İskenderun T Tipi Cezaevinde bulunan bir mahkumun sağlık durumuna ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 12 Şubat 2025 tarihinde 7/23997 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 342 gün sonra, 20 Ocak 2026).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “İskenderun T Tipi Cezaevinde bulunan bir mahkumun sağlık durumuna ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/23997, 12 Şubat 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-23997-iskenderun-t-tipi-cezaevinde-bulunan-bir-mahkumun-saglik-durumuna-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/5b041379-f304-40dc-b46f-0194fef2c4b0
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 342 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Öznur Bartin
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, düzenlediği haftalık "F Oturumu" eyleminin 672'ncisini gerçekleştirerek, İskenderun T Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan 85 yaşındaki ağır hasta mahpus Sıddık Güler'in sağlık durumu ve cezaevindeki yaşam koşullarına dikkat çekmiştir. İHD'nin gündeme getirdiği bu durum, sadece Sıddık Güler özelinde değil, benzer sağlık sorunları yaşayan tüm mahpuslar için de ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Sıddık Güler'in sağlık durumu, onun yaşadığı zorlukların yanı sıra, ülke hukukunun ve uluslararası yükümlülüklerin mahpusların sağlık hakları konusundaki gerekliliklerine olan uyumunu da sorgulamaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Sıddık Güler, hipertansiyon, kalp hastalığı, kemik hastalıkları, venöz yetmezlik, Alzheimer, iltihaplı eklem romatizması gibi çeşitli sağlık sorunlarıyla mücadele etmektedir. Ayrıca, ileri derecede unutkanlık, işitme kaybı ve konuşma güçlüğü yaşamaktadır. Güler'in yaşadığı sağlık problemleri, cezaevindeki yaşam koşullarının, onun tedavi ve bakım ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını açıkça ortaya koymaktadır. Güler'in tek başına yaşamını sürdürmesi mümkün olmamakta, beslenme zorlukları ve hareket kısıtlılıkları nedeniyle ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Ayrıca, diş kaybı ve yürüyememe gibi sorunları, onun yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte ve tedavi edilmemesi durumunda hastalıklarının daha da ilerlemesine yol açmaktadır. Sıddık Güler'in durumu hem bireysel hem de toplumsal düzeyde, cezaevindeki hasta mahpusların yaşam haklarının korunup korunmadığına dair bir değerlendirme yapılmasını gerektirmektedir.
Ülke hukukunda, hasta mahpusların sağlık hakları, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (CGTİHK) ve Anayasa tarafından güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 17. maddesi, herkesin yaşama hakkına sahip olduğunu belirtirken, CGTİHK'nin 16. maddesi, hükümlülerin Ohastalık durumları nedeniyle infazlarının ertelenmesi gerektiğini düzenlemektedir. Bunun yanı sıra, 5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanunu, ağır hasta mahpusların infaz erteleme taleplerine dair hükümlere yer vermektedir. Ancak, bu yasal düzenlemelerin uygulama pratiği, çoğu zaman gecikmeler ve eksikliklerle karşılaşabilmektedir. Sıddık Güler'in durumuna bakıldığında, mevcut mevzuat ve uygulamaların, onun gibi ağır hasta mahpusların yaşam hakkını tam olarak güvence altına almadığı ortaya çıkmaktadır. bil
"Uluslararası hukuka dair düzenlemeler de hasta mahpusların haklarını güvence altına almayı amaçlamaktadır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, sağlık hakkını temel bir insan hakkı olarak tanımlarken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin 3. maddesi, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağını düzenlemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları, devletlerin hasta mahpuslara sağlık hizmeti sunmamaları durumunda insan hakları ihlali gerçekleştirdiklerini belirtmektedir. Birleşmiş Milletler Mahpusların Muamelesine Dair Asgari Standart Kuralları, mahpusların sağlık hizmetlerine erişimini teminat altına almayı amaçlamakta ve hasta mahpusların koşullarının iyileştirilmesini talep etmektedir. Bu bağlamda, ülkenin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, hasta mahpusların sağlıklı koşullarda tutulmalarını ve tedaviye erişimlerinin sağlanmasını zorunlu kılmaktadır.
Sıddık Güler'in sağlık durumu, sadece fiziksel hastalıklarla sınırlı değildir; aynı zamanda onun . cezaevindeki yaşam koşullarının, insan onuruna uygun olmadığı, hayati tehlike taşıyan bir durumu ortaya koymaktadır. Güler'in, tekerlekli sandalye ile yaşamını sürdürmesi ve özellikle soğuk, rutubetli ortamlarda artan şikayetleri, cezaevindeki koşulların ona zarar verdiğini göstermektedir. Ayrıca, Güler'in tedaviye erişim konusunda yaşadığı zorluklar, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu noktada, Sıddık Güler'in infaz ertelemesi ve sağlık hizmetlerine erişiminin sağlanması hususunda yetkililerin bir an önce adım atması gerekmektedir.
