İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4360 GÜNDEMDE

Kıyılarda yaşanan sığınmacı ölümlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Serhat Eren Diyarbakır · DEM Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Türkiye kıyılarında yaşanan mülteci ölümlerinin, göçün yapısal nedenlerinin, insan kaçakçılığı ağlarının faaliyetlerinin, arama ve kurtarma çalışmalarının etkinliğinin, yaşam hakkının korunmasına ilişkin ulusal ve uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilme düzeyinin araştırılarak hak temelli çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

Muğla'nın Marmaris ilçesi açıklarında mültecileri taşıyan bir botun batması sonucu bir kişinin yaşamını yitirmesi, iki kişinin kaybolması ve çok sayıda kişinin son anda kurtarılması, Türkiye kıyılarında yıllardır tekrarlanan acı tablonun son örneğidir. Bu olay, denizlerde yaşanan ölümlerin münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini bir kez daha göstermiştir. Göç, insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte savaşların, bölgesel çatışmaların, siyasal baskıların, derinleşen yoksulluğun, gelir adaletsizliğinin ve iklim krizinin etkisiyle günümüzde çok daha büyük boyutlara ulaşmış küresel bir insanlık gerçeğidir. İnsanlar doğdukları toprakları kendi tercihleriyle değil, yaşamlarını sürdürebilmek, güvenliğe ulaşabilmek ve çocuklarına gelecek kurabilmek için terk etmek zorunda kalmaktadır. Bu nedenle göç, öncelikle yaşam hakkı, insan onuru ve uluslararası koruma meselesidir.

Metnin tamamını göster (4 paragraf daha)Metni kısalt

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre dünyada zorla yerinden edilen insanların sayısı 120 milyonu aşmıştır. Türkiye ise uzun yıllardır milyonlarca geçici koruma ve uluslararası koruma kapsamındaki kişiye ev sahipliği yapan ülkelerden biri olmasının yanında Asya, Orta Doğu ve Afrika'dan Avrupa'ya uzanan göç yolları üzerinde yer almaktadır. Bu gerçeklik, göçün insan haklarını merkeze alan bütünlüklü bir anlayışla ele alınmasını gerekli kılmaktadır.

Güvenli ve yasal koruma yollarına erişimin daralması, insanların daha uzun ve daha tehlikeli güzergâhlara yönelmesine neden olmaktadır. Uluslararası Göç Örgütü'nün değerlendirmeleri, göç rotalarının ortadan kalkmadığını, yalnızca yer değiştirdiğini ortaya koymaktadır. Hareket eden insanlar değil, kullandıkları yollar değişmektedir. Bunun bedelini ise çoğu zaman denizlerde yaşamını yitiren insanlar ödemektedir.

Sahil Güvenlik Komutanlığı verilerine göre 2025 yılında Türkiye'nin tüm denizlerinde 767 düzensiz göç olayı meydana gelmiş, 20.078 düzensiz göçmen tespit edilmiş, 59 kişi yaşamını yitirmiş ve 363 organizatör yakalanmıştır. 2026 yılının ilk altı ayında ise 166 olayda 4.043 düzensiz göçmen tespit edilmiş, 42 kişi yaşamını yitirmiş ve 112 organizatör yakalanmıştır. Uluslararası Göç Örgütü'nün Missing Migrants Project verilerine göre ise 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 8 bin göçmen yaşamını yitirmiş ya da kaybolmuş, 2014 yılından bu yana göç yollarında hayatını kaybeden veya kaybolanların sayısı 82 bini aşmıştır. Bodrum, Ayvacık, Çeşme, Seferihisar, Datça ve son olarak Marmaris açıklarında yaşanan facialar, benzer acıların yıllardır tekrarlandığını göstermektedir. Her facia, geride yakınlarının akıbetini bekleyen aileleri ve yarım kalan hayat hikâyelerini bırakmaktadır. İnsan kaçakçılığı ağları göçün nedeni değil, savaşların, yoksulluğun, eşitsizliklerin ve güvenli koruma yollarına erişemeyen insanların çaresizliğinden beslenen uluslararası bir sömürü düzeninin sonucudur. Bu nedenle mücadele, suç örgütlerinin ortaya çıkarılmasının yanında insanları ölümcül göç rotalarına iten yapısal nedenlerin de araştırılmasını gerektirmektedir.

Türkiye, Anayasa'nın 17'nci maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2'nci maddesi ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uyarınca yaşam hakkını koruma yükümlülüğü altındadır. Arama ve kurtarma kapasitesinin, kurumlar arasındaki koordinasyonun, yaşamını yitiren kişilerin kimliklendirilmesi süreçlerinin ve kayıp kişilerin akıbetinin bütün yönleriyle ' değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. İnsanların yaşamlarını sürdürebilmek için ölümle yaşam arasında tercih yapmak zorunda bırakıldığı bir dünyada denizlerde yaşanan her can kaybı ortak insanlığın vicdanında derin bir yara açmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevi bu ölümleri istatistiklere yansıyan sayılar olarak görmek değil, insanları ölüm pahasına denize açılmak zorunda bırakan nedenleri araştırmak, yaşam hakkını güçlendirecek mekanizmaları geliştirmek ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için gerekli önerileri ortaya koymaktır. Bu nedenlerle Türkiye kıyılarında yaşanan mülteci ölümlerinin, göçün yapısal nedenlerinin, insan kaçakçılığı ağlarının faaliyetlerinin, arama ve kurtarma çalışmalarının ve yaşam hakkının korunmasına- ilişkin yükümlülüklerin bütün yönleriyle araştırılması amacıyla Meclis Araştırması açılması gerekli görülmektedir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
DEM Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.