İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/3870 GÜNDEMDE

6 Ocak 2026 tarihinden itibaren gerçekleşen protestolarda gözaltına alınan bazı kişilere kötü muamelede bulunulduğuna yönelik iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Ömer Faruk Hülakü Bingöl · DEM Parti ve 20 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

10-27 Ocak tarihleri arasında Türkiye'nin çok sayıda ilinde ve Kuzey ve Doğu Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin barışçıl protesto ve demokratik tepkilere katılan yurttaşlara yönelik olarak kolluk güçleri ve yargı organları tarafından gerçekleştirilen müdahaleler, gözaltılar ve tutuklamalar; Anayasa, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve evrensel hukuk ilkeleri bakımından ağır ve yaygın ihlal iddialarını gündeme getirmiştir. Bu süreçte kamuoyuna yansıyan bilgi, belge ve tanıklıklar ise ev baskınları, sokak müdahaleleri, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının fiilen engellenmesi, orantısız güç kullanımı, gözaltı sırasında darp, ters kelepçe, tehdit ve hakaret, işkence ve kötü muamele iddiaları, gerçeği yansıtmadığına dair ciddi şüpheler bulunan sağlık raporları ve tedavisi tamamlanmadan verilen tutuklama kararları gibi çok sayıda hak ihlaline işaret etmektedir.

Özellikle çocukların yetişkinlerle birlikte gözaltına alınması ve tutuklanması, annelerin bebekleriyle birlikte karakollarda tutulması, çocuğun üstün yararı ilkesinin açık ihlali niteliğindedir. Gazetecilerin haber takibi sırasında darp edilerek gözaltına alınması ve tutuklanması ise basın ve ifade özgürlüğü ile toplumun haber alma hakkına yönelik doğrudan bir müdahale oluşturmaktadır. İşkence ve kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturulmaması ve cezasızlık riskinin büyümesi yapısal, politik ve idari bir sorun alanına işaret ettiğini göstermektedir. Bu nedenlerle, 10-27 Ocak tarihleri arasında gerçekleşen protestolara yönelik kolluk ve yargı uygulamalarının temel hak ve özgürlükler bakımından tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması elzemdir.

GEREKÇE

Metnin tamamını göster (4 paragraf daha)Metni kısalt

10-27 Ocak tarihleri arasında Türkiye'nin çeşitli illerinde gerçekleştirilen protesto, yürüyüş ve basın açıklamalarına yönelik kolluk müdahaleleri, Anayasa'nın 26'ncı maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile 34'üncü maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımına ilişkin uygulamaların hukuki çerçevesi bakımından değerlendirilmesini gerekli kılmıştır. Aynı süreçte kişi özgürlüğü ve güvenliğine dair Anayasa'nın 19'uncu maddesi ile işkence ve kötü muamelenin yasaklanmasına ilişkin 17'nci maddesi kapsamında ortaya atılan iddialar, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin 13'üncü maddede öngörülen ölçülülük ve kanunilik ilkeleri çerçevesinde incelenmesi gereken bir tabloyu gündeme taşımıştır.

Kamuoyuna yansıyan bilgi, belge ve tanıklıklar, kolluk güçlerinin orantısız güç kullandığını, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının fiilen engellendiğini, gözaltı süreçlerinde işkence ve kötü muamele iddialarının yaygınlaştığını ve yargı organlarının bu sürece çoğu zaman tutuklama kararlarıyla eşlik ettiğini ortaya koymaktadır. Ev baskınlarıyla gerçekleştirilen gözaltılar, keyfi uygulamalar ve uzun tutukluluk kararları, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğine işaret etmektedir. Özellikle çocukların yetişkinlerle birlikte gözaltına alınması ve tutuklanması, annelerin bebekleriyle birlikte karakollarda tutulması; çocuğun üstün yararı ilkesinin açık ihlali niteliğindedir. Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve çocuk adalet sisteminin temel ilkeleri, çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılmasını son çare olarak öngörmesine rağmen bu ilkelere aykırı uygulamaların yaygınlaştığı görülmektedir.

Gazetecilerin haber takibi sırasında darp edilerek gözaltına alınması ve tutuklanması ise basın özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale olmanın ötesinde, toplumun haber alma hakkını doğrudan hedef almaktadır. Demokratik toplum düzeninde basının susturulması, kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgiye erişiminin engellenmesi anlamına gelmektedir. İşkence ve kötü muamele iddialarının etkin, bağımsız ve tarafsız biçimde soruşturulmaması; sağlık raporlarının düzenlenme süreçlerine ilişkin ciddi şüpheler ve adli tıp uygulamalarının güvenilirliğine dair tartışmalar, cezasızlık pratiğinin kurumsallaştığını göstermektedir. Bu durum, benzer ihlallerin tekrarını teşvik eden bir ortam yaratmaktadır.

Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, 10-27 Ocak sürecinde yaşananların münferit ihlallerden ibaret olmadığı, kolluk ve yargı uygulamalarının bütünlüklü biçimde insan hakları standartlarından uzaklaştığını gösteren yapısal bir soruna işaret ettiği açıktır. Bu nedenle, söz konusu süreçte yaşanan hak ihlallerinin tüm yönleriyle araştırılması, sorumluların tespit edilmesi, cezasızlık uygulamalarının önüne geçilmesi ve benzer ihlallerin tekrarını önleyecek yapısal ve yasal önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması demokratik hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

21 İMZA
DEM Parti 21

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

AYNI KONUDA

Aynı konuda verilen diğer önergeler

TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.