Son 10 yılda koruma kararı için başvuran kadın verilerine ilişkin
Kaynak göster
Sevilay Çelenk Özen (DEM Parti), 9 Ekim 2025 tarihinde 7/35087 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 67 gün sonra, 15 Aralık 2025).
Sevilay Çelenk Özen (DEM Parti, Diyarbakır). “Son 10 yılda koruma kararı için başvuran kadın verilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/35087, 9 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-35087-son-10-yilda-koruma-karari-icin-basvuran-kadin-verilerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/30af5570-72c4-43f2-8e25-0199cd935d88
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 67 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıda yer alan sorularımın Anayasa'nın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 96 ve 99. maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından, öngörülen yasal süresi içinde cevaplanması konusunda gereğini bilginize sunarım.
Sevilay ÇELENK Diyarbakır Milletvekili
Gerekçenin tamamını göster (9 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nin tarafı olmaktan çıkmasının üzerinden tam dört yıl geçti. Bu süreçte kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri artarak devam etti. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkış, yalnızca uluslararası bir sözleşmeden ayrılmak değil, kadınların yaşam hakkının hiçe sayılması ve başta ev içi şiddet olmak üzere erkek şiddeti karşısında korunmasız bırakılmalarıydı. Bu karar, devletin yalnızca kadınları değil ev içi şiddet karşısında kırılgan durumda olan tüm yurttaşları koruma yükümlülüğünü terk etmesidir. Şiddet karşısında mücadeleyle elde edilmiş kazanımların tümü doğrudan hedef alınmıştı. Kadın örgütleri, | feministler ve hak savunucuları bu ideolojik kararın şiddet eğilimlerini cesaretlendireceğini her platformda dile getirdiler ve kararı protesto ettiler. Ancak bu tepkiler Sözleşme'den çekilme .kararını değiştirmedi. Gelinen noktada maalesef erkek şiddeti ve kadın katli vakalarının hız | kesmeden devam ettiği ve hatta tırmandığı görülüyor.
Düzenli olarak erkek şiddetini izleyen ve bu alanda hafıza oluşturan Bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardân derlediği verilere göre, Eylül ayında erkekler
İ en az 24 kadını ve 9 çocuğu öldürdü. Yılın ilk altı ayına bakıldığında tablo daha da çarpıcıdır:
| 2021'de 131, 2022'de 164, 2023'te 147, 2024'te 205, 2025'te ise 136 kadın öldürüldü. Bu veriler, kadınların yaşam hakkını güvence altına alacak etkin koruma mekanizmalarının ne kadar acil olduğunu göstermektedir. Kadın cinayetleri sadece birer adli vaka değildir, politiktir ve bu yönüyle toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en şiddetli tezahürlerinden biridir.
Cezasızlık algısı güçlendikçe failler daha da cesaret kazanıyor. Uzaklaştırma kararları kâğıt üzerinde kalıyor, kolluğun müdahalesi, gecikiyor ve risk değerlendirmeleri yüzeysel biçimde yapılıyor. Devlet yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Kadınlar katledilme riskinden hiçbir şekilde korunmuyor. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler tam anlamıyla uygulanmadığında her ihlal, yeni bir cinayet riski yaratıyor.
Kadınların korunabilmesi için yalnızca bir aylık uzaklaştırma kararı değil, elektronik kelepçe, yakın koruma ve etkili denetim gibi önlemler de devreye sokulmalıdır. Kadın cinayetlerinin durdurulması, somut çözüm önerilerinin hayata geçirilmesine bağlıdır. Bu ise devletin görevidir ve ancak ilgili tüm bakanlıkların ve kurumların ortak hareket etmesiyle mümkündür. Ancak yaşanan vahim olaylar etkin bir ortak çalışmanın olmadığını gösteriyor. Örneğin, geçtiğimiz ay Ankara'da Başak Gürkan Arslan boşanma aşamasında olduğu erkek ve onun babası tarafından küçük yaştaki çocuğunun gözleri önünde canavarca katledilmiştir. Yine geçtiğimiz günlerde, Kahramanmaraş'ta Eser Karaca, daha önce üç kez uzaklaştırma kararı aldırdığı halde, boşandığı erkek tarafından öldürüldü. Katledildiği gün dördüncü uzaklaştırma kararı çıkmış, ancak karar kendisine henüz tebliğ edilmemişti. Bu olaylar, etkin bir korunma uygulanmadığında kadınların hayatının ağır risk altında olduğunu gösteriyor.
Kadına yönelik şiddetle mücadelenin güçlenmesi için soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyet verilerinin, uzaklaştırma kararı ihlallerinin sonuçlarının ve önleyici tedbirlere ilişkin bilgilerin şeffaf ve düzenli biçimde paylaşılması zorunludur.
Bu bağlamda;
İ. Son on yılda kaç kadın koruma kararı için başvuruda bulunmuştur? Bu başvuruların yıllara göre dağılımı nasıldır? Aynı dönemde kaç kadına koruma kararı verilmiştir? Verilen bu kararların toplam başvurular içindeki yüzdesi kaçtır?
SORULAR
Verilen uzaklaştırma kararlarının ihlal oranı nedir? İhlaller karşısında kolluk kuvvetlerinin ortalama müdahale süresi ne kadardır? Bu ihlallerin yıllara göre dağılımı nedir? Ayrıca uzaklaştırma kararı ihlallerine müdahalede ihmali bulunan kolluk kuvvetleri ve diğer kamu görevlileri hakkında herhangi bir adli veya idari işlem yapılmakta mıdır?
