Marmara Denizi'ndeki müsilaj oluşumuna karşı alınan önlemlere ilişkin
Kaynak göster
Celal Fırat (DEM Parti), 7 Şubat 2025 tarihinde 7/24014 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 74 gün sonra, 22 Nisan 2025).
Celal Fırat (DEM Parti, İstanbul). “Marmara Denizi'ndeki müsilaj oluşumuna karşı alınan önlemlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/24014, 7 Şubat 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-24014-marmara-denizi-ndeki-musilaj-olusumuna-karsi-alinan-onlemlere-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/ca1d99b5-ff12-4228-9f9c-0194eee168bc
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 74 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıda belirtilen sorularımızın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. N
Celal FIRAT İstanbul Milletvekili
1965'ten bu yana Türkiye'de göl sayısı 240*tan 54'e düşmüştür. Bu geçen 60 yıldan her biri sulak alan olan göllerimizin dörtte üçünden fazlasını kaybettiğimiz anlamına gelmektedir. Kalan göllerimiz de susuzluk ve kirletilme baskısı altında sık sık görülen alg patlamalarıyla can çekişmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (10 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Sulak alanların yaşadığı susuzlukta en büyük neden iklim krizi gibi görünse de sanayi ve tarım amaçlı yoğun yer altı suyu kullanımının daha büyük etkisi olduğu unutulmamalıdır. Tarım alanlarında yer altı suyu kullanımı Bakanlık tarafından sınırlandırılsa bile sanayide sınırsız kullanım söz konusudur. Pek çok sanayi tesisi izinli bir yer altı kuyusuna karşılık birkaç kaçak kuyuya sahip oldukları bilinmektedir. Yakın geçmişimizde yeraltı kuyularından 5-10 metrede su çıkarken, günümüzde bu durum birçok yerde 200 — 300 metrenin altına düşmüştür. Aşırı yer altı suyu kullanımı, sulak alanların, göl ve derelerimizin de kurumasına etkili olmaktadır.
Sulak alanlarımızı tehdit eden diğer büyük sorun ise sanayi ve kanalizasyon atık sularıyla kirletilmesidir. Kirletilme sulak alanın kenarına yapımına onay verilen sanayi tesisleri olduğu kadar alanı besleyen derelerin de kirletilmiş olmasıdır. Son 24 yılda AKP iktidarı kanun ve yönetmeliklerde yaptığı yüzlerce değişiklikte çevre koruma önlemlerini kaldırıp işlevsizleştirerek sermayeye dikensiz gül bahçesi sunmuştur. Baca gazlarında olduğu gibi atık su deşarjlarında da arıtılmış demenin olanaksız olduğu atık sular deşarjlarla dere, göl ve deniz kıyılarımızı kısacası sulak alanlarımızı kirletilmektedir.
Bu kirletilmenin bir sonucu oluşan "müsilaj"? Marmara Denizi'nde günümüzde yeniden ortaya çıkmıştır. Bir deniz ekosistemi olduğu halde çoğunlukla kıyılarda gözlendiği için müsilaj bir sulak alan sorunudur. 2020 yılında AKP iktidarının kendilerine göre dahiyane çözümle Ergene Derin Deşarjı"nın ÇED süreci bile işletmeden Marmara Denizine boşaltmaya başlandıktan kısa bir süre sonra deniz dibinde müsilaj oluşumu gözlenmiştir
Erdek Körfezi'nde yeniden ortaya çıkan müsilaj, 6 Kasım 2024"de Marmara Adaları çevresi ile Tekirdağ kıyılarına, 13 Kasım 2024'de İstanbul Prens Adaları'na, 5 Aralık 2024"te ise İzmit Körfezi'ne ulaşarak yaklaşık 7 hafta içinde bütün Marmara Denizi'ne yayılmış durumdadır. Bilim insanları, müsilajın suların ısınmasıyla birlikte ilkbahardan itibaren yüzeye çıkma ihtimaline dikkat çekmektedir. Deniz dibine çökmeye başlayan müsilaj, birçok canlı türünü tehdit ettiği gibi balıkçıların attıkları ağı da çekemez hale getirmektedir.
Müsilajın oluşma şartlarına katkı sağlayan onlarca faktör ve etkiden bahsedilebilir, ancak bunların içinde sadece deniz kirliliği yani denize bilinçsizce boca edilen azot ve fosforu kontrol etmek mümkündür. Yani denizin kirlilik yükü azaltılmadığı sürece müsilaja neden olan kontrol dışı faktörlerin varlığı devam ettikçe müsilaj oluşumu da devam etmektedir.
Marmara Denizi, etrafında yerleşik yaklaşık 25 milyon nüfusun, ülkenin yarısına hizmet sunmak üzere kümelenmiş yoğun sanayinin, iki yüzden fazla akarsu tarafından taşınan yayılı kaynaklardan ulaşan kirleticilerin kıskacında altındadır.
2021 yılında yüksek katılımlı çalıştaylar ve bilimsel katkılarla 22 eylemden oluşan Marmara Denizi Eylem Planı (MDEP) oluşturulmuş, Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu kurulmuş, Marmarâ Denizi özel çevre koruma bölgesi ilan edilmiş, müsilajsız Marmara'ya ulaşmak için stratejik plan hazırlanmış olsa da Marmara'nın kirlilik yükü ne yazık ki azaltılamamıştır. Örneğin 2021 yılında yüzde 51 oranında ileri biyolojik arıtmaya tabi tutulan evsel atıklar, 2024 yılında ancak yüzde 0,7 ilerleme ile yüzde 51,7 oranında arıtılabilmiştir.
Müsilajı önlemek için hazırlanan, yetersiz nitelikteki Marmara Denizi Eylem Planı'nı bile AKP iktidarı uygulamakta aciz kalmıştır. Üç yıl sonra Ekim 2024'te müsilaj çok daha hızlı yayılarak Marmara Denizi altında yoğunlaştığından Eylem Planının en önemli maddesi atık su arıtma tesislerinin ileri biyolojik arıtma niteliğine taşınmasında "ol bile başarı sağlanamadığı ortaya çıkmıştır. Müsilajın baharı beklemeden deniz yüzeye çıkarak hızla yayılması, 2025 yılının Marmara"da üç yıl önceye göre çok daha yoğun müsilaj felaketinin yaşandığı yıl olacağını göstermektedir.
Diğer taraftan Türkiye'de ki Yurttaş İnisiyatifi?nin, doğal veya kültürel çevrede insan veya diğer canlıların hayatını tehlikeye atmanın, doğal veya kültürel varlıklar üzerinde ağır tahribata yol açabilecek davranışlarda bulunmanın yahut hukuka aykırı diğer bir füli işlemek suretiyle bütün bir ekosistemde kısa vadede telafisi mümkün olmayacak zarara yol açma tehlikesi doğuran kişilere, ayrıca suçun işlenmesinden elde edilen maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkacak ekonomik kazanca dair adli para cezası uygulanması ile ilgili olarak, TBMM"ne sunduğu Ekokırım Kanun Teklifi hakkında ise iktidarın hiçbir işlem yapmadığı da bilinmektedir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Türkiye'de ki Yurttaş İnisiyatifi'nin hazırlayıp TBMM'ne sunduğu Ekokırım suçu işleyenlere uygulanması gereken ceza hükümlerini içeren Kanun Teklifi hakkında ne işlem yapılmıştır?
Marmara Eylem Planı tam anlamıyla neden uygulanmamaktadır? 2021 yılından bu yana uygulanıyor ise Müsilaj neden tekrar ortaya çıkmıştır?
Marmara Bölgesinde bulunan mevcut atıksu arıtma tesislerinin tamamı ileri biyolojik arıtma tesisine dönüştürülmüş müdür?
Marmara Denizine gemilerin atık sularını boşaltılmaması için ne gibi önlemler alınmıştır? Her gemi takip edilebilmekte midir?
Marmara Denizi'nin kirlilik yükünü azaltmak için acilen sanayi kuruluşlarının atık deşarjı akarsuların debisine göre yeniden düzenlenecek midir?
Akarsuların zehir kanalına dönüşmesine neden olan sanayi atıkları denetimleri yapılmakta mıdır? Bu denetimlerle ilgili ceza verileri nedir?
Çalışmayan atık arıtma tesislerini çalışır hale getirmek için bir planınız var mıdır?
Müsilajdan zarar görecek tarım ve balıkçılık sektörleri için maddi destekler veya bir sigorta sistemi geliştirilecek midir?
Sanayi tesislerinin yeraltı su kuyuları denetlenmektedir? Tespit edilen kaçak yer altı kuyuları var mıdır? Varsa ne gibi bir işlem veya ceza uygulanmaktadır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ·
Milletvekillerimiz tarafından şahsıma yöneltilen ve ilişik listede; TBMM Esas numaraları söz konusu önergelerde yer alan ve konuları belirtilen yazılı soru önergeleri incelenmiş olup, hususlara ilişkin cevaplarımız ekte sunulmuştur.
Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.
-Dosya (1 Takım)
Mustafa Kemal Mahallesi Eskişehir Devlet Yolu (Dumlupınar Bulvarı) 9. km. No: 278 Çankaya / Ankara İrtibat: Şube Müdürü-Haydar DEMİRER Tel: 410 14 57
SAYIN CELAL FIRAT'IN TBMM 7/24014 ESAS SAYILI 7040 GK |0ğ YAZILI SORU ÖNERGESİNE
İLİŞKİN SORULAR VE CEVAPLARI SORULAR
1. Türkiye'deki Yurttaş İnisiyatifi?nin hazırlayıp TBMM'ne sunduğu Ekokırım suçu işleyenlere uygulanması gereken ceza hükümlerini içeren Kanun Teklifi hakkında ne işlem yapılmıştır?
2. Marmara Eylem Planı tam anlamıyla neden uygulanmamaktadır? 2021 yılından bu yana uygulanıyor ise Müsilaj neden tekrar ortaya çıkmıştır?
3. Marmara Bölgesinde bulunan mevcut atıksu arıtma tesislerinin tamamı ileri biyolojik arıtma tesisine dönüştürülmüş müdür?
4. Marmara Denizine gemilerin atık sularını boşaltılmaması için ne gibi önlemler alınmıştır? Her gemi takip edilebilmekte midir?
5. Marmara Denizi'nin kirlilik yükünü azaltmak için acilen sanayi kuruluşlarının atık deşarjı akarsuların debisine göre yeniden düzenlenecek midir?
6. Akarsuların zehir kanalına dönüşmesine neden olan sanayi atıkları denetimleri yapılmakta mıdır? Bu denetimlerle ilgili ceza verileri nedir?
7. Çalışmayan atık arıtma tesislerini çalışır hale getirmek için bir planınız var mıdır?
8. Müsilajdan zarar görecek tarım ve balıkçılık sektörleri için maddi destekler veya bir sigorta sistemi geliştirilecek midir?
9. Sanayi tesislerinin yeraltı su kuyuları denetlenmektedir? Tespit edilen kaçak yer altı kuyuları var mıdır? Varsa ne gibi bir işlem veya ceza uygulanmaktadır?
CEVAPLAR
1. Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama faaliyetleri kapsamında yer almakta olup; Bakanlığımızca eklenecek bir husus bulunmamaktadır.
2,3) Müsilajın kontrol altına alınması ve giderilmesine yönelik olarak noktasal, yayılı kirleticiler ile deniz içi faaliyetlere yönelik tedbirleri içeren 22 Maddeden oluşan Marmara Denizi Eylem Planı Bakanlığımız koordinasyonunda üniversiteler ve ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliğiyle hazırlanmış ve 06.06.2021 tarihinde Marmara Denizi'ne kıyısı olan tüm illerin üst düzey yöneticileri ile imza altına alınarak kamuoyu ile paylaşılmıştır.
Eylem Planı, Marmara Denizinin koruma alanı ilan edilmesi, müsilajın bilimsel temelli yöntemlerle tamamen temizlenmesi, atıksuların ileri biyolojik arıtım yapılmaksızın Marmara Denizi'ne deşarj edilmemesi, atıksu deşarj standartlarında kısıtlamaya gidilmesi, arıtılmış atıksuların mümkün olan her yerde yeniden kullanımının arttırılması, Marmara Denizi'ne gemilerin atıksularının boşaltılmasının önlenmesi, tersanelerde temiz üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması, alıcı ortama deşarj yapan atıksu arıtma tesislerinin 7/24 online izlenmesi, Bölgesel Atık Yönetimi Eylem Planı ve Deniz Çöpleri Eylem Planının hazırlanması, iyi tarım ve organik tarım uygulamaları ile basınçlı ve damlama sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, zeytin karasuyu ve peynir altı suyu kaynaklı kirliliğin önlenmesi, Marmara Denizi'ndeki tüm hayalet ağların temizlenmesi, soğutma suları ve termal tesislerden oluşan sıcak suların Marmara Denizine etkilerinin azaltılması hususlarını içermekte olup, 2025 yılı başı itibariyle Marmara Denizi Eylem Planı'nda yer alan 22 eylemden 19 tanesi tamamlanmıştır.
Söz konusu eylem planı kapsamında çalışmaları devam eden eylemler ise aşağıda yer almaktadır.
EYLEM 5: Atıksu Arıtma Tesisleri: Mevcut atıksu arıtma tesislerinin ileri biyolojik arıtmaya dönüştürülmesi,
EYLEM 9: Kamu-Özel Sektör İşbirliği: Atıksu Arıtma Tesislerinin yapımı ve işletilmesini çok daha kolay hale getirmek için kamu-özel sektör işbirliği modellerinin hataya geçirilmesi,
EYLEM 15: Yayılı Kaynaklar: Dere yataklarına yapay sulak alanlar ve tampon bölgelerin oluşturulmasıdır.
Marmara Denizi'nde görülen müsilaj sorununun en önemli sebeplerinden birinin ileri düzeyde arıtılmayan atıksulardan kaynaklandığı Bakanlığımızca yapılan çalışmalarla tespit edilmiştir. Marmara Denizi'ne ulaşan noktasal kaynaklı kirlilik yükünün azaltılmasına yönelik 15.06.2022 tarihli ve 31867 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2872 sayılı Çevre Kanununa ilave edilen EK Madde 16 ile Marmara Denizi havzasında belediyelerin 2025 yılı Haziran ayına kadar ileri biyolojik atıksu arıtma tesislerinin kurulması zorunlu hale getirilmiştir. Ayrıca söz konusu düzenleme ile, belirtilen sınırlar içerisinde büyükşehir, il ve ilçe belediyelerinin atıksu gelirlerinin yarısını ileri atıksu arıtma tesislerinin kurulmasına ayrılması zorunlu kılınmıştır.
Ancak, 2025 yılı başı itibariyle eylem planı kapsamındaki belediyelerde ileri biyolojik arıtma oranı 051,7'dir. Müsilaj oluşumunu önlemek için noktasal kaynaklı azot ve fosfor yükünün azaltılması noktasında başta İstanbul olmak üzere Marmara Havzası'nda yer alan Belediyeler tarafından atıksu arıtma tesislerinin ileri arıtmaya dönüştürülmesi ve atıksu arıtma tesislerinin etkin bir şekilde işletilmesi gerekmektedir. Denize ulaşan kirlilik yükü azaltılmadığı sürece müsilajın Marmara Denizi'nde görülme olasılığı bulunmaktadır.
4) Uluslararası düzeyde deniz araçlarının operasyonel faaliyetlerinden kaynaklanan atıkların deniz kirliliğine sebep olmayacak şekilde yönetimi hakkındaki düzenlemeler; Denizlerin Gemiler Tarafından Kirletilmesinin Önlenmesi Sözleşmesi (MARPOL 73/78) çerçevesinde yürütülmektedir. Ülkemiz Sözleşmeye 1990 yılında taraf olmuştur. Bu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerimiz ve ulusal ihtiyaçlarımız doğrultusunda gerekli mevzuatlar çıkarılmış olup, halihazırda Ulusal Gemi Atıkları Yönetim Sistemimiz oluşturulmuştur. MARPOL kapsamındaki gemilerin yanaştığı her limanda atık alım hizmeti verilmekte olup gemilerin atıkları atık kabul tesisleri ve atık alma gemileri ile toplanmaktadır.
Bununla birlikte; Gemi Kaynaklı kirliliğin önlenmesinde yasadışı deşarjların tespiti ve cezai işlem uygulama yetkisi 2023/3 sayılı Yetki Devri Genelgesi ile; e Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı e Sahil Güvenlik Komutanlığı
Türkiye Çevre Ajansı,
• Antalya ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlıklarına devredilmiştir.
Yasadışı boşaltımların tespiti ve cezai işlem uygulama çalışmaları, Çevre Kanunu kapsamında yürütülmektedir.
Deniz kirliliğinin kontrolü için deniz araçlarına ait atıkların alınması ile ilgili Bakanlığımızın attığı en önemli adımlardan bir tanesi de gemi atıklarının online sistemle takibinin sağlanmasıdır.
Bu uygulama ile yatlar, günübirlik gezi tekneleri, tur tekneleri, balıkçı tekneleri gibi küçük deniz araçlarının yanında her tipte büyük gemilerin atıklarının da takibi ve denetiminin sağlanması için web tabanlı çevrimiçi bir sistem oluşturulmuştur. Bu sistem sayesinde atıkların takibi ve etkin denetimi sağlanmaktadır.
5) Marmara Denizine gelecek kirlilik yükünün azaltılması için hazırlanan 2021/13 sayılı Marmara Deniz Havzası Eylem Planı Kapsamında Deşarj Standartlarında Kısıtlama Genelgesi 22.06.2021 tarihinde Bakanlığımızca yayımlanmıştır. Söz konusu Genelge ile, Bakanlığımızca Boğazlar ve Susurluk Havzası dâhil Marmara Denizi Hidrolojik Havzası'nda ve bu havzada yer alan illerden İstanbul, Bursa ve Kocaeli illerinin tamamında, sanayi ve evsel atıksu arıtma tesisleri için Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ve Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği ekinde yer alan ve kirliliğin göstergesi olan Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) parametresinde kentsel atıksularda 9420 oranında, endüstriyel atıksularda ise her bir sektör için yeni bir deşarj standardı düzenlemesi yapılarak yaklaşık 46350" ye kadar kısıtlamalar yapılmıştır. Ayrıca, Genelge ile değiştirilen şartlara uyum için süreler belirlenmiş ve iş termin planları alınmıştır.
Bununla birlikte, Bakanlığımızca Ekim 2024"te başlatılan "Türkiye'nin Endüstriyel Atıksu Profili" nin Belirlenmesi Projesi (TENAP)" ile; ülkemizde faaliyet gösteren sanayi sektörleri için sektörel atıksu profili çıkarılacak, sektörden kaynaklanan kirleticiler tespit edilecek ve sektörel deşarj kriterleri geliştirilecektir. Ayrıca, proje kapsamında, pilot bölgelerde yapılacak çalışmalar ile alıcı ortam bazlı deşarj kriterleri de geliştirilecek ve teknoloji bazlı deşarj kriterleri ile kıyaslanarak ilave yatırım ihtiyaçları da tespit edilecektir. Proje kapsamında yapılacak çalışmalar ve Bakanlığımızın daha önce alıcı ortam bazlı deşarj standartlarının belirlenmesine yönelik yaptığı çalışmalar doğrultusunda ihtiyaç duyulması durumunda alıcı ortamın miktar ve kalitesi göz önünde bulundurularak alıcı ortam bazlı deşarj standartları geliştirilecektir.
6) Çevre Kanunu'nun 12. Maddesi kapsamında Gemilerden Kaynaklanan Deniz Kirliliğinin Önlenmesi Kapsamında deniz kirliliği denetimine yönelik Denizcilik Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığına, Türkiye Çevre Ajansına yetki verilmiştir.
Marmara Denizine kıyısı olan illerimizde 2021 yılından bugüne kadar Bakanlığımızca atıksu konulu 38.519 işletme ve 233.354 deniz aracı denetlenmiş olup gerçekleştirilen denetimlerde 2845 işletme ve 796 deniz aracına toplam 1.417.919.922 TL idari para cezası uygulanmıştır. 304 işletme faaliyetten men edilmiştir.
7) 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 11 inci maddesi gereğince, atıksu altyapı sistemlerinin kurulması, bakımı, işletilmesi ve iyileştirilmesi konusunda sorumluluk; büyükşehirlerde ilgili su ve kanalizasyon idarelerine, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyelere, bunların dışında iskana konu her türlü kullanım alanında valiliğin denetiminde bu alanları kullananlara aittir.
Marmara Denizi Havzası'ndaki atıksu arıtma tesislerinin mevcut durumunun tespiti ve iyileştirilmesine yönelik çalışmalarımız kapsamında, bakanlığımız koordinasyonunda 2021 yılında Marmara Denizi Havzası Noktasal Kirlilik Yüklerinin Tespiti (MAR-AAT) projesi yürütülmüştür. Bu proje ile havzada yer alan, 50 m3/gün ve üzeri atık suyu olan 445 evsel/kentsel ve endüstriyel atık su arıtma tesisi yerinde incelenmiş, mevcut durumları tespit edilerek bakım-onarım, revizyon, kapasite artışı ve yeni tesis yapımına yönelik ihtiyaç analizleri yapılmış ve Marmara Denizi'ne ulaşan atıksu kaynaklı kirlilik yükleri belirlenmiştir.
Marmara Denizi Havzası'nda atıksu arıtma tesislerinin etkinliğini artırmak amacıyla, 22 Haziran 2021 tarihinde yayımlanan 2021/13 sayılı Marmara Deniz Havzası Eylem Planı Kapsamında Deşarj Standartlarında Kısıtlama Genelgesi ile sanayi ve evsel atık su arıtma tesisleri için deşarj standartlarında kısıtlamalar getirilmiştir. Revizyon, kapasite artışı ve ileri arıtmaya geçiş için süreler verilmiştir. Bugüne kadar Bakanlığımıza sunulan 169 İş Termin Planı'ndan 42'si tamamlanmış olup, kalan planların uygulamaları Bakanlığımızca takip edilmektedir.
3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanuna EK MADDE 3 ilave edilmesi ile atıksu arıtma tesislerinin inşa ve/veya işletmesinin kamu özel sektör işbirliği modelleriyle gerçekleştirilebilmesi amacıyla ülkemizdeki belediyeler için alternatif bir finans modeli oluşturulmuştur. Düzenlemeye ait alt mevzuat hazırlık çalışmaları devam etmektedir.
Diğer taraftan, Bakanlığımız ÇED-İzin ve Denetim Genel Müdürlüğümüzce, 2021 yılında müsilaj sonrası Marmara Bölgesi'nde "Sürekli Atıksu İzleme Sistemleri Tebliği" (R.G. Sayı 29303, Tarih; 22 Mart 2015) kapsamında Sürekli Atıksu İzleme Sistemleri (SAİS) kurulu tesislerin yanı sıra daha düşük kapasiteli arıtma tesislerinin atıksu giriş ve çıkışları da 2021/14 Sayılı "Marmara Bölgesi'nde Bulunan Atık Su Arıtma Tesislerinin Gerçek Zamanlı İzlenmesi" konulu Genelge? (MARBİN) ile on-line takibe alınmıştır. Ayrıca Marmara Bölgesinde kapasiteye bakılmaksızın, tüm soğutma sularının, sadece çıkış değil giriş sıcaklıkları ve debileri de izlenerek verileri Bakanlığımız Sürekli İzleme Merkezi (SİM)'e anlık aktarılmaktadır. SAİS tesislerinin günlük kapasitesi; 5.000 m3/gün ve üzeridir; Anlık pH, iletkenlik, sıcaklık, çözünmüş oksijen, debi, KOİ ve AKM parametreleri 7/24 takip edilmektedir. i
MARBİN Genelgesi ile; kurulu kapasitesi 1.000-5.000 m"/gün olan ve Marmara Bölgesinde alıcı ortama deşarj eden tesislerin arıtma tesisi giriş ve çıkış debileri ile numune alma yönünden on-line takip edilmektedir. Suyu ısı transferi amaçlı (soğutma suları) kullanarak alıcı ortama deşarj eden tesisler ise giriş ve çıkışlarında debi ve sıcaklık yönünden on-line izlenmektedir. Sistemde güncel durumda; 145 SAİS tesisi ve 86 MARBİN tesisi bulunmaktadır. Böylece; SİM üzerinden, uzaktan otomatik numune aldırma yöntemi ile bu tesislerde 7/24 teknolojik denetim yapılmaktadır.
8) Marmara Denizi'ne kıyısı olan illerde müsilaj yüzünden ava çıkamayan veya av araçları zarar gören veya istediği avcılığı yapamayan kıyı balıkçılarının mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik çalışmalar Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülmektedir.
9) Yeraltı suyu kuyularının kullanımına ilişkin görev, yetki ve sorumluluk Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde bulunmaktadır.