İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan hasta bir mahkumun tahliye talebine ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 22 Ekim 2024 tarihinde 7/18506 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 220 gün sonra, 30 Mayıs 2025).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan hasta bir mahkumun tahliye talebine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/18506, 22 Ekim 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-18506-iskenderun-t-tipi-kapali-cezaevinde-bulunan-hasta-bir-mahkumun-tahliye-talebine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/625a7c50-99b5-47bf-b2e2-0192b97326ec
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 220 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Öznur Bartin
Tekerlekli sandalye kullanan, 84 yaşındaki ağır hasta mahpus Sıddık Güler, iki yıldır tedavi gördüğü Menemen R Tipi Cezaevi'nden, tedaviye uygun olmayan İskenderun T Tipi Cezaevi'ne 12 Ekim'de sevk edilmiştir. Sevk gerekçesi olarak "tedaviyi reddetme" gösterilmesine rağmen, mahpusun sağlık durumu ve cezaevine uygunsuzluğu, bu sevkin hukuka ve insan haklarına aykırılığını ortaya koymaktadır. Sevk sırasında "Dikkat! Kaçar, kaçabilir" notu düşülmesi, mahpusun fiziksel durumu göz önünde bulundurulduğunda kabul edilemez bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Sıddık Güler, 1994 yılından bu yana siyasi gerekçelerle müebbet hapis cezasına çarptırılmış olup, hipertansiyon, kalp rahatsızlığı ve iltihaplı eklem romatizması gibi ağır hastalıklarla mücadele etmektedir. Menemen R Tipi Cezaevi'nde iki yıl süren tedavisine rağmen, tedavi sürecinin zorla kesilmesi ve mahpusun İskenderun T Tipi Cezaevi'ne sevk edilmesi, insani koşullardan uzak bir muameleye işaret etmektedir. Mahpus, ailesine daha yakın olmak adına Diyarbakır?daki bir cezaevine nakil talep etmiş olmasına rağmen, bu talebi göz ardı edilmiştir. Cezaevinde yaşadığı kötü koşullar hem ulusal hem de uluslararası hukuk açısından ciddi hak ihlalleri doğurmaktadır.
Ulusal düzeyde, Anayasa'nın 17. maddesi, her vatandaşın yaşam hakkını ve maddi-manevi varlığını koruma hakkını güvence altına alırken, bu hakların devlet koruması altında olan mahpuslar için de geçerli olduğunu vurgular. Ayrıca, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16. maddesi gereğince mahpusların sağlık hizmetlerine erişim hakkı korunmalıdır.
Adli Tıp Kurumu (ATK), Sıddık Güler hakkında 2022 yılında verdiği raporda, mahpusun "kocama hali" ve 5275 sayılı Kanun'un 16. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek, Güler'in R Tipi bir cezaevinde tedavisine devam edilebileceği sonucuna varmıştır. Ancak, bu karar, ağır hasta bir mahpusun sağlık durumu ve yaşı göz önünde bulundurulduğunda oldukça sorunlu bir karar olarak nitelendirilmektedir. Adli Tıp Kurumu'nun bu raporu, kurumun tarafsızlığına yönelik ciddi soru işaretleri doğurmuş ve mahpusun yaşam hakkını riske atan bir sürecin başlatılmasına neden olmuştur. Güler'in ailesine yakın bir cezaevine gitme talebi varken, tedaviye erişimini engelleyen bir cezaevine sevk edilmesi, açık bir hak ihlalidir.
Uluslararası hukukta, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 10. maddesi, mahpusların insan onuruna uygun koşullarda tutulmasını öngörmektedir. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi işkence ve insanlık dışı muamele yasağını getirir. Birleşmiş Milletler Mahpuslara Muamelede Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela Kuralları) hasta mahpusların tedaviye erişimini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, Sıddık Güler'in tedavi hakkının gasp edilmesi ve zorunlu sevk uygulaması, ulusal ve uluslararası normlara aykırıdır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Sıddık Güler'in, tekerlekli sandalye kullanan ve yardımsız hareket edemeyen bir hasta olmasına rağmen, "Kaçar, kaçabilir" ibaresiyle tedaviye uygun olmayan İskenderun T Tipi Cezaevi'ne sevk edilmesinin gerekçesi nedir? Bu ibare hangi hukuki ve insani dayanakla yazılmıştır?
