İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/18681 GEÇ CEVAPLANDI · 92 GÜN

Van T Tipi Kapalı Cezaevinde hayatını kaybeden bir mahkuma ilişkin

Kaynak göster

Öznur Bartin (DEM Parti), 22 Ekim 2024 tarihinde 7/18681 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 92 gün sonra, 22 Ocak 2025).

Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Van T Tipi Kapalı Cezaevinde hayatını kaybeden bir mahkuma ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/18681, 22 Ekim 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-18681-van-t-tipi-kapali-cezaevinde-hayatini-kaybeden-bir-mahkuma-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/d8791bea-db55-433f-ae20-0192b8fe702f

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 92 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Öznur Bartin

Cezaevlerinde mahpusların şüpheli ölümleri, Türkiye?de uzun yıllardır büyük bir insan hakları sorunu olarak gündeme gelmektedir. Özellikle sağlık durumu kritik olan mahpusların, cezaevi koşulları nedeniyle uygun tedavi alamamaları ve ölümle sonuçlanan ihmaller zinciri, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü sorgulatmaktadır. 19 Ekim 2024'te yaşanan Serhat Temizer'in şüpheli ölümü, bu tür vakaların en dikkat çekici örneklerinden biridir ve Türkiye'deki cezaevi sistemindeki yapısal sorunları gözler önüne sermektedir.

Gerekçenin tamamını göster (12 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

22 yaşındaki epilepsi hastası Serhat Temizer, 6 Mart 2021?de Hakkari"de tutuklanmış ve "örgüt üyeliği" suçlamasıyla yargılanmaya başlanmıştır. 18 Ekim 2024'te Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesi"nde görülen duruşmasında 4 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına rağmen, "uzun tutukluluk" gerekçesiyle tahliye edilmesine karar verilmiştir. Ancak tahliye kararı sonrası Temizer, Erzurum Dumlu 2'Nolu Kapalı Cezaevi'ne götürülmek yerine Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'ne götürülmüş ve burada tek kişilik hücrede tutulurken şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmiştir.

Cezaevi yönetimi, Temizer'in ölüm sebebi olarak "aniden fenalaşma"yı göstermiş, ancak babası Hatip Temizer oğlunun duruşmadan moralli çıktığını ve sağlık durumu hakkında herhangi bir endişelerinin olmadığını belirtmiştir. Baba Temizer, oğlunun ölümüne dair cezaevi yönetiminden hiçbir bilgi alamadığını ve ölümünün şüpheli olduğunu vurgulamıştır. Cezaevinde geçirdiği epilepsi krizlerinin doğru bir şekilde tedavi edilmemesi, kelepçeli muayene dayatılması, tedavi taleplerinin reddedilmesi gibi ihmaller zinciri, Temizer'in ölümünün sadece sağlık sorunlarıyla açıklanamayacak kadar karmaşık olduğuna işaret etmektedir.

Anayasa'nın, 17. Maddesi ile yaşam hakkını koruma altına almaktadır. Bu maddeye göre, herkesin yaşama hakkı temel bir haktır ve devlet, yaşam hakkının korunması için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Cezaevlerinde tutulan mahpuslar, devletin gözetimi altında bulundukları için devletin yaşam haklarının korunmasına yönelik. sorumluluğu: daha-şia ağırlaşmaktadır. il ME

Temizer'in epilepsi hastası olmasına rağmen tedavisinin yetersiz kalması ve :uygun tıbbi yardıma erişiminin engellenmesi, bu yükümlülüğün ihlaline işaret etmektedir. Ayrıca, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun da mahpusların sağlık hakkına

İYTEE 1 erişimlerini garanti altına almakta, tıbbi yardım ve tedavi süreçlerinin düzenli bir şekilde yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Ancak Serhat Temizer gibi birçok hasta mahpusun, gerekli sağlık hizmetlerine erişememesi, ihlallerin sistematik hale geldiğini göstermektedir.

Cezaevlerindeki sağlık koşulları ve bu koşulların mahpusların ölümüne yol açan ihmallerle birleşmesi, mahpusların yaşam hakkının korunmadığını açıkça ortaya koymaktadır. 2022 yılından bu yana Türkiye cezaevlerinde 73 mahpusun ölüm kaydı düşülmüş, İnsan Hakları Derneği (İHD) ise 2023 yılı içerisinde en az 42 mahpusun cezaevinde hayatını kaybettiğini açıklamıştır. Bu ölümlerden 10'u şüpheli olarak kayıtlara geçerken, 4 mahpusun ölüm nedeni olarak intihar iddiaları öne sürülmüştür. Bu tür ölümlerin ardındaki ihmal ve sorumsuzluk zincirleri, mahpusların temel haklarının sistematik bir şekilde ihlal edildiğini göstermektedir.

Uluslararası insan hakları hukukuna göre, cezaevlerindeki mahpusların sağlık ve yaşam hakları, devletin gözetimi ve sorumluluğu altındadır. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen Mahpusların Muamelesine Dair Standart Asgari Kurallar ya da bilinen adıyla Nelson Mandela Kuralları, mahpusların fiziksel ve zihinsel sağlıklarının korunması için devletlerin yükümlülüklerini belirlemektedir. Bu kuralların 24. maddesi, her mahpusun sağlık durumu hakkında düzenli bir tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğini ve mahpusların sağlık haklarının devlet tarafından korunması gerektiğini vurgulamaktadır.

Mandela Kuralları'na ek olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) de yaşam hakkını garanti altına alan önemli uluslararası sözleşmelerdendir. AİHS'nin 2. Maddesi, yaşam hakkının korunmasını devlete yüklemektedir. Serhat Temizer gibi hasta mahpusların gerekli tedaviyi görememesi ve ihmaller zinciri sonucunda yaşamlarını yitirmeleri, bu sözleşmenin ihlali anlamına gelmektedir. Ayrıca, AİHS"nin 3. Maddesi uyarınca mahpusların insanlık dışı ve onur kırıcı muameleye maruz kalmaması gerekmektedir. Tek kişilik hücrede tutulmak, yetersiz sağlık hizmeti almak ve kelepçeli muayene dayatılması gibi uygulamalar, bu madde kapsamına giren ihlaller arasındadır. i

Serhat Temizer'in ölümüne dair cezaevi yönetiminin bilgi vermemesi ve ölüm sebebine ilişkin net bir açıklama yapılmaması, olayın şüpheyle karşılanmasına neden olmuştur. Bu tür ölümlerin aydınlatılması için devletin etkili, şeffaf ve bağımsız bir soruşturma yürütmesi gerekmektedir. AİHS'nin 2. Maddesi gereğince, devletler yaşam hakkını ihlal eden durumlarda etkili bir soruşturma yürütmek zorundadır. Ancak Temizer vakasında, soruşturmanın şeffaf bir şekilde yürütülmediği, aile ve avukatların olay hakkında bilgilendirilmediği, adaletin sağlanmasında gecikmeler yaşandığı görülmektedir.

Serhat Temizer'in şüpheli ölümü, cezaevlerinde mahpusların yaşam hakkının nasıl ihlal edildiğine dair çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir. Gerek ulusal hukuk gerekse uluslararası hukukun açıkça ihlal edildiği bu tür vakalarda devletin şeffaf, etkili ve insan haklarına uygun bir şekilde hareket etmesi zorunludur. Cezaevlerinde gerçekleşen ihmaller, devletin mahpuslar üzerindeki sorumluluğunu artırmakta ve yaşam hakkının korunmasının sadece sözde kalmaması gerektiğini göstermektedir. Temizer ve diğer mahpusların yaşam hakkının korunması adına bu tür vakaların peşinin bırakılmaması, etkili bir soruşturma yürütülmesi ve benzer ihlallerin önüne geçilmesi gerekmektedir.

ALE

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Serhat Temizer'in tahliyesine karar verilmesine rağmen neden Erzurum Dumlu 2'Nolu Cezaevi yerine Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne nakledilmiştir? Bu nakil kararı hangi gerekçelere dayandırılmıştır ve mahpusun sağlık durumu göz önünde bulundurulmuş mudur?

  2. Tahliye kararı alınan bir mahpusun, 24 saatten kısa bir süre içerisinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmesi nasıl açıklanabilir? Bu olayın aydınlatılmasına yönelik bakanlığınız hangi adımları atmıştır?

  3. Serhat Temizer'in epilepsi hastası olduğu bilinirken, cezaevi yönetimi neden gerekli tıbbi önlemleri zamanında almamıştır? Bu ölümün, ihmaller zincirinin bir sonucu olduğu değerlendirilmekte midir?

  4. Son 22 yıl içinde Türkiye cezaevlerinde kaç mahpusun şüpheli bir şekilde hayatını kaybettiği kayıtlara geçmiştir? Bu ölümlerle ilgili yürütülen soruşturma ve sonuçlanan davalar var mıdır? Şüpheli ölümlerle ilgili Bakanlığınızın yürüttüğü çalışmalar nelerdir? Serhat Temizer'in ölümüne ilişkin cezaevi yönetimi tarafından ailesine bilgi verilmemesi hangi yasal düzenlemelere dayanmaktadır? Bu bilgilendirme eksikliğinin giderilmesine yönelik bakanlığınızın bir düzenlemesi var mıdır?

