İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4106 GÜNDEMDE

Çocuk yaşta gerçekleştirilen evlilikleri ve çocuk istismarını önlemek ve koruyucu denetim mekanizmalarının etkinliğinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Mahmut Tanal Şanlıurfa · CHP ve 21 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Türkiye'de çocuk gebeliklerinin ve çocuk evliliklerinin hukuki, idari, sosyal ve toplumsal boyutlarıyla devam eden yapısal bir sorun haline geldiği; çocukların korunmasına yönelik mevcut mevzuat ve uygulamaların yetersiz kaldığı; bu durumun hukuk devleti ilkesi ile temel nak ve özgürlükler bakımından ciddi ihlallere yol açtığı yönündeki iddiaların tüm yönlefiyle araştırılması, sorunun nedenlerinin ortaya konulması ve kalıcı çözümlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca işleme alınarak; Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 20.01.2026

GEREKÇE

Tarafımıza iletilen bilimsel ve saha temelli raporlar, Türkiye'de çocuk gebelikleri ve çocuk evliliklerinin münferit değil, yaygın ve yapısal bir sorun haline geldiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Özellikle saha verileri; 10-14 yaş arası gebeliklerin hem tıbben yüksek riskli hem de hukuken mutlak cinsel istismar niteliğinde olduğunu, 15-17 yaş arası gebeliklerin ise erken evlendirme, eğitimden kopuş ve yoksulluk döngüsüyle doğrudan bağlantılı bulunduğunu göstermektedir. Bu yaş grubunda anne ölüm riskinin yetişkinlere göre kat kat yüksek olması, sorunun ağır bir halk sağlığı boyutu taşıdığını da ortaya koymaktadır.

Saha araştırmaları, çocuk gebeliklerinin önemli bir bölümünün resmi kayıtlara yansımadığını; kimlik kaydırma, başkası adına doğum kaydı ve benzeri yöntemlerle sistematik biçimde görünmez kılındığını göstermektedir. Bu durum yalnızca istatistiksel bir eksiklik değil, aynı zamanda suçun gizlenmesi ve denetim mekanizmalarının etkisiz hale gelmesi sonucunu doğurmaktadır. Raporlarda ayrıca, doğum kontrol yöntemlerine erişimin ciddi ölçüde kısıtlandığı, aile planlaması hizmetlerinin sahada zayıfladığı ve kamu sağlık hizmetlerinde kürtaja erişimin fiilen engellendiği yönünde tespitler yer almaktadır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin bu şekilde geri çekilmesi, çocuk gebeliklerini önleyici mekanizmaların işlevsiz hale geldiğini göstermektedir. Adli süreçlere ilişkin veriler de son derece çarpıcıdır. Çocuk cinsel istismarı dosyalarının önemli bir kısmının soruşturma aşamasında bekletildiği, sınırlı sayıda dosyanın kovuşturma aşamasına geçebildiği ve kayda değer bir bölümünün takipsizlikle sonuçlandığı görülmektedir. "Rıza" ve "şikâyet yokluğu" gibi gerekçelerin uygulamada sıklıkla kullanılması, çocukların korunmasına yönelik ceza adalet sisteminin etkinliğini zayıflatmakta ve fiili bir cezasızlık algısı oluşturmaktadır. Mevcut hukuki çerçeve de uygulamada çelişkili sonuçlar doğurmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nda evlenme yaşının kural olarak 18 olarak belirlenmiş olmasına rağmen 17 yaş için ebeveyn rızası, 16 yaş için hâkim kararıyla istisna tanınabilmesi; buna karşılık Türk Ceza Kanunu'nun 103 ve 104'üncü maddelerinde çocukların cinsel istismarı ve reşit olmayanla cinsel ilişki suç olarak düzenlenmiş olması, uygulamada fiilin evlilik yoluyla meşrulaştırılmasına yol açabilecek ciddi bir normatif çelişki yaratmaktadır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun koruyucu yaklaşımına rağmen, bu çelişkili yapı ve uygulamalar çocukların korunmasını fiilen zayıflatmaktadır. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile Anayasa'nın 90'ıncı maddesi birlikte değerlendirildiğinde; çocukların erken yaşta evlendirilmesi ve çocuk gebelikleri, çocuğun üstün yararı, eğitim hakkı, sağlık hakkı ve fiziksel-psikolojik bütünlüğünün korunması ilkeleri bakımından açık bir hak ihlali niteliği taşımaktadır. Anayasa'nın 2'nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi ile 5, 10, 17 ve 56'ncı maddelerde düzenlenen yükümlülükler çerçevesinde, devletin çocukları koruma görevini etkin biçimde yerine getirmediği yönünde ciddi bulgular bulunmaktadır. Çocuk evlilikleri ve çocuk gebelikleri; eğitim hakkının ihlali, erken yaşta annelik, sağlık riskleri, şiddet, sosyal hayattan kopuş ve yoksulluğun kuşaklar arası aktarımı gibi çok yönlü sonuçlar doğurmaktadır. Bu tablo özellikle kız çocukları açısından derinleşen yapısal bir eşitsizlik yaratmaktadır.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; çocuk evlilikleri ve çocuk gebeliklerinin hukuki, idari, sağlık ve sosyal boyutlarıyla incelenmesi, mevzuattaki çelişkilerin giderilmesi, ka uygulamaların ortaya çıkarılması, koruyucu sağlık ve denetim mekanizmalarının değerlendirilmesi ve çocukların üstün yararını esas alan kalıcı çözümlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir Araştırma Komisyonu kurulmasu gelmiştir. 1923

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

22 İMZA
CHP 21EMEP 1

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.