İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4046 GÜNDEMDE

Şanlıurfa'da bulunan bir okulda meydana gelen silahlı saldırı olayı başta olmak üzere eğitim kurumlarında artan şiddet olgusunun nedenlerinin araştırılarak benzer olayların önlenmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Gülüstan Kılıç Koçyiğit Kars · DEM Parti ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Siverek ilçesinde bulunan Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde meydana gelen ve 16 yurttaşımızın yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırının tüm boyutlarıyla araştırılması, eğitim kurumlarında giderek artan şiddet olgusunun nedenlerinin ortaya konulması ve benzer saldırıların önlenmesine yönelik yapısal, kurumsal ve pedagojik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nin 98'inci ve TBMM Içtüzüğü'nün ilgili maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 14.04.2026

ÖZET GEREKÇE

Urfa'nın Siverek ilçesinde bulunan Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde meydana gelen ve 16 yurttaşın yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırı, yalnızca bireysel bir şiddet vakası olarak değerlendirilemeyecek kadar derin, çok katmanlı ve yapısal sorunlara işaret etmektedir. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin aynı okulun eski öğrencisi olduğuna ve saldırının ardından yaşamına son verdiğine ilişkin bilgiler, bu tür şiddet vakalarının münferit bir şekilde bireysel fail üzerinden açıklanamayacağını; toplumsal, siyasal, ekonomik ve pedagojik bağlamların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Metnin tamamını göster (9 paragraf daha)Metni kısalt

GEREKÇE

Son yıllarda eğitim kurumlarında gözlemlenen şiddet vakalarındaki artış, münferit olayların ötesinde bir eğilim halini almıştır. Okulların yalnızca akademik başarı ve sınav performansı üzerinden yapılandırılması, eğitimin giderek rekabetçi ve piyasacı bir mantıkla örgütlenmesi ve kamusal eğitim anlayışının zayıflaması, çocukların ve gençlerin sosyal, duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarını geri plana itmektedir. Bu durum, eğitim kurumlarını güvenli öğrenme ortamları olmaktan uzaklaştırarak, çeşitli gerilimlerin, dışlanma süreçlerinin ve şiddet biçimlerinin yeniden üretildiği alanlara dönüştürmektedir.

Öte yandan, Türkiye'de derinleşen yoksulluk, gelir adaletsizliği, güvencesizlik ve geleceksizlik hissi özellikle genç nüfus üzerinde çok yönlü bir baskı yaratmaktadır. Bu yapısal sorunlar, eğitim sistemine doğrudan yansımakta; öğrenciler arasında umutsuzluk, sosyal dışlanma ve psikolojik kırılganlıkları artırmaktadır. Kamusal sosyal politikaların zayıflaması, sosyal devlet mekanizmalarının etkisizleşmesi ve gençlere yönelik koruyucu-önleyici hizmetlerin yetersizliği, şiddetin önlenmesi açısından önemli boşluklar doğurmaktadır.

Bu bağlamda, okullarda rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin niceliksel ve niteliksel yetersizliği, erken müdahale ve koruyucu sosyal hizmet mekanizmalarının işletilememesi, öğrencilerin ihtiyaç duyduğu psikososyal desteğe erişimde ciddi eşitsizlikler yaratmaktadır. Akran zorbalığı, okul içi dışlama pratikleri ve öğrenciler arası şiddet ilişkilerinin artışı da bu yapısal eksikliklerle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle yaşanan saldırının yalnızca bireysel bir failin eylemi olarak ele alınması, sorunun toplumsal ve kurumsal boyutlarını görünmez kılmakta ve yapısal müdahale ihtiyacını perdelemektedir.

Ayrıca toplumsal yaşamda giderek yaygınlaşan kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı ve şiddeti normalleştiren siyasal ve toplumsal dilin, özellikle çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri de dikkate alınmalıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesinin zayıfladığı, toplumsal güven duygusunun aşındığı ve kamusal alanın giderek gerilimli bir yapıya büründüğü bir ortamda, eğitim kurumlarının bu genel siyasal ve toplumsal iklimden bağımsız değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu çerçevede, okullarda artan akran zorbalığı ve şiddet davranışları yalnızca bireysel davranış sorunları değil, daha geniş toplumsal yapıların ve politik iklimin yansımaları olarak ele alınmalıdır.

Eğitim hakkı, yalnızca eğitime erişim hakkı değil; aynı zamanda güvenli, eşitlikçi, kapsayıcı, bilimsel ve özgürlükçü bir öğrenme ortamında bulunma hakkını da

• içermektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 42'nci maddesi uyarınca devletin eğitim hakkını eşitlik temelinde sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Aynı şekilde 17'nci madde yaşam hakkı ve maddi-manevi bütünlüğün korunmasını güvence altına almakta; devletin koruyucu ve önleyici sorumluluğunu açık biçimde tanımlamaktadır. Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de çocukların şiddetten uzak, güvenli ve destekleyici eğitim ortamlarında bulunmasını devletin pozitif yükümlülüğü olarak düzenlemektedir.

Bu çerçevede, Siverek'te yaşanan saldırının yalnızca adli boyutuyla değil; eğitim politikaları, sosyal devletin dönüşümü, gençlik politikalarının yetersizliği, psikososyal destek mekanizmalarının eksikliği ve toplumsal kutuplaşmanın etkileriyle birlikte ele alınması zorunludur. Eğitim sisteminin mevcut yapısı içinde giderek artan rekabet, performans baskısı ve eşitsizlikler; çocukların hem akademik hem de sosyal gelişimlerini olumsuz etkilemekte, bu durum da şiddet risklerini artıran bir zemin oluşturmaktadır.

Bu nedenle, söz konusu saldırının tüm yönleriyle araştırılması; eğitim sisteminde artan şiddet olgusunun yapısal nedenlerinin ortaya konulması; akran zorbalığı ve okul içi şiddet dinamiklerinin incelenmesi; rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliklerinin tespiti; kamusal eğitim politikalarının zayıflamasının etkilerinin değerlendirilmesi; gençlerin sosyal, ekonomik ve psikolojik koşullarının bütüncül biçimde analiz edilmesi ve okullarda güvenliğin yalnızca fiziki tedbirlerle değil, toplumsal barış, eşitlik, özgürlük ve adalet temelinde sağlanmasına yönelik politikaların geliştirilmesi gerekmektedir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA
DEM Parti 1

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.