Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi sürecinin tüm yönleriyle araştırılarak ortaya çıkan sonuçların değerlendirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Türkiye'de şeker üretiminde önemli bir yere sahip olan ve uzun yıllar kamu eliyle işletilen şeker fabrikalarının özelleştirilmesi süreci ekonomik, sosyal ve stratejik etkileri bakımından kamuoyunda tartışmalara yol açmıştır. Özellikle 2018 yılında gerçekleştirilen devirler sonrasında üretim yapısı, istihdam, pancar üreticisinin durumu ve kamu maliyesine yansımalar konusunda çeşitli soru işaretleri ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda, özelleştirme süreçlerinin planlanması ve uygulanması, ihale yöntemleri, devir sonrası işletme faaliyetleri ile üretim, fiyat, istihdam ve kamu maliyesi üzerindeki etkilerin bütüncül bir yaklaşımla incelenmesi, kamu yararının gözetilip gözetilmediğinin ortaya konulması önem arz etmektedir.
Bu itibarla, söz konusu sürecin tüm yönleriyle araştırılması, ortaya çıkan sonuçların değerlendirilmesi ve gerekli tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 07.05.2026
GEREKÇE
Metnin tamamını göster (5 paragraf daha)Metni kısalt
Cumhuriyetimizin ilk sanayi hamlelerinden biri olan şeker fabrikaları, kırsal kalkınmanın, tarımsal üretimin ve bölgesel istihdamın temel unsurlarından biri olmuştur. Bu fabrikalar, pancar üreticisi ile sanayi arasında köprü kurarak ülkemizin gıda güvenliğinde stratejik bir rol üstlenmiş aynı zamanda Anadolu'nun birçok şehrinde ekonomik hayatın merkezinde yer almıştır. Ancak 2008 yılında özelleştirme kapsamına alınan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin, özellikle 2018 yılında hızlandırılar uygulamalarla önemli bir bölümünün özel sektöre devredilmesi, bu köklü yapının geleceği hakkında ciddi soru işaretlerini beraberinde getirmiştir.
Bu çerçevede öncelikle, söz konusu özelleştirme sürecinin hangi ekonomik, teknik ve kamusal gerekçelerle planlandığı 2018 yılında gerçekleştirilen ihale süreçlerinin hangi kriterlere göre yürütüldüğü ve kamu yararının ne ölçüde gözetildiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Özellikle satışa çıkarılan fabrikaların değer tespitlerinin hangi yöntemlerle yapıldığı, rekabet koşullarının sağlanıp sağlanmadığı ve ihalelerin şeffaflık ilkesine uygun şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususları kamuoyu nezdinde ciddi tartışmalara konu olmuştur.
Özelleştirme sonrası dönemde fabrikaların üretim kapasitelerinde, verimliliklerinde ve faaliyetlerinde meydana gelen değişimlerin de kapsamlı biçimde incelenmesi gerekmektedir. Satışı yapılan fabrikalara ilişkin yatırım, modernizasyon ve üretim taahhütlerinin yerine getirilip getirilmediği, bu tesislerin üretim planlamasında herhangi bir daralma yaşanıp yaşanmadığı ve ülke genelinde şeker arzına etkilerinin ne olduğu hususları hem sektörün sürdürülebilirliği hem de tüketici refahı açısından kritik önemdedir. Bu bağlamda, özelleştirme sonrasında şeker fiyatlarında meydana gelen değişimlerin nedenleri ve piyasa dengeleri üzerindeki etkileri de detaylı şekilde araştırılmalıdır.
Bununla birlikte, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin özelleştirme sonrası mali performansı da dikkatle ele alınmalıdır. Kurumun son yıllarda artan zararlarının temel nedenleri, yönetimsel kararlar, varlık satışları ve finansal yapıdaki bozulmalar bağlamında değerlendirilmelidir. Sayıştay raporlarında yer alan "geri dönülemez borç çıkmazı" tespiti, kamu yönetimi açısından ciddi bir denetim ve planlama zafiyetine işaret etmektedir. Bu kapsamda, kamuya ait varlıkların elden çıkarılmasının ardından kurumun mali yapısında meydana gelen bozulmanın nedenleri ve sorumluları açıkça ortaya konulmalıdır. Özelleştirilen fabrikaların sahip olduğu taşınmaz varlıkların akıbeti de ayrıca araştırılması gereken önemli bir husustur. Aynı zamanda, bu özelleştirme sürecinin kamu maliyesine toplam etkisinin ne olduğu, elde edilen gelir ile ortaya çıkan zararlar arasında nasıl bir denge bulunduğu da şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. -Özelleştirme süreçlerinin rekabetçi ve şeffaf yürütülüp yürütülmediği, -Kamu varlıklarının gerçek değerinin altında satılıp satılmadığı, -Sonraki devir işlemlerinde kamu zararına yol açılıp açılmadığı, -Halka arz süreçlerinde yatırımcıların yanıltılıp yanıltılmadığı, -Sermaye piyasası düzenleyici kurumlarının görevlerini ihmal edip etmediği, -Olası siyasi ve ekonomik çıkar ilişkilerinin süreçlere etkisinin bulunup bulunmadığı, -Tarım politikaları, pancar üreticileri ve şeker kotası üzerindeki etkilerin ne olduğu, -İmar rantı iddialarının doğruluğu ve kamuya etkisi hususlarının bütün yönleriyle incelenmesi, kamu vicdanının tatmini ve benzer mağduriyetlerin önlenmesi açısından zaruri hale gelmiştir.
Sonuç olarak, özelleştirilen şeker fabrikalarının ihale süreçlerinden üretim yapısına, istihdam etkilerinden pancar üreticisine yansımalarına, kamu maliyesine olan etkilerinden stratejik sonuçlarına kadar çok boyutlu bir incelemeye tabi tutulması gerekmektedir. Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılıp kullanılmadığının ortaya konulması, oluşan zararların nedenlerinin tespit edilmesi ve gelecekte benzer hataların tekrarlanmaması adına gerekli tedbirlerin belirlenmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetim yetkisini kullanması büyük bir zorunluluk haline gelmiştir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.