İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4054 GÜNDEMDE

Munzur Üniversitesi öğrencisi bir kadının kaybolması olayı sonrası yapılan soruşturmanın ve delik karartma iddialarının tüm yönleriyle araştırılması ve süreçteki sorumluların tespit edilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Ayten Kordu Tunceli · DEM Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

5 Ocak 2020 tarihinde Dersim'de kaybettirilen Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasının son sürecinde yaşanan gelişmelerle beraber akıbetine ilişkin sürecin kapsamlı biçimde ele alınması, olayın cinayet boyutu ile delillerin karartıldığına dair iddiaların aydınlatılması, soruşturmanın ilk aşamasından itibaren hangi doğrultuda ilerlediğinin ve karar alma süreçlerinin nasıl şekillendiğinin ortaya çıkarılması, bugüne kadar soruşturma kapsamı dışında bırakılan üst düzey kamu görevlilerinin olası sorumluluklarının tespit edilmesi, yargısal ve idari süreçlerde ortaya çıkan aksaklıkların belirlenmesi, kadınlara karşı işlenip üzeri kapatılmaya çalışılan suçların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin oluşturulması amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM Içtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

5 Ocak 2020 tarihinde Dersim'de kaybettirilen Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmada son dönemde ortaya çıkan gelişmeler, dosyanın başından itibaren ciddi usulsüzlükler, delil karartma iddiaları ve kamu görevlilerinin olası müdahaleleriyle şekillendiğini güçlü biçimde ortaya koymaktadır.

Metnin tamamını göster (10 paragraf daha)Metni kısalt

Aradan geçen altı yıla rağmen somut bir sonuca ulaşılamamış olması, buna karşın son süreçte yedi ilde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında dönemin valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel dahil olmak üzere 13 şüphelinin gözaltına alınması, soruşturmanın başlangıçta yanlış yönlendirilmiş olabileceğine işaret etmektedir. Dosyanın ilk aşamalarda "intihar" ekseninde ele alınmasına karşın bugün "cinayet" şüphesi üzerinden ilerlemesi, soruşturmanın başlangıcındaki yaklaşımın yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durum, yargısal sürecin nasıl şekillendiğine dair ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Gülistan Doku'ya ait telefonun SIM kartı, adli emanete alınması gerekirken Ankara'da bir siber çeteye verildiği iddia edilmektedir. Söz konusu SIM kartın 18 Ocak 2020 tarihinde bir polis memuru tarafından kullanıldığı ve gece saatlerinde Gülistan Doku'nun sosyal medya hesaplarına girilerek veri silme işlemleri gerçekleştirildiği yönündeki bulgular, soruşturmanın dijital boyutunda ciddi manipülasyonlar yapıldığına işaret etmektedir. Arkadaş listelerinden kişilerin silinmesi, delil niteliğindeki bağlantıların ortadan kaldırılmış olabileceğini düşündürmektedir.

HTS kayıtları ve banka hareketlerine ilişkin ortaya konan iddialar, bu sürecin organize bir yapı tarafından yürütülmüş olabileceğini göstermektedir. Bir polis memuru ile dönemin vali ve koruma amiri arasında iletişim ve para transferi olduğu yönündeki bulgular, kamu gücünün delil karartma amacıyla kullanıldığı iddiasını gündeme getirmektedir.

Bununla birlikte, dijital delillerin yanı sıra Munzur Üniversitesi'ndeki kamera görüntülerinin değiştirildiği, hastaneye ait kamera kayıtlarının da manipüle edildiği ve hastane kayıtlarının silindiği yönündeki iddialar, olayın çok daha geniş bir müdahale ağına sahip olabileceğini göstermektedir.

Soruşturmanın yönlendirilmesine ilişkin iddialar da dikkat çekicidir. Gülistan Doku'nun ablası Aygül Doku'nun beyanlarına göre, olayın başından itibaren farklı kişiler üzerinden bir senaryo oluşturulmuş; cinayetin başka bir kişi üzerine yıkılması planlanmıştır. Yurtdışında bulunan Umut Altaş hakkında kırmızı bülten çıkarılması ve olayın bu kişi üzerinden açıklanmaya çalışılması, soruşturmanın yönlendirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.

Aygül Doku'nun aktardığı üzere, Altaş ailesinin ilk görüşmede başsağlığı dilemesi ve olay hakkında bilgi sahibi olduklarını ima etmeleri, ayrıca ellerinde bulunan ses kayıtlarını savcılığa ilettiklerini belirtmeleri, soruşturma makamlarının bu tür kritik delilleri nasıl değerlendirdiğinin açıklığa kavuşturulmasını gerektirmektedir.

Ortaya çıkan tablo, cinayetin işlendiği, ardından delillerin sistematik şekilde yok edildiği ve soruşturmanın belirli bir senaryo doğrultusunda yönlendirildiği yönünde güçlü şüpheler doğurmaktadır. Bu durum, etkin soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğine ilişkin tartışmaları derinleştirmektedir.

İddiaların merkezinde yer aldığı belirtilen üst düzey kamu görevlilerinin soruşturma kapsamına dahil edilmemiş olması, kamu vicdanında ciddi bir rahatsızlık yaratmaktadır. Başta dönemin Tunceli Valisi olup halen İçişleri Bakanlığı bünyesinde İçişleri Başmüfettişi olarak görev yapan Tuncay Sonel olmak üzere, dönemin Başsavcısı, Emniyet Müdürü ve Munzur Üniversitesi yönetimi üst düzey kamu görevlilerinin herhangi bir adli sürece tabi tutulmamış olması, hukukun eşitlik ilkesine dair tartışmaları artırmaktadır. Alt düzey kamu görevlileri hakkında işlemler yürütülürken üst düzey kamu görevlilerinin süreç dışında kalması yönündeki algı, yargıya olan güveni zedelemektedir. Bu durum, kamu yönetimi ve yargı sistemi açısından yapısal bir soruna işaret etmektedir.

Öte yandan Gülistan Doku dosyasının ötesinde, şüpheli kadın ölümleri ve kaybettirilme vakalarında cezasızlık riskini artıran yapısal bir soruna işaret etmektedir. Gülistan Doku vakasının tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması, başta Rojbin Kabaiş olmak üzere benzer nitelikteki kadın kayıpları ve kadın cinayetlerinin aydınlatılmasında emsal teşkil edebilecek; kamu görevlilerinin sorumluluğunun açık biçimde belirlenmesi ise hem adalet duygusunun güçlenmesine hem de benzer olayların önlenmesine katkı sağlayacaktır.

Bu kapsamda, Gülistan Doku'nun kaybettirilmesine ilişkin sürecin tüm yönleriyle incelenmesi, cinayet ve delil karartma iddialarının araştırılması, soruşturmanın başlangıcından itibaren nasıl ilerlediğinin ve hangi karar mekanizmalarıyla şekillendiğinin ortaya konulması, soruşturmaya dahil edilmeyen üst düzey kamu görevlilerinin sorumluluklarının belirlenmesi, yargı ve idari süreçlerde ortaya çıkan eksikliklerin tespit edilmesi ve kadınlara karşı işlenip örtbas edilmeye çalışılan benzeri suçların önlenmesine yönelik gerekli tedbirlerin geliştirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması büyük önem taşımaktadır.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
DEM Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.