  5. Serhat Temizer'in ölüm nedeni olarak cezaevi yönetimi tarafından "aniden fenalaşma" gösterilmiştir. Ancak epilepsi gibi kronik bir rahatsızlığı olan bir mahpusun, tedavi edilmemesi sonucu hayatını kaybetmesi nasıl açıklanmaktadır? Epilepsi krizi sırasında gerekli tıbbi müdahalenin yapılmamasının bir ihmal olduğu bilinmekte midir? Cezaevlerinde hasta mahpusların sağlık kontrolleri ve tedavileri düzenli olarak denetlenmekte midir? Serhat Temizer gibi kronik hastalıkları olan mahpusların şüpheli ölümleri, Bakanlığınızın bu konudaki denetim süreçlerinin yetersiz olduğunu göstermekte midir?

  6. Serhat Temizer'in ölümüne dair cezaevi personelinin ihmali olup olmadığına yönelik başlatılan bir soruşturma var mıdır? Varsa, bu soruşturmanın mevcut aşaması hakkında bilgi verebilir mi?

  7. Son 22 yılda cezaevlerinde hayatını kaybeden mahpusların ölüm nedenlerine ilişkin detaylı bir inceleme yapılmış mıdır? Şüpheli ölüm vakalarına dair Bakanlığınızın aldığı tedbirler nelerdir?

  8. Serhat Temizer'in ölümüne dair kamuoyunda oluşan şüpheler ve ailenin olay hakkında bilgilendirilmemesi, cezaevi sistemindeki şeffaflık eksikliği olarak değerlendirilmekte midir? Bakanlığınız, bu tür ölümleri daha şeffaf bir şekilde soruşturmak için hangi adımları atacaktır?

  9. Cezaevlerinde kelepçeli muayene gibi uygulamalar neden halen devam etmektedir? Bakanlığınız bu uygulamanın mahpusların sağlık hakkını ihlal ettiği yönündeki eleştirileri nasıl yanıtlamaktadır?

  10. Cezaevlerinde şüpheli ölümleri ve ihmalleri önlemek amacıyla bağımsız ve tarafsız bir izleme komisyonu kurulması Bakanlığınız tarafından gündeme alınacak mıdır? Bu tür ölümlerin önlenmesi için alınacak önlemler nelerdir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·

1523789 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/18681 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur. Va

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-1552-6967/9670

Konu : Yazılı soru önergesi İLGİ 2025 Sayın Öznur BARTİN Hakkâri Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/18681 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.

Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri; uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT), 27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca Ziyaretler düzenlenebilecektir.

Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir.

Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafından yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir.

1. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun;

A) "Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması" kenar başlıklı 23. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, akli ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâki eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejiminin; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma Mevzuat Genel Müdürlüğü merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılacağı; hükümlülerin, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilecekleri,

B) "Hükümlülerin gruplandırılması" kenar başlıklı 24. maddesinin birinci fikrasında hükümlülerin, ilk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadi suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler; akli ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler; tehlike hâli taşıyanlar; terör suçluları ile suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular şeklinde gruplara ayrılacağı; ikinci fıkrasında hükümlülerin ayrıca yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılacağı,

©) "Hükümlünün barındırılması ve yatırılması" kenar başlıklı 63. maddesinin üçüncü fıkrasında, kadınların erkeklerle, hükümlülerin tutuklularla, çocukların yetişkinlerle, örgüt veya çıkar amaçlı örgüt suçluları ile terör suçlularının Kanunda sayılan hâller dışında bir araya gelmelerine ve bağlantı kurmalarına izin verilmeyeceği,

Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.

Bu kapsamda hükümlü ve tutukluların gözlem, sınıflandırma, gruplandırma ve odalara yerleştirme işlemleri, anılan mevzuat hükümleri doğrultusunda Ceza İnfaz Kurumları İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla gerçekleştirilmekte olup, bu kararlara karşı yargı yolu açıktır.

IN- A) Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklular, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaş gibi tüm sağlık hizmetlerinden tıbbi gereklilik çerçevesinde ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda faydalanmakta olup, her türlü muayene ve tedavileri Devletin teminatı altında ve ücretsizdir. Hükümlü ve tutukluların beden ve ruh sağlığının korunması ve hastalıklarının tanısı için ilk muayene ve tedavi hizmetleri ceza infaz kurumlarında verilmekte; ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gerekenler Devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gerekenler ise üniversite hastanelerine sevk edilmektedir.

B) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara ilişkin sağlık koşullarının düzenlenmesi ve sağlık hizmetine erişimin daha da etkili ve verimli hale gelebilmesi için 30/04/2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol ve 26/01/2017 tarihli Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları Arasında Düzenlenen Protokol hükümleri dikkate alınarak her türlü çalışma ve düzenleme yapılmaktadır.

IV- A) 5275 sayılı Kanunun "Zorlayıcı araçların kullanılması" kenar başlıklı 50. maddesi ile 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin "Zorlayıcı araçların kullanılması" kenar başlıklı 123. maddesinde; hiçbir hâlde zincir ve demire vurmanın tedbir olarak uygulanmayacağı, kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçların, çocuk hükümlüler hariç olmak üzere, yetkili makamın önüne getirildiğinde çıkarılmak kaydıyla, sevk ve nakil sırasında kaçmayı önlemek için kullanılabileceği,

B) Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin "Mülki görevlerin esasları" kenar başlıklı 11. maddesinin birinci fikrasının (g) bendinde, jandarmanın ceza infaz kurumlarının dış korumalarını sağlayıcı önlemleri almakla, tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleriyle muhafazalarını sağlamakla görevli olduğu; "Sevk ve nakil sırasında alınacak önlemler" kenar başlıklı 34. maddesinde, tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakli sırasında kaçmalarını önlemek için sağlığa zarar vermeyecek gerekli bütün önlemlerin alınacağı,

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden Uei7KCg - Rcec SVİ - RoCL2TI - a PZOSO ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü

Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.

Bu kapsamda, hükümlü ve tutukluların sevk veya nakli sırasında kaçmalarını önlemek amacıyla kelepçe takılması, sevk edilenin koluna girilmesi, yeterli sayıda personel ile etrafında çember oluşturulması gibi hükümlü ve tutuklunun sağlığına zarar vermeyecek şekilde gerekli önlemler alınmakta, ceza infaz kurumlarında hiçbir hükümlü ve tutukluya keyfi davranışta bulunulmamaktadır.

V- İşlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma başlatılması, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve sorumluluk yargı mercilerine aittir. Bununla birlikte açılan davalara ilişkin yapılan yargılamalar, Anayasanın 9. ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce sürdürülüp sonuçlandırılmaktadır.

VI- Erzurum ve Van Cumhuriyet Başsavcılıklarıyla yapılan yazışmalara verilen 15/11/2024 ve 18/11/2024 tarihli cevaplarda;

A) Soru önergesinde adı geçen ve Dumlu 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan tutuklunun Kuruma ilk kabul muayenesinde epilepsi hastası olduğunun tespit edildiği, Kurumda barındırıldığı süre zarfında gerek Kurum revirinde gerekse sağlık kuruluşlarının ilgili polikliniklerinde muayene, tetkik ve tedavilerinin yapıldığı, reçete edilen ilaçların kendisine teslim edildiği,

B) Tutuklunun, Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki 18/10/2024 tarihli duruşmaya katılabilmesi için, Atatürk Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından, "sağlık memuru eşliğinde yolculuk yapmasının uygun olacağına" dair rapor verilmesi üzerine, 17/10/2024 tarihinde Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna misafir olarak naklinin sağlandığı,

C) Tutuklunun anılan Kurumda duruşma sonrası bir gece misafir olarak barındırıldığı, yapılan kontrolde sağlık durumunun iyi olduğu, 19/10/2024 tarihinde sabah saatlerinde iaşe dağıtımı sırasında kendisinden cevap alınamaması üzerine odaya girildiğinde, tutuklunun yüzüstü hareketsiz şekilde yattığının görüldüğü, nabzı kontrol edildiğinde nabzının atmadığının tespit edildiği, derhal gelen 112 Acil Servisi tarafından yapılan müdahalede tutuklunun hayatını kaybettiğinin anlaşıldığı, otopsi işlemi sonrası tutuklunun cenazesinin defin işlemleri için ailesine teslim edildiği,

Ç) Tutuklunun tahliye edildiğine yönelik herhangi bir mahkeme kararının bulunmadığı,

D) Adı geçenin ölümüne yönelik başlatılan adli ve idari soruşturmaların devam ettiği,

E) Kurumda barındırılan tüm tutuklu ve hükümlülerin sağlık hizmetlerinden mevzuat hükümleri doğrultusunda yararlandırıldığı,

F) Soru önergesinde belirtilen aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı,

Bildirilmiştir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

Yılmaz TUNÇBakan

Metin otomatik okundu. 2 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir