Öğrenci yurtlarında yaşanan şüpheli ölüm ve intihar vakalarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Son dönemde kamuoyuna yansıyan yükseköğrenim öğrencilerinin kaldıkları devlet ve özel yurtlarda meydana gelen ölüm, intihar ve şüpheli ölüm vakalarının yükseköğretim barınma sisteminin yapısal sorunlarının, psikolojik destek hizmetlerinin yeterliliğinin, denetim mekanizmalarının, cemaat ve vakıf yurtlarının faaliyetlerinin, öğrencilerin barınma hakkının ve yaşam güvenliğinin bütün yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.
GEREKÇE
Barınma hakkı, eğitim hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Devlet, yalnızca öğrencilerin öğrenim görebileceği fiziki ortamları oluşturmakla değil, aynı zamanda onların yaşam hakkını, ruh sağlığını, güvenliğini ve insan onuruna yakışır koşullarda barınmasını güvence altına almakla yükümlüdür.
Metnin tamamını göster (15 paragraf daha)Metni kısalt
Ancak son yıllarda üniversite öğrencilerinin kaldıkları kamu ve özel yurtlarda meydana gelen ölüm ve intihar vakalarındaki artış kamuoyunda ciddi kaygılar yaratmaktadır. Son günlerde;
• Zonguldak'ta Üniversite Öğrencisi Tuğçenaz Demirelöz
• Burdur'da Zehra Kaçar
• Izmir'de Zeynep Dicle Çalışır başta olmak üzere çok sayıda öğrenci kaldıkları yurtlarda yaşamını yitirmiştir. Bu vakaların önemli bir bölümü "şüpheli ölüm" olarak soruşturulmakta olup, bazıları intihar olarak kayıtlara geçmektedir. Ancak kamuoyunda oluşan temel soru yalnızca ölüm nedenleri değil, bu ölümlere yol açan sosyal, psikolojik ve kurumsal koşulların neden araştırılmadığıdır. Türkiye'de üniversite öğrencileri ağır ekonomik kriz, yüksek kira fiyatları, yetersiz burslar, geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı, işsizlik korkusu, psikolojik baskılar, yalnızlaşma, sosyal destek mekanizmalarının zayıflığı, akademik stres, ailelerinden uzakta yaşamaları ve barınma güvencesizliği gibi çok yönlü sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır.
Bu koşulların ruh sağlığı üzerindeki etkileri bilimsel olarak kanıtlanmış olmasına rağmen, KYK yurtlarında psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yeterliliği kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Bugün Türkiye genelindeki yüzlerce KYK yurdunda kalan yüz binlerce öğrenci için kaç psikoloğun görev yaptığı, psikiyatri desteğine erişimin ne düzeyde olduğu, intihar risk taraması yapılıp yapılmadığı, kriz yönetim planlarının bulunup bulunmadığı, personelin psikolojik kriz eğitimi alıp almadığı, öğrencilerin düzenli psiko-sosyal izlemeye tabi tutulup tutulmadığı kamuoyu tarafından bilinmemektedir.
Diğer taraftan Türkiye'de devlet yurtlarının kapasitesinin yetersizliği nedeniyle yüz binlerce öğrenci çeşitli vakıf, dernek, cemaat ve tarikat bağlantılı olduğu iddia edilen yurtlarda kalmaktadır.
Geçmiş yıllarda Aladağ Öğrenci Yurdu yangını, Ensar Vakfında yaşanan çoçak atışmar, çeşitli cemaat yurtlarında ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik şiddet iddiaları, baskı, mobbing ve disipln uygulamaları kamusal denetimin yetersizliğini açık biçimde göstermiştir.
Bugün de özel öğrenci yurtlarının önemli bir bölümünün hangi esaslarla denetlendiği; denetim sıkığı, personel yeterliliği, psikolojik destek hizmetleri, güvenlik standağat ka sarenci haklarına ilişkin uygulamalar konusunda ciddi soru işaretleri bulunmaktadır. Bunun yanında kamera sistemleri, yangın güvenliği, acil müdahale prosedürleri, güvenlik personeli yeterliliği, sağlık hizmetlerine erişim, intihar önleme politikaları, psiko-sosyal risk analizleri gibi birçok konuda ulusal ölçekte standart bulunup bulunmadığı da belirsizdir. Öğrencilerin yaşam hakkını koruyacak önleyici mekanizmaların oluşturulması devletin temel yükümlülüğüdür.
Anayasa'nın 2'nci maddesinde belirtilen sosyal hukuk devleti ilkesi, 5'inci maddesinde devlete yüklenen bireyin maddi ve manevi varlığını geliştirme görevi, 17'nci maddesindeki yaşam hakkı, 42'nci maddesindeki eğitim hakkı, 56'ncı maddesindeki sağlıklı yaşam hakkı Devletin bu konuda etkin politika üretmesini zorunlu kılmaktadır.
Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin yaşam hakkını düzenleyen hükümleri ile Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi de devletlere öğrencilerin güvenli yaşam koşullarını sağlama sorumluluğu yüklemektedir.
Son dönemde artan ölümler yalnızca bireysel olaylar olarak değerlendirilmemeli, yükseköğrenim barınma sisteminin, gençlik politikalarının, ruh sağlığı hizmetlerinin ve öğrenci refahı politikalarının bütüncül biçimde ele alınmasını gerektiren ciddi bir kamusal sorun olarak değerlendirilmelidir.
Bu nedenle KYK yurtlarının fiziki ve idari yapısının, özel öğrenci yurtlarının denetim mekanizmalarının, vakıf ve cemaat bağlantılı yurtların faaliyetlerinin, öğrencilere sunulan psikolojik destek hizmetlerinin, intiharların nedenlerinin, öğrencilerin ekonomik sorunlarının, barınma politikalarının, öğrenci güvenliğine ilişkin uygulamaların, ölüm ve şüpheli ölüm vakalarının ortak nedenlerinin, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile YÖK arasındaki koordinasyonun, öğrenci haklarının korunmasına yönelik mevcut mevzuatın TBMM tarafından ayrıntılı biçimde araştırılması büyük önem taşımaktadır.
Yaşam hakkının korunması, gençlerin güvenli eğitim ortamlarında bulunmasının sağlanması ve benzer acı olayların tekrar yaşanmaması amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması zorunlu hale gelmiştir.
GRİ D BASKAN"
ET HALE
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.