Güler'in, 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu'nun 16. maddesine göre infaz erteleme hakkı bulunmasına rağmen, bu hakkın Adli Tıp Kurumu raporuyla reddedilmesi hangi ölçütlere dayanmaktadır? Adli Tıp Kurumu'nun Kararları, hasta mahpusların sağlık durumları göz önüne alınarak yeniden değerlendirilecek midir?
Adli Tıp Kurumu'nun, ağır hasta mahpuslar hakkında verdiği tarafsızlıktan uzak ve mahpusun yaşamını tehlikeye atan kararlar üzerine Bakanlığınız bir inceleme başlatacak mıdır? Adli Tıp Kurumu'nun raporlarının objektif ve tarafsız olmasını sağlamak için hangi düzenlemeler yapılacaktır?
Sıddık Güler, ailesine daha yakın olabilmek adına Diyarbakırdaki bir ceza infaz kurumuna nakil talebinde bulunmuş olmasına rağmen, bu talep neden reddedilmiştir? Güler'in talebi neden dikkate alınmamış ve tedaviye uygun olmayan bir cezaevine sevk edilmiştir?
Tekerlekli sandalye kullanan, yardımsız yürüyemeyen ve ağır sağlık sorunları olan bir mahpusun, "kaçabilir" gibi absürt bir gerekçeyle zorunlu sevke tabi tutulması, insan onuruna aykırı bir uygulama değil midir? Bu uygulamayı sonlandırmak ve benzer vakaların yaşanmaması için Bakanlığınız ne tür önlemler almayı planlamaktadır? Cezaevlerinde ağır hasta mahpusların sağlık durumlarının dikkate alınarak, insan onuruna uygun koşullarda tedavi görmelerini sağlamak amacıyla hangi yasal düzenlemeler yapılmaktadır? Cezaevi şartlarına uygun olmayan sağlık durumu için mahpusların infaz erteleme talepleri neden reddedilmektedir?
Güler'in sağlık durumunun kötüye gitmesine rağmen, tahliye edilmemesi insan haklarına ve hasta mahpusların korunmasına yönelik yükümlülüklere aykırı değil midir? Tahliye edilmesi için hangi adımlar atılacaktır?
Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere göre, ağır hasta mahpusların tedaviye erişimi sağlanmak zorundadır. Bu hakların ihlalini önlemek ve hasta mahpusların cezaevlerinde yaşam haklarını güvence altına almak için Bakanlığınız hangi adımları atmayı planlamaktadır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1522939 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/18506 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
EGE diy Tale
Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-1536-2683/3791 Konu : Yazılı soru önergesi AÜ AS/202$
Sayın Öznur BARTİN Hakkâri Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/18506 Esas Nolu Soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- A) Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklular, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaş gibi tüm sağlık hizmetlerinden tıbbi gereklilik çerçevesinde ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda faydalanmakta olup, her türlü muayene ve tedavileri Devletin teminatı altında ve ücretsizdir. Hükümlü ve tutukluların beden ve ruh sağlığının korunması ve hastalıklarının tanısı için ilk muayene ve tedavi hizmetleri ceza infaz kurumlarında verilmekte; ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gerekenler Devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gerekenler ise üniversite hastanelerine sevk edilmektedir.
B) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara ilişkin sağlık koşullarının düzenlenmesi ve sağlık hizmetine erişimin daha da etkili ve verimli hale gelebilmesi için 30/04/2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol ve 26/01/2017 tarihli Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları Arasında Düzenlenen Protokol hükümleri dikkate alınarak her türlü çalışma ve düzenleme yapılmaktadır.
C) Öte yandan; hastalığı nedeniyle Adli Tıp Kurumundan rapor bekleyen ya da tek başına öz bakım becerisini yapamayan ve başkasının bakımına muhtaç olan hasta tutuklu ve hükümlülerin barındırılması, rehabilite ve tedavilerini sağlamak amacıyla Metris ve Elazığ R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ile Menemen R Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu faaliyete geçirilmiştir.
11- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun;
A) "Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi" kenar başlıklı 16. maddesinin ikinci fikrasında, akıl hastalığı dışındaki hastalıklarda cezanın infazına, resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı, ancak bu durumda bile hapis cezasının infazının, mahkumun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa iyileşinceye kadar geri bırakılacağı; üçüncü fıkrasında, belirtilen geri bırakma kararının, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığınca verileceği; altıncı fıkrasında ise maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkumun cezasının infazının, üçüncü fikrada belirlenen usule göre Mevzuat Genel Müdürlüğü iyileşinceye kadar geri bırakılabileceği,
B) "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin üçüncü fikrasının (b) bendinde, maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlülerin, bu durumlarını, Adli Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirmeleri ve diğer şartları da taşımaları hâlinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezanın infazı usulünden yararlanabileceği,
C) Geçici 6. maddesinin ikinci fikrasında, 30/03/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere; sıfir-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler hakkında 105/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "iki yıllık sürenin, "dört yıl" olarak uygulanacağı; maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame etüremeyen altmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürelerin, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebileceği; ağır hastalık, engellilik veya kocama hâlinin, Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca veya Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bir raporla belgelendirileceği,
Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.
Söz konusu geçici 6. madde hükmü, 15/04/2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, ilgili makam ve mercilerce bu madde hükmü uyarınca işlem yapılmaktadır.
HI- 5275 sayılı Kanunun "Hükümlülerin Nakilleri" başlıklı Dokuzuncu Bölümünün "Kendi istekleri ile nakil" kenar başlıklı 54. maddesinin birinci fıkrasında, hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, çocuk hükümlüler ile maddi durumunun yetersiz olduğunu belgelendiren hükümlüler hariç olmak üzere nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, ceza infaz kurumlarında bulunması gereken sürenin üç aydan fazla olması, iyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, istekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, mahkumiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması gerektiği; ikinci fikrasında ise bu hükümlülerin nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorunda olduğu, çocuklar bakımından bu sürenin altı ay olarak uygulanacağı hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.
IV- İzmir ve İskenderun Cumhuriyet Başsavcılıklarıyla yapılan yazışmalara verilen 14/11/2024 ve 19/11/2024 tarihli cevaplarda;
A) Soru önergesinde adı geçen hükümlünün Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktayken 12/10/2024 tarihinde talebi doğrultusunda İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği ve halen anılan Kurumda barındırıldığı, Mevzuat Genel Müdürlüğü
Adı geçenin daha önce barındırıldığı İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tedavi nedeniyle 30/03/2022 tarihinde Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğinde Kuruma ilk kabul muayenesinde, yüksek tansiyon ve KOAH hastalıklarının bulunduğunu beyan ettiği, farklı tarihlerdeki şikâyetleriyle ilgili olarak Kurum revirinde muayene edildiği gibi gerektiğinde İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ilgili polikliniklerine ve Şakran Diş Hastanesine sevkinin sağlanarak muayene, tetkik ve tedavisinin yapıldığı, reçete edilen ilaçların kendisine teslim edildiği,
B) Adı geçen hakkında Kurum tarafından re'sen başlatılan infaz erteleme işlemleri kapsamında, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 17/05/2024 tarihli sağlık kurulu raporunda, hükümlünün R Tipi ceza infaz kurumlarında kalmasının uygun olduğunun ve 3 ay sonra durumunun yeniden değerlendirilebileceğinin belirtildiği, ancak adı geçenin hastaneye gitmek istemediğine ve işlemlerin iptal edilmesini istediğine ilişkin 13/09/2024 tarihli dilekçesi nedeniyle infaz erteleme işlemlerinin tamamlanamadığı,
C) Kurumda tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü,
Ç) Soru önergesinde belirtilen aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı,
Bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana htip://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden f AeHE 2y - 6Zm85/M - hxPGE 13 - dR5180-ije erişebilirsin
Yılmaz TUNÇBakan