Ceza infaz sisteminde yaşanan sorunların tespit edilerek alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıda belirtilen hususların araştırılarak ceza infaz sisteminde yaşanan yapısal sorunların ve hak ihlallerinin tespiti ile çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
GEREKÇE
Türkiye'de adalet mekanizmasının ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesine ilişkin atılacak adımların ilki; hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin giderilmesi olmalıdır. Buna rağmen gerek siyasi partilerin gerekse bağımsız sivil toplum kurumlarının sıklıkla tespit edip dile getirdiği sorunlar ve çözüm önerileri Meclis gündemine alınmamakta; toplumsal bir kriz haline gelmiş hapishanelerin durumuna dair somut adımlar atılmamaktadır.
Metnin tamamını göster (5 paragraf daha)Metni kısalt
Türkiye hapishanelerinde rutin uygulama haline gelmiş insan hakkı ihlalleri, beslenme, hijyen, ısınma ve sosyal haklar gibi temel insani ihtiyaçların tam ve yeterli şekilde sağlanmaması, fiziki tutulma koşullarının belirlenen standartların gerisinde oluşu, tek kişilik hücre tipi odalarda infaz ve sağlığa erişim hakkı önündeki engeller; münferit sorunlar olmanın ötesine geçerek sürekli hale gelmiş ve "kötü muamele yasağı"nın daimî olarak ihlali boyutlarına ulaşmıştır. Ceza infaz kurumlarının yaklaşık 300.000 kişi kapasiteli olmasına rağmen mahpus sayısının 400.000'i aşması, doluluk oranını %130'un üzerine çıkarmıştır. Avrupa ortalaması 100.000 kişi başına yaklaşık 120 mahpus iken Türkiye'de bu oran 400'ün üzerindedir. Türkiye bu yönüyle Avrupa'da en fazla insanı hapseden ve en yüksek kapasite aşımı yaşayan ülkelerden biri konumundadır. Bu durum, ceza adalet sisteminin onarıcı ve önleyici niteliğini yitirerek giderek cezalandırma odaklı bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir.
Ceza infaz sistemindeki sorunlar yalnızca belirli mahpus gruplarına özgü olmayıp, adli ve siyasi mahpusların tamamını etkileyen yaygın ihlaller şeklinde ortaya çıkmaktadır. İnfaz hukukunun parçalı ve çelişkili düzenlemelerle giderek kördüğüme dönüşmesi, kanunların uygulanmasındaki farklılıklar ve idari takdir yetkisinin genişliği, mahpuslar arasında derin eşitsizlikler yaratmıştır. Özellikle İdari ve Gözlem Kurullarının keyfi uygulamalarıyla koşullu salıverilmenin engellenmesi, infaz sistemini fiilen ikinci bir yargılama mekanizmasına dönüştürmüş; eşitlik ve hukuk güvenliği ilkelerini zedelemiştir.
Öte yandan, tutuklama tedbirinin istisnai niteliğini yitirerek fiili bir cezalandırma aracına dönüşmesi ve uzun yargılama süreleri, adil yargılanma hakkını ihlal etmekte; bireylerin kesin hüküm olmaksızın uzun süre özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına yol açmaktadır. Hapishanelerde ağır hasta mahpuslar başta olmak üzere sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlar yaşanmakta; sevklerin gecikmesi ve uygun tedavi imkanlarının sağlanmaması yaşam hakkını tehdit etmektedir. Tek kişilik hücre tipi odalarda uzun süreli tutulma, kelepçeli muayene, onur kırıcı arama uygulamaları, şiddet ve kötü muamele iddiaları ise işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmesi gereken uygulamalardır.
Ceza infaz sisteminde yaşanan bu yapısal sorunların ortaya çıkmasında ve derinleşmesinde, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kurumlarının sorumluluğu bulunmaktadır. Ceza infaz kurumlarının yönetimi ve infaz politikalarının belirlenmesinden sorumlu olan Adalet Bakanlığı'nın, infazda eşitliği sağlama ve hak ihlallerini önleme yükümlülüklerini etkin biçimde yerine getiremediği; denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığı görülmektedir. Öte yandan, gözaltı, sevk ve güvenlik uygulamalarında yetkili olan İçişleri Bakanlığı'nın uygulamalarına ilişkin kötü muamele iddiaları ve hak ihlalleri de bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. İlgili kurumların şeffaflık ve hesap verebilirlikten uzak uygulamaları, ceza infaz sisteminde yaşanan sorunların süreklilik kazanmasına neden olmaktadır.
İnfaz sisteminin büyük ölçüde idari takdirle şekillenen, denetimsiz ve öngörülemez bir yapıya dönüşmesi; hukuki belirliliği ortadan kaldırmakta, eşitsizlikleri derinleştirmekte ve toplumsal adalet duygusunu zedelemektedir. Demokratikleşme ve hukuk devleti yönündeki söylemlerin ceza infaz sistemine yansımaması ise kamuoyunda güven kaybına yol açmaktadır. Bu çerçevede, ceza infaz sisteminde yaşanan hak ihlallerinin, infazda eşitsizliklerin ve kötü muamele iddialarının tüm boyutlarıyla ortaya konulması; insan onuruna dayalı, eşitlikçi ve hukuk devleti ilkelerine uygun bir infaz sisteminin tesisine yönelik gerekli yasal ve idari tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bir araştırma komisyonu kurulması zorunlu hale gelmiştir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.