İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/31618 SÜRESİNDE CEVAPLANDI · 84 GÜN

Fiziki şiddete ve dijital tacize uğrayan bir kadına ilişkin

Kaynak göster

Öznur Bartin (DEM Parti), 23 Temmuz 2025 tarihinde 7/31618 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 84 gün sonra, 15 Ekim 2025).

Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Fiziki şiddete ve dijital tacize uğrayan bir kadına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/31618, 23 Temmuz 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-31618-fiziki-siddete-ve-dijital-tacize-ugrayan-bir-kadina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/49e322c4-eb7d-4712-84c7-0198376a976a

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 84 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Öznur Bartin

Kadına yönelik şiddet, Türkiye'de yapısal ve çok boyutlu bir kriz olarak derinleşmektedir. Şiddet yalnızca fiziksel olarak değil; psikolojik, dijital, sosyal, ekonomik ve kurumsal biçimleriyle de kadınların yaşam alanlarını daraltmakta, haklarını ihlal etmekte ve yaşamlarını tehdit etmektedir. Bu çok katmanlı şiddet ortamı, yalnızca bireysel trajedilere değil, devletin cinsiyet temelli eşitsizlikleri önleyememesi ve failleri yeterince cezalandırmaması nedeniyle toplumsal bir adaletsizlik krizine dönüşmektedir.

Gerekçenin tamamını göster (9 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Bize ulaşan M.K. isimli yurttaşın iddialarına ve sunduğu belge/kanıtlara göre, M.K.'nin dijital, psikolojik ve sosyal şiddet türlerine bir arada ve süreklilik arz edecek şekilde maruz kaldığı ileri sürülmektedir. İddialara göre, M.K., üniversite yıllarında tanıştığı A.A. isimli erkek tarafından yıllar boyunca dijital mecralar üzerinden sistematik biçimde tehdit edilmiş, fiziksel saldırıya uğramış, özel yaşamına ait görüntüleri izinsiz şekilde kaydedilerek ifşa edilmekle tehdit edilmiş; bu içeriklerin sosyal medya platformlarında ve cinsel içerikli sitelerde yayılması sonucu hem mesleki kariyeri hem de sosyal yaşamı ciddi biçimde zarar görmüştür.

Bu dijital taciz, yalnızca mağdur üzerinde değil; anne, baba ve kardeşleri dahil olmak üzere ailesi üzerinde de doğrudan psikolojik ve sosyal bir tahribata neden olmuş, sağlık sorunlarını tetiklemiş ve ailenin sosyal çevresinde yalnızlaşmasına yol açmıştır.

M.K., sürekli tehditler sonucu eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmış, baskı ve manipülasyonla zorla evlendirilmeye sürüklenmiş, daha sonra istemediği bir köy okuluna görevlendirilmiş; burada da sosyal medya üzerinden yapılan karalama kampanyaları nedeniyle dışlanmıştır. Failin mağdurun fotoğraflarını TikTok, Telegram, Escort siteleri gibi platformlarda dolaşıma soktuğu, ailesine ait müstehcen içerikler yaydığı ve mağduru "tecavüz mağduru gibi göstererek" itibarsızlaştırdığı iddiaları son derece ağırdır. Tüm bu süreçte mağdurda epilepsi hastalığı geliştiği; çalıştığı çağrı merkezinde dahi krizler yaşadığı, ağladığı ve yaşam direncinin ciddi biçimde zayıfladığı, ailesinin de maddi-manevi olarak çöktüğü ifade edilmektedir.

Söz konusu eylemler; Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama hakkını, 20. maddede düzenlenen özel hayatın gizliliği ilkesini, ayrıca Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 sayılı Kanunu, Türk Ceza Kanunu'nun özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit, şantaj, hakaret, iftira ve cinsel şiddet maddelerini doğrudan ihlal etmektedir.

