İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/13799 SÜRESİNDE CEVAPLANDI · 28 GÜN

İmalat sanayii ihracatında yüksek teknolojili sektörlerin payına ilişkin

Kaynak göster

Rahmi Aşkın Türeli (CHP), 4 Temmuz 2024 tarihinde 7/13799 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 28 gün sonra, 1 Ağustos 2024).

Rahmi Aşkın Türeli (CHP, İzmir). “İmalat sanayii ihracatında yüksek teknolojili sektörlerin payına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/13799, 4 Temmuz 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-13799-imalat-sanayii-ihracatinda-yuksek-teknolojili-sektorlerin-payina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/2f3fa0da-dc7b-439d-b419-01907dfbb22d

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 28 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Rahmi Aşkın TÜRELİ İzmir Milletvekili

8/12350 sayılı yazılı soru önergeme süresi içinde cevap verilmediği için önergemi yeniliyorum.

Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Ekonomimizin lokomotif sektörü olan ve tarım ve hizmetler sektörleri üzerinde oluşturduğu etkilerle büyümenin temel dinamiğini oluşturan imalat sanayi alt sektörlerine teknolojik yoğunluğu temelinde bakıldığında, gerek üretim ve gerek ihracat yapısında daha çok düşük teknolojili ve orta-düşük teknolojili sektörlerin ağırlıkta olduğu, orta-yüksek teknolojili sektörlerin payının yüksek olmadığı, yüksek teknolojili sektörlerin payının ise çok düşük seviyelerde olduğu ve yıllar itibarıyla azaldığı gözlenmektedir.

Nitekim imalat sanayi üretimi içinde 2003 yılında yüzde 72,5 olan düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin payı 2022 yılında hemen hemen aynı kalarak yüzde 72,2 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemler itibarıyla orta-yüksek teknolojili sektörlerin payı yüzde 21,9'dan yüzde 24,8'e yükselirken, yüksek teknolojili sektörlerin payı yüzde 5,7 olan seviyesinden yüzde 3'e gerilemiştir.

İmalat sanayi ihracatında ise 2002 yılında yüzde 69,6 olan düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin payı 2022 yılında yüzde 63,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemler itibarıyla orta-yüksek teknolojili sektörlerin payı yüzde 24,3 'den yüzde 33,8'e yükselirken, yüksek teknolojili sektörlerin payı yüzde 6,2 olan seviyesinden yüzde 3,1'e gerilemiştir.

İmalat sanayiinde hem üretimin hem de ihracatın yapısında düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin egemen olması, Türkiye ekonomisinin düşük katma değerli, düşük nitelikli emeğe dayanan, kayıt dışılığın yaygın olduğu sektörlerde uzmanlaşarak dünya ekonomisiyle bütünleştiğini açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

Bu bilgiler ışığında;

SORULAR

  1. Ülkemizde imalat sanayi üretim ve ihracatında düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin ağırlıkta olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

  2. Ülkemizde 2003-2022 döneminde imalat sanayi üretimi ve ihracatında teknoloji yoğunluğundaki değişimin imalat sanayi alt sektörleri itibarıyla dağılımı nasıldır?

  3. İmalat sanayi üretim ve ihracatında yüksek teknolojili sektörlerin toplam içindeki payınin gerilemesinin sebepleri nelerdir?

  4. İmalat sanayi ihracatında teknoloji yoğunluğundaki dönüşümün imalat sanayi üretimine göre daha hızlı olmasını hangi faktörlere bağlıyorsunuz?

  5. İmalat sanayiinde hem üretimin hem de ihracatın yapısında düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin egemen olması neticesinde Türkiye ekonomisinin düşük katma değerli, düşük nitelikli emeğe dayanan, kayıt dışılığın yaygın olduğu sektörlerde uzmanlaşarak dünya ekonomisiyle bütünleşmesinin yanlış olduğunu düşünmüyor musunuz?

  6. AKP iktidarları döneminde hazırlanan tüm Kalkınma Planları, Orta Vadeli Programlar ve Yıllık Programlarda imalat sanayiinde yüksek katma değer üreten bir yapıya geçilmesi ve teknoloji yoğunluğunun artırılması amaçlanmış olmasına rağmen başarısız olunmasını nasıl açıklıyorsunuz?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Mehmet Fatih Kacır, Sanayi ve Teknoloji Bakanı ·

Ekonomimizin lokomotif sektörü olan ve tarım ve hizmetler sektörleri üzerinde oluşturduğu etkilerle büyümenin temel dinamiğini oluşturan imalat sanayi alt sektörlerine teknolojik yoğunluğu temelinde bakıldığında, gerek üretim ve gerek ihracat yapısında daha çok düşük teknolojili ve orta-düşük teknolojili sektörlerin ağırlıkta olduğu, orta-yüksek teknolojili sektörlerin payının yüksek olmadığı, yüksek teknolojili sektörlerin payının ise çok düşük seviyelerde olduğu ve yıllar itibarıyla azaldığı gözlenmektedir.

Nitekim imalat sanayi üretimi içinde 2003 yılında yüzde 72,5 olan düşük ve ortadüşük teknolojili sektörlerin payı 2022 yılında hemen hemen aynı kalarak yüzde 72,2 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemler itibarıyla orta-yüksek teknolojili sektörlerin payı yüzde 21,9'dan yüzde 24,8'e yükselirken, yüksek teknolojili sektörlerin payı yüzde 5,7 olan seviyesinden yüzde 3'e gerilemiştir.

İmalat sanayi ihracatında ise 2002 yılında yüzde 69,6 olan düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin payı 2022 yılında yüzde 63,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemler itibarıyla orta-yüksek teknolojili sektörlerin payı yüzde 24,3'den yüzde 33,8'e yükselirken, yüksek teknolojili sektörlerin payı yüzde 6,2 olan seviyesinden yüzde 3,1'e gerilemiştir.

İmalat sanayiinde hem üretimin hem de ihracatın yapısında düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin egemen olması, Türkiye ekonomisinin düşük katma değerli, düşük nitelikli emeğe dayanan, kayıt dışılığın yaygın olduğu sektörlerde uzmanlaşarak dünya ekonomisiyle bütünleştiğini açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

Bu bilgiler ışığında;

Soru 1- Ülkemizde imalat sanayi üretim ve ihracatında düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin ağırlıkta olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Soru 2- Ülkemizde 2003-2022 döneminde imalat sanayi üretimi ve ihracatında teknoloji yoğunluğundaki değişimin imalat sanayi alt sektörleri itibarıyla dağılımı nasıldır?

Soru 3- İmalat sanayi üretim ve ihracatında yüksek teknolojili sektörlerin toplam içindeki payının gerilemesinin sebepleri nelerdir?

Soru 4- İmalat sanayi ihracatında teknoloji yoğunluğundaki dönüşümün imalat sanayi üretimine göre daha hızlı olmasını hangi faktörlere bağlıyorsunuz?

Soru 5- İmalat sanayiinde hem üretimin hem de ihracatın yapısında düşük ve orta-düşük teknolojili sektörlerin egemen olması neticesinde Türkiye ekonomisinin düşük katma değerli, düşük nitelikli emeğe dayanan, kayıt dışılığın yaygın olduğu sektörlerde uzmanlaşarak dünya ekonomisiyle bütünleşmesinin yanlış olduğunu düşünmüyor musunuz?

Soru 6- AKP iktidarları döneminde hazırlanan tüm Kalkınma Planları, Orta Vadeli Programlar ve Yıllık Programlarda imalat sanayiinde yüksek katma değer üreten bir yapıya geçilmesi ve teknoloji yoğunluğunun artırılması amaçlanmış olmasına rağmen başarısız olunmasını nasıl açıklıyorsunuz?

Cevap 1-2-3-4-5-6- Ülkemizde 2002-2023 döneminde inşa edilen sürdürülebilir ve rekabetçi üretim altyapısına ilaveten oluşturulan esnek ve çevik Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi vasıtasıyla önemli bir paradigma değişimi gerçekleştirilmiştir. Nitekim yerli ve milli otomobilimiz Togg, dünya çapında ses getiren insansız hava araçlarımız (İHA), uzay, havacılık ve savunma sanayi alanlarında geliştirilen yerli ve milli ürün ve teknolojilerimiz, bahse konu yaklaşımın en somut örneklerindendir. Aynı dönemde Ar-Ge'ye milli gelirden ayrılan pay da yüzde 0,5 düzeyinden yüzde 1,3 düzeyine yükselmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte devreye alınan "Milli Teknoloji Hamlesi" yüksek teknolojiye sahip küresel rekabet gücünü artıran sanayi ekosistemi için yine önemli bir kilometre taşı olmuştur. Bu kapsamda Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı hayata geçirilerek Bakanlığımız ve bağlı/ilgili kuruluşları tarafından sağlanmakta olan destek ve teşvikler orta-yüksek ve yüksek teknoloji seviyeli sektörlere ve Öncelikli Ürün Listesinde yer alan ürünlerin üretimine yönelik yatırım projelerine yoğunlaştırılmıştır.

Türkiye imalat sanayi, süratle orta ve yüksek teknoloji yoğunluklu sektörlerde gücünü ve ağırlığını artırarak yapısal bir değişim yaşamaktadır. Yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payının 9030,5'dan (2002) 9040,3'e (2023) çıkmış olması, buna karşılık düşük teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payının 2002'deki "646,8 seviyesinden 2023 yılında *030,9'a düşmüş olması bu yapısal dönüşümün önemli göstergelerindendir. Burada bir diğer önemli nokta dolar bazında ihracat tutarlarında gözlemlenen önemli artışlardır. 2002 yılında Türkiye'nin toplam ihracatı 36 milyar Dolar civarında iken 2023 yılında sadece yüksek teknolojili ürün ihracatının 9,1 milyar Dolara ulaşması takdire şayandır.

Öte yandan, iddia edilenin aksine Türkiye imalat sanayi katma değer oranları önemli imalat sanayi sektörlerine sahip ülkelerle yarışacak düzeydedir. Örneğin, OECD verileri kullanılarak 2018 yılı için yapılan bir karşılaştırmada, imalat sanayi katma değer oranı (İmalat Sanayi Katma Değeri/İmalat Sanayi Üretim Değeri) Türkiye için 638,6 iken, Çin'de "625,5, İtalya'da "031,7, Güney Kore'de 932,7, Almanya'da ise 039,1 olarak gerçekleşmiştir.

Uygulamaya koyduğumuz Milli Teknoloji Hamlesi, bu istatistikleri daha da ileri götürmekte; Ülkemiz, yüksek teknolojiyle, katma değer üreterek büyümeye devam etmektedir. Son 10 yılın sanayi üretim endeksi verileri incelendiğinde en hızlı yükselişin yüksek teknoloji üretiminde gerçekleştiği görülmektedir.

Hükümetimizin yüksek teknoloji odaklı yatırım politikaları ve teşvikleri, özel sektörün yüksek teknoloji ve katma değerli üretime geçişini üst düzeyde teşvik etmeye devam etmektedir. Ülkemiz sanayisindeki dönüşüm sadece teknoloji odaklı olmakla kalmayıp Avrupa Birliği ile eşgüdümlü olarak, aynı zamanda yeşil ve dijital dönüşüm odaklı olarak da desteklenmektedir. İmalat sanayimiz yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretim yapısına geçerken aynı zamanda istihdam odaklı olmak durumundadır. Bu çok boyutlu denklemin uzun vadede nesilden nesile aktarılan sanayi kültürü, esnek eğitim sistemi, değişime açık iş gücü nitelikleri ve çevre dostu altyapı gibi önemli unsurlarının bulunduğu dikkate alındığında sabırla ve özenle sürdürmekte olduğumuz sanayi politikamız ve bunun yanında Milli Teknoloji Hamlemizin değeri çok daha iyi anlaşılacaktır.

Mehmet Fatih KACIRBakan

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir