Bandırma T Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan bir mahkumun sağlık durumuna ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 30 Haziran 2025 tarihinde 7/30103 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 105 gün sonra, 13 Ekim 2025).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Bandırma T Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan bir mahkumun sağlık durumuna ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/30103, 30 Haziran 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-30103-bandirma-t-tipi-kapali-cezaevinde-bulunan-bir-mahkumun-saglik-durumuna-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/8a4dc13f-60d4-48b8-beda-0197c66cc54a
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 105 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Öznur Bartin
Ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların yaşam, sağlık, onur, güvenlik ve tedavi hakları Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf olduğu diğer uluslararası insan hakları belgeleriyle güvence altındadır. Ancak bu hakların cezaevlerinde sistematik biçimde ihlal edildiği, hasta mahpusların zamanında ve yeterli sağlık hizmetlerine erişemediği, başvurularının karşılıksız bırakıldığı, yıllardır hem ulusal hem uluslararası kamuoyunun gündemindedir.
Gerekçenin tamamını göster (8 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Bandırma T Tipi Cezaevi'nde tutulan hasta mahpus İlyas Arat'ın ağır hak ihlallerine maruz kaldığı iddia edilmektedir. Arat'ın ailesi 10 Haziran 2024 tarihinde Adalet Bakanlığı, cezaevi yönetimi ve İnsan Hakları Derneği'ne başvurarak, Arat'ın kritik düzeye ulaşan fiziksel ve psikolojik sağlık sorunlarının cezaevinde yaşamını tehlikeye soktuğunu ve derhal tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Ailenin beyanlarına ve dilekçelere göre; İlyas Arat uzun süredir şeker hastalığı, şiddetli mide ve baş ağrıları, eklem ağrıları, yoğun kilo kaybı, kişisel bakım yetersizliği ve ileri düzeyde psikolojik çöküntü hali ile yaşamaktadır. Daha önce psikiyatrik tedavi gören ve düzenli ilaç kullanan Arat'ın, mevcut durumda sosyal ilişkilerini keserek içe kapandığı, duygusal donukluk, hareketsizlik, ilgisizlik ve hayattan kopma hali içinde olduğu bildirilmiştir. Cezaevi psikologları tarafından yapılan değerlendirmelerin yüzeysel ve yetersiz olduğu, yaşadığı krizin ciddiyetini yansıtmadığı aile tarafından açıkça ifade edilmiştir.
Arat'ın ailesi ayrıca 2024 yılı boyunca yaklaşık sekiz ay boyunca kendisiyle hiçbir şekilde görüşemediklerini, her görüşmeye gittiklerinde "rahatsız olduğu" gerekçesiyle bir dilekçe verildiğini ve ne telefonla ne de avukatlar aracılığıyla bilgi alınabildiğini belirtmiştir. Bu durum yalnızca sağlık hakkının değil; haberleşme, aile ile görüşme ve savunma hakkının da ihlal edildiğini göstermektedir.
İlyas Arat'ın mevcut sağlık durumu, ceza infaz sistemi açısından özel bir hassasiyet ve müdahale gerektirmektedir. Zira 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16. maddesi, mahpusun cezaevinde hayatını yalnız başına idame ettiremeyecek durumda olması ve bu durumun tam teşekküllü bir hastane sağlık kurulu raporuyla NN LLM
, | 301035 belgelenmesi halinde, cezasının infazının ertelenebileceğini düzenlemektedir. Aynı şekilde, söz konusu madde ve cezaevi yönetmeliği uyarınca hayati risk taşıyan, cezaevi koşullarında tedavisi mümkün olmayan hastalıklar durumunda tahliye uygulaması da mümkündür.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi, cezaevlerinde mahpuslara insanlık dışı veya onur kırıcı muamelede bulunulmasını açıkça yasaklamaktadır. Cezaevinde tedavi edilmesi mümkün olmayan hastalıkların varlığı ve buna rağmen tedaviye erişimin engellenmesi, AİHM içtihadında "insanlık dışı muamele" olarak değerlendirilmiştir.
İlyas Arat'ın durumu bireysel bir vaka olmanın ötesinde, Türkiye cezaevlerinde hasta mahpuslara yönelik yapısal bir ihmal, kurumsal kayıtsızlık ve hak gasplarının sembolik örneğidir. Bu bağlamda devletin pozitif yükümlülüğü, bireyin yaşam ve sağlık hakkını koruyacak tüm önlemleri gecikmeden almak, hastayı cezaevi dışına çıkarmak ve gerektiğinde infazı erteleyerek tedavisini sağlıklı koşullarda sürdürmesini temin etmektir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Bandırma T Tipi Cezaevi'nde tutulan hasta mahpus İlyas Arat'ın güncel sağlık durumuna ilişkin Bakanlığınızın elinde herhangi bir sağlık kurulu raporu veya detaylı tıbbi değerlendirme mevcut mudur? Mevcutsa içeriği nedir?
İlyas Arat hakkında 5275 sayılı Kanun'un 16. maddesi gereğince infaz ertelemesi kararı verilmesine yönelik herhangi bir başvuru değerlendirmeye alınmış mıdır? Bu doğrultuda adli tıp kurumuna ya da tam teşekküllü bir hastaneye sevki yapılmış mıdır?
Arat'ın ailesinin aktardığı üzere 2024 yılı içerisinde yaklaşık sekiz ay boyunca aile ve avukat görüşmesinin engellenmesinin gerekçesi nedir? Bu süre zarfında cezaevi yönetimi tarafından aileye neden bilgi verilmemiştir?
Cezaevi idaresi ve sağlık birimlerinin Arat'ın yaşam hakkını tehdit eden sağlık koşullarına karşı yeterli ve etkili tıbbi müdahalede bulunmamış olması hakkında Adalet Bakanlığı bir inceleme ya da soruşturma başlatmış mıdır veya başlatacak mıdır?
İlyas Arattın mevcut durumu göz önünde bulundurularak, yalnızca infaz ertelemesi değil, aynı zamanda kalıcı olarak tahliyesi yönünde bir değerlendirme yapılmakta mıdır?
Cezaevinde görevli psikologlar tarafından yapılan değerlendirmelerin yetersiz olduğu aile tarafından dile getirilmiştir. Bu konuda Bakanlığınıza ulaşan başka şikayetler bulunmakta mıdır? Cezaevlerindeki psikolojik destek hizmetlerinin niteliği nasıl denetlenmektedir?
Ülke genelinde cezaevlerinde tutulamayacak sağlık düzeyine ulaşmış hasta mahpus sayısı kaçtır? Bunlardan kaçı için infaz ertelemesi, kaçı için tahliye kararı verilmiştir?
Hasta mahpuslara yönelik sağlık hizmetlerine erişimin güvence altına alınması, cezaevlerinde düzenli bağımsız denetimler yapılması ve insan hakları kurullarının cezaevi pratiklerini izlemesi yönünde Bakanlığınızın yürüttüğü yapısal bir reform çalışması bulunmakta mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1660398 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/30103 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden INVS3SY - i pUKCmt - HtZplip - wT1c0S- ileerişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-1188-5498/7546 Konu : Yazılı soru önergesi 13.149 (2025
Sayın Öznur BARTİN Hakkâri Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/30103 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.
Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri; uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT), 27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca ziyaretler düzenlenebilecektir.
Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir.
Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafindan yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir. i- A) Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklular, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaş gibi tüm sağlık hizmetlerinden tıbbi gereklilik çerçevesinde
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov tr adresinden DYNyF6&i - PjgOfXo - touGpjl - UEe$sMs ileerişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda faydalanmakta olup, her türlü muayene ve tedavileri Devletin teminatı altında ve ücretsizdir. Hükümlü ve tutukluların beden ve ruh sağlığının korunması ve hastalıklarının tanısı için ilk muayene ve tedavi hizmetleri ceza infaz kurumlarında verilmekte; ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gerekenler Devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gerekenler ise üniversite hastanelerine sevk edilmektedir.
B) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara ilişkin sağlık koşullarının düzenlenmesi ve sağlık hizmetine erişimin daha da etkili ve verimli hale gelebilmesi için 30/04/2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol ve 26/01/2017 tarihli Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları Arasında Düzenlenen Protokol hükümleri dikkate alınarak her türlü çalışma ve düzenleme yapılmaktadır.
C) Hükümlü ve tutukluların; ayakta ve yatarak tedavilerinde muayene, tetkik, tahlil, kontrol, ilaç, diş protezi ve tıbbi malzemeleri Sağlık Bakanlığı, hastane tarafından temini mümkün bulunmayan tıbbi malzemeler (ortez, protez, gözlük, işitme cihazı, şeker ölçüm çubuğu vb.) ile ilaç bedelleri ise Adalet Bakanlığı tarafından karşılanmaktadır.
Bu kapsamda, söz konusu ilaç alımlarının sağlıklı bir biçimde yürütülmesi, denetiminin yapılması, tutuklu ve hükümlü sağlığının daha iyi korunması, ilaç kullanımının izlenebilir ve kontrol edilebilir hâle gelmesi ile ilaç kullanımındaki suistimallerin önüne geçilmesi ve finansman planlamasının öngörülebilmesi amacıyla Reçete Provizyon Sistemi (CETAS) kurulmuştur.
Ç) Öte yandan; hastalığı nedeniyle Adli Tıp Kurumundan rapor bekleyen ya da tek başına öz bakım becerisini yapamayan ve başkasının bakımına muhtaç olan hasta tutuklu ve hükümlülerin barındırılması, rehabilite ve tedavilerini sağlamak amacıyla Metris ve Elazığ R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ile Menemen R Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu faaliyete geçirilmiştir.
D) Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP) kapsamında e-doktor görüntülü muayene işlemleri Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve
Türk Telekom iş birliği ile yürütülen çalışmalar sonucunda aktif olarak kullanılmaya başlanmıştır.
E-doktor uygulamasıyla; ceza infaz kurumlarındaki sağlık hizmetlerinin teknolojik gelişmelerden faydalanılarak geliştirilmesi, hükümlü ve tutukluların sağlık hakkına erişiminin hızlandırılması, ceza infaz kurumlarındaki sağlık uygulamalarının memnuniyetinin artırılması amaçlanmıştır.
IN- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun;
A) "Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi" kenar başlıklı 16. maddesinin ikinci fıkrasında, akıl hastalığı dışındaki hastalıklarda cezanın infazına, resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı, ancak bu durumda bile hapis cezasının infazının, mahkumun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa iyileşinceye kadar geri bırakılacağı; üçüncü fıkrasında, belirtilen geri bırakma kararının, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığınca verileceği; altıncı fıkrasında ise maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden DYNYFG i - Pj gafXo - touGpj L - uEe$ssM- ileerişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü etiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkumun cezasının infazının, üçüncü fikrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabileceği,
B) "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlülerin, bu durumlarını, Adli Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirmeleri ve diğer şartları da taşımaları hâlinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezanın infazı usulünden yararlanabileceği,
Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.
IV- A) 5275 sayılı Kanunun "Hükümlüyü ziyaret" kenar başlıklı 83. maddesinin birinci fıkrasında hükümlünün, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir buçuk saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebileceği, çocuk hükümlüler için ziyaret süresinin bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirleneceği; ikinci fıkrasında, birinci fıkrada belirtilenler dışındaki kimselerin ziyaretine Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebileceği; üçüncü fıkrasında görüşlerin, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılacağı hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
B) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara yaptırılan açık ve kapalı görüşler; 5275 sayılı Kanunun 83. maddesi, 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin "Ziyaret ve ziyaret yeri" kenar başlıklı 108. maddesi ile hükümlü ve tutukluların ziyaretlerine ilişkin usul ve esasların ayrıntılı olarak düzenlendiği Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmektedir.
V- 28/03/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin "Psiko-sosyal yardım servisi" kenar başlıklı 12. maddesinin birinci fıkrasında; psiko-sosyal yardım servisinin, personel ve hükümlülerin ruh ve beden sağlığı ve bütünlüğüne ilişkin koruyucu, geliştirici programları araştıran, uygulayan ve gerektiğinde tedavi sürecine katılarak psikolojik destek ve müdahalede bulunan, ayrıca hükümlülerin bireysel özelliklerini, yaşam koşullarını ve suç işleme nedenlerini belirleyerek bireysel gelişmelerine yardımcı olan, kurum yaşamına uyumlarını ve toplumsal yaşamla uyumlaşmalarını sağlayan ve bireyin yeniden suç işlemesini engelleyecek önlemleri alan ve bu amaçla gerektiğinde kurum en üst amirinin bilgisi dahilinde, aileler ve sosyal çevreyle görüşme yapan servis olduğu, psiko-sosyal yardım servisinde, psikolog, sosyal çalışmacı, sosyolog ve çocuk gelişimi uzmanının görev yapacağı; ikinci fikrasında, bu servisin, iyileştirme programları kapsamında spor alanları, çok amaçlı salon, kütüphane ve iş atölyelerinden yararlanma, meslek edinme kursları gibi faaliyetlere katılabilecek durumdaki hükümlüler ile kurumun iç hizmetlerinde çalıştırılacak hükümlüleri belirleyerek idare ve gözlem kuruluna sunma görevi bulunduğu hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden DYNyFG6İ - Pjg9fXo - touGpjL - uEessM- ilecrişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü
VI- A) Ceza İnfaz Kurumlarına giren her hükümlü ve tutukluya, psikolog ve sosyal çalışmacılar tarafından Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi (BİSİS) kapsamında Araştırma Değerlendirme Formu (ARDEF) doldurulmaktadır. ARDEF'ten çıkan sonuçlar doğrultusunda hükümlü ve tutuklular ihtiyaçlarına uygun bireysel müdahale ya da grup çalışmalarına yönlendirilmektedir.
B) Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların kuruma kabul edildiği andan o salıverilme sürecine Okadar orisk-ihtiyaç-uygunluk (Oomodeli (doğrultusunda değerlendirilmesi ve ruh sağlığı hizmetlerinin etkin kanıta dayalı standart uygulamaları içermesine ilişkin olarak Bakanlığımız Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından, Yapılandırılmış Ruhsal Değerlendirme ve Müdahale Programı (YARDM) geliştirilmiştir. YARDM programı kapsamında geliştirilen Ruhsal Sorunlara Bireysel Müdahale Uygulama Rehberi ile ilgili ceza infaz kurumlarında görevli uzmanlara yönelik eğitimler düzenlenmiş ve ceza infaz kurumlarında en sık karşılaşılan ruhsal ve davranışsal sorunlara yönelik bireysel müdahale programı ile ilgili bilgiler aktarılmıştır.
Uygulama Rehberinde yer alan "İntihar ve kendine zarar verme davranışına yönelik bireysel müdahale" kapsamında, bu davranışların belirtileri, bu düşünce ve davranışa sahip kişilerle ilgili dikkat edilmesi gereken noktalar ile bu kişilerin sevk ve izlemi, psiko-sosyal servisin yapacağı kısa ve ileri müdahale konularında müdahale basamakları açıklanmış, tüm ceza infaz kurumu müdürlerine bu konularda eğitim verilmiştir.
C) Değerlendirme, Profil Araçları ve Rehabilitasyon Programları (DEPAR) kapsamında "Yüksek Etkili Suçları İşlemiş Hükümlülere Yönelik İntiharın Önlenmesi Müdahale Programı" geliştirilmiştir. Bu program ile, intihar riski olduğu tespit edilen uzun süreli hapis cezası alan hükümlülerin intihar düşünceleri ve girişimlerine müdahale edebilmek ile onları yeniden hayata bağlamak amaçlanmıştır.
Ç) Tüm ülkelerde, ceza infaz kurumlarında intihar ve kendine zarar verme davranışı toplumdaki normal popülasyona göre daha sık yaşanmaktadır. Tekrarlayıcı bir davranış olan kendine zarar verme, kişinin vücudunun belirli bölümlerine zarar vermesi olarak karakterize edilmekte, birçok ruhsal bozuklukla birlikte görülebilmektedir. Bu nedenle, anlık iyileşmeler olsa bile ceza infaz kurumlarında uzun süre izlem yapılmakta ve uzun vadeli önlemler alınmaktadır. Ayrıca intihar ve kendine zarar verme davranışı, ceza infaz kurumu personeli için de travmatik bir etki oluşturmakta, bu konuda personelin desteklenmesi yönünde çalışmalar yürütülmektedir.
Anılan programlar, psiko-sosyal yardım servisi tarafından yürütülen destek çalışmaları ve kurumsal yaklaşım kapsamında kendine zarar verme ve intihar riski bulunan hükümlü ve tutuklular ile ilgili tüm kurum müdürlerine verilen eğitimlere ve alınan tedbirlere rağmen kişinin tekrar tekrar intihar ve kendine zarar verme davranışı sergilemesi durumunda kurumca gerekli adli ve idari süreçler başlatılmaktadır.
D) Hükümlü ve tutukluların iyileştirilmesine yönelik kurumlarda psiko-sosyal yardım servisi tarafından; Öfke Kontrolü Programı, Sigara Alkol ve Madde Bağımlılığı Programı, Salıverilme Öncesi Mahküm Gelişimi Programı, Önce Düşün Programı, Özel Gözetim ve Denetim Programı, İntihar ve Kendine Zarar Verme Davranışı Risk Yönetimine Yönelik Personelde Farkındalık Programı yürütülmektedir.
VU- Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 21/07/2025 tarihli cevapta;
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden DYNyF6i - Pİ gefXo - touGpj L - uEessM- ilecrişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü
A) Soru önergesinde adı geçen hükümlünün Bandırma I Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı, çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle Kurum revirinde muayene edildiği gibi gerektiğinde Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ilgili polikliniklerine sevkinin sağlanarak muayene, tetkik ve tedavisinin yapıldığı, reçete edilen ilaçların kendisine teslim edildiği,
Adı geçenin baş ağrısı rahatsızlığı nedeniyle 03/11/2021 tarihinde anılan hastanenin Nöroloji Polikliniğine sevk edildiği, yapılan tetkikler neticesinde herhangi bir patoloji saptanmadığı ve Psikiyatri Polikliniğine sevk edildiği,
B) Kurum psiko-sosyal servisi tarafından 20 kez bireysel görüşme planlandığı, ancak hükümlünün dilekçe vererek katılmadığı, 7 aktif bireysel görüşme gerçekleştirildiği, gerekli bilgilendirme ve yönlendirmelerin yapıldığı,
C) Adı geçen hakkında başlatılan infaz erteleme işlemleri neticesinde Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından 21/03/2024 tarihinde ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirebileceğine dair rapor düzenlendiği,
Ç) Adı geçenin ailesi ve avukatıyla görüşmelerinin engellendiğine ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığı,
D) Kurumda tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü, Bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden DYNyF6İ - Pjg8fXo - touGpjL - uEessM- ileerişebilirsin
Yılmaz TUNÇBakan