Sıddık Güler ve benzer durumda olan diğer hasta mahpusların yaşam haklarının korunması için Adalet Bakanlığı'nın bir an önce gerekli adımları atması gerekmektedir. Hasta mahpusların durumu, kamuoyunu yakından ilgilendiren ve vicdanları derinden yaralayan bir mesele olup, insan hakları açısından büyük bir önem taşımaktadır. Gerekli adımlar atılmadığı takdirde, bu durum yalnızca yaşam hakkı ihlali oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda insanlık onuruna aykırı bir hal alacaktır.
"Bu bağlamda; 9 1931
SORULAR
85 yaşındaki Sıddık Güler'in sağlık durumu göz önünde bulundurulduğunda, infaz ertelemesi talebi nasıl değerlendirilecektir? Adalet Bakanlığı, bu konuda herhangi bir girişimde bulunmayı planlamakta mıdır?
Sıddık Güler'in ağır sağlık sorunları ve yaşlılık durumu dikkate alındığında, infaz ertelemesi için belirlenen kriterler nelerdir ve bu kriterlerin uygulanmasında bir eksiklik bulunmakta mıdır?
Cezaevlerinde ağır hasta mahpusların sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan aksaklıklar hakkında Adalet Bakanlığı'nın denetim ve iyileştirme çalışmaları nelerdir? Bakanlık, hasta mahpusların tedaviye erişimini sağlamak için hangi tedbirleri almayı planlamaktadır?
Sıddık Gülerin tedavi süreci hakkında Adalet Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmeler nelerdir? Gülerin tedaviye erişiminde yaşanan aksaklıkların gerekçesi nedir?
Bakanlığınız, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler Mahpusların Muamelesine Dair Asgari Standart Kuralları gibi uluslararası sözleşmelere uygun olarak, ağır hasta mahpusların sağlık haklarının korunması adına ne tür reformlar yapmayı planlamaktadır?
Ağır hasta mahpusların ailelerine yakın cezaevlerine sevk edilmesi talebi, hangi kriterlere dayanarak değerlendirilmektedir? Bakanlık, hasta mahpuslar için özel bir düzenleme yapmayı planlamakta mıdır?
Cezaevlerinde hasta mahpusların sağlık ve yaşam haklarına erişimini denetleyen bağımsız insan hakları kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin ziyaretlerine yönelik mevcut engeller nelerdir? Bu engellerin gerekçeleri ve çözüm önerileri konusunda Bakanlık tarafından herhangi bir adım atılacak mıdır?
Sıddık Güler'in sağlık sorunları göz önüne alındığında, hasta mahpusların yaşam hakkının korunması adına Adalet Bakanlığı tarafından alınacak önleyici tedbirler nelerdir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1586827 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin tarafindan Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/23997 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-338-5092/7041 Konu : Yazılı soru önergesi Te. / Yi /202b
Sayın Öznur BARTİN Hakkâri Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/23997 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.
Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri, uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT), 27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca ziyaretler düzenlenebilecektir.
Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir.
Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafından yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir.
I- A) Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklular, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaş gibi tüm sağlık hizmetlerinden tıbbi gereklilik çerçevesinde Mevzuat Genel Müdürlüğü ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda faydalanmakta olup, her türlü muayene ve tedavileri Devletin teminatı altında ve ücretsizdir. Hükümlü ve tutukluların beden ve ruh sağlığının korunması ve hastalıklarının tanısı için ilk muayene ve tedavi hizmetleri ceza infaz kurumlarında verilmekte; ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gerekenler Devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gerekenler ise üniversite hastanelerine sevk edilmektedir.
B) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara ilişkin sağlık koşullarının düzenlenmesi ve sağlık hizmetine erişimin daha da etkili ve verimli hale gelebilmesi için 30/04/2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol ve 26/01/2017 tarihli Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları Arasında Düzenlenen Protokol hükümleri dikkate alınarak her türlü çalışma ve düzenleme yapılmaktadır.
C) Hükümlü ve tutukluların; ayakta ve yatarak tedavilerinde muayene, tetkik, tahlil, kontrol, ilaç, diş protezi ve tıbbi malzemeleri Sağlık Bakanlığı, hastane tarafından temini mümkün bulunmayan tıbbi malzemeler (ortez, protez, gözlük, işitme cihazı, şeker ölçüm çubuğu vb.) ile ilaç bedelleri ise Adalet Bakanlığı tarafından karşılanmaktadır.
Bu kapsamda, söz konusu ilaç alımlarının sağlıklı bir biçimde yürütülmesi, denetiminin yapılması, tutuklu ve hükümlü sağlığının daha iyi korunması, ilaç kullanımının izlenebilir ve kontrol edilebilir hâle gelmesi ile ilaç kullanımındaki suistimallerin önüne geçilmesi ve finansman planlamasının öngörülebilmesi amacıyla Reçete Provizyon Sistemi (CETAS) kurulmuştur.
