İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL GÖRÜŞME ÖNERGESİ · 8/85 GÜNDEMDE

Ortadoğu'daki gelişmelerin ve İsrail'in saldırgan politikasının kapsamlı bir şekilde görüşülerek Gazze'ye insani yardım ulaştırılması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Birol Aydın İstanbul · Yeni Yol ve 22 milletvekili ·

Genel görüşme önergesi, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belirli bir konunun Genel Kurul’da görüşülmesini ister.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Ortadoğu'da son günlerde yaşanan askeri saldırılar ve insani krizler, bölgesel istikrarı doğrudan tehdit eder hale gelmiş, Türkiye'nin diplomatik ve güvenlik önceliklerini yeniden değerlendirmesini zorunlu kılmıştır.

13 Haziran 2025 tarihinde İsrail'in İran'daki nükleer tesislere ve füze üslerine yönelik hava saldırılarıyla başlayan yeni süreç, iki ülke arasında açık bir çatışma haline dönüşmüştür. İsrail hem hava saldırıları hem de özel operasyonlar yoluyla İran topraklarını hedef almış, çok sayıda sivil ve askeri Iranlıyı öldürmüştür. İran'da, 13-17 Haziran tarihleri arasında yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği bildirilmektedir. Bu gelişmeler, İsrail'in saldırganlığının durdurulması gerekliliğini, bölgesel savaş riskinin giderek arttığını ve Türkiye'nin yakın coğrafyasında güvenlik ve barışa yönelik tehditlerin büyüdüğünü ortaya koymaktadır.

Gazze'de ise 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılar, 617. gününe girmiştir. İsrail ordusunun saldırılarında en az 54.000 Filistinli hayatını kaybetmiş, 117.000'in üzerinde kişi ise yaralanmıştır. Gazze halkı, sadece can kayıpları değil, aynı zamanda aylardır süren kuşatma ve yoğun askeri saldırılar sonucu açlık, susuzluk ve barınma kriziyle karşı karşıyadır.

Metnin tamamını göster (34 paragraf daha)Metni kısalt

Öte yandan 9 Haziran 2025'te İsrail güçlerinin, Madleen isimli yardım gemisine uluslararası sularda müdahale etmesi ve gemideki 12 kişiyi gözaltına alması bu vahşetin yeni bir boyutunu gözler önüne sermiştir. İsrail ordusunun içinde bebek maması ve gıda yardımı taşıyan sivillere ait Madleen gemisini kaçırması açıkça uluslararası hukukun ihlalidir.

Diğer yandan, Türkiye kamuoyu VELA isimli Liberya bandıralı bir geminin, İsrail Askeri Endüstrileri (IMI) ile bağlantılı olabilecek şekilde çelik taşıdığı iddiasıyla çalkalanmıştır. Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Türkiye'nin Mersin Limanı'na yanaşan VELA gemisinin soykırımın ortasındaki IMI için çelik taşıdığını belirtmiş; Türkiye'ye, bu iddiaların araştırılması ve doğrulanması halinde söz konusu geminin ve yükünün İsrail'e ulaşmasının engellenmesi yönünde çağrıda bulunmuştur.

Her ne kadar İletişim Başkanlığına bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bu iddiaları reddetmiş olsa da yapılan açıklamada yalnızca Mersin Limanı'nda tahliye edilen 461 dolu konteynerin fiziki olarak incelendiği, geri kalan 1.570 transit konteynerin ise yalnızca evrak beyanına göre değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum, güvenlik açısından ciddi bir soru işareti doğurmuş ve kamu vicdanını derinden yaralamıştır.

Yeni Yol Grubu olarak, Gazze ile ilgili verdiğimiz araştırma önergelerimiz, AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. Bu tutum, iktidarın Gazze hassasiyetini sorgulatır niteliktedir.

Son olarak, Refah Sınır Kapısı'nın açılması amacıyla düzenlenen Küresel Vicdan Yürüyüşü; Mısırda güvenlik güçlerinin yoğun engellemeleri, gözaltı ve sınır dışı girişimleri sonucu sona ermiştir. Mısır güvenlik güçleri, Refah Sınır Kapısı'na yürümek isteyen aralarında yüzlerce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının da bulunduğu gönüllülere saldırmış, çok sayıda kişi darp edilmiş, gözaltına alınmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin Kahire Büyükelçiliği'nin, bu süreçte, vatandaşlarımızın can güvenliğinin sağlanmasına yönelik etkili bir girişimde bulunmadığı yönünde ciddi tepkiler bulunmaktadır. Gönüllüler, devletin desteğini bekledikleri anda Büyükelçilik tarafından yalnız ve korunmasız bırakıldıklarını belirtmektedir.

Tüm bu nedenlerle, Ortadoğu'daki gelişmelerin kapsamlı şekilde görüşülmesi, İsrail'in saldırganlığının durdurulması ve Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri ile güvenlik politikalarının belirlenmesi, Gazze'ye insani yardımın ulaştırılması için Türkiye'nin atması gereken acil önlemlerin belirlenmesi, Madleen gemisinde yaşanan hak ihlallerinin tespiti, VELA gemisinin taşıdığı yüklere ilişkin değerlendirme yapılması ve Mısır'da yaşanan olaylarda Büyükelçiliğin tutumunun değerlendirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 102'inci ve 103'üncü maddeleri gereğince Genel Görüşme açılmasını arz ederiz. 17.06.2025

GENEL GEREKÇE

Ortadoğu'da son günlerde yaşanan askeri saldırılar ve insani krizler, bölgesel istikrarı doğrudan tehdit eder hale gelmiş, Türkiye'nin diplomatik ve güvenlik önceliklerini yeniden değerlendirmesini zorunlu kılmıştır.

13 Haziran 2025 tarihinde İsrail'in İran'daki nükleer tesislere ve füze üslerine yönelik hava saldırılarıyla başlayan yeni süreç, iki ülke arasında açık bir çatışma haline dönüşmüştür. İsrail hem hava saldırıları hem de özel operasyonlar yoluyla İran topraklarını hedef almış, çok sayıda sivil ve askeri Iranlıyı öldürmüştür. İran'da, 13-17 Haziran tarihleri arasında yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği bildirilmektedir. Bu gelişmeler, İsrail'in saldırganlığının durdurulması gerekliliğini, bölgesel savaş riskinin giderek arttığını ve Türkiye'nin yakın coğrafyasında güvenlik ve barışa yönelik tehditlerin büyüdüğünü ortaya koymaktadır.

Gazze'de ise devam eden soykırımın 617. günündeyiz. 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail ordusunun saldırılarında en az 54.000 Filistinli hayatını kaybetmiş, 117.000'in üzerinde kişi yaralanmıştır. Gazze halkı, sadece can kayıplarıyla değil, aynı zamanda aylardır süren kuşatma ve yoğun askeri saldırılar nedeniyle açlık, susuzluk ve barınma kriziyle karşı karşıyadır. Bölgedeki insani felaket her geçen gün daha da derinleşmekte, iki milyondan fazla insan tam bir kuşatma altında, adeta bir ölüm kampında yaşam mücadelesi vermektedir.

9 Haziran 2025'te İsrail güçlerinin, uluslararası sularda seyreden ve içinde bebek maması ile gıda yardımı bulunan Madleen adlı yardım gemisine müdahale etmesi, gemideki 12 sivili gözaltına alması bu vahşetin yeni bir boyutunu gözler önüne sermiştir. İsrail ordusunun sivillere ait bu insani yardım gemisini kaçırması, açıkça uluslararası hukukun ihlalidir. Uluslararası sular üzerinde seyreden yardım gemisine yapılan müdahale sonucunda hak savunucularının alıkonulması, geminin zorla İsrail limanına yönlendirilmesi ve müteakip gözaltı ve sınır dışı uygulamaları, uluslararası deniz hukuku normlarıyla çelişen ve özgürlük, güvenlik, seyahat ve ifade hürriyeti gibi temel insan haklarının ihlali ile keyfi ve-orantısız, güç kullanımını ortaya koymaktadır. TBMM.

