İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/3999 GÜNDEMDE

Muğla'nın Milas ilçesine bağlı Akbelen mevkii ve çevresindeki maden faaliyetlerinin ve acele kamulaştırma süreçlerinin tüm yönleriyle incelenerek alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Metin Ergun Muğla · İYİ Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Muğla'nın Milas ilçesine bağlı İkizköy (Akbelen Ormanı) çevresindeki, 2019 yılından beri Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali'ne linyit kömürü sağlamayı amaçlayan santralin sahibi olan şirketlerin maden sahası genişletme çalışmalarıyla karşı karşıya kalmıştır. Bölge halkı ve çevre örgütleri, ormanlık alanların, verimli tarım arazilerinin ve özellikle zeytinliklerin madenciliğe açılmasına karşı uzun süredir fiili ve hukuki direniş yürütmektedir. Bu süreç, 2021 yılında ormanda başlatılan ağaç kesimleriyle kamuoyunda geniş yankı uyandırmış, ülke genelinde çevre ve yaşam hakkı mücadelesinin simgelerinden biri haline gelmiştir.

10 Ocak 2026 tarihli ve 10848 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ikizköy (Akbelen Ormanı) çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerini kapsayan 679 parsellik tarım arazisi (içerisinde zeytinlikler de bulunan), linyit madeni üretimi için "acele kamulaştırma" kapsamına alınmıştır. Bu karar, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yürütülecek olup, bölge halkı tarafından mülkiyet haklarına, yaşam alanlarına ve ekolojik dengeye ağır bir müdahale olarak değerlendirilmektedir. Kararın ardından yaklaşık 96 yurttaş ve ilgili parseller adına Danıştay'da iptal davaları açılmıştır ve yargı süreçleri de halen devam etmektedir.

3 Nisan 2026 itibarıyla hukuki süreç aktif olarak sürmekte; acele kamulaştırmaya karşı açılan davalarda bilirkişi keşifleri yapılmakta, ancak köylülerin ve avukatların iddiasına göre, bu keşifler taraflara yeterli haber verilmeden, gerçekleştirilmektedir. Aynı dönemde zeytin ağaçlarının sökümü devam etmekte, bölge halkı ve köylüler ise nöbet, protesto ve hukuki itirazlarla süreci takip etmektedir. Bu gelişmeler, Anayasa'nın çevre, mülkiyet ve yaşam hakkı ile ilgili maddeleri başta olmak üzere çeşitli hukuki normlarla çelişki iddialarını gündeme getirmektedir.

Metnin tamamını göster (9 paragraf daha)Metni kısalt

Bu çerçevede, İkizköy (Akbelen) Ormanı ve çevresindeki maden faaliyetlerinin, acele kamulaştırma sürecinin, devam eden hukuki uyuşmazlıkların ve çevresel tahribat iddialarının tüm yönleriyle incelenmesi; bölge halkının ve köylülerin görüşlerinin değerlendirilmesi; olası hak ihlallerinin tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi Anayasa'nın 98 inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

İkizköy (Akbelen Ormanı) çevresindeki maden genişletme girişimleri, yalnızca yerel bir çevre sorunu olmanın ötesinde Türkiye'nin enerji politikası, madencilik mevzuatı, tarım ve orman koruma rejimi ile çevre ve insan hakları arasındaki gerilimi somutlaştıran önemli bir vaka olarak öne çıkmaktadır. 2019 dan bu yana devam eden karşı tepkiler, 2026 yılına girildiğinde yeni bir boyut kazanmış; özellikle 10 Ocak 2026 tarihli acele kamulaştırma kararı, önceki yıllarda kısmen yargı yoluyla durdurulan ya da tartışmalı hale gelen maden faaliyetlerini hızlandırma amacı taşımıştır. Söz konusu kararın 679 parseli kapsayan geniş bir alanı, yaklaşık 620 hektar civarında olduğu belirtilen tarım ve zeytinlik arazilerini doğrudan etkilemesi ve Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, Karacaağaç ve Karacahisar olmak üzere altı köyün yaşam alanlarını, geçim kaynaklarını ve ekolojik bütünlüğünü tehdit etmesi, bölge halkının köylerinin "haritadan silinme" riskiyle karşı karşıya olduğu yönündeki endişelerini artırmaktadır. Zeytinliklerin ve tarım arazilerinin maden ocaklarına dönüştürülmesinin geri döndürülemez tahribata yol açacağı yönündeki iddialar, halk tarafından güçlü biçimde dile getirilmektedir.

Bu kapsamda öne çıkan temel iddialar arasında, ikizköy'ün (Akbelen Ormanı) biyolojik çeşitlilik açısından taşıdığı değer ve barındırdığı endemik türler ile su kaynaklarının maden faaliyetleri nedeniyle zarar görebileceği; yeraltı su seviyelerinin olumsuz etkilenebileceği ve tarımsal üretkenliğin kalıcı biçimde düşebileceği yönündeki kaygılar yer almaktadır. Her ne kadar önceki bilirkişi raporlarında madencilik faaliyetlerinin su kaynaklarına doğrudan temas etmediği belirtilmiş olsa da, uzun vadeli etkiler bakımından erozyon, biyoçeşitlilik kaybı ve iklim değişikliğiyle mücadelede ormanların rolünün zayıflaması gibi hususlarda ciddi endişeler dile getirilmektedir. Bununla birlikte, acele kamulaştırma kararının devam eden davalar sonuçlanmadan fiili durum yaratmak amacıyla kullanıldığı, zeytin ağaçlarının sökümü ve sahadaki çalışmaların "oldubitti" yöntemiyle ilerletildiği iddiaları, mülkiyet hakkı ve yaşam hakkı bağlamında önemli tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bu işlemlerin Anayasa'nın Kamulaştırma Kanunu'nun kamu yararı ve oransallık ilkelerine aykırı olduğu, ayrıca zeytinliklerin özel koruma statüsünü düzenleyen mevzuatın göz ardı edildiği ileri sürülmektedir.

Hukuki süreçte yaşandığı iddia edilen usulsüzlükler de tartışmanın önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. 3 Nisan 2026 tarihinde başlayan bilirkişi keşiflerinin avukatlara, muhtarlara ve köylülere yeterli bilgilendirme yapılmadan gerçekleştirilmesi, tarafsızlık ve adil yargılanma hakkı açısından eleştirilmekte; keşif öncesinde veya sırasında protesto eden bazı köylülerin gözaltına alınması ya da tutuklanması ise ifade özgürlüğü ve hak arama hürriyeti bağlamında "gözdağı" olarak değerlendirilmektedir. Öte yandan, enerji politikası ve kamu yararı tartışması çerçevesinde YK Enerji'nin termik santrallere kömür tedariki gerekçesi kamu yararı olarak sunulurken, muhalif görüşler yenilenebilir enerjiye geçişin geciktiğini, kömür bağımlılığının çevresel ve sağlık maliyetlerinin yüksek olduğunu ve maden faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin tartışmalı olduğunu vurgulamaktadır. Muğla ilinin geniş bir bölümünün maden ruhsatına açık olması da bölgenin turizm, tarım ve ekoturizm potansiyeli açısından risk oluşturduğu yönünde eleştirilmektedir.

İkizköy (Akbelen Ormanı) bölgesinde sürdürülen çalışmaların beşinci yılına girmesiyle birlikte, sosyal ve demokratik boyut da daha görünür hale gelmiş; köylülerin ¿'toprağımızı vermiyoruz sloganıyla sürdürdüğü mücadele ülke genelinde dayanışma eylemlerine konu olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde muhalefet partileri tarafından çeşitli basın açıklamaları ve soru önergeleri verilmiş olmasına rağmen kapsamlı bir araştırma komisyonunun kurulmaması, yerel halkın karar alma mekanizmalarından dışlandığı, şeffaflık ve katılım eksikliği yaşandığı yönündeki demokratik eleştirileri güçlendirmiştir.

Mevcut hukuki durum incelendiğinde, acele kamulaştırma kararına karşı Danıştay nezdinde 96'dan fazla iptal davası açıldığı ve ana dava sürecinin devam ettiği görülmektedir. Geçmiş yıllarda bazı kamulaştırma kararlarının iptal edildiği ya da yürütmesinin durdurulduğu bilinmekle birlikte, 2025-2026 döneminde maden mevzuatında yapılan değişikliklerin tarım ve zeytinlik alanlarının madenciliğe açılmasını kolaylaştırdığı ve süreci hızlandırdığı ifade edilmektedir. Henüz kesin bir yürütmeyi durdurma kararı bulunmamasına rağmen sahada fiili çalışmaların devam etmesi, telafisi güç zararların doğabileceği yönünde ciddi endişelere yol açmaktadır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruların da henüz sonuçlanmamış olması, hukuki belirsizliğin sürdüğünü göstermektedir.

Tüm bu gelişmeler, yalnızca İkizköy (Akbelen Ormanı) özelinde değil, Türkiye genelinde benzer nitelikteki maden-çevre çatışmaları açısından emsal teşkil edebilecek bir sürece işaret etmektedir. Orman tahribatı, acele kamulaştırma uygulamaları ve tarım alanlarının madenciliğe açılması gibi konuların Türkiye'nin Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütleri, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik yükümlülükleri, Anayasa da güvence altına alınan çevre hakkı ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleriyle ne ölçüde bağdaştığının ortaya konulması büyük önem taşımaktadır.

Bu çerçevede, İkizköy (Akbelen Ormanı) ve çevresindeki maden faaliyetlerinin, acele kamulaştırma sürecinin, devam eden hukuki uyuşmazlıkların ve çevresel tahribat iddialarının tüm yönleriyle incelenmesi; bölge halkının ve köylülerin görüşlerinin değerlendirilmesi; olası hak ihlallerinin tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98 inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
İYİ Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.