İçme sularındaki arsenik değerlerine ilişkin
Kaynak göster
Nejla Demir (DEM Parti), 3 Temmuz 2025 tarihinde 7/30225 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 105 gün sonra, 16 Ekim 2025).
Nejla Demir (DEM Parti, Ağrı). “İçme sularındaki arsenik değerlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/30225, 3 Temmuz 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-30225-icme-sularindaki-arsenik-degerlerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/7c8b83b3-4209-47ab-b9e5-0197e41cb07e
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 105 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Türkiye'nin farklı bölgelerinde içme ve kullanma sularında arsenik düzeylerinin, hem Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) hem de Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği maksimum sınır değeri olan 10 pg/I"'nin çok üzerinde olduğu; örneğin Iğdır şehir merkezinde 50 ug/L, Aksaray Eskil çevresinde 30-80 pg/iL, Gediz Havzası'nda tarımsal sulamada 40-45 pıg/I1."ye kadar çıktığı tespit edilmiştir.
Arsenik; görünmez, kokusuz ve tatsız bir elementtir. Ancak uzun süreli maruz kalındığında başta kanser (özellikle akciğer, mesane ve cilt kanseri) olmak üzere, nörolojik hastalıklar, otoimmün bozukluklar, gelişim geriliği, düşük 10, doğumsal anomaliler, karaciğer ve böbrek yetmezlikleri gibi ciddi ve geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bebekler, çocuklar ve yaşlılar bu etkilerden çok daha kalıcı şekilde etkilenmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Resmi kaynaklara ve bilimsel yayınlara göre arsenik kirliliğinin kaynakları arasında sermaye odaklı, kontrolsüz metal ve altın madenciliği, jeotermal santraller, kömür bazlı termik santraller, arsenikli pestisit kalıntıları, fosfatlı gübreler ve kontrolsüz yer altı suyu çekimleri yer almaktadır.
Bununla birlikte, bazı belediyelerin arıtma iddiaları klorlama gibi etkisiz yöntemlerle sınırlı kalmakta; ters ozmoz, iyon değişimi veya ileri adsorpsiyon teknolojileri ise yaygın şekilde kullanılmamaktadır. Ayrıca halkın evine gelen suya ait arsenik düzeyi verileri şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmamakta; inorganik (en toksik) arsenik düzeyleri ayrı ayrı raporlanmamaktadır.
Arsenik kirliliği konusu yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda akut ve kronik halk sağlığı krizine yol açabilecek, nesiller arası etkiler doğuran yapısal bir sorundur. Bu konuda şeffaflık, bilimsel izleme ve etkin kamu politikaları derhal hayata geçirilmelidir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Türkiye genelinde içme ve kullanma sularında yapılan en güncel arsenik analizlerine göre, il il bazda arsenik düzeyleri nedir? Bu veriler kamuoyu ile ne sıklıkla ve nasıl paylaşılmaktadır?
Arsenik oranı DSÖ sınır değerlerinin üzerinde çıkan yerleşim yerlerinde, halkın sağlığını korumaya yönelik acil müdahale planları var mıdır? Varsa, bu müdahaleler nelerdir?
Tarımsal sulamada arsenikli su kullanımının, ürün güvenliği ve gıda zinciri yoluyla dolaylı arsenik maruziyeti riski oluşturduğu biliniyor. Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığı ile eşgüdümlü bir denetim veya uyarı sistemi var mıdır?
Hangi bölgelerde halkın içme suyunda kullanılan arsenik arıtma sistemleri ters ozmoz, iyon değişim veya aktif adsorpsiyon teknolojilerine dayanmaktadır? Kaç belediyede bu sistemler mevcuttur?
Halk sağlığı laboratuvarlarında yapılan arsenik analizlerinde, inorganik arsenik düzeyleri (en toksik formlar) ayrı ayrı ölçülmekte midir?
DSÖ önerileri doğrultusunda arsenik maruziyetine uğrayan bireylerde düzenli olarak biyolojik izlem (idrar, saç, tırnak, kan örneği ile toksikoloji analizi) yapılmakta mıdır?
Türkiye genelinde yer altı suyu arsenik haritalaması yapılmış mıdır? Yapıldıysa bu veriler neden halkla interaktif ve erişilebilir bir platformda paylaşılmamaktadır?
Arsenik kirliliği ile ilişkili olduğu iddia edilen maden işletmeleri, termik santraller veya diğer sanayi faaliyetleri hakkında açılmış herhangi bir idari, hukuki ya da cezai soruşturma var mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ·
Milletvekillerimiz tarafından şahsıma yöneltilen ve ilişik listede; TBMM Esas numaraları ve konuları belirtilen yazılı soru önergeleri incelenmiş olup, söz konusu önergelerde yer alan hususlara ilişkin cevaplarımız ekte sunulmuştur.
Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.
Bakan -Dosya (1 Takım)
Mustafa Kemal Mahallesi Eskişehir Devlet Yolu (Dumlupınar Bulvarı) 9. km. No: 278 Çankaya / Ankara İrtibat: Ecem Hazal KOÇOĞLU Tel: 410 14 16
SAYIN NEJLA DEMİR'İN
TBMM 7/30225 ESAS SAYILI 7) 30225 YAZILI SORU ÖNERGESİNE ok 9
İLİŞKİN SORULAR VE CEVAPLARI
SORULAR Türkiye'nin farklı bölgelerinde içme ve kullanma sularında arsenik düzeylerinin, hem Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) hem de Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği maksimum sınır değeri olan 10 ng/L'nin çok üzerinde olduğu; örneğin İğdır şehir merkezinde 50 j1g/1., Aksaray Eskil çevresinde 30-80 jıg/L, Gediz Havzası'nda tarımsal sulamada 40-45 jJ1g/1.'ye kadar çıktığı tespit edilmiştir.
Arsenik; görünmez, kokusuz ve tatsız bir elementtir. Ancak uzun süreli maruz kalındığında başta kanser (özellikle akciğer, mesane ve cilt kanseri) olmak üzere, nörolojik hastalıklar, otoimmün bozukluklar, gelişim geriliği, düşük 1O, doğumsal anomaliler, karaciğer ve böbrek yetmezlikleri gibi ciddi ve geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bebekler, çocuklar ve yaşlılar bu etkilerden çok daha kalıcı şekilde etkilenmektedir. wResmi kaynaklara ve bilimsel yayınlara göre arsenik kirliliğinin kaynakları arasında sermaye odaklı, kontrolsüz metal ve altın madenciliği, jeotermal santraller, kömür bazlı termik santraller, arsenikli pestisit kalıntıları, fosfatlı gübreler ve kontrolsüz yer altı suyu çekimleri yer almaktadır. Bununla birlikte, bazı belediyelerin arıtma iddiaları klorlama gibi etkisiz yöntemlerle sınırlı kalmakta; ters ozmoz, iyon değişimi veya ileri adsorpsiyon teknolojileri ise yaygın şekilde kullanılmamaktadır. Ayrıca halkın evine gelen suya ait arsenik düzeyi verileri şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmamakta; inorganik (en toksik) arsenik düzeyleri ayrı ayrı raporlanmamaktadır.
Arsenik kirliliği konusu yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda akut ve kronik halk sağlığı krizine yol açabilecek, nesiller arası etkiler doğuran yapısal bir sorundur. Bu konuda şeffaflık, bilimsel izleme ve etkin kamu politikaları derhal hayata geçirilmelidir.
Bu bağlamda;
Türkiye genelinde içme ve kullanma sularında yapılan en güncel arsenik analizlerine göre, il il bazda arsenik düzeyleri nedir? Bu veriler kamuoyu ile ne sıklıkla ve nasıl paylaşılmaktadır?
D)Arsenik oranı DSÖ sınır değerlerinin üzerinde çıkan yerleşim yerlerinde, halkın sağlığını korumaya yönelik acil müdahale planları var mıdır? Varsa, bu müdahaleler nelerdir?
3)Tarımsal sulamada arsenikli su kullanımının, ürün güvenliği ve gıda zinciri yoluyla dolaylı arsenik maruziyeti riski oluşturduğu biliniyor. Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığı ile eşgüdümlü bir denetim veya uyarı sistemi var mıdır?
4)Hangi bölgelerde halkın içme suyunda kullanılan arsenik arıtma sistemleri ters ozmoz, iyon değişim veya aktif adsorpsiyon teknolojilerine dayanmaktadır? Kaç belediyede bu sistemler mevcuttur?
5)Halk sağlığı laboratuvarlarında yapılan arsenik analizlerinde, inorganik arsenik düzeyleri (en toksik formlar) ayrı ayrı ölçülmekte midir?
6)DSÖ önerileri doğrultusunda arsenik maruziyetine uğrayan bireylerde düzenli olarak biyolojik izlem (idrar, saç, tırnak, kan örneği ile toksikoloji analizi) yapılmakta mıdır?
7)Türkiye genelinde yer altı suyu arsenik haritalaması yapılmış mıdır? Yapıldıysa bu veriler neden halkla interaktif ve erişilebilir bir platformda paylaşılmamaktadır?
8)Arsenik kirliliği ile ilişkili olduğu iddia edilen maden işletmeleri, termik santraller veya diğer sanayi faaliyetleri hakkında açılmış herhangi bir idari, hukuki ya da cezai soruşturma var mıdır? CEVAPLAR
Soru Önergesine konu açıklamalarda resmi kaynaklara ve bilimsel yayınlara göre arsenik kirliliğinin kaynakları arasında sermaye odaklı, kontrolsüz metal ve altın madenciliği olduğu belirtilmekte olup, ÇED Yönetmeliği kapsamında Bakanlığımıza müracaatta bulunulan projelerle ilgili olarak, projenin yeri ve özelliği dikkate alınarak ilgili kurum ve kuruluşlardan oluşan bir İnceleme-Değerlendirme Komisyonu teşkil edilmektedir. ÇED sürecinde sunulan tüm rapor, dosya ile diğer tüm bilgi ve belgeler bu komisyon tarafından incelenip değerlendirilmekte, Bakanlığımızca da bu komisyon tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeye göre ÇED Yönetmeliği kapsamında karar verilmektedir.
Önergedeki diğer hususlara ilişkin bilgilerin Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan edinilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.