Türkiye'nin savunma sanayi kapasitesinin ve hava sahası güvenliğinin mevcut durumunun tüm yönleriyle değerlendirilerek olası tehditlere karşı alınması gereken tedbirler konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi
Genel görüşme önergesi, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belirli bir konunun Genel Kurul’da görüşülmesini ister.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Türkiye'nin içinde bulunduğu jeopolitik coğrafyada artan askeri gerilimler, balistik füze ve hava saldırısı risklerinin somut şekilde gündeme gelmesi ve bölgesel çatışmaların doğrudan ülkemizin güvenlik ortamını etkileme potansiyeli dikkate alındığında, Türkiye'nin savunma sanayii kapasitesinin ve özellikle hava ve füze savurma sistemleri başta olmak üzere ülkemizin hava sahası güvenliğinin mevcut durumunun tüm yönleriyle değerlendirilmesi, olası tehditlere karşı hazırlık seviyesinin tespit edilmesi ve gerekli politika ve tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 102 ve 103'üncü maddeleri uyarınca Genel Görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz. 05.03.2026
GEREKÇE
Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafya, tarihsel olarak jeopolitik rekabetin ve güvenlik risklerinin yoğunlaştığı bir bölge olagelmiştir. Son dönemde Orta Doğu'da artan askeri gerilimler, özellikle balistik füze ve hava saldırısı kapasitesine sahip aktörlerin doğrudan karşı karşıya gelmesi, bölgesel güvenlik mimarisinin kırılganlığını daha da artırmıştır. Bu gelişmeler bölgenin tamamını etkileyebilecek nitelikte olup Türkiye'nin güvenlik ortamını da doğrudan etkileme potansiyeli taşımaktadır.
Nitekim İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından angaje edilerek etkisiz hale getirildiği kamuoyuna yansımıştır. Olayda herhangi bir can kaybı yaşanmamış olması sevindirici olmakla birlikte, bu gelişme bölgesel çatışmaların Türkiye'nin hava sahası güvenliği açısından doğrudan risk oluşturabilecek bir boyuta ulaşabileceğini açık şekilde göstermiştir.
Öte yandan soykırımcı İsrail ve ABD'nin 28 Şubat tarihinde İran'a yönelik askeri saldırı başlatması ve İran'ın buna karşılık olarak İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık vermesi, Orta Doğu'da geniş çaplı bir askeri tırmanma ihtimalini ortaya çıkarmıştır. ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 867'ye yükseldiğinin açıklanması, boyutunun ve bölgesel güvenlik risklerinin ne denli ciddi olduğunu göstermektedir. Bu tür gelişmeler, bölgesel krizlerin kısa sürede daha geniş bir coğrafyaya yayılabileçeğini ve farklı ülkelerin hava sahaları ile güvenlik altyapılarını doğrudan etkileyebileceğini ortaya koymaktadır.
Bu çerçevede Türkiye'nin hava sahası güvenliğinin, sınır bölgelerinin ve kritik altyapılarının korunması açısından hava ve füze savunma kapasitesinin mevcut durumunun bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Günümüz güvenlik ortamında klasik askeri tehditler ile birlikte balistik füze saldırıları, seyir füzeleri, insansız hava araçları ve hibrit güvenlik riskleri de devletlerin savunma planlamasında merkezi bir yer tutmaktadır. Bu nedenle hava savunma sistemlerinin etkinliği, radar ve erken uyarı altyapısı, komuta-kontrol sistemleri, envanter kapasitesi, mühimmat sürdürülebilirliği ve savunma sanayii üretim altyapısı gibi unsurların bütüncül bir perspektifle ele alınması gerekmektedir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.