Hakkari'de kurulan bir suç örgütü ile ilgili iddialara ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlığa iletildi
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 25 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 9 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Milletvekili
Hakkâri ilimizde son yıllarda yaşanan toplumsal olaylar, güvenlik problemleri ve siyasi gelişmeler gündemin önemli bir parçası haline gelmiştir. Özellikle 2016 yılından bu yana, genç kadınlar ve çocuklar üzerinde yoğunlaşan olumsuz sosyal vakalar kamuoyunun dikkatini çekmektedir. Bölgede etkin olduğu iddia edilen uyuşturucu ve fuhuş çeteleri, kadınlar üzerinde kurdukları baskılar ve devlet kurumlarıyla olası bağlantıları dolayısıyla ciddi bir sorun haline gelmiştir. Basına yansıyan çeşitli iddiaların araştırılması ve sorumluların yargı önünde hesap vermesi gerekmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (11 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
İddiaların merkezinde, A.A. isimli bir kadının liderliğinde kurulduğu öne sürülen bir çete bulunmaktadır. Bu çetenin, özellikle genç kadınları ve çocukları uyuşturucuya alıştırarak fuhuşa zorladığı yönündeki iddialar, Hakkâri halkı arasında yaygın bir şekilde dile getirilmektedir. Genç kadınların bu çete tarafından uyuşturucuya bağımlı hale getirildikten sonra zorla fuhuş yaptırıldığı, kabul etmeyenlerin şiddet ve tehditlere maruz kaldığı belirtilmektedir.
Bu tür yapılanmaların ortaya çıkışı, sadece bireysel bir suç faaliyeti olmaktan öteye geçerek, toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Genç kadınların bu şekilde istismar edilmesi, hem bölge halkının psikolojik ve sosyal yapısını zedelemekte hem de gelecekteki nesillerin sosyal güvenliğini tehdit etmektedir. Bu vakalar, toplumdaki kadınlar ve çocuklar üzerinde ciddi bir travmaya yol açmakta, genç kadınların intihara sürüklenmesine ya da yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmalarına neden olmaktadır.
Bahse konu olan çetenin devlet kurumlarıyla bağlantıları olduğuna dair ciddi iddialar içeriyor. Özellikle A.A.'nın babasının korucu, abisinin ise astsubay olduğu ve bu bağlantılar aracılığıyla çetenin dokunulmazlık kazandığı öne sürülmektedir. Bu durum, devletin güvenlik ve yargı organlarının çeteyle yeterince mücadele etmediği ya da bilerek göz yumduğu yönündeki şüpheleri artırmaktadır. Aileler tarafından yapılan şikayetlerin, yerel emniyet güçleri ve savcılar tarafından baskı altına alınarak geri çektirildiği iddiaları da söz konusudur. Bu çerçevede, Hakkâri Cumhuriyet Savcısı F.A. ve emniyet güçleri tarafından ailelere defalarca telefon açılarak şikayetlerin geri çekilmesinin talep edildiği iddia edilmektedir. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve adaletin sağlanması açısından ciddi bir sorun teşkil etmektedir.
Eğer bu iddialar doğruysa, Türkiye'nin yargı ve emniyet sisteminin etkinliği ve tarafsızlığı ciddi şekilde sorgulanacaktır.
Bir diğer önemli iddia, çetenin bazı üyelerinin AKP'li yerel yöneticilerle bağlantılı olduğudur. Bu bağlantıların çete üyelerini koruduğu, yargı süreçlerinin etkisiz kalmasına neden olduğu öne sürülmektedir. AKP'li yöneticilerin çocukları ya da yakın akrabalarının çete içerisinde yer aldığına dair iddialar, devletin bu tür suç yapılanmalarına göz yumduğu yönünde ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde devletin denetim mekanizmalarının zayıf kaldığı ve halkın güvenlik güçleriyle adalet kurumlarına güvenini sarsan bu tür iddialar, kamu vicdanını derinden yaralamaktadır.
Bölgedeki kadınlar ve çocuklar üzerindeki baskı, yalnızca uyuşturucu ve fuhuşla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda fiziksel ve psikolojik şiddet vakalarıyla da kendini göstermektedir. İddiaya göre, çete tarafından tehdit edilen genç kadınlar, uygunsuz fotoğraflarla şantaja maruz bırakılmakta ve bu fotoğraflar montajlanarak kadınların itibarları zedelenmeye çalışılmaktadır. Kabul etmeyen kadınların ise 1ssız yerlere götürülüp darp edildiği, hatta bazı kadınların bu baskılar nedeniyle intihar etmeye zorlandığı iddia edilmektedir.
Bölgedeki emniyet güçlerinin bu tür olaylar karşısında sessiz kalması, toplumda derin yaralar açmakta, özellikle genç kadınlar için güvenli bir yaşam ortamının ortadan kalkmasına neden olmaktadır. Kadınların korku ve baskı altında yaşadığı bir toplumda, sosyal dayanışma ve güven ilişkileri ciddi zarar görmekte, bu da toplumsal çöküşe yol açabilecek bir dinamik oluşturmaktadır.
