İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4385 GÜNDEMDE

Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde 20 Temmuz 2015 tarihinde yaşanan IŞİD terör örgütü tarafından gerçekleştirilen intihar saldırısı ve devamındaki sürecin tüm yönleriyle incelenerek sorumluların ortaya çıkarılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Çiçek Otlu İstanbul · DEM Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

20 Temmuz 2015 tarihinde Suruçta gerçekleştirilen katliamın üzerinden on bir yıl geçmesine rağmen olay tüm yönleriyle aydınlatılmamış, adalet eksiksiz biçimde sağlanamamıştır. Bu nedenle Suruç katliamının tüm boyutlarıyla araştırılması; saldırı öncesi ve sonrasında yaşanan süreçlerin, kamu görevlilerinin olası ihmal ve sorumluluklarının, IŞID'in örgütlenme ve faaliyet ağlarının, yargılamada yaşanan eksikliklerin ortaya çıkarılması, adaletin sağlanmasına katkı sunulması ve benzer katliamların tekrarına yönelik gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

GEREKÇE

IŞID'in kuşatması sonrasında ağır yıkıma uğrayan Kobaninin yeniden inşasına destek vermek isteyen, aralarında Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin de bulunduğu yaklaşık 300 kişi 20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç'ta bir araya gelmiştir. Amara Kültür Merkezi bahçesinde yapılan basın açıklaması sırasında IŞID tarafından gerçekleştirilen canlı bomba saldırısında 33 kişi yaşamını yitirmiş, 100'ün üzerinde kişi yaralanmıştır. Saldırı sonrasında kolluk kuvvetlerinin yaralılara ve onlara yardım etmeye çalışanlara tazyikli suyla müdahale ettiği kamuoyuna yansımıştır.

Metnin tamamını göster (8 paragraf daha)Metni kısalt

Yapılan DNA incelemesi sonucunda saldırıyı gerçekleştiren canlı bombanın Şeyh Abdurrahman Alagöz olduğu tespit edilmiştir. Alagöz'ün emniyet tarafından 28 Ekim 2013 ve 24 Ocak 2014 tarihlerinde üçer aylık teknik takibe alındığı, gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldığı yönünde iddialar bulunmaktadır. Ayrıca Alagöz ile 10 Ekim Ankara Gar katliamının faili Yunus Emre Alagöz'ün "terör nitelikli kayıp" olarak kaydedildiği, babaları Zeynal Abidin Alagöz'ün ise saldırıdan önce iki oğlunun IŞID'e katıldığı yönünde emniyete ihbarda bulunduğu bilinmektedir.

Katliamın ardından başlatılan soruşturmada uzun süre gizlilik kararı uygulanmıştır. Gizlilik kararının kaldırılmasıyla birlikte birçok önemli delilin toplanmadığı ortaya çıkmıştır. İçişleri Bakanlığının 12 Ocak 2021 tarihli açıklamasında saldırıyla bağlantılı olduğu belirtilen Azzo Halaf Süleyman el Aggal ve Mahir el Aggal'ın soruşturma dosyasına dahil edilmemesi dikkat çekmiştir.

Katliam öncesine ve sonrasına ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri dava dosyasına ancak üç buçuk yıl sonra eklenebilmiş, görüntülerin olaya ilişkin yaklaşık beş saatlik bölümünün eksik olduğu ortaya çıkmıştır. Canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz ün Suruç a gelişine, nerede kaldığına ve kimlerle irtibat kurduğuna ilişkin kayıtların dosyaya konulmadığı görülmektedir. Soruşturma kapsamında yalnızca İlçe Emniyet Müdürü ile iki polis memuru hakkında görevi ihmal suçlamasıyla dava açılmış, verilen mahkumiyet kararları ise adli para cezasına çevrilmiştir. Davanın tek tutuklu sanığı Yakup Şahin ise hiçbir duruşmaya getirtilmemiştir. Olay yerinde fotoğraf çekerken vatandaşlar tarafından yakalanarak polise teslim edilen İmam Abdullah Ömer Aslan ifadesi alınmadan serbest bırakılmıştır. Daha sonra bazı IŞID mensuplarıyla telefon görüşmeleri yaptığına ilişkin kayıtlar ortaya çıkmasına rağmen hakkında yürütülen soruşturma takipsizlikle sonuçlanmıştır.

Mülkiye müfettişlerinin raporunda, saldırıyı gerçekleştiren Abdurrahman Alagöz'ün adının Emniyet Genel Müdürlüğünün DEVA ve İRİS sistemlerinde katliamdan saatler önce ve ertesi gün sorgulandığı belirtilmiştir. Bu husus soruşturma kapsamında açıklığa kavuşturulamamıştır. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun "Eğer 7 Haziran ile 1 Kasım arasında olanların ne olduğunu açıklarsak kimse yerinde oturamaz." şeklindeki açıklamasına rağmen, tanık olarak dinlenmesi yönündeki talepler mahkeme tarafından reddedilmiştir.

22 Ekim 2021 tarihindeki karar duruşmasında, davanın tek tutuklu sanığı Yakup Şahin 34 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Ancak Suruç Aileleri İnisiyatifi, katliamdan sağ kurtulanlar ve Suruç İçin Adalet Platformu avukatları; sundukları delillerin iddianameye alınmadığını ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesine yönelik taleplerinin sistematik olarak reddedildiğini belirtmişlerdir. Yaşanan bu süreç, soruşturmanın etkin yürütülmediği ve gerçek adaletin sağlanamadığı yönündeki eleştirileri daha da güçlendirmiştir.

Firari sanıklar Deniz Büyükçelebi ve İlhami Balı hakkında devam eden davanın 4 Temmuz 2023 tarihli duruşmasında 10 Ekim Ankara Gar katliamı davasının tutuklu sanığı Kasım Güler, Suriye'ye askerlerin gözetiminde birçok kez geçtiğini ve bunun bir devlet politikası olduğunu ileri sürmüştür. Güler, Suruç katliamına ilişkin ise ®Kimileri devlet yaptı dedi. Ben böyle duydum." ifadelerini kullanmıştır. Aynı duruşmada tanık olarak dinlenen Azzo Süleyman el Aggal, 2012 yılında yaralandıktan sonra Türkiye'ye ait bir ambulansla Akçakale Devlet Hastanesine götürüldüğünü ve burada istihbarat görevlileriyle görüştüğünü beyan etmiştir. Firari sanık İlhami Balı'nın kırmızı bültenle aranmasına rağmen 2016 yılında Konya Cihanbeyli Devlet Hastanesinde tedavi gördüğü ve Ankara'da devlet görevlileriyle görüştüğü yönünde iddialar bulunmaktadır.

Aradan geçen on bir yıla rağmen saldırının tüm yönleriyle aydınlatılamamış olması, kamu görevlilerinin olası ihmal ve sorumluluklarına ilişkin iddiaların etkili biçimde soruşturulmaması ve adalet arayışının sonuçsuz bırakılması, toplumda derin bir güvensizlik yaratmıştır. Nitekim Suruç katliamının 11. yılı dolayısıyla İstanbul Barosu tarafından düzenlenen "Suruç Katliamı ve Hakikat Arayışı" başlıklı panelde katliama ilişkin yargı süreci, cezasızlık iddiaları, kamu görevlilerinin olası sorumlulukları ve toplumsal hafıza ele alınmıştır. Panelde, Suruç Katliamı hakkında etkili bir soruşturma yürütülmüş olsaydı 10 Ekim Ankara Gar katliamının önlenebileceği değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca Suruç İçin Adalet Platformu ile 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davası avukatları, Suruç ve Ankara Gar katliamları arasında failler, örgütsel yapı ve istihbarat bilgileri bakımından bağlantılar bulunduğunu, failler hakkında önceden istihbarat kayıtlarının mevcut olmasına rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığını ifade etmiştir. Firari sanıkların yakalanamaması, kamu görevlilerinin olası ihmallerinin yeterince araştırılmaması, delillerin etkin şekilde değerlendirilmemesi ve cezasızlık iddiaları üzerinde durularak, katliamın tüm yönleriyle aydınlatılması, kamu görevlilerinin sorumluluklarının ortaya çıkarılması ve hakikatin açığa kavuşturulmasının toplumsal adalet açısından zorunlu olduğu vurgulanmıştır.

Belirtilen nedenlerle, 20 Temmuz 2015 tarihinde gerçekleştirilen Suruç katliamının tüm yönleriyle araştırılarak aydınlatılması; ilgili kamu görevlilerinin olası ihmal ve sorumluluklarının, varsa IŞID ile bağlantılarının ortaya çıkarılması; katliamın tüm failleri ile sorumlularının tespit edilerek etkin biçimde yargılanmalarının sağlanması ve adaletin eksiksiz şekilde tesis edilmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması gerekmektedir. 10 nu/ men SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ SÜRT

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
DEM Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

AYNI KONUDA

Aynı konuda verilen diğer önergeler

TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.