'M.K.'nin yaşadığı dijital ve psikolojik şiddetin yanı sıra, doğrudan fiziksel şiddete de maruz kaldığı; bu şiddet olaylarını defalarca adli makamlara bildirdiği, resmi şikâyetlerde bulunduğu halde, faile yönelik hiçbir tutuklama kararı verilmediği anlaşılmaktadır. Bu durum, kadına yönelik şiddet vakalarında cezasızlığın hâlâ büyük bir sorun olduğunu, caydırıcılığın sağlanamadığını ve devletin etkili koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğini göstermektedir. 6284 sayılı Kanun uyarınca risk analizi yapılarak mağdurun yaşam hakkını güvence altına alacak önlemler alınması gerekirken, olayın giderek ağırlaşmasına rağmen etkili koruma ve yargılama mekanizmalarının işletilmemesi; Anayasa'nın ilgili maddeleri uyarınca devletin "bireyin güvenliğini sağlama" yükümlülüğüne aykırıdır.

2025 yılının ilk altı ayında 136 kadın cinayeti, 145 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiş; yalnızca 2024 yılında 394 kadın cinayeti kayıtlara geçmiştir. Bu veriler, dijital şiddetin de dahil olduğu psikolojik şiddet türlerinin sıklıkla ölümle sonuçlandığını göstermektedir. Devletin koruma yükümlülüğü, yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı olmamalı; dijital ve psikolojik şiddeti de kapsamalıdır.

2020 yılından bu yana M.K.'nın çalıştığı kurumlarda dışlanması, görev yerinin değişmesi ve barınma hakkından dahi mahrum kalması, kamusal alanda kadına yönelik ayrımcılığın, | kurumsal mobbingin ve devletin yükümlülüklerini yerine getirmediğinin açık göstergesidir.

Bu gibi vakalar yalnızca bireysel değil, ataerkil tahakküm ve sistemsel şiddet ilişkilerinin bir | yansıması (oolarak (o değerlendirilmektedir. . Kadınların (Oyaşam haklarını, o beden dokunulmazlıklarını ve dijital varlıklarını korumak devletin asli sorumluluğudur. Bu bağlamda, | M.K. için etkin koruma sağlanması, fail hakkında etkin soruşturma yürütülmesi ve benzeri vakaların önlenmesine yönelik kurumsal reformlar hayata geçirilmesi elzemdir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. A.A. hakkında "özel hayatın gizliliğini ihlal", "tehdit", "şantaj", "iftira", "dijital cinsel şiddet" ve "zorla evlendirme" suçlarından etkin bir soruşturma yürütülmüş müdür veya yürütülecek midir?

  2. Mağdurun özel içeriklerinin yayılması ve ailesinin hedef alınması üzerine adli bilişim birimleri sürece dahil olmuş mudur?

  3. Dijital flört şiddeti ve dijital taciz davaları için özel savcılık birimleri oluşturulması planlanmakta mıdır?

  4. Suçların çoklu yapısı dikkate alınarak karma ve bütüncül bir soruşturma süreci işletilmiş midir?

  5. Bu suç tiplerinin cezai karşılıklarının yetersiz kaldığı durumlar için yeni bir yasal düzenleme çalışması başlatılmış mıdır?

  6. M.K.'nın defalarca resmi şikâyette bulunmasına ve fiziksel şiddet beyanlarında bulunmasına rağmen, fail A.A. hakkında neden hâlâ tutuklama kararı verilmemiştir? Bu durumun cezasızlık algısını artırdığına dair Bakanlığınızda bir değerlendirme yapılmakta mıdır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·

1675623 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/31618 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

BESE

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden "OİORBY - HRc 5pBz - VTCn30g - 12uP6U5 ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-1317-4485/6223 Konu : Yazılı soru önergesi sf... (2025

Sayın Öznur BARTİN Hakkâri Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/31618 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

A) "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

B) "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; ikinci fıkrasında, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

Belirtilen hükümler çerçevesinde, Anayasanın 9 ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce verilen ara karar, karar ve hükümlerin hukuki dayanakları ile gerekçelerine dair Bakanlığımızda bilgi bulunmadığı gibi, sözü edilen karar ve hükümlerin olağan yargısal denetimi, başvuru usulü ve şartları ilgili kanunlarda gösterilen yargı mercilerine aittir.

II- Anayasanın, "Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi" kenar başlıklı 88. maddesinde kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği hükmü yer almakta iken söz konusu hüküm, 16/04/2017 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 16. maddesiyle; kanun teklif etmeye milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği şeklinde değiştirilmiş, söz konusu düzenleme 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

10/07/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilâtı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 38. maddesinin birinci fikrasının (e) bendinde; adalet hizmetleriyle ilgili konularda gerekli araştırmalar ve mevzuat hazırlıklarını yapmak ve görüş bildirmek Bakanlığımızın görevleri arasında

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden XLPGOJa - 350Uu111 - RvGXMgU - s85gkw- ilecrişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü sayıldığından çalışmalarımız bu çerçevede yürütülmektedir.

IM- A) 10/06/2020 tarihli ve 31151 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 63 sayılı Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 18. maddesiyle 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine "Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı" kenar başlıklı 53. madde eklenmiş ve bu Başkanlık, Bakanlığımızın hizmet birimleri arasında yerini almıştır. Bu maddeye göre Başkanlığın görevleri; kırılgan gruba yönelik hak ve hizmetlerin geliştirilmesi ve uygulanmasına ilişkin faaliyetleri yürütmek, mağdurların kendilerine tanınan haklar ve yardımlar konusunda bilgilendirilmesine yönelik çalışmalar yürütmek, adli desteğe ihtiyaç duyanlara uygun müdahale programları geliştirmek, tekrarlanan mağduriyetleri önleyici tedbirler almak, psiko-sosyal destek hizmetlerinin geliştirilmesine ve uygulanmasına yönelik faaliyetleri yürütmek, mağdurların adalete erişimini güçlendirmeye yönelik çalışmalar yapmak ve uygulamak, adli süreçte tanıklara yönelik hizmetlerin geliştirilmesine ve uygulanmasına ilişkin faaliyetleri yürütmek, adliyelerde görev alan pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanların çalışma usul ve esaslarını belirlemek, adli yardımla ilgili mevzuatın Bakanlığa verdiği görevleri ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği halinde yürütmek ve adli yardım hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde işleyişine yönelik tedbirleri almak, görev alanına giren konularda kamu kurum ve kuruluşları veya sivil toplum kuruluşları ile iş birliği yapmak, mağdurların her alanda desteklenmesini sağlamak amacıyla toplumsal farkındalığı artırıcı faaliyetlerde bulunmak şeklinde belirlenmiştir.

Başkanlığın başlıca hedefleri arasında; başta çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve engelli bireyler olmak üzere tüm suç mağdurlarının ve tanıkların, sahip oldukları haklar ile kendilerine sunulabilecek yardım ve destek hizmetleri konusunda bilgilendirilmeleri ve kırılgan gruba mensup mağdurların adli süreçte etkin şekilde desteklenerek adalete erişimlerinin kolaylaştırılması yer almakta olup Başkanlığın çalışmaları bu yönde devam etmektedir.

02/09/2022 tarihinde Başkanlık bünyesinde çocuk, kadın, yaşlı, engelli ve tanıklara yönelik politikalar geliştirilmesi ile adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince sunulan hizmetlerin etkinliğini sağlamaya yönelik çalışmalar yürütmek üzere Bakan Oluru ile Çocuk Hizmetleri Daire Başkanlığı ve Kadın Hizmetleri Daire Başkanlığı ile Adli Destek ve Yardım Hizmetleri Daire Başkanlığı kurulmuştur.

B) Bakanlığımızca 63 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca adliyelerde kurulan "adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri" bünyesinde yer alan bürolar aracılığıyla suç mağdurlarına yönelik bilgilendirme ve yönlendirme faaliyetleri ile kırılgan gruba dahil mağdurların adalete erişimlerinin güçlendirilmesine yönelik hizmetler, tüm ülke genelinde yürütülmektedir.

Müdürlüklerin kurulmasıyla birlikte; daha önce çocuk ve aile mahkemelerinde görev yapan uzmanlar aracılığıyla sağlanan psiko-sosyal destek faaliyetleri (Cumhuriyet başsavcılıkları ile tüm mahkemeleri kapsayacak şekilde genişletilmiş, hizmet sunumuna ilişkin standartlar geliştirilmiş, vaka yönetiminin uygulandığı etkin bir sistem oluşturulmuştur.

Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri bünyesinde yer alan "bilgilendirme ve yönlendirme büroları"nda tüm suç mağdurları; adli süreç ve bu süreçte sahip oldukları haklar ile kendilerine hizmet sunan kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları konusunda bilgilendirilmekte ve ihtiyaçları doğrultusunda hizmet alabilecekleri kurum ve kuruluşlara

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden xLPGOJa - 350u l1T - RvGXMgU - S85pkw- ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü yönlendirilmektedir. Bu sayede değişik kurumlar tarafından mağdurlara sunulan hizmetlerin etkin, kesintisiz ve bütüncül bir şekilde yerine getirilmesi sağlanmaktadır.

Çocuklar ve kadınlar gibi bireysel özellikleri nedeniyle suçtan daha fazla etkilendiği tespit edilen kırılgan gruba dâhil mağdurların adalete erişimlerinin güçlendirilmesine yönelik çeşitli hizmetler de sunulmaktadır. Maruz kalınan suçtan daha fazla etkilendiği ve desteğe ihtiyaç duyduğu anlaşılan bu kapsamdaki mağdurlara yönelik olarak "kırılgan grup destek büroları"nda çalışan adli destek görevlileri tarafından yapılan bireysel değerlendirme sonucunda adli destek planı hazırlanmakta ve gerektiğinde vaka yönetimi uygulanmak suretiyle etkin bir şekilde psiko-sosyal destek hizmeti sunulmaktadır.

C) Bakanlığımız tarafından, faille yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen, öncelikli olarak cinsel suç ve aile içi şiddet suçu mağdurları, engelli birey ve kırılgan gruba dâhil mağdurlar, diğer mağdurlar ve tanıklar ile suça sürüklenen çocukların ifade ve beyanlarının uzman eşliğinde özel ortamda alınması için 2017 yılında adli görüşme odaları (AGO) uygulamasına geçilmiştir.

Ç) Suç mağdurlarının bilgilendirilmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında mağdurların sahip oldukları haklar ile kendilerine sunulan hizmetlere dair bilgilerin yer aldığı "https://magdurbilgi.adalet.gov.tr/" internet sitesi üç farklı dilde erişime açılmıştır. Suç mağdurları internet sitesini ziyaret ettiklerinde yaşadıkları mağduriyet türüne göre hangi haklara sahip olduklarını, hangi hizmeti hangi kurumlardan alabileceklerini ve bunun için nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini kolaylıkla öğrenebilmektedir.

Suç mağdurlarının adli süreç hakkında bilgilendirilmeleri amacıyla bazı temel haklar ile suç türleri hakkındaki bilgilerin yer aldığı çeşitli broşürler de fiziki ve dijital ortamda erişime sunulmuştur.

Belirtilen hususlara ek olarak; "mağdur(Gadalet.gov.tr" e-posta hesabı üzerinden mağdurların başvuruları Başkanlık tarafından ivedi bir şekilde ele alınarak gereğinin yapılması için ilgili yerlere yönlendirilmektedir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden xLPGOJa - 350u111 - RvGXMgU - 585gkwz ile erişebilirsin

Yılmaz TUNÇBakan

Metin otomatik okundu. 11 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir