Gazze ve Lübnan'da yaşanan saldırılar ve yardım kuruluşlarının bu bölgelerde faaliyette bulunurken karşılaştığı sorunlar konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi
Genel görüşme önergesi, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belirli bir konunun Genel Kurul’da görüşülmesini ister.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Orta Doğu'da derinleşen savaş, soykırım ve insani kriz ortamı, ABD Başkanı Trump'ın İran'a yönelik küstah tehditleri, Gazze ve Lübnan'da devam eden saldırılar ve soykırım ile bu süreçte ayni ve nakdi yardım faaliyetlerinde bulunan dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri ile STK çalışanlarının karşı karşıya kaldığı hukuki, idari ve güvenlik sorunlarının tüm boyutlarıyla değerlendirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 102 ve 103'üncü maddeleri uyarınca Genel Görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz. 14.05.2026
GEREKÇE
Orta Doğu'da uzun süredir devam eden savaş ve çatışma ortamı, son dönemde daha da ağırlaşmış, bölgesel gerilim sadece askeri ve siyasi sonuçlar doğurmakla kalmamış, aynı zamanda büyük bir insani yıkımı ve soykırımı da beraberinde getirmiştir. Özellikle İran, Gazze Şeridi ve Lübnan ekseninde yaşanan gelişmeler, uluslararası hukukun, insan haklarının ve bölgesel istikrarın ciddi biçimde tartışıldığı bir dönemi ortaya Çıkarmıştır.
Metnin tamamını göster (7 paragraf daha)Metni kısalt
Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump tarafından İran'a yönelik yapılan açıklamada, "İran'la ya bir anlaşma yapacağız ya da yok edilecekler. Her halükarda biz kazanacağız, ya barışçıl bir şekilde ya da başka bir şekilde" ifadelerinin kullanılması uluslararası ilişkiler açısından son derece küstah, sert, tehditkâr ve kaygı verici bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir. Diplomasi yerine tehdit dilinin öne çıkması, zaten kırılgan durumda olan bölgesel dengeleri daha da istikrarsız hâle getirme riski taşımaktadır.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat tarihinde İran'a saldırmasıyla başlayan savaş sürecinde, 7 Nisan'dan bu yana her an bozulmaya açık bir ateşkes yürürlükte bulunmaktadır. Ancak savaşın kalıcı şekilde sona erdirilmesi amacıyla yürütülen müzakerelerin tıkanmış olması, bölgede yeni çatışma ihtimalinin hâlen güçlü biçimde devam ettiğini göstermektedir. Olası bir yeni savaş dalgasının enerji güvenliği, göç hareketleri, ekonomik istikrar ve sınır güvenliği bakımından Türkiye ye doğrudan etkileri olacağı açıktır.
Diğer taraftan, Gazze'de yaşanan insani tablo tüm dünyanın vicdanını yaralamaya devam etmektedir. İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılar sonucunda toplam can kaybının 72 bin 742'ye, yaralı sayısının ise 172 bin 565'e yükseldiği bildirilmektedir. Bu veriler, modern dönemin en ağır sivil yıkımlarından birine işaret etmektedir. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve sivillerin yoğun şekilde etkilendiği saldırılar sonucunda sağlık sistemi çökmüş, temel yaşam altyapısı büyük ölçüde tahrip olmuş ve milyonlarca insan ağır insani koşullarla karşı karşıya bırakılmıştır. Benzer şekilde Lübnan'da da ateşkes ilanına rağmen saldırıların sürdüğü görülmektedir. Lübnan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 2 Mart tan bu yana ateşkese rağmen devam eden İsrail saldırılarında 2 bin 880'den fazla kişi hayatını kaybetmiştir. Ateşkese rağmen İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürmesi, uluslararası hukukun uygulanabilirliği ve ateşkes mekanizmalarının etkinliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Bölgede yaşanan savaş ve insani kriz ortamı, yardım faaliyetlerinde bulunan dernekleri, vakıfları ve tüm sivil toplum kuruluşlarını da doğrudan etkilemektedir. Özellikle savaş mağdurlarına yardım ulaştırmaya çalışan kuruluşların çalışanları; güvenlik tehdidi, mali baskılar, uluslararası yaptırım riskleri, bürokratik engeller ve çeşitli hukuki sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. İnsani yardım faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından yardım kuruluşlarının karşılaştığı sorunların detaylı biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin tarihsel, vicdani ve diplomatik sorumlulukları çerçevesinde; Orta Doğu'da giderek derinleşen savaş riskinin, İran'a yönelik tehditlerin, Gazze ve Lübnan'daki soykırım ve ağır insani tablonun ve yardım faaliyetlerinde bulunan sivil toplum kuruluşlarının karşı karşıya kaldığı sorunların Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütün boyutlarıyla ele alınması büyük önem taşımaktadır.
Bu nedenle;
-İran'a yönelik tehditlerin bölgesel barış ve güvenliğe etkilerinin, -28 Şubat'ta başlayan savaş sürecinin bölgesel sonuçlarının, -7 Nisan'dan bu yana yürürlükte bulunan kırılgan ateşkes sürecinin, -Gazze'de 72 bin 742 can kaybı ve 172 bin 565 yaralıya ulaşan insani tablonun, -Lübnan'da ateşkese rağmen 2 bin 880'den fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açan saldırıların,
• İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki saldırılarının uluslararası hukuk bakımından doğurduğu sonuçların, -Yardım faaliyetlerinde bulunan dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşlarının yaşadığı sorunların, -Yardım çalışanlarının güvenlik, mali ve hukuki risklerinin, -Türkiye'nin diplomatik ve insani yardım kapasitesinin
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kapsamlı biçimde değerlendirilmesi amacıyla Gene Görüşme açılması zaruri hâle gelmiştir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.