Ç) Öte yandan; hastalığı nedeniyle Adli Tıp Kurumundan rapor bekleyen ya da tek başına öz bakım becerisini yapamayan ve başkasının bakımına muhtaç olan hasta tutuklu ve hükümlülerin barındırılması, rehabilite ve tedavilerini sağlamak amacıyla Metris ve Elazığ R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ile Menemen R Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu faaliyete geçirilmiştir.
D) Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP) kapsamında e-doktor görüntülü muayene işlemleri Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Türk Telekom iş birliği ile yürütülen çalışmalar sonucunda aktif olarak kullanılmaya başlanmıştır.
E-doktor uygulamasıyla; ceza infaz kurumlarındaki sağlık hizmetlerinin teknolojik gelişmelerden faydalanılarak geliştirilmesi, hükümlü ve tutukluların sağlık hakkına erişiminin hızlandırılması, ceza infaz kurumlarındaki sağlık uygulamalarının memnuniyetinin artırılması amaçlanmıştır.
NI- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun;
A) "Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi" kenar başlıklı 16. maddesinin ikinci fıkrasında, akıl hastalığı dışındaki hastalıklarda cezanın infazına, resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı, ancak bu durumda bile hapis cezasının infazının, mahkumun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa iyileşinceye kadar geri bırakılacağı; üçüncü fıkrasında, belirtilen geri bırakma kararının, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığınca verileceği; altıncı fıkrasında ise maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame Mevzuat Genel Müdürlüğü ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkumun cezasının infazının, üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabileceği,
B) "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlülerin, bu durumlarını, Adli Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirmeleri ve diğer şartları da taşımaları hâlinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezanın infazı usulünden yararlanabileceği,
C) Geçici 6. maddesinin ikinci fıkrasında, 30/03/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kasten Öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere; sıfır-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler hakkında 105/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "iki yıl"lık sürenin, "dört yıl" olarak uygulanacağı; maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürelerin, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebileceği; ağır hastalık, engellilik veya kocama hâlinin, Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca veya Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bir raporla belgelendirileceği,
Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.
IV- 5275 sayılı Kanunun;
A) "Hükümlülerin Nakilleri" başlıklı Dokuzuncu Bölümünün "Kendi istekleri ile nakil" kenar başlıklı 54. maddesinin birinci fıkrasında, hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için, gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, çocuk hükümlüler ile maddi durumunun yetersiz olduğunu belgelendiren hükümlüler hariç olmak üzere nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, ceza infaz kurumlarında bulunması gereken sürenin üç aydan fazla olması, iyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, istekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, mahkumiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması gerektiği; ikinci fıkrasında ise bu hükümlülerin nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorunda olduğu, çocuklar bakımından bu sürenin altı ay olarak uygulanacağı,
B) "Zorunlu nedenlerle nakil" kenar başlıklı 56. maddesinde, kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlülerin, yargı çevresi dışında Adalet Bakanlığınca belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebileceği,
Mevzuat Genel Müdürlüğü
Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.
V- Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmeliğin "Heyetlerin ziyaretleri" kenar başlıklı 26. maddesinin beşinci fıkrasında, insan hakları il ve ilçe kurullarının, Cumhuriyet başsavcılığından izin almak suretiyle ceza infaz kurumlarını ziyaret edebileceği gibi hükümlü ve tutuklularla da görüşebileceği; altıncı fıkrasında, resmi veya dini bayram günleriyle özel günlerde, Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısının onayı ve refakatiyle, il veya ilçe resmi protokolüne dahil kurum ve kuruluşlar ile iyileştirme programlarına yararı olabilecek sivil toplum örgütlerinin temsilcilerine, ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutukluları ziyaret izni verilebileceği, ancak, ceza infaz kurumunun fiziki yapısı, kapasitesi ve güvenlik sebebiyle bu ziyaretin yaptırılmayabileceği veya sınırlandırılabileceği hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.
VI- İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen cevapta;
A) Soru önergesinde adı geçen hükümlünün İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktayken hakkında Kurum tarafından re'sen başlatılan infaz erteleme işlemleri kapsamında Adli Tıp Kurumunun hayatını yalnız idame ettiremeyeceğine dair raporuna istinaden Cumhuriyet Başsavcılığının hükümlünün cezasının infazının iyileşinceye kadar ertelenmesi kararı üzerine 18/07/2025 tarihinde Kurumdan tahliye edildiği,
B) Adı geçenin Kurumda barındırıldığı süre içinde çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle Kurum revirinde muayene edildiği gibi gerektiğinde diğer sağlık kuruluşlarının ilgili polikliniklerine sevkinin sağlanarak muayene, tetkik ve tedavisinin yapıldığı, reçete edilen ilaçların kendisine teslim edildiği ve adı geçenin sağlık durumunun titizlikle takip edildiği,
C) Kurumda tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü, Ç) Soru önergesinde belirtilen aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı, Bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
Yılmaz TUNÇBakan