Terörle mücadele konusunda son dönemlerde yapılan çalışmaların ve uygulanan politikaların değerlendirilmesi amacıyla bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi
Genel görüşme önergesi, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belirli bir konunun Genel Kurul’da görüşülmesini ister.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Terör örgütü PKK, 12 Mayıs 2025 tarihinde sözde bir kongre düzenleyerek, kendini feshettiğini ilan etmiştir. Yaptığı açıklamada "PKK adı ile yürüttüğümüz çalışmaları sonlandırdık" diyerek faaliyetlerine başka bir isim ve mecrada devam edeceğinin vurgusunu yapmıştır. Yanı sıra söz konusu terör örgütü pek çok mesnetsiz iddia ve şart öne sürerek Türkiye Cumhuriyeti Devletine meydan okumuştur.
Son aylarda iktidar yetkililerinden yapılan açıklamalarda terörsüz Türkiye söylemi öne çıkartılmış ve bir anlamda 23 yıldır ülkeyi yöneten yapının bu süre içerisinde neleri yapıp neleri yapamadığı konusu tartışmaya açılmıştır.
Öte yandan geçtiğimiz yıllarda iktidarın yetkili isimlerinden terörün bitirildiğine dair müteaddit defalar açıklama yapılmasına rağmen bugün terörsüz Türkiye söylemleriyle yeni bir sürece girildiğinin mesajları verilmiştir.
Metnin tamamını göster (10 paragraf daha)Metni kısalt
Bu çerçevede, AK Parti iktidarının 23 yıldır terörü bitirmek için ne gibi önlemler aldığı, politikalar ürettiği, bu alanda hangi sonuçların elde edildiği önem arz etmektedir.
Yine bu çerçevede, atılmış olan adımların yeterli olup olmadığının ele alınması, yetersizliklerin tartışılması, ortaya konacak önlem ve politikaların TBMM'de değerlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.
Bu bağlamda, Ak Parti iktidarı döneminde terörle mücadele konusunda yapılan çalışmaların, oluşturulan politikaların olumsuz sonuçlarının tartışılması, yetersizliklerin tespit edilmesi, Türkiye'nin terör örgütü PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadelesinin siyasi, askerî, diplomatik, toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla ortaya konması, sürece dair ayrıntıların ve süreç ortaklarının pazarlık konusu haline getirdiği siyasi argümanların ele alınması amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM Içtüzüğü'nün 102 ve 103'üncü maddeleri gereğince Genel Görüşme açılmasını arz ederim.
GEREKÇE
1984 yılında başlayan PKK terörü karşısında Türkiye, askerî operasyonlar, kırsal güvenlik stratejileri ve olağanüstü hâl uygulamalarıyla mücadeleyi sürdürmüş; 1999'da elebaşı Abdullah Öcalan'ın yakalanmasıyla terör örgüt zayıflama sürecine girmiştir. Ancak 2002 sonrası geliştirilen yeni yaklaşımlar kapsamında, terör örgütle doğrudan ve dolaylı müzakere süreçleri gündeme gelmiş, bu da terörle mücadelenin sekteye uğramasına neden olmuştur.
2009'da başlayan "Demokratik Açılım" ve 2013'teki "Çözüm Süreci", güvenlik yerine diyalog temelli stratejilere yönelinen dönemler olmuş; ancak bu süreçte terör örgütü PKK kırsalda yeniden toparlanmış, şehirlerde hendekler kazarak mühimmat depolamıştır. 2015'te yaşanan hendek olaylarında birçok güvenlik görevlisi ve sivilin hayatını kaybetmesine, ilçelerin harap olmasına yol açmıştır.
Vali ve kaymakamların pasif konuma düşmesi, devlet otoritesinin zayıflatılması, terör örgütü PKK'nın şehir yapılanmasını güçlendirmiştir. Öte yandan, terörle mücadele sadece iç güvenlik sorunu olmaktan çıkmış; terör örgütü uzantısı PYD/YPG üzerinden uluslararası meşruiyet arayışıyla Türkiye'nin dış politikasını da etkilemiştir. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtları bu bağlamda öne çıkan askerî adımlardır. Terör örgütü PKK'nın Avrupa'daki finansal ağları, yasa dışı gelir kaynakları, dijital propagandası ve üniversite yapılanmaları da mücadele kapsamında yeniden ele alınmalıdır. Bölücü terör örgütü PKK, kırk yılı aşkın süredir Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve milletimize karşı çok yönlü bir tehdit oluşturmakta; sadece güvenlik güçlerimizi değil, aynı zamanda demokrasimizi, kamu düzenimizi, toplumsal barışımızı ve genç nesillerimizi hedef almaktadır. Bu süreçte on binlerce can kaybı yaşanmış, milyarlarca dolarlık maddi kayıp oluşmuş, Türkiye'nin belirli bölgelerinde kalkınma, eğitim ve yatırımlar ciddi şekilde sekteye uğramıştır. Bu nedenlerle terör örgütü PKK ile mücadele, sadece güvenlik eksenli bir sorun değil; aynı zamanda siyasi, sosyal, ekonomik ve diplomatik boyutları olan bir milli beka meselesi olarak ele alınmalıdır. Özellikle 2000'li yılların başından itibaren terörle mücadele politikaları önemli ölçüde yön değiştirmiş; önce reform ve çözüm temelli yaklaşımlar benimsenmiş, ardından bu süreçlerin beklenen sonuçları üretmemesi nedeniyle yeniden güvenlik eksenli uygulamalara dönülmüştür. Bu dönüşüm, Türkiye'nin terörle mücadelede istikrarlı ve kurumsal bir strateji geliştiremediğini açıkça göstermektedir.
2009 yılında başlayan demokratik açılım süreci ve 2013'te ilan edilen çözüm süreci, terör örgütüyle doğrudan veya dolaylı temasların kurulduğu, "şiddeti bırakma" karşılığında bazı kültürel ve siyasal hakların tartışmaya açıldığı dönemler olmuştur. Ancak bu süreçler, yeterli kurumsal hazırlık yapılmadan, kamuoyuna açık şeffaflıkla yürütülmeden ve terör örgütünün gerçek niyetleri ve hedefleri analiz edilmeden başlatılmıştır. Terör örgütü PKK bu süreci istismar ederek özellikle şehir yapılanmalarını güçlendirmiş, gençleri silah altına almış, kamu otoritesinin zayıfladığı alanlarda hendek kazmış ve silah yığmıştır. Ayrıca çözüm süreci boyunca istihbarat kurumlarının siyasi gündemlerle meşgul edilmesi, Terör örgütü PKK'nın yeniden güç toplamasına neden olmuştur. Özellikle 2014-2015 yıllarında yaşanan gelişmeler, terör örgütünün kent merkezlerinde adeta paralel bir yapı kurduğunu ortaya koymuştur. Güvenlik güçleri operasyon yapmaktan alıkonulmuş, valiler ve kaymakamlar pasifize edilmiştir. Bu zafiyet, 2015 sonrasında ağır kayıpların ve toplumsal travmaların önünü açmıştır.
Terör örgütü PKK ile mücadelenin bir diğer boyutu da terör örgütünün uluslararası bağlantılarıdır. Terör örgütünün sözde çatı yapısının ismi KCK'dır. KCK'nın Suriye'deki örgütlenmesinin siyasi kanadının ismi PYD ve askeri kanadının ismi YPG'dir. Dolayısıyla terör örgütü PKK'nın sözde kendini feshetmesi, terör örgütünün kurumsal alt yapısının ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla Suriye'deki terör örgütü uzantısı PYD/YPG yapılanması aracılığıyla terör örgütü PKK dolaylı olarak, sadece Türkiye içindeki faaliyetleriyle değil; aynı zamanda bölgesel dengeleri değiştiren bir aktör hâline gelmiştir. Bazı müttefik ülkelerin bu yapıları desteklemesi, Türkiye'nin uluslararası ilişkilerinde kırılmalar yaratmıştır. Diğer yandan, Avrupa'daki terör örgütü PKK bağlantılı yapılar; finansman, propaganda ve insan kaynağı açısından hâlâ ciddi tehdit oluşturmaktadır. Son olarak, Mayıs 2025'te yapılan açıklamayla terör örgütü PKK'nın feshedildiği iddia edilse de bu açıklamanın terör örgütünün fiilî varlığına dair somut sonuçlar doğurmadığı, sahada hâlâ yapılanmaların sürdüğü görülmektedir. Bu durum, terörle mücadelenin sadece açıklamalarla değil, sahada bütüncül ve kararlı politikalarla yürütülmesi gerektiğini göstermektedir.
Bu bağlamda, Ak Parti iktidarı döneminde terörle mücadele konusunda yapılan çalışmaların, oluşturulan politikaların olumsuz sonuçlarının tartışılması, yetersizliklerin tespit edilmesi, Türkiye'nin, terör örgütü PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadelesinin siyasi, askerî, diplomatik, toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla ortaya konması, sürece dair ayrıntıların ve süreç ortaklarının pazarlık konusu haline getirdiği siyasi argümanların ele alınması amacıyla Genel Görüşme açılmasını arz ederim.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.