Bazı medya kuruluşlarına TMSF tarafından el konulması ve kayyım atanmasının sonuçlarının araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Kara para iddialarıyla medya kuruluşlarına yönelik el koyma ve kayyım atama uygulamalarının siyasi, hukuki ve demokratik sonuçlarının araştırılması, basın ve ifade özgürlüğüne olan etkilerinin Yüce Meclisimizce belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İç Tüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.
Nemin Yıldrım Kora ASt-7 GEN4
Gerekçe:
Metnin tamamını göster (6 paragraf daha)Metni kısalt
Ülkemizde 4. kuvvet olarak nitelenen basın, uzun süredir siyasal iktidarın ağır ve sistematik kuşatması altındadır. Özellikle özgür medyaya ve gazetecilere yönelik uygulamalar bir baskı rejimine dönüşmüştür. Gazeteciler soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalarla susturulmakta; medya kuruluşlarının ekranları karartılmakta, ilan ambargoları ve RTÜK cezalarıyla çok seslilik boğulmakta, kayyım tehdidiyle medya kuruluşları iktidara biat etmeye zorlanmaktadır. Haber yapmanın suç, eleştirinin terör faaliyeti, kamu yararını gözetmenin "devlet aleyhine faaliyet" olarak yaftaladığı bu iklimde, basın özgürlüğünden söz etmek artık mümkün değildir. Bu durum yalnızca gazetecilerin değil, halkın haber alma hakkının da açıkça gasp edilmesi anlamına gelmektedir.
Son dönemde yürütülen soruşturmalar; medya kuruluşlarının kara para aklama operasyonları için hedef seçildiğine işaret etmektedir. Kara para aklama iddiaları gerekçe gösterilerek, aralarında Gain Medya, Flash Haber, Ekotürk, Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT'nin de bulunduğu çok sayıda büyük medya kuruluşu Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilmiş ve bu kuruluşlara kayyım atanmıştır. TMSF'nin kontrolüne geçen medya kuruluşları dolayısıyla da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yürütme organı fiilen ülkenin en büyük medya patronu hâline gelmiştir.
Medya kuruluşlarının kara para operasyonlarının odağı haline gelmesinin de devlet kontrolündeki medya grubunun sürekli büyümesi de demokratik bir hukuk devletinde kabul edilmesi mümkün değildir. Kara para ile mücadele adı altında medya kuruluşlarının "kamulaştırılır" gibi yönetimlerinin ele geçirilmesi, basının siyasal iktidara teslim edilmesi anlamına gelmektedir. Basının kara paraya teslim olmuş görüntüsü demokrasimize, basın ve ifade özgürlüğüne geri dönülemez zararlar verecektir.
Halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğüne ağır bir müdahale oluşturan sürecin, tüm yönleriyle araştırılması TBMM'nin öncelikli görevi olmalıdır. Bu kapsamda; medya kuruluşlarının el değiştirme süreçlerinde sorumluluğu bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının inceleme ve denetim görevlerini sağlıklı şekilde yerine getirilip getirilmediği incelenmelidir. Ayrıca, basın medya kuruluşlarının el değiştirmesinde, devlet yönetiminde görevi bulunan kişilerin de etkili olduğu yönündeki iddiaların da yanıtlanması gereklidir. Anayasa'nın 26'ncı ve 28'inci maddeleri açıkça ifade ve basın özgürlüğünü güvence altına almasına rağmen, milyonlarca yurttaşın haber alma hakkı, yürütmenin keyfi tasarruflarıyla gasp edilmektedir. Yargı süreçlerinin şeffaflıktan uzak yürütülmesi, kayyım atamalarının siyasi talimatlarla gerçekleştirildiği yönündeki güçlü kanaati daha da pekiştirmektedir. Medya kuruluşlarına el koyma ve kayyım atama kararlarının hangi somut delillere ve hangi bağımsız yargı kararlarına dayandığının, TMSF'nin yayın politikalarına doğrudan ya da dolaylı biçimde müdahale edip etmediğinin, bu uygulamaların basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını nasıl ve ne ölçüde ortadan kaldırdığının, kara para ile mücadele söyleminin, muhalif veya bağımsız medyayı susturmanın bir aracı olarak kullanılıp kullanılmadığının açı B. M. M. çıkarılması zorunludur.
TMSF'ye devredilen medya kuruluşlarında çok sayıda basın emekçisinin unutulmamalıdır. Bu basın emekçilerinin devir sonrası ekonomik ve sosyal haklarının: korunması, çalışma koşullarının olası olumsuz durumlardan etkilenmemesinin sağlanması önemlidir. Örneğin "casusluk" iddiasıyla TELE 1'in TMSF'ye devri sonrasında görülen manzara, basın emekçileri yönünden olumsuz bir tabloya işaret etmektedir. Yine TMSF'nin devir sonrasında medya kuruluşlarının faaliyetlerini siyasi kaygılardan uzak, bağımsız ve çalışanlarının hak ve refahını önceleyen bir anlayışla yürütüp yürütmediğinin incelenmesi de yerinde olacaktır.
Demokrasi, basın susturularak korunamaz; hukuk devleti ise keyfi kayyım rejimiyle inşa edilemez. Meclis'in görevi, yürütmenin medya üzerindeki bu açık tahakküm girişimini görmezden gelmek değil, aksine tüm boyutlarıyla ortaya koymaktır. Bu nedenlerle, Anayasa'nın 98 inci ve TBMM Içtüzüğü'nün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca; medya kuruluşlarına yönelik el koyma ve kayyım atama uygulamalarının siyasi, hukuki ve demokratik sonuçlarının araştırılması amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.