Basına yansıyan haberlerden sonra Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde ikamet eden JİNNEWS muhabiri Rabia Önver'in evine polis baskını yapılmıştır. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü bir soruşturma gerekçesiyle yapılan bu baskın, gazetecilik faaliyetlerine yönelik açık bir müdahaledir. Özellikle Hakkari"deki çete faaliyetlerini araştıran ve halka gerçekleri duyuran Rabia Önver'in hedef alınması, ifade özgürlüğüne ve basın hürriyetine yönelik ciddi bir müdahaledir.
Anayasa'nın 26. maddesi ifade özgürlüğünü, 28. maddesi ise basın hürriyetini güvence altına almaktadır. Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi de ifade ve basın özgürlüğünü açıkça koruma altına alırken, bu normlara aykırı şekilde basın emekçilerinin hedef alınmasını doğru bulmuyoruz.
Hakkari'deki çete faaliyetlerine dair iddiaları deşifre eden Rabia Önver hakkında yakalama kararı çıkaran Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı zamanda söz konusu çetenin faaliyetlerine yönelik herhangi bir soruşturma başlatmamıştır. Bu durum, hukukun üstünlüğüne ve adalet anlayışına ters düşmektedir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Hakkari"de genç kadınlar ve çocuklar üzerinde baskı kuran uyuşturucu ve fuhuş çeteleri ile ilgili basına yansıyan iddialar hakkında herhangi bir resmi inceleme başlatıldı mı? Bu iddialar doğruysa, güvenlik birimlerinin çeteyle mücadelesinin yetersiz kalmasının sebepleri nelerdir?
A.A. isimli kadının liderliğindeki çetenin devlet kurumlarıyla bağlantıları olduğu ve ailelerin şikayetlerinin emniyet güçleri ile savcılar tarafından baskı altına alındığı iddialarıyla ilgili ne tür adımlar atılacaktır?
Hakkâri Cumhuriyet Savcısı F.A, ve emniyet güçlerinin ailelere şikayetlerini geri çekmeleri için baskı yaptıkları iddiaları araştırılmakta mıdır? Bu iddialar, yargı ve emniyet sisteminin tarafsızlığı açısından ne gibi sorunlar yaratmaktadır?
Çetenin bazı üyelerinin AKP'li yerel yöneticilerle bağlantılı olduğu iddialarına ilişkin hükümet tarafından bir soruşturma başlatılmış mıdır? Bu bağlantıların çete üyelerine dokunulmazlık sağladığı iddiaları doğruysa, ne tür önlemler alınacaktır?
Hakkari'de genç kadınlar ve çocuklar üzerinde kurulan baskı, uyuşturucu ve fuhuş sorunlarının çözümü için bölgede geliştirilen sosyal politikalar nelerdir? Bu sorunların önlenmesine yönelik somut adımlar atıldı mı veya atılacak mıdır?
Hakkari'de çete faaliyetlerini araştıran gazeteci Rabia Önver'in evine yapılan polis baskını ve çıkarılan yakalama kararı basın özgürlüğüne aykırı bir müdahale olarak değerlendirilebilir mi? Bu konuda hükümetin görüşü nedir?
Rabia Önver hakkında yakalama kararı çıkaran Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı zamanda çete faaliyetlerine yönelik bir soruşturma başlatmamış görünüyor. Bu durum adalet sisteminin etkinliği ve hukukun üstünlüğü açısından nasıl değerlendirilmektedir? Hakkâri ve bölge kentlerinde kadınların ve çocukların güvenliği ile ilgili yerel güvenlik birimlerinin yeterliliği sorgulanmaktadır. Bu birimlerin daha etkin çalışabilmesi için ne tür denetim mekanizmaları ya da reformlar devreye sokulacaktır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ·
Anayasanın 98 inci maddesi uyarınca Başkanlığınızca tarafıma gönderilen yazılı soru önergelerinden, Cumhurbaşkanlığı Merkez Teşkilatı ile Cumhurbaşkanlığına Bağlı Kurum ve Kuruluşların görev alanına giren konulara ilişkin önergeler cevaplandırılmaktadır.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca bakanlıkların görev ve yetki alanına giren önergeler bakanlıklar tarafından cevaplandırılmaktadır.
Bu itibarla, Hakkari Milletvekili Sayın Öznur BARTİN tarafından verilen 7/16946 esas numaralı yazılı soru önergesinde bahsi geçen hususlar İçişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığının görev ve yetki alanına girmektedir.
Bilgilerini ve gereğini arz ederim.
Cevdet YILMAZ Cumhurbaşkanı Yardımcısı
İnternet Adresi: www.tccb.gov.tr Telefon No:(312) 525 43 82 e a
Cevdet YILMAZCumhurbaşkanı Yardımcısı