İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4056 GÜNDEMDE

YÖK tarafından açıklanan lisans programlarının üç yıla indirilmesini öneren düzenlemenin olası etkilerinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Cengiz Çiçek İstanbul · DEM Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yükseköğretim Kurulu tarafından gündeme getirilen ve dört yıllık lisans programlarının fiilen üç yıla sıkıştırılmasını öngören düzenlemenin yükseköğretimin niteliği, üniversitelerin özerkliği, gençlerin eğitim hakkı ve güvenceli gelecek perspektifi üzerindeki etkilerinin tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla, Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

GEREKÇE

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından kamuoyuna duyurulan ve dört yıllık lisans programlarının akademik takvimin yoğunlaştırılması yoluyla fiilen üç yıla indirilmesini hedefleyen model, bir süre düzenlemesi olarak sunulsa da gerçekte yükseköğretimin yönünü belirleyen politik bir tercihe işaret etmektedir.

Metnin tamamını göster (5 paragraf daha)Metni kısalt

Demokratik, bilimsel, ücretsiz ve anadilinde eğitim, toplumsal özgürleşmenin ve kamusal hizmetlerin yegâne pusulasıdır. Eğitimin kimin için ve hangi ihtiyaçlara göre örgütlendiği, pusulanın hangi yöne çevrildiğini de göstermektedir. Eğitim sermayenin kar alanı veya bir toplum mühendisliğinin aparatı olarak görülemez. Oysa yapılmak istenen düzenleme toplumsal ihtiyaçları değil sermayenin ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. Böylelikle eğitim süreçleri ve eğitim kurumları sermayenin arka bahçesi haline getirilmek istenmektedir.

Düzenleme barınma, beslenme gibi temel kamusal hakları karşılama sorumluluğundan elini çeken iktidarın yükseköğretimi adım adım tasfiye etme stratejisinin bir parçasıdır. Dolayısıyla tartışma eğitimin süresine indirgenemeyecek kadar derin bir meseleyi açığa çıkarmaktadır. Lisans eğitiminin kısaltılması ve benzer girişimler, yükseköğretimi toplumsal gelişimin bir aracı olmaktan çıkararak sermayenin ihtiyaç duyduğu esnek, düşük maliyetli ve hızla dolaşıma sokulabilir işgücünü üretme mekanizmasına dönüştürmektedir. Bu yönelim, üniversiteyi eleştirel düşüncenin ve bilimsel üretimin alanı olmaktan uzaklaştırarak dar bir mesleki formasyon alanına indirgemektedir. Bugün üniversiteler, bilimsel üretim ve toplumsal gelişim alanı olmaktan çıkarılarak sermayenin ihtiyaç duyduğu işgücünü hızlı ve düşük maliyetle üreten yapılara dönüştürülmektedir. Lisans süresinin kısaltılması girişimi, eğitimi toplumun özgürleşme alanları olarak ve toplumsal ihtiyaçları karşılamak üzere kamusal bir hak olarak gören bir yaklaşımın değil; sermaye için 'ucuz iş gücü" atölyeleri olarak gören zihniyetin devamıdır. MESEM gibi projeleri tamamlayan ve yaygınlaştıran, sınıfsal eşitsizlikleri derinleştiren, gençlerin ütopyalarını "karın tokluğuna iş bulma" ile sınırlandıran bir düzenlemedir. Düzenleme ihtiyacı, benzer örneklerde de karşımıza çıkan istihdama duyarlılık" ve "beceri temelli müfredat" gibi kavramlarla gerekçelendirilse de özünde yükseköğretimin işgücü piyasasının ihtiyaçlarına göre şekillendirilmek istendiği tartışma götürmez bir gerçekliktir. Nitekim Eğitim-Sen ve TMMOB gibi toplumun dinamik kesimleri ve meslek örgütleri de bu sürecin, üniversiteleri bilimsel bilgi üretiminden uzaklaştırarak daha dar bir mesleki formasyon alanına sıkıştırabileceği ve gençleri daha erken yaşta güvencesiz ve düşük ücretli iş gücü haline getireceği yönünde haklı tepkilerini dile getirmektedir. Türkiye'de yükseköğretim mezunları arasında işsizlik oranlarının yüksekliği dikkate alındığında, eğitim süresinin kısaltılması gençlerin istihdam sorununu çözmeyecektir. Aksine, gençleri daha düşük ücretli ve güvencesiz çalışma koşullarına itecektir. Öte yandan akademik takvimin yoğunlaştırılmasıyla yılın tamamına yayılan eğitim modeli, üniversitelerde araştırma faaliyetlerini geri plana iterek akademisyenleri yalnızca ders veren bir işleyişe zorlayacaktır. Bu durum, bilimsel üretimin daha da zayıflamasına ve üniversitelerin araştırma kapasitesinin gerilemesine yol açacaktır. Aynı zamanda öğrencilerin sosyal, kültürel ve entelektüel gelişim alanları daralacak; üniversite yaşamı bütünlüklü bir eğitim süreci olmaktan çıkacaktır.

Yükseköğretim alanındaki bu dönüşüm, tarihsel olarak YÖK'ün kuruluş mantığıyla da doğrudan ilişkilidir. 12 Eylül darbesi sonrasında kurulan YÖK, üniversiteleri siyasal ve toplumsal denetim altına almanın bir aracı olarak şekillendirilmiş; eleştirel düşünceyi sınırlandıran ve tekçi bir anlayışı dayatan bir yapı olarak işlev görmüştür. Bugün ise bu yapı, yalnızca ideolojik denetimin değil, aynı zamanda eğitimin piyasalaştırılmasının da başlıca araçlarından biri haline gelmiştir.

Bu gerçekliğe rağmen akademik takvim ve eğitim süreçlerine ilişkin bu denli kapsamlı değişikliklerin merkezi idari tasarruflarla belirlenmesi YÖK'ün merkeziyetçi yapısını daha da güçlendirecektir.

Sonuç olarak, lisans eğitiminin kısaltılması yönündeki girişimler; eğitimin kamusal niteliğini zayıflatan, üniversitelerin bilimsel ve özerk yapısını aşındıran ve gençliği güvencesizliğe iten kapsamlı bir dönüşümün parçasıdır. Bu nedenle söz konusu düzenlemenin tüm boyutlarıyla incelenmesi, toplumsal, ekonomik ve akademik etkilerinin araştırılması amacıyla bir Meclis Araştırması açılması elzemdir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
DEM Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.