İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/33793 CEVAPLANMADI

30 Ağustos 2025'te Boğaziçi Üniversitesinin kampüsünde bir kız çocuğunun öldürülmesi olayına ilişkin

Kaynak göster

Sevilay Çelenk Özen (DEM Parti), 4 Eylül 2025 tarihinde 7/33793 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

Sevilay Çelenk Özen (DEM Parti, Diyarbakır). “30 Ağustos 2025'te Boğaziçi Üniversitesinin kampüsünde bir kız çocuğunun öldürülmesi olayına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/33793, 4 Eylül 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-33793-30-agustos-2025-te-bogazici-universitesinin-kampusunde-bir-kiz-cocugunun-oldurulmesi-olayi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/4f626285-281c-4fe1-b7c8-019918bb550e

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bugün · cevap yok

TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 406 gün geçti.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıda yer alan sorularımın Anayasa'nın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 96 ve 99. maddeleri uyarınca İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından, öngörülen yasal süresi içinde cevaplanması konusunda gereğini bilginize sunarım.

Sevilay ÇELENK Diyarbakır Milletvekili

Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü'nde 30 Ağustos gecesi çok acı bir olay yaşanmıştır. Kampüse 30 Ağustos gecesi dışarıdan girdiği öne sürülen 20 yaşındaki Ayberk Kurtuluş 15 yaşındaki bir kız çocuğunu silahla öldürmüş ve daha sonra kendisi de intihar etmiştir. Olayla ilgili haberlerde 15 yaşındaki Hilal Özdemir'in kampüste olay esnasında garson olarak çalıştırıldığı öne sürülmüştür. Cinayeti işleyen kişinin ise 18 ayrı suç kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Üniversite yönetimi bu korkunç olay karşısında yalnızca kısa bir "başsağlığı" mesajı yayınlamakla yetinmiş ve şu ana dek olayın kampüs içinde gerçekleştiği iddialarına da açık ve tereddütsüz bir dille yalanlama getirememiştir. Söz konusu açıklama maalesef olayın sessizce geçiştirilmek istendiği izlenimi vermektedir. Bu müessif olay bir yandan erkek şiddetinin dehşet verici yaygınlığını ve aldığı yeni biçimleri yeniden göz önüne sürerken bir yandan da üniversite kampüslerinin suç mahalline dönüşmesinin de yeni bir örneğini verdi. Siyasi iktidar üniversiteleri kayyım rektörlerle idare eder, öğrencileri soruşturmalarla bezdirir, alanında yetkin, demokratik ve barışçı akademik kadroları KHK'lar ve diğer pek çok yolla tasfiye ederken üniversite suç mahalline dönüştürmüştür.

Bu gerilimli ve güvensiz kampüs ortamını göz önüne seren mobbing ya da cinsel taciz ve istismar gibi olayların yanında, birçok cinayet ve saldırı da söz konusudur. Örneğin 2016 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci kampüsünde 4 eczane çalışanının ölümüyle sonuçlanan bir saldırı gerçekleşmiştir. Yine Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde 2018 yılında yaşanan aralarında dekan yardımcısı, fakülte sekreteri ve iki öğretim elemanının bulunduğu 4 kişinin yaşamını yitirdiği olay halen akıllardadır. 2019 yılında ise Çankaya Üniversitesinde Araştırma Görevlisi Ceren Damar Şenel bir öğrenci tarafından katledildilmiştir. Sadece son on yıla bakıldığında bile, üniversitelerde kurum içi ya da dışından kişilerce gerçekleştirilen sayısız şiddet vakası söz konusudur. Toplumda şiddet tırmanırken nitelik aşınmasıyla

"güçsüzleştirilmiş" ve güvensizleştirilmiş üniversitenin ve kampüslerin bunun dışında kalması da mümkün değildir.

Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde meydana gelen cinayet, dikkatle değerlendirilmesi gereken birçok boyutu bünyesinde barındırmaktadır. Yıllardır süren ağır baskı altındaki üniversitede, kayyum rektörün kararıyla yıllarını bu üniversiteye vermiş hocalar ve mezunlar kampüse alınmazken onlarca suç kaydı bulunan bir kişi hiçbir engelle karşılaşmadan içeri girebilmiştir.

SORULAR

  1. Üniversite içinde ve etrafında, öğrencilerin en ufak bir eylem ihtimaline karşı her gün yüzlerce polis bekletilirken, elinde silahıyla gelen bu kişinin kampüste rahatlıkla dolaştığı anlaşılmaktadır. Boğaziçi Üniversitesinde yaşanan bu müessif olayın katledilen çocuğun kişisel videoları eşliğinde sosyal medyaya konu edilmesi ve sanki bu cinayetten bizzat kendisi sorumluymuş Oimajı yaratılması da ayrıca üzünü ve endişe o vericidir.

    Bu bağlamda;

  2. 15 yaşındaki bir çocuğun mevzuata aykırı bir biçimde üniversite kampüsündeki bir birimde gece vakti çalıştırılmasının sorumlusu kimdir?

  3. Üniversite mezunlarının dahi giremediği kampüse, onlarca suç kaydı bulunan bir kişi nasıl rahatça girebilmiştir?

  4. Akademisyenler ve öğrencilerin kampüse girişleri birçok nedenle sınırlanır ya da yasaklanırken, en küçük gösteride onlarca polis ve güvenlik öğrencileri kuşatırken, bir kişinin elinde silahla kampüse girişi nasıl açıklanabilir?

  5. Üniversite yönetiminin çalışanlara "konu hakkında konuşursanız işinize son verilir" dediği iddiası doğru mudur?

  6. Cinayetin işlendiği Kennedy Lodge tesisi örneğinde olduğu gibi, üniversiteye ait kaç tesis güvenliğin de sağlanmadığı bir biçimde ticari kullanıma açılmıştır?

  7. Cinayet failinin 18 ayrı suç kaydı bulunduğu ifade edilmektedir. Kampüse daha evvel de giriş yapmış mıdır?

  8. Bugüne dek bu kişi hakkında kaç adli işlem yapılmıştır?

Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.

Hata bildir