltmiştir. Bu durum, ekonomik beklentilerin ne denli kısa sürede bozulduğunu ve piyasalardaki güvensizliğin derinliğini gözler önüne sermektedir.
Enflasyon hedeflerinin bu denli kısa sürede yukarı yönlü revize edilmesi, para politikasının öngörülebilirliğini zayıflatmakta; yatırımcılar, üreticiler ve hanehalkı açısından belirsizliği artırmaktadır. Hukuki güvencenin olmadığı bir ortamda, Merkez Bankası kararlarının da piyasalarda güven yaratamadığı açıkça görülmektedir.
Öte yandan yaşanan bu hukuksuz süreçler, doğrudan yabancı yatırımların tarihi düşük seviyelere gerilemesine, portföy yatırımlarında ise net çıkışlara yol açmıştır. Sermaye, hukukun olmadığı yerde kalmamış; Türkiye ekonomisi sıcak para girişlerine daha bağımlı ve daha kırılgan hale gelmiştir. Bu kırılganlığın bedelini ise yüksek faiz, yüksek enflasyon ve artan borç yüküyle yurttaşlar ödemektedir.
Hukuksuzluk ile ekonomik kriz arasındaki bu açık nedensellik ilişkisi görmezden gelinemez. Demokratik iradeye yönelik her müdahale, yargının siyasallaştırılması ve hukukun araçsalaşt iması; yalnızca adaleti değil, ekmeği de küçülmektedir. Türkiye cih Azay, sürüklendiği ekonomik açmazın önemli bir nedeni, bu güvensizlik ortamıdır. Bu nedenle; hukuksuz kararların, yargı müdahalelerinin ve demokratik değerlere yönelik saldırıların ekonomi üzerindeki etkilerinin tüm boyutlarıyla araştırılması; ortaya çıkan kamusal zararın tespit edilmesi ve benzer süreçlerin tekrarının önlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması artık bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluktur.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.