İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/32433 GEÇ CEVAPLANDI · 161 GÜN

Cezaevlerinin fiziki ve insani koşullarına ilişkin

Kaynak göster

İskender Bayhan (EMEP), 7 Ağustos 2025 tarihinde 7/32433 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 161 gün sonra, 15 Ocak 2026).

İskender Bayhan (EMEP, İstanbul). “Cezaevlerinin fiziki ve insani koşullarına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/32433, 7 Ağustos 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-32433-cezaevlerinin-fiziki-ve-insani-kosullarina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/a73d26f6-7f92-47da-b4d4-019888cd771b

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 161 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasa'nın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 07.08.2025 T hd,

Türkiye cezaevlerinde yaşanan yapısal kriz, COVID-19 pandemisi sonrasında daha da derinleşmiş; kapasite aşımı, sağlık ve hijyen eksiklikleri, tedaviye erişim sorunları, mahpus hakları ihlalleri ve infaz sistemindeki eşitsizlikler artık münferit değil, sistematik bir karakter kazanmıştır. Cezaevlerinden tarafımıza ulaşan onlarca mektup, hem Anayasa'nın hem de Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinin açık biçimde ihlal edildiğini göstermektedir.

Bugün ceza infaz kurumları birçok ilde kapasitesinin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü barındırmaktadır. Nisan 2025 itibarıyla 300 bin kişilik kapasiteye karşılık, cezaevlerinde 403 bini aşkın kişi tutulmaktadır. Bu yalnızca bir sayısal aşım değil; fiilen yerde uyuyan, tuvalet önlerinde sırayla yatmak zorunda kalan, gece-gündüz dönüşümlü uyuyan insan sayısının on binleri bulması anlamına gelmektedir. İstanbul Maltepe, Denizli, Sincan, Afyon, Şakran gibi birçok cezaevinde mahpuslar yetersiz yatak nedeniyle battaniyelerle kantonlar üzerinde yattığını mektuplarında anlatmıştır. Sıcak suya, içme suyuna, duş alanlarına, çamaşır makinelerine erişim sınırlı; kadın mahpusların regl dönemlerinde hijyenik ürünlere ulaşımı dahi sağlanmamaktadır.

Gerekçenin tamamını göster (8 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Tarafımıza ulaşan çok sayıda mektupta, doktor yetersizliği, kelepçeli muayene ve ilaç temininde gecikmelerin yaygın olduğu belirtilmiştir. Hastaneye gitmek için haftalarca dilekçe sırası beklenmekte, acil müdahale gereken vakalar dahi kurum içi revirde pansumanla geçiştirilmektedir. Bazı mahpuslar "ölmek istiyorum" diyerek yaşadıkları çaresizliği dile getirmektedir.

İletişim, yayın, avukat görüşü gibi haklar da fiilen kullanılamaz haldedir. Telefon görüşme sıralarının 100 kişiye ulaştığı, kitap ve gazete gibi yayınlara keyfi erişim kısıtları getirildiği, açık havaya çıkış hakkının bazı cezaevlerinde tamamen ortadan kaldırıldığı belirtilmektedir. Cezaevi disiplin kurulları geçmiş cezaları gerekçe göstererek infaz indirimlerini iptal etmekte, mahpusları tahliye edilmelerinin eşiğinden geri çevirmektedir. Özellikle F ve Y tipi yüksek güvenlikli kurumlarda sosyal izolasyonun ağırlaştığı, tecrit uygulamalarının yaygınlaştığı, hak arayışının ise tutanak ve disiplin tehdidiyle bastırıldığı ifade edilmektedir.

Cezaevlerinden gelen mektuplar bu tabloyu daha da netleştirmektedir: "Bir vantilatörü 30 kişi paylaşıyoruz." "Çamaşırlarımızı koridorda kurutmak zorundayız." "Günde iki kez kısa süreli su veriliyor." "Hastane sevki yerine yalnızca pansuman yapılıyor." "Çocukla aynı yatakta yatıyoruz." "Aç kalmamak için kantin sırasında birbirimizi eziyoruz." "Uyuz, mantar, grip yayılıyor ama ilaç yok." "Kuralları sorguladığımızda "seni kapalıya yollarız" tehdidiyle susturuluyoruz."

Bu insani olmayan koşullara ek olarak, pandemi döneminde getirilen COVID-19 izinleriyle dışarı çıkan hükümlülerin durumuna ilişkin 31 Temmuz 2023'te yapılan yasal değişiklik infaz sistemindeki eşitsizliği daha da artırmıştır. Aynı suçtan mahkum edilmiş bireylerden, yalnızca kararı bu tarihten önce kesinleşmiş olanlara denetimli serbestlik tanınırken; birkaç gün farkla dosyası geç kesinleşenler bu haktan mahrum bırakılmıştır. İnfazın süresi artık suçun niteliğine, failin kişisel durumuna değil, yalnızca kararın mahkemece hangi gün kesinleştirildiğine bağlı hale gelmiştir. Bu durum, yalnızca yargılama süreci daha geç tamamlandığı için aynı durumda olan insanlar arasında açık bir eşitsizlik yaratmıştır.

Aynı yasa kapsamında, hasta, yaşlı ve bakıma muhtaç mahpuslar için konutta infaz gibi düzenlemeler yapılmış olsa da, politik tutuklular bu kapsamın dışında bırakılmıştır. Aynı ayrımcılık, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmamasıyla daha da derinleşmekte; Gezi ve Kobane gibi dosyalarda alınan bağlayıcı kararlar hayata geçirilmemektedir.

Bu koşullar altında birçok mahpus, 10. Yargı Paketi kapsamındaki düzenlemelerden usulüne uygun biçimde yararlanamamakta; başvuru yapamamakta veya süreci takip edememektedir. Dolayısıyla yasal bir düzenleme fiilen etkisiz hâle getirilmektedir.

Tüm bu tablo, yalnızca fiziksel yaşam koşullarının değil; hukuki güvencelerin, infaz sisteminin ve insan onurunun büyük bir baskı altında olduğunu göstermektedir. Mahpuslar yalnızca hak kaybı değil, aynı zamanda muhatapsızlık, belirsizlik ve ertelenen umutla karşı karşıyadır. "Ağzınızdan çıkacak bir cümleyi bekliyoruz" diyen onlarca mektup, artık yalnızca talepleri değil, bir ülkenin adalet rejimine yöneltilmiş ağır bir itirazı ifade etmektedir.

Bu Bağlamda;

SORULAR

  1. Anayasa Mahkemesi'nin 27 Şubat 2024 tarihli kararında (B. No: 2020/21347), kişi başına düşen alanın 3 m?'nin altına inmesi "kötü muamele yasağı"nın ihlali olarak değerlendirilmiştir. Benzer şekilde AİHM de (Ananyev v. Rusya, 2012) 3 m? altı alanı işkence yasağının ihlali saymaktadır. Buna göre:

    I Haziran 2025 itibarıyla cezaevlerinde kişi başına düşen ortalama yaşam alanı kaç metrekaredir? Bu veri her cezaevi bazında ayrı ayrı açıklanacak mıdır?

  2. Yerde yatma, tuvalet önlerinde yatma, dönüşümlü uyuma gibi uygulamaların cezaevleri genelinde yaygınlığı nedir? Bu uygulamaların AYM ve AİHM kararlarına aykırı olduğu dikkate alındığında Bakanlığınız tarafından herhangi bir inceleme başlatılmış mıdır?

  3. Yaz aylarında sıcaklık artışının etkisiyle mahpuslar açısından fiziksel yaşam koşulları daha da zorlaşmaktadır. Özellikle yüksek sıcaklık altında havalandırma, fan, klima gibi imkanların yokluğu nedeniyle sağlık riski yaşayan mahpuslar için yaz bitmeden alınacak acil önlemler nelerdir?

  4. Cezaevlerinde kişi başına düşen haftalık sıcak su ve duş süresi nedir? Bu süreler uluslararası standartlarla uyumlu mudur? Kadın mahpuslara regl dönemi için ücretsiz hijyenik ped veya eşdeğer ürün dağıtımı yapılıyor mu? Bu uygulama tüm cezaevlerinde eşit biçimde sağlanmakta mıdır?

  5. İçme suyu erişimi nasıl sağlanmaktadır? Günde yalnızca iki kez kısa süreli su verildiği yönündeki iddialar hangi cezaevlerinde tespit edilmiştir?

  6. Sağlık hizmetlerine erişim konusunda mektuplarda şu ifadelere yer verilmektedir:

    "Hastaneye gitmek için dilekçe sırası haftalarca sürüyor", "sadece pansuman yapılıyor", "kelepçeli muayene yaygın", "ilaçlar ulaşmıyor". Cezaevlerinde görev yapan hekim sayısı nedir? Hekim başına düşen mahpus oranı kaçtır? Kaç cezaevinde 24 saat sağlık hizmeti veren revir ve doktor bulunmaktadır? Kelepçeli muayene uygulaması hangi kurumsal prosedüre dayanmaktadır? Bu uygulamanın insan onuruna aykırı olduğu yönündeki AYM ve AİHM kararları karşısında, Bakanlığınız bu uygulamayı kaldırmayı düşünüyor mu?

  7. 5275 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesi ile getirilen ve 31 Temmuz 2023'te kesinleşen kararlarla tahliye hakkı tanıyan düzenlemeye dayanarak, aynı suçtan ceza almış, fakat dosyası sadece birkaç gün geç kesinleşmiş mahpuslar neden bu haktan yararlandırılmamaktadır? Bu durum, "aynı suça aynı ceza" ve "eşitlik ilkesi" bağlamında açık bir ihlal değil midir? Bu eşitsizliğin giderilmesine yönelik herhangi bir yasal düzenleme hazırlığı bulunmakta mıdır?

  8. Cezaevlerinde barınma krizi derinleşirken, kamuoyunda 55 bin mahpusu kapsayacak bir düzenleme beklenmektedir. Bu kapsamda Meclis?e sunulması planlanan infaz düzenlemesinin takvimi nedir? İçeriği ne tür hükümlü gruplarını kapsayacaktır?

  9. "Konutta infaz" uygulaması olumlu bir adım olmakla birlikte, siyasi tutuklular ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları bu uygulamanın dışında bırakılmıştır. Oysa bu kategorilerdeki mahpuslar da diğer tüm insanlar gibi yaşlanmakta, hastalanmakta, bakıma muhtaç hale gelebilmektedir. Siyasi kimliği ya da hükmün niteliği, bir mahpusun sağlık hakkına erişimini ortadan kaldırabilir mi? Bu ayrımcılığın infazda eşitlik ilkesine ve insan onuruna aykırı olduğu yönündeki eleştiriler Bakanlığınızca nasıl değerlendirilmektedir? Ağırlaştırılmış cezalarda dahi, insanlık onurunu gözeten alternatif infaz biçimlerinin geliştirilmesi yönünde bir çalışma yapılmakta mıdır?

  10. Mektuplarda, mahpusların haftada bir telefon görüşmesi için 100 kişiyle sıraya girdiği, kitap ve gazete erişimlerinin keyfi biçimde engellendiği, açık hava hakkının bazı cezaevlerinde tamamen kaldırıldığı belirtilmektedir. Bu tür hak sınırlamaları hakkında Bakanlığınıza ulaşan resmi şikâyet sayısı nedir? Bu şikâyetler doğrultusunda hangi işlemler yapılmaktadır? Özellikle F ve Y tipi cezaevlerinde sosyal izolasyonun yaygınlaştığı, hak arayışının disiplin tehdidiyle bastırıldığı yönündeki iddialar hakkında bağımsız bir inceleme başlatılmış mıdır?

  11. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca AYM kararları; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46. maddesi uyarınca AİHM kararları tüm yargı ve idari makamları bağlayıcıdır. Gezi ve Kobane gibi davalarda AYM ve AİHM kararlarının uygulanmaması, Türkiye'nin anayasal ve uluslararası yükümlülüklerine aykırı değil midir? Bu kararların uygulanmaması, yargı bağımsızlığı açısından nasıl bir gerekçeyle açıklanmaktadır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·

1687203 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, İstanbul Milletvekili İskender Bayhan tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/32433 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden YAYV6J t - nOL rhSc - acCHcsG - 1 JAKdwz ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-1440-5325/7336 Konu : Yazılı soru önergesi İk1 912026

Sayın İskender BAYHAN İstanbul Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/32433 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklular hakkında, başta 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun olmak üzere, ilgili mevzuat hükümlerine göre işlem yapılmakta olup, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mevzuat hükümleri, tüm ceza infaz kurumlarında, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, milli veya sosyal köken ve siyasi veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanmaktadır.

1i- Ceza ve infaz mevzuatımızda "siyasi tutuklu" kavramı bulunmamaktadır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 2. maddesinde terör suçlusu, 3. maddesinde ise terör suçları tanımlanmıştır. Ayrıca 5275 sayılı Kanunun, hükümlülerin gruplandırılmasını düzenleyen 24. maddesi ile hükümlünün barındırılması ve yatırılmasını düzenleyen 63. maddesinde "terör suçluları"ndan söz edilmektedir. Buna göre ceza infaz kurumlarında, terör suçlarından hükümlü terör suçluları ile terör suçlarından tutuklu veya hükümözlü kişiler barındırılmaktadır.

I- Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.

Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri; uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT),27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca ziyaretler

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana htip://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden 0O3axLH4 - XHISRBİ - m56xIcH - ik4Czü- ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü düzenlenebilecektir.

Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir.

Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafından yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir.

IV- A) Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklular, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaş gibi tüm sağlık hizmetlerinden tıbbi gereklilik çerçevesinde ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda faydalanmakta olup, her türlü muayene ve tedavileri Devletin teminatı altında ve ücretsizdir. Hükümlü ve tutukluların beden ve ruh sağlığının korunması ve hastalıklarının tanısı için ilk muayene ve tedavi hizmetleri ceza infaz kurumlarında verilmekte; ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gerekenler Devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gerekenler ise üniversite hastanelerine sevk edilmektedir.

B) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara ilişkin sağlık koşullarının düzenlenmesi ve sağlık hizmetine erişimin daha da etkili ve verimli hale gelebilmesi için 30/04/2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol ve 26/01/2017 tarihli Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları Arasında Düzenlenen Protokol hükümleri dikkate alınarak her türlü çalışma ve düzenleme yapılmaktadır.

C) Hükümlü ve tutukluların; ayakta ve yatarak tedavilerinde muayene, tetkik, tahlil, kontrol, ilaç, diş protezi ve tıbbi malzemeleri Sağlık Bakanlığı, hastane tarafından temini mümkün bulunmayan tıbbi malzemeler (ortez, protez, gözlük, işitme cihazı, şeker ölçüm çubuğu vb.) ile ilaç bedelleri ise Adalet Bakanlığı tarafından karşılanmaktadır.

Bu kapsamda, söz konusu ilaç alımlarının sağlıklı bir biçimde yürütülmesi, denetiminin yapılması, tutuklu ve hükümlü sağlığının daha iyi korunması, ilaç kullanımının izlenebilir ve kontrol edilebilir hâle gelmesi ile ilaç kullanımındaki suistimallerin önüne geçilmesi ve finansman planlamasının öngörülebilmesi amacıyla Reçete Provizyon Sistemi (CETAS) kurulmuştur.

Ç) Öte yandan; hastalığı nedeniyle Adli Tıp Kurumundan rapor bekleyen ya da tek başına öz bakım becerisini yapamayan ve başkasının bakımına muhtaç olan hasta tutuklu ve hükümlülerin barındırılması, rehabilite ve tedavilerini sağlamak amacıyla Metris ve Elazığ R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ile Menemen R Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu faaliyete geçirilmiştir.

D) Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP) kapsamında e-doktor görüntülü muayene işlemleri Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve

Türk Telekom iş birliği ile yürütülen çalışmalar sonucunda aktif olarak kullanılmaya başlanmıştır.

E-doktor uygulamasıyla; ceza infaz kurumlarındaki sağlık hizmetlerinin teknolojik gelişmelerden faydalanılarak geliştirilmesi, hükümlü ve tutukluların sağlık hakkına erişiminin hızlandırılması, ceza infaz kurumlarındaki sağlık uygulamalarına ilişkin memnuniyetin artırılması amaçlanmıştır.

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana hitp://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden O3axlH4 - XHISRBi - m56x1 CH - ik4CZU- ileerişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü

V- A) 5275 sayılı Kanunun "Zorlayıcı araçların kullanılması" kenar başlıklı 50. maddesi ile 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin "Zorlayıcı araçların kullanılması" kenar başlıklı 123. maddesinde; hiçbir hâlde zincir ve demire vurmanın tedbir olarak uygulanmayacağı, kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçların, çocuk hükümlüler hariç olmak üzere, yetkili makamın önüne getirildiğinde çıkarılmak kaydıyla, sevk ve nakil sırasında kaçmayı önlemek için kullanılabileceği,

B) Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin "Mülki görevlerin esasları" kenar başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde, jandarmanın ceza infaz kurumlarının dış korumalarını sağlayıcı önlemleri almakla, tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleriyle muhafazalarını sağlamakla görevli olduğu; "Sevk ve nakil sırasında alınacak önlemler" kenar başlıklı 34. maddesinde, tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakli sırasında kaçmalarını önlemek için sağlığa zarar vermeyecek gerekli bütün önlemlerin alınacağı,

Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.

Bu kapsamda, hükümlü ve tutukluların sevk veya nakli sırasında kaçmalarını önlemek amacıyla kelepçe takılması, sevk edilenin koluna girilmesi, yeterli sayıda personel ile etrafında çember oluşturulması gibi hükümlü ve tutuklunun sağlığına zarar vermeyecek şekilde gerekli önlemler alınmakta, ceza infaz kurumlarında hiçbir hükümlü ve tutukluya keyfi davranışta bulunulmamaktadır.

VE A) 5275 sayılı Kanunun "Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı" kenar başlıklı 66. maddesinin birinci fıkrasında, kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabileceği, telefon görüşmesinin idarece dinleneceği ve kayıt altına alınacağı, bu hakkın tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabileceği; ikinci fıkrasında, açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde hükümlülerin, ücretli telefonlarla serbestçe görüşme yapabileceği; üçüncü fıkrasında, açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık, salgın hastalık veya doğal afet hâllerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılacağı, görüşmelerin, tutanak ile belgeleneceği ve tutanakların özel bir dosyada saklanacağı; dördüncü fıkrasında, hükümlülerin açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında, çocuk eğitimevlerinde araç telefonu, telsiz telefon veya cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramayacağı ve kullanamayacağı,

B) 28/03/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin "Telefonla görüşme hakkı" kenar başlıklı 74. maddesinin ikinci fıkrasının (0 bendinde, hükümlülerin görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabileceği, herhangi bir nedenle görüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilen numaralardan bir diğeriyle görüşebileceği, konuşma süresinin görüşme başladığı andan itibaren on dakikayı geçemeyeceği, deprem, salgın hastalık, doğal afet gibi zaruri hâllerde Bakanlık kararı ile telefon ile görüşme süresi ve sayısının artırılabileceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

VU- Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı 5275 sayılı Kanunun 62. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında hükümlünün, mahkemelerce

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http-//vatandaş.uyap. gov.tr adresinden O3axLHA - XHISRBİ - mS56XxİcH - ik4CZU ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahip olduğu; ikinci fıkrasında resmi kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınların, hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verileceği; eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitaplarının denetime tâbi tutulamayacağı; üçüncü fıkrasında kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğini bozan ya da tehlikeye düşüren, hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yahut müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayının hükümlüye verilmeyeceği; dördüncü fikrasında ilan ve reklamın geçici süreyle kesilmesi hâli dışında Basın İlân Kurumu aracılığıyla resmi ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazetelerin, ceza infaz kurumuna kabul edilmeyeceği, yabancı dilde yayımlanmış gazete ve dergilerin ceza infaz kurumuna kabul edilmesinde Adalet Bakanlığının yetkili olduğu hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

VW- Uluslararası mevzuat ve standartlar dikkate alınarak 2005 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliğin "İzleme, Dezenfeksiyon ve Analiz Özellikleri" kenar başlıklı 10. maddesinde, Yönetmeliğe ek Tablo B1'e atıf yapıldığı, buna göre bir kişinin insani amaçlı tüketeceği su miktarının 200 litre/gün olarak varsayıldığı, Ülkemiz ceza infaz kurumlarında kullanıma sunulan su miktarının bu standardın üzerinde olduğu ve suyun belirli bir miktarının (yaklaşık üçte biri) sıcak su olarak verildiği anlaşılmıştır.

Öte yandan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı Tavsiye Kararına ek olarak yayınladığı kararın "Hijyen" başlığı altındaki 19. maddesinde belirtilen "Genel hijyenin sağlanması için her mahpusun, iklime uygun sıcaklıkta ve mümkünse her gün, değilse haftada en az 2 kez (veya gerekiyorsa daha sık olarak) banyo veya duş yapabilmesi için uygun tesisler sağlanmalıdır." hükmü gereğince, bu imkân ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutuklulara sağlanmaktadır.

IX- 5275 sayılı Kanunun 37. maddesinin birinci fıkrasında, kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumlar, kusurlu olarak ihlâl edildiğinde, hükümlüler hakkında eylemlerinin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezalarının uygulanacağı hükmü yer almaktadır.

Kanunun 38. maddesinde hükümlü ve tutukluların belirtilen kurallara uymamaları hâlinde uygulanabilecek disiplin cezalarına yer verilmiş olup, 39 ilâ 44. maddelerinde disiplin cezalarının niteliği, uygulanma usulleri ile bu cezaları gerektiren eylemler, 47 ve 48. maddelerinde ise disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı halinde belirlenecek disiplin cezaları ile disiplin cezalarının soruşturulması, infaz edilmesi ve kaldırılması usulleri düzenlenmiştir.

Ayrıca hükümlü ve tutukluların kurum idaresinin kendileriyle ilgili her türlü disiplin işlemine karşı infaz hâkimliği nezdinde şikâyet, infaz hâkimliği kararlarına karşı ise ağır ceza mahkemesi nezdinde itiraz hakkı bulunduğu malumlarıdır. Bu şekilde bağımsız yargı denetiminden geçerek kesinleşen disiplin cezası kararları infaz edilmekte olup bu kararların uygulanmasında herhangi bir keyfilik söz konusu değildir.

X- 5275 sayılı Kanunun "Özel infaz usulleri" kenar başlıklı 110. maddesinin birinci

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap gov.tr adresinden O3axLH4 - XHISRBİ - M56XIcH - ik4CzU—ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü fıkrasında, infaz hâkiminin, hükümlünün talebi üzerine kasten işlenen suçlarda toplam üç yıl, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasının; her hafta cuma günleri saat 19.00'da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları veya hafta sonları hariç, her gün saat 19.00'da girmek ve ertesi gün saat 07.00'da çıkmak suretiyle geceleri ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebileceği, hafta sonları uygulanmasına karar verilen infaz usulünün, hükümlünün iş yaşamı ve ailevi durumu ile ceza infaz kurumlarının düzen ve işleyişine göre ceza infaz kurumu tarafindan, süresi aynı olmak koşuluyla hafta içi günlerinde de uygulanabileceği; ikinci fikrasında mahkumiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukuki sorumlulukları saklı kalmak üzere; kadın, çocuk veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam üç yıl, yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam dört yıl, yetmişbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam beş yıl, seksen yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam altı yıl veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebileceği; üçüncü fikrasında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar hariç olmak üzere hapis cezasına mahkum olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden aynı Kanunun 16. maddesinin üçüncü fikrasında belirlenen usule göre maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilenlerin cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebileceği, mahkumun durumunun, Cumhuriyet başsavcılığınca birer yıllık dönemlere göre Kanunun 16. maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre incelettirileceği, inceleme sonuçlarına göre hükümlünün iyileştiğinin tespit edilmesi halinde infaz hâkiminin, cezanın konutta çektirilmesine dair kararı kaldıracağı, mahkumun, denetimli serbestlik müdürlüğü ve bulunduğu yer kolluk makamlarınca izleneceği, toplam cezası on yıldan fazla olan hükümlülerin elektronik cihazların kullanılması suretiyle takibinin zorunlu olduğu, bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde cezanın konutunda çektirilmesine dair kararın infaz hâkimliğince kaldırılacağı; dördüncü fıkrasında, doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebileceği, bu fikra uyarınca talepte bulunulabilmesi için kadının doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş olması gerektiği, konutta infaza karar verdikten sonra çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa infaz hâkiminin konutta infaz uygulamasına ilişkin kararını kaldıracağı; beşinci fıkrasında, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında tabi oldukları infaz rejimine göre koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı hükümlerinin uygulanacağı; altıncı fıkrasında, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararının, infaza başlandıktan sonra da verilebileceği; yedinci fıkrasında, infaz hâkiminin talep üzerine, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi sırasında bu usulün uygulanmasına son verebileceği, özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde ise bu usulün uygulanmasına son verileceği ve bu hâlde infaza genel hükümlere göre ceza infaz kurumlarında devam edileceği, özel infaz usulüne göre geçirilen sürenin, infaz aşamasında mahsup edileceği, bu fıkranın uygulandığı hâllerde 105/A maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı; sekizinci fikrasında, bu madde hükümlerine göre verilen kararlara itiraz yolunun açık olduğu; dokuzuncu fikrasında, üçüncü ve dördüncü fikra hariç, bu madde hükümlerinin; terör suçları ile örgüt kurmak, yönetmek

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden O3axLH4 - XHIS5RBi - mS56xIcH - ik4CzU- ik erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü veya örgüte üye olmak suçlarından ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olanlar, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkum olanlar, adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler, koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler, 105/A maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca açık ceza infaz kurumuna gönderilenler hakkında uygulanmayacağı; onuncu fıkrasında, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

XI- Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Ceza İnfaz Alanındaki Tavsiye Kararlarında belirtilmiş olan minimum ceza infaz kurumu standartları dikkate alınarak, 2000 yılından itibaren ceza infaz sistemimizde reform niteliğinde çalışmalar yapılmaktadır. Özellikle ceza infaz kurumlarının fiziki yapısı ve hükümlü rehabilitasyonu alanında çağdaş standartlar yakalanmıştır. Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi tarafından ortaya konulan minimum ceza infaz kurumu standartlarına uygun nitelikte kurumların inşa edilerek hizmete açılması; fiziki olarak ekonomik ömrünü dolduran ve yeterli eğitim ve iyileştirme çalışmalarına elverişli durumda bulunmayan kurumların da kapatılması öngörülmüştür.

Ülkemizdeki tüm ceza infaz kurumlarında iş ve işlemlerin, başta 5275 sayılı Kanun olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde ve insan onuruna saygı ilkesi esas alınarak yürütülmektedir.

XII- Anayasanın, "Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi" kenar başlıklı 88. maddesinde kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği hükmü yer almakta iken söz konusu hüküm, 16/04/2017 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 16. maddesiyle; kanun teklif etmeye milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği şeklinde değiştirilmiş, söz konusu düzenleme 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

10/07/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilâtı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 38. maddesinin birinci fikrasının (e) bendinde; adalet hizmetleriyle ilgili konularda gerekli araştırmalar ve mevzuat hazırlıklarını yapmak ve görüş bildirmek Bakanlığımızın görevleri arasında sayıldığından çalışmalarımız bu çerçevede yürütülmektedir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana hitp://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden O3axLH4 - XHISRBİ - m56x1IcH - ik4CzUzirk erişebilirsin

Yılmaz TUNÇBakan

Metin otomatik okundu. 22 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir