Başta 2 Mart 2026 tarihinde bir öğretmenin İstanbul'un Çekmeköy ilçesinde çalıştığı okulda öldürülmesi olayı olmak üzere kullardaki şiddet eğilimlerinin tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Eğitim ve öğretim kurumlarında artan şiddet olayları ve öğretmenlerin can güvenliği sorunu giderek artmaktadır. Yaşanan şiddet olaylarının son örneği 2 Mart 2026 tarihinde İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde gerçekleşmiştir. 44 yaşındaki Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki öğrencisi tarafından sınıfta sırtından bıçaklanarak ağır şekilde yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Saldırı sırasında araya giren başka bir öğretmen omzundan, 15 yaşındaki öğrenci ise bıçaklanarak yaralanmıştır.
Fatma Nur Çelik'in bir öğrenci tarafından bıçaklanarak öldürülmesi olayı başta olmak üzere; okullarda şiddet eğilimlerinin sosyo-ekonomik ve psikolojik kökenleri, disiplin mekanizmalarının etkinliği, önleyici tedbirlerin yetersizliği, öğretmenlerin korunması, rehberlik ve psikolojik destek hizmetleri, kolluk ve adalet sisteminin okullardaki rolü, eğitim sendikalarının talepleri ile birlikte tüm yönleriyle incelenmesi amacıyla; Anayasa'nın 98'inci maddesi ile İçtüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.
GEREKÇE
Metnin tamamını göster (6 paragraf daha)Metni kısalt
Son dönemde eğitim kurumlarında öğretmenlere ve okul personeline yönelik şiddet olayları hızla artmakta olup, bu durum eğitim camiasını derin bir üzüntü ve endişe içine sürüklemektedir. En trajik örneklerden biri, 2 Mart 2026 tarihinde İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde yaşanmıştır. 44 yaşındaki Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki öğrencisi tarafından sınıfta sırtından bıçaklanarak ağır yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Saldırı sırasında araya giren başka bir öğretmen omzundan, 15 yaşındaki öğrenci ise bıçaklanarak yaralanmıştır. Olayın vahameti, saldırgan öğrencinin eylemi önceden planladığı, okul ders programını inceleyerek öğretmenin bulunduğu sınıf ve saati belirlediği, iki gün önce Bakırköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden taburcu edilmiş olması ve geçen yıl okulda başka bir kavgaya karıştığı gerçeğiyle daha da artmaktadır. En çarpıcı detay ise, merhum Fatma Nur Çelik'in geçen yıl düzenlenen disiplin kurulu toplantısında aynı öğrenci hakkında "Can güvenliğimiz yok" diyerek meslektaşlarını uyarmış olmasıdır. Bu uyarıya rağmen yeterli önlem alınmadığı anlaşılmaktadır.
Bu menfur olay, yalnızca bireysel bir trajedi değil; eğitim sistemindeki yapısal sorunların somut bir yansımasıdır. Benzer şiddet vakaları son yıllarda farklı illerde de yaşanmıştır. Örneğin 8 Mayıs 2024'te İstanbul Eyüpsultan'da okul müdürü İbrahim Oktugan, 5 ay önce uzaklaştırılan eski bir öğrencisi tarafından silahla vurularak öldürülmüştür. Sanığın "Türkçe konuşma uyarısını kendisine yediremediğini" belirtmesi, olayın planlı yapısını, yasadışı silah edinmenin kolaylığını ve okul güvenliğindeki zafiyeti gözler önüne sermektedir. Aynı şekilde 2025 yılında Ankara'da öğretmenin darp edilmesi, İzmir'de sınıfta yumruklanması, Adana'da rehber öğretmenin bıçaklı saldırıya uğraması, Kayseri'de koridorda darbedilmesi gibi olaylar kamuoyunda geniş yankı uyandırmış, ancak kalıcı çözümler üretilememiştir. Bu vakalar, öğretmenlerin derse girerken can güvenliği kaygısı taşıdığını, disiplin mekanizmalarının yetersiz kaldığını, riskli öğrencilerin psikolojik takibinin ve rehabilitasyonunun sağlanamadığını, okul güvenliği önlemlerinin yetersiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı yaşanan olaylar sonrasında idari soruşturma başlatmış, eğitim müfettişi görevlendirmiş ve güvenlik önlemlerini artıracağını açıklamış olsa da benzer olayların tekrarlanmaması için köklü ve kapsamlı çözümler üretilmesi zorunludur. Bu olaylar zinciri, öğretmenlerin yalnız bırakıldığını, şiddet karşısında sahipsiz hissedildiğini ve sistemin koruyucu mekanizmalarının geç kaldığını bir kez daha göstermiştir.
Okullarda artan akran zorbalığı da aynı sorunlu zemin üzerinde hızla yayılan bir başka büyük tehdit haline gelmiştir. Okullarda akran zorbalığının yaygınlığı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın kendi raporlarında bile artış gösteren bir sorun olarak yer almakta olup, rehberlik hizmetlerinin yetersizliği ve önleyici programların eksikliği bu sorunu derinleştirmektedir. Fiziksel, sözel, psikolojik ve siber zorbalık biçimlerinde kendini gösteren akran zorbalığı; öğrencilerin okul ortamında sürekli korku, kaygı ve dışlanma hissetmesine yol açmakta, intihar girişimleri, depresyon, okul terkleri ve uzun vadeli psikolojik travmalara neden olmaktadır. Bu durum, öğretmen-öğrenci ilişkilerini de olumsuz etkileyerek genel okul iklimini daha gergin ve güvensiz hale getirmektedir.
Öğretmenlerin karşılaştığı sorunlar sadece şiddetle sınırlı kalmamakta; genel çalışma ve yaşam koşulları da yıllardır kötüleşmektedir. Düşük maaşlar, enflasyon karşısında eriyen ücretler, ek ders ücretlerinin yetersizliği, tayin ve atama sorunları, zorunlu hizmet bölgelerindeki zorluklar, idari baskılar, fazla mesai ve nöbet yükü, mesleki tükenmişlik, sosyal haklardaki gerilemeler ve öğretmenlik mesleğinin toplumdaki saygınlığının aşınması, öğretmenleri hem maddi hem manevi olarak yıpratmaktadır. Bu olumsuz koşullar, öğretmenlerin motivasyonunu düşürmekte, mesleğe olan bağlılığı zayıflatmakta ve dolaylı olarak eğitim ortamındaki gerilimleri artırmakta, şiddet olaylarının zeminini güçlendirmektedir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, eğitim ortamlarında artan şiddet olayları ve öğretmenlerin can güvenliği sorununun kalıcı, bilimsel ve etkin şekilde önlenmesi amacıyla; okullarda şiddet eğilimlerinin sosyo-ekonomik, psikolojik ve ailevi kökenleri, riskli öğrencilerin erken tespiti ve müdahale mekanizmaları, disiplin kurulları ve idari süreçlerin etkinliği, öğretmen uyarılarının dikkate alınması ve önleyici tedbirlerin uygulanması, okul güvenliği önlemleri, giriş-çıkış kontrolleri, psikolojik destek hizmetleri ve rehberlik birimlerinin yeterliliği, öğretmenlerin korunması için yasal düzenlemeler, şiddete karşı caydırıcı cezalar ve ağır suç sayılması önerileri, son dönemde yaşanan şiddet olayları, özellikle son yaşanan Fatma Nur Çelik cinayeti başta olmak üzere benzer vakaların analizi, çıkarılan dersler ve sorumluluklar, eğitim sendikalarının talepleri, kolluk ve adalet sisteminin okullardaki rolü, kamu kaynaklarının koordineli kullanımı ve toplumsal farkındalık çalışmaları ile birlikte tüm yönleriyle incelenmesi zorunlu hale gelmiştir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.