Bu vahim olayın hemen ardından, Türkiye kamuoyu, VELA adlı İlber N abdırlı bir geminin İsrail Askeri Endüstrileri (IMI) ile bağlantılı olabilecek şekilde çelik taşıdığı iddiasıyla

sarsılmıştır. Söz konusu IMI, İsrail ordusunun kara ekipmanlarının %80' ini üreten ve silahlarını "savaşta test edilmiş" olarak pazarlayan Elbit Systems adlı şirkete aittir. Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Türkiye'nin Mersin Limanı'na yanaşan VELA gemisinin soykırımın ortasındaki IMI için çelik taşıdığını belirtmiş; Türkiye'yi, bu iddiaların araştırılması ve doğrulanması halinde söz konusu geminin ve yükünün İsrail'e ulaşmasının engellenmesi yönünde çağrıda bulunmuştur. Raportör, bu tür sevkiyatların Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi uyarınca suça iştirak anlamına geleceğini vurgulamıştır.

VELA adlı gemi, Mersin Limanı'nda saatlerce bekledikten sonra 10 Haziran 2025'te Aşdod Limanı'na doğru yola çıkmış, 11 Haziran'da bu limana ulaşmıştır. Bu sevkiyatın Türkiye üzerinden gerçekleşmesi ve karasularımızın İsrail'e askeri nitelikte malzeme taşımak için kullanılması asla kabul edilemez. 1948 Soykırım Sözleşmesi'ne göre, soykırım suçu işleyen bir devlete silah veya askeri malzeme sağlamak, suça ortak olmak anlamına gelmektedir.

Her ne kadar İletişim Başkanlığı'na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi bu iddiaları reddetmiş olsa da yapılan açıklamada yalnızca Mersin Limanı'nda tahliye edilen 461 dolu konteynerin fiziki olarak incelendiği, 1.570 transit konteynerin ise sadece evrak beyanına göre değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum, hem güvenlik açısından ciddi bir soru işareti doğurmakta hem de kamu vicdanını derinden yaralamaktadır. Konteynerlerin içerisinde askeri malzeme, yasadışı sevkiyat ya da İsrail savaş mekanizmasını destekleyecek unsurların bulunup bulunmadığı ancak kapsamlı bir denetimle ortaya konulabilir. Bu yönde bir denetimin yapılmaması ise izaha muhtaçtır.

Nitekim Uluslararası Adalet Divanı'nın Gazze'de bir soykırım niteliği taşıdığını teyit eden kararı sonrası, 1948 Soykırım Sözleşmesi bağlamında Türkiye de dahil olmak üzere tüm taraf devletlerin bu soykırımı önleme yükümlülüğü doğmuştur. VELA gemisinde yer alan çeliğin, İsrail Askeri Endüstrileri tarafından soykırım suçunda kullanılan silahların üretiminde kullanıldığına dair ciddi ve somut iddialar varken, Türkiye'nin bu sevkiyata kayıtsız kalması kabul edilemez. Bu noktada, ilgili yükün kapsamlı biçimde incelenmesi,-Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerinin de bir gereğidir. TBMM.

Bu çerçevede, Türkiye'nin soykırımın suç ortağı olabilecek doğrudan ya da dolaylı tüm ticari, lojistik ve diplomatik ilişkilerini derhal gözden geçirmesi ve gerçek bir şeffaflık politikası benimsemesi bir zorunluluktur.

Öte yandan, Yeni Yol Grubu olarak geçtiğimiz günlerde verdiğimiz ve kamuoyunun da yakından takip ettiği Gazze hakkındaki araştırma önergelerimiz, AK Parti ve MHP'nin oylarıyla reddedilmiştir. Bu tutum, iktidarın Gazze konusundaki hassasiyetini sorgulatır niteliktedir.

Diğer yandan, 12 Haziran Perşembe günü Mısır'ın başkenti Kahire'den başlayan ve Refah Sınır Kapısı'na kadar sürmesi planlanan "Küresel Gazze Yürüyüşü" Mısır'da güvenlik güçlerinin yoğun engellemeleri, gözaltı ve sınır dışı girişimleri sonucu sona ermiştir. Dünyanın dört bir yanından gelen vicdan sahibi insanlar, Refah Sınır Kapısı'na doğru yürüyerek insanlığın sesini yükseltmiş "daha fazla ölüm olmasın" çağrısında bulunmuştur. Mısır güvenlik güçleri, Refah Sınır Kapısı'na yürümek isteyen aralarında yüzlerce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının da bulunduğu gönüllülere saldırmış; aralarında vatandaşlarımızın da bulunduğu çok sayıda kişi darp edilmiş, gözaltına alınmış, pasaportlarına el konulmuş ve sınır dışı edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin Kahire Büyükelçiliği'nin bu süreçte yetersiz kaldığı ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamada etkili bir girişimde bulunmadığı yönünde kamuoyunda ciddi tepkiler oluşmuştur. Gönüllüler, devletin desteğini bekledikleri anda Büyükelçilik tarafından yalnız ve korunmasız bırakıldıklarını belirtmektedir.

Bu bağlamda, aşağıdaki konuların kapsamlı bir şekilde araştırılmasını ve değerlendirilmesini talep ediyoruz:

• Ortadoğu'daki gelişmelerin kapsamlı şekilde görüşülmesi,

• İsrail'in saldırganlığının durdurulması,

• Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri ve güvenlik politikalarının belirlenmesi,

• Gazze'ye insani yardımın ulaştırılması için Türkiye'nin atması gereken acil önlemlerin belirlenmesi, TBMM.

• Madleen gemisinde yaşanan hak ihlallerinin tespit edilerek, aralarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da bulunan tutukluların derhal serbest bırakılması için

Türkiye'nin atması gereken adımların belirlenmesi, VELA gemisinin taşıdığı yüklerle ilgili tüm fiziki inceleme raporlarının kamuoyuyla

• Transit konteynerlerin içeriğinin neden denetlenmediğinin belirlenmesi,

• Türkiye'nin Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nden doğan

yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin incelenmesi, İsrail'le askeri ve stratejik iş birliğine zemin hazırlayabilecek tüm faaliyetlerin

• 12 Haziran tarihinde Mısır'da başlayan ve Refah Sınır Kapısı'na ulaşmayı hedefleyen uluslararası "Küresel Gazze Yürüyüşü" sırasında yaşanan hak ihlallerinin ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik kötü muamelenin tespit edilmesi,

• Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti Kahire Büyükelçiliği'nin üstlendiği rolün, vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamaya dönük girişimlerinin ve iddia edilen ihmallerin detaylı biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu nedenlerle, Ortadoğu'daki gelişmelerin kapsamlı şekilde görüşülmesi, İsrail'in saldırganlığının durdurulması ve Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri ile güvenlik politikalarının belirlenmesi, Gazze'ye insani yardımın ulaştırılması için Türkiye'nin atması gereken acil önlemlerin belirlenmesi, Madleen gemisinde yaşanan hak ihlallerinin tespiti, VELA gemisinin taşıdığı yüklere ilişkin tüm fiziki inceleme raporlarının incelenmesi ve kamuoyuyla paylaşılması, transit konteynerlerin içeriğinin neden denetlenmediğinin ortaya konması, İsrail ile askeri ve stratejik işbirliğine zemin hazırlayabilecek tüm faaliyetlerin durdurulması ve 12 Haziran tarihinde Mısır'da başlayan ve Refah Sınır Kapısı'na ulaşmayı hedefleyen uluslararası "Küresel Gazze Yürüyüşü" sırasında yaşanan hak ihlallerinin TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi elzemdir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

23 İMZA
Yeni Yol 23

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.