Koruma kararı altında olmasına rağmen şiddete uğrayan veya katledilen kadın sayısı kaçtır?
Sononyılda koruma kararına rağmen şiddet uygulayan erkekler hakkında bugüne kadar kaç adli işlem yapılmıştır? Bu kişilerden kaçı tutuklanmış, kaçı ceza almıştır?
Uzaklaştırma kararı verilen erkekler hakkında elektronik kelepçe uygulamasının hayata geçirilmemesinin gerekçesi nedir? Bu yöntemin devreye alınmasına yönelik Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma ve öngörülen bir takvim bulunmakta mıdır?
Güvenlik güçlerine veya yargıya başvurduğu halde talep ettiği koruma tedbirleri henüz sonuçlandırılmadan şiddete uğrayan ya da katledilen kadınlara ilişkin Bakanlığınızda hangi veriler bulunmaktadır? Bu kapsamda bugüne kadar kaç vaka kaydedilmiştir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ·
İlgi (o :22.10.2025 tarihli ve 1720796 sayılı yazınız.
İlgi yazı ekinde alınan Diyarbakır Milletvekili Sayın Sevilay ÇELENK ÖZEN tarafından Bakanlığımıza yöneltilen 7/35087 Esas Numaralı soru önergesine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevabi yazımız ekte sunulmuştur.
Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ Bakan
Diyarbakır Milletvekili Sayın Sevilay ÇELENK'e Ait 7/35087 Esas Numaralı Yazılı Soru Önergesine İlişkin Cevap Metni
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla "şiddete karşı sıfır tolerans ilkesi" çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmalar ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve medyanın iş birliğinde çok taraflı ve çok yönlü biçimde devam etmektedir.
2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin yasal altyapı güçlendirilmiştir. Kanun'un etkin olarak uygulanmasına yönelik yönetmelikler ve Bakanlık genelgeleri yürürlüktedir. Bu nedenle, benzer veya aynı mahiyette olabilecek başkaca bir yasal düzenleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmalarına yol haritası niteliğindeki politika belgeleri, ilgili tüm tarafların katkı ve katılımlarıyla düzenli olarak hazırlanıp uygulanmaktadır. Bu kapsamda 2007 yılından bu yana 4 ulusal eylem planı hazırlanmış olup hâlihazırda 2021-2025 yıllarını kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele IV. Ulusal Eylem Planı'nın uygulama süresinin 2025 yılı sonunda sona erecek olması nedeniyle, 2026-2030 dönemini kapsayacak V. Ulusal Eylem Planı Bakanlığımız Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü koordinasyonunda; geçmiş dönem uygulama deneyimlerinden elde edilen kazanımlar doğrultusunda; bilimsel temele dayalı, yenilikçi, katılımcı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla hazırlanmıştır. V. Ulusal Eylem Planı, 25 Kasım 2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 2025/19 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girmiştir. V. Ulusal Eylem Planı, önceki planlardan yapısal olarak farklılaşan Eksen Yapısı ile politika alanları, mücadelenin omurgasını oluşturan 5 Dikey Eksen ve bu eksenleri kesen 5 Yatay Eksen üzerine inşa edilmiştir. Böylelikle kadına yönelik şiddeti çok boyutlu doğası etkileşimli ve kesişimsel bir anlayışla ele alınmıştır.
Eylem Planı kapsamında 5 dikey eksende toplam 15 strateji ve 130 faaliyet bulunmakta olup Şiddetsiz Yaşam ve Saygı Kültürü, Etkin Hukuki Koruma ve Adalete Erişim, Risk Odaklı ve Uzmanlaşmış Müdahale, Psikolojik İyi Oluş ve Sosyoekonomik Güçlenme, Davranışsal Dönüşüm ve Toplumsal Katılım alanları dikey eksenleri; Bütüncül Politikalar, Dijitalleşme ve Yapay Zekâ, Afet ve Acil Durumlar, Bilimsel Bilgi Ekosistemi, Kültür-Sanat, Spor ve Medya alanları yatay eksenlerinden oluşturmaktadır.
Ulusal Eylem Planının etkin olarak hayata geçirilmesi hedefiyle Yıllık Faaliyet Planları hazırlanmaktadır. Ulusal Eylem Planının 81 il düzeyinde daha etkin biçimde uygulanmasını amacıyla İl Eylem Planları yürürlüğe konulmuştur.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede koordinasyon mekanizmalarımız hem ulusal hem de yerel düzeyde tesis edilmiş durumdadır. Bakanlığımız koordinasyonunda periyodik olarak her yıl bir defa toplanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu kadına yönelik şiddet konusundaki mevcut durumu değerlendirmekte, bu konuda öneriler sunmaktadır. Kurul bugüne kadar 18 toplanlı gerçekleştirmiştir. Yerel düzeyse ise 81 il düzeyinde Vali veya Vali Yardımcısı başkanlığında toplanan "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Komisyonları" ile kadına yönelik şiddetle mücadelede il düzeyinde yapılan çalışmalar ve il eylem planlarının izleme ve değerlendirmesi yılda en az 6 ayda bir gerçekleştirilmektedir.
Diğer yandan, Bakanlığımız, 6284 sayılı Kanunