Gıda enflasyonuna ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 126 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 114 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim YUMAKLI tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını; Anayasa'nın 98 ve İçtüzüğün 96.maddeleri gereğince saygılarımla arz ederim.
Dehizli Milletvekili
Gıda Fiyatları Neden Uçuyor?
Gerekçenin tamamını göster (12 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Dünya genelinde gıda fiyatları istikrarlı bir düşüş eğiliminde. Birçok ülke, enflasyonu dizginleyerek Vatandaşlarına daha uygun fiyatlı temel gıda ürünleri sunabiliyor. Ancak Türkiye'de durum tam tersi: Market raflarında fiyat etiketleri neredeyse her gün değişiyor, Vatandaşlar aynı ürünü iki gün arayla aynı fiyata alamıyor. Peki, neden?
Bu sorunun cevabı ne yazık ki yönetimin ekonomi politikalarında yatıyor. AK Parti İktidarında uzun yıllardır sürdürülen hatalı ekonomik kararlar, tarımın bilinçli olarak zayıflatılması ve yanlış para politikaları, Ülkemizi gıda fiyatları konusunda dünyanın en pahalı ülkelerinden biri haline getirdi.
Tarım Politikalarının İflası
Bir ülkenin gıda fiyatlarını kontrol altında tutabilmesi için öncelikle tarımsal üretimi desteklemesi gerekir. Ancak Türkiye'de çiftçiler yıllardır ihmal ediliyor. Mazot, gübre ve yem gibi temel girdilerin fiyatları sürekli artarken, çiftçilere yeterli destek verilmedi. Üretici para kazanamaz. hale geldiği için tarımdan vazgeçti. Sonuç? Türkiye gibi tarımda kendi kendine yetebilen bir Ülke, artık birçok temel gıda ürününü ithal etmek zorunda kalıyor.
LAM
AK Parti'nin izlediği tarım politikaları, çiftçiyi üretimden kopardı. Tarım alanları giderek daraldı, çiftçi borç batağına sürüklendi. Üretimin azaldığı bir ortamda fiyatların yükselmesi kaçınılmazdı.
Dolar Kuru ve Yanlış Ekonomi Yönetimi
AK Parti'nin yıllardır sürdürdüğü yanlış ekonomi politikaları, Türk Lirası'nın aşırı değer kaybetmesine yol açtı. Merkez Bankası'nın bağımsızlığını kaybetmesi, faiz politikasındaki ısrarcı hatalar ve kontrolsüz para basımı enflasyonu patlattı. Tarımda kullanılan pek çok girdi ithal olduğu için dolar kurundaki artış, üretim maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Haliyle, gıda fiyatları da durmaksızın yükseliyor.
Marketleri Suçlayarak Çözüm Üretilemez
AK Parti İktidarı, artan fiyatlar karşısında her seferinde marketleri hedef göstererek çözüm üretmeye çalışıyor. Oysa bu işin sorumlusu zincir marketler değil, yanlış ekonomik katarlarla enflasyonu dizginleyemeyen yönetimdir. Üretimi artırmadan, tarımı desteklemeden, döviz kuru üzerindeki baskıyı azaltmadan gıda fiyatlarını düşürmek mümkün değildir.
Bu Bağlamda;
I) Türkiye, 20 yıl önce tarımda kendine yeten bir Ülkeyken neden bugün gıda ithalatına bağımlı hale geldi?
SORULAR
Çiftçiyi desteklemek yerine neden sürekli ithalat teşvik ediliyor?
Enflasyon tüm dünyada düşerken Türkiye'de neden yükselmeye devam ediyor?
Dolar kuru bu kadar artarken ekonomi yönetimi neden etkili bir müdahale yapamıyor?
Üretim maliyetleri düşmeden gıda fiyatlarının nasıl sabit kalması bekleniyor?
Gıda fiyatlarındaki bu fahiş artış tesadüf değil, kötü yönetimin kaçınılmaz bir sonucudur. AK Parti İktidarı, yıllardır sürdüğü yanlış ekonomi politikalarıyla Vatandaşın sofrasını boş bırakmıştır. Eğer bu gidişata bir dur denmezse, ilerleyen süreçte bırakın et ve süt ürünlerini, temel gıda maddelerini bile erişilemez hale getiren bir tabloyla karşılaşabiliriz.
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)İbrahim Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanı ·
Türkiye 24 milyon hektar işlenen tarım alanı varlığı ile her geçen gün tarımsal üretimini artırarak 85 milyonu aşan ülke nüfusu ve 50 milyona yaklaşan turistin gıda ihtiyacını karşılamanın yanında ihracatta da bulunarak, tarımsal hasılada Avrupa'nın 1'nci tarım ülkesi olma özelliğini devam ettirmektedir.
Uygulanan politikaların sonucunda, Son 22 yılda; bitkisel üretimimiz 137,4 milyon tona ulaşmıştır. Tarla bitkileri üretiminde yüzde 30 artışla 75,5 milyon tona, meyvede yüzde 100 artışla 28,4 milyon tona, sebzede yüzde 30 artışla 33,6 milyon tona ulaşmıştır.
Ülkemiz fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva ve keçiboynuzu üretiminde dünya birincisi; salatalık ve vişne üretiminde dünya ikincisi; Antepfistığı, mandarin, şeftali, ıspanak, nohut, elma, kızılcık, karpuz, kavun, pırasa, biber, domates ve zeytin üretiminde dünya üçüncüsü; kestane, patlıcan, badem, armut, çilek, ceviz, mercimek ve limon üretiminde ise dünya dördüncüsüdür. Erik, kabak, soğan(kuru), taze fasulye, şekerpancarı, arpa ve ayçiçeğinde beşinci, karnabahar, marul, tritikale ve aspirde altıncı ve kivi, karnabahar, üzüm, kenevir ve altıntop üretiminde yedinci sıradadır.
Bunun yanında ülkemiz fındık, kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm, taze incir ve ayva ürünlerinde dünya ihracatında lider konumdadır. Buğday unu ihracatında dünyada birinci, makama ihracatında ikinci sıradadır. Üretici tercihi ve alışkanlıkları, tüketici talepleri, sanayinin ihtiyaç duyduğu hammaddenin temin edilmesi amacıyla ithalat yapılarak un ve makarnada olduğu gibi Dahilde İşleme Rejimi (DIR) uygulaması kapsamında katma değer sağlanarak ihraç edilmektedir. Aynı zamanda ülkemizin ikili anlaşmalardan (Serbest Ticaret Anlaşmaları) doğan yükümlülükleri doğrultusunda da sınırlı miktarda ithalat yapılmaktadır. Diğer taraftan üreticiler ithalata karşı gümrük vergisi ile korunmaktadır.
Dünyanın tarımsal hasılada ilk 10 tarım ülkesinden biri olan Türkiye'nin, Tarım ve Gıda ürünleri ihracatı 2024 yılında 32,5 milyar dolara, ithalat ise 2024 yılında 21,7 milyar dolara ulaşmıştır. Bu sayede 2024 yılında 10,8 milyar dolar dış ticaret fazlası verilmiştir. Önceliği yurt içi üretim ile ürün arz güvenliğini sağlamak olan ülkemiz tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde net ihracatçıdır. İhracatın ithalatı karşılama oranı 90150'dir.
Bununla birlikte; önceliğimiz yurt içi üretim ile ürün arz güvenliğini devam ettirmektir.
Ülkemizde tarımsal üretimi artırmak, verim ve kaliteyi yükseltmek, sürdürülebilirliği sağlamak, kayıtlılığı artırmak ve çevreye duyarlı alternatif tarım tekniklerinin geliştirilmesini sağlamak amaçlarıyla, üreticilerimize tarımsal desteklemeler verilmekte, hibe programları uygulanmakta ve projeler yürütülmektedir.
Değişen ulusal ve uluslararası koşullara göre destekleme programlarında yapılacak düzenlemeler, destekleme programlarının esasları ve araçları, bunların bütçe ödenek ihtiyaçları 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun amir hükümleri çerçevesinde belirlenmekte ve destekleme uygulamaları Bakanlığımız tarafından yürütülmektedir.
Bakanlığımız tarafından üreticilere;
Bitkisel üretim, e Hayvansal üretim, e Kırsal kalkınma, e Suürünleri üretimi ve
Strateji Geliştirme Başkanlığı e Tarımsal araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) olmak üzere 5 ana başlık altında tarımsal destekler verilmektedir.
2025 yılında tarımsal desteklemeler için 135 milyar TL kaynak ayrılmıştır.
Tarım politikalarının amaçları, ilkeleri ve öncelikleri doğrultusunda tarım sektörüyle ilgili politikaların planlanmasına yönelik 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 7'nci maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Bahse konu kanuni düzenlemeye istinaden "Tarımsal Üretimin Planlanması Hakkında Yönetmelik" yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yapılan düzenlemeyle ürünlerin arz ve talep miktarı dikkate alınarak tarım havzası veya işletme bazında ürün veya ürün gruplarının en uygun yerde üretilmesi sağlanacak, ilin ekolojisine uygun ve suyu merkeze alan bir anlayış çerçevesinde oluşturulacak bitkisel üretim deseninde stratejik ürünler önceliklendirilecektir.
8859 sayılı 2025-2027 Yıllarında Yapılacak Bitkisel Üretime Yönelik Desteklemeler ile Diğer Bazı Tarımsal Desteklemelere İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında bitkisel üretimde yeni destekleme modeline ilişkin hususlar düzenlenmiştir.
Cumhurbaşkanı Kararı ile tarımsal üretimin ve gıda arz güvencesinin sürdürülebilirliğinin sağlanması, üretim planlamasına katkı sağlaması, verim ve kalitenin artırılması, tarımsal üretimde çevreci yaklaşımların benimsenmesi ve uygulanan politikaların etkinliğinin artırılması amaçlanmıştır.
Bu kapsamda, ülke ihtiyacının yurt içi üretimle karşılanabilmesi için verim ve kalitenin artırılması, kayıtların güncel tutulması ile üretim sürecinde yaşanan maliyet artışları ve fiyat istikrarsızlıkları gibi olumsuz koşullardan üreticilerin korunması hedeflenmektedir.
Yeni destekleme modeliyle; e İlk defa bitkisel üretim destekleri 3 yıllık ve üretim döneminden önce açıklanmıştır. e Destek kalemlerinde sadeleştirmeye gidilerek, daha yönlendirici, etkin ve öngörülebilir hâle getirilmiştir. e Üretim planlaması kapsamındaki stratejik ürünlere ilave destek verilecektir. e Sukısıtı olan havzalarda münavebeye uygun üretime ilave destek sağlanacaktır. e Kamu kuruluşları tarafından ıslah edilen milli tohumla üretim yapan üreticilerimiz ilave destek alacaktır. e Destek tutarları girdi maliyetlerindeki değişikliklere göre her yıl güncellenecektir. e Çiftçilerimiz üretime karar vermeden önce, hangi havzada, hangi ürüne, ne kadar destek alacağını bilerek planlı şekilde faaliyete başlayabilecekler ve bu sayede plansız üretimin getirdiği birtakım olumsuzluklardan etkilenmeyecektir.
Bitkisel üretimin desteklenmesi programıyla çiftçilere temel destek, planlı üretim desteği ve üretimi geliştirme destekleri verilecektir. çifiçilere ve planlama kapsamı dışındaki diğer ürünleri üreten çiftçilerin tamamına temel destek ödenecektir. Böylece stratejik ürünlerin mazot maliyetinin 9650'si ve gübre maliyetinin 9425'i karşılanacaktır. Planlama kapsamındaki ürünleri havzasında üreten çiftçilere temel desteğe ilave olarak planlı üretim desteği verilerek, mazot maliyetinin 90100'ü ve gübre maliyetinin Yo050'si karşılanacaktır. Diğer taraftan su kısıtının olduğu 11 ilin 52 ilçesinde ise planlama kapsamında az su tüketen arpa, buğday, yağlık ayçiçeği, aspir, fiğ, mercimek, nohut ve yem Strateji Geliştirme Başkanlığı bezelyesi üreten çiftçilerimize ise gübre maliyetinin kalan 9650'lik kısmı da yer altı su kısıtı desteği olarak verilecektir. Böylece bu bölgelerde üretim planlamasına uygun ekim yapan üreticilerin mazot ve gübre maliyetinin 90100'ü desteklenecektir.
Yem bitkileri üretim planlaması kapsamına alınmış olup tüm havzalarda desteklenecektir. Süt havzası olarak belirlenen illerde yem bitkisi üreten çiftçilere ilave 9050 planlı üretim desteği ödenecektir.
Verim ve kaliteyi artırmak için sertifikalı tohum kullanım, sertifikalı/standart fidan kullanım, organik tarım, iyi tarım uygulamaları, katı organik-organomineral gübre destekleri verilmeye devam edilecektir.
Bakanlığımızca 2021 yılından itibaren ülke genelinde işlenmeyen ve nadasa bırakılan arazilerde gerek bitkisel üretimin artırılması gerekse kuraklığa dayanıklı çeşitlerin ekilişlerinin yaygınlaştırılmasına yönelik azami "675 ayni desteğin sağlandığı "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi" yürütülmektedir.
Proje kapsamında uygun münavebe planı ve ekim yöntemleri uygulayarak stratejik ürünlerin üretiminde kullanılması, iklim değişikliğini dikkate alarak uygun çeşitlerle hububat, baklagil ve yağlı tohumlu bitkilerin üretiminin geliştirilmesi sağlanmaktadır.
Ayrıca kamu araştırma enstitüleri ve üniversiteler tarafından yağlık ayçiçeği, dane mısır, pamuk ve patates ürünlerin yurt içinde ıslah edilerek tescil edilen çeşitlerinin yurt içinde üretilip sertifikalandırılan tohumunu kullanarak ekim/dikim yapan çiftçilere ilave destek ödemesi yapılacaktır.
Üreticilerin tarımsal üretime yönelik kredi/finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması amacıyla, 8038 ve 8039 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları kapsamında 01.01.2024- 31.12.2026 tarihleri arasında Ziraat Katılım Bankası A.Ş. ile T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden 28 farklı konuda *025-90100 aralığında Hazine faiz/kâr payı destekli yatırım ve işletme kredi/finansmanı kullanımı yapılabilmektedir.
Üreticilerimiz temel bitkisel ve temel hayvansal üretim konularında 300.000 TLye kadar sıfır faizli, 300.000 TL'nin üzerindeki kredilerde ise 10 milyon TL*ye kadar 9050-94100 aralığında faiz/kar payı destekli kredi/finansman kullanabilmektedir.
İbrahim YUMAKLIBakan