İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4283 GÜNDEMDE

14 Haziran 2026 tarihinde Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde dört kişinin öldürüldüğü olayın araştırılarak aile içi şiddet vakalarının önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Öznur Bartin Hakkari · DEM Parti ve 20 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

14 Haziran 2026 tarihinde Hakkâri'nin Şedinli ilçesi Beşevler Mahallesi'nde Uzman Çavuş Musa Gezer tarafından gerçekleştirilen ve Gülşen Gezer, Habiba Demir, Gürkan Demir ile Deniz Demir'in yaşamını yitirdiği aile katliamının tüm yönleriyle araştırılması; olay öncesinde kamu kurumlarına yapılmış olabilecek başvuruların, koruma taleplerinin ve ihmal iddialarının açığa çıkarılması; silahlı kamu görevlilerinin karıştığı kadın cinayetleri, aile içi şiddet ve katliam vakalarının yapısal nedenlerinin incelenmesi; cezasızlık uygulamaları ile denetim mekanizmalarındaki eksikliklerin tespit edilmesi; kadınların yaşam hakkının korunmasına yönelik mevcut mekanizmaların etkinliğinin değerlendirilmesi; başta Hakkâri olmak üzere bölge illerinde benzer olayların tekrarının önlenmesine yönelik gerekli yasal, idari ve kurumsal tedbirlerin belirlenmesi ve uygulanması amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ve bu hususta Anayasa'nın 98'inci İçtüzüğün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

GEREKÇE

14 Haziran 2026 tarihinde Hakkâri'nin Şedinli ilçesi Beşevler Mahallesi Reşat Kaya Caddesi'nde meydana gelen olayda, Uzman Çavuş Musa Gezer'in ateşli silahla eşi Gülşen Gezer'i, kayınvalidesi Habiba Demir'i, kayınbiraderi Gürkan Demir'i ve baldızı Deniz Demir'i katlettiği; ardından aynı silahla intihar girişiminde bulunarak ağır yaralı şekilde hastaneye kaldırıldığı kamuoyuna yansımıştır.

Metnin tamamını göster (10 paragraf daha)Metni kısalt

Şedinli'de yaşanan bu olay yalnızca bir aile trajedisi değil, aynı zamanda Türkiye'de özellikle çatışmalı bölgelerde yıllardır biriken şiddet rejiminin, cezasızlık kültürünün ve kadınların yaşam hakkını tehdit eden yapısal sorunların yeni ve ağır bir tezahürüdür. Aynı aileden dört kişinin yaşamını yitirmesi nedeniyle bu olayın sıradan bir adli vaka veya münferit bir cinayet olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Yaşananlar toplumsal sonuçları itibarıyla bir aile katliamıdır.

İnsan Hakları Derneği Hakkâri Şubesi tarafından hazırlanan ön gözlem ve değerlendirme raporunda da belirtildiği üzere, olayın aile içi şiddet iddiaları, uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar ve olası başvuru süreçleri bağlamında araştırılması gerekmektedir. Raporda, katledilen Gülşen Gezer'in şiddete maruz kaldığına ilişkin çeşitli girişimlerde bulunduğu yönündeki iddiaların aile bireyleri tarafından aktarıldığı ifade edilmiştir. Bu iddialar doğruysa, yalnızca bireysel bir failden değil, görevlerini yerine getirmeyen kurumsal mekanizmalardan da söz etmek gerekecektir.

Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı bölge kentlerinde son yıllarda güvenlik görevlilerinin, uzman çavuşların, korucuların veya silahlı kamu personelinin karıştığı çok sayıda şiddet vakası, kadın cinayeti ve ölümle sonuçlanan olay kamuoyunun gündemine gelmiştir. Bu vakaların önemli bir kısmında etkili soruşturma yürütülmediği, soruşturmaların kamu vicdanını tatmin edecek şekilde sonuçlandırılmadığı veya olayların kısa süre içerisinde gündemden düşürüldüğü yönünde ciddi toplumsal kaygılar bulunmaktadır.

Silah taşıma ve kullanma yetkisinin devlet tarafından verilmiş olması, bu yetkinin özel yaşamda yaratabileceği risklerin de devlet tarafından denetlenmesini zorunlu kılmaktadır. Devlet adına güç kullanma yetkisine sahip kişilerin aile içi şiddet, psikososyal riskler, öfke kontrolü ve kadınlara yönelik şiddet bakımından düzenli değerlendirmeye tabi tutulmaması, yaşanan faciaların yapısal bir boyut kazandığını göstermektedir.

Şiddet yalnızca bireysel bir davranış değildir. Şiddet aynı zamanda siyasal, toplumsal ve kurumsal mekanizmalar tarafından üretilen, yeniden üretilen ve kimi zaman görünmez kılınan bir olgudur. Bir toplumda failler hesap vermiyorsa, soruşturmalar etkili yürütülmüyorsa, kadınların yardım çağrıları karşılık bulmuyorsa ve silahlı kamu görevlileri yeterli denetime tabi tutulmuyorsa ortaya çıkan sonuç yalnızca bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda bir insan hakları ve demokrasi sorunudur.

Kadın cinayetleri ve aile içi katliamlar tesadüf değildir. Bunlar erkek egemen şiddet kültürünün, cezasızlık politikalarının ve koruyucu mekanizmaların yetersizliğinin sonucudur. Kadınların yaşam hakkını korumayan sistemler, faillerin cesaretlenmesine ve benzer suçların tekrar etmesine zemin hazırlamaktadır.

Şedinli'de yaşamını yitiren Gülşen Gezer, Habiba Demir, Gürkan Demir ve Deniz Demir'in ölümü yalnızca bir adli dosya konusu değildir. Bu olay, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü, kadına yönelik şiddeti önleme sorumluluğu ve kamu görevlilerini denetleme görevi bakımından ciddi sorular doğurmaktadır.

Bugün sorulması gereken temel soru şudur: Daha kaç kadın öldürülmeli, daha kaç aile yok edilmeli, daha kaç çocuk annesiz ve babasız bırakılmalıdır ki ilgili kurumlar etkili önleyici mekanizmaları hayata geçirsin? Daha kaç katliam yaşanmalıdır ki cezasızlık kültürüyle yüzleşilsin ve yaşam hakkını önceleyen politikalar geliştirilsin?

Şedinli'de yaşanan ve dört yurttaşın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan bu katliamın üzerinin örtülmemesi, olayın bütün boyutlarıyla açığa çıkarılması, olası kurumsal ihmallerin araştırılması, cezasızlık uygulamalarının teşhir edilmesi ve benzer acıların yeniden yaşanmaması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin etkin denetim mekanizmalarını işletmesi zorunludur.

Başta Hakkâri olmak üzere bölge illerinde benzer olayların tekrarının önlenmesine yönelik gerekli yasal, idari ve kurumsal tedbirlerin belirlenmesi ve uygulanması amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ve Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

21 İMZA
DEM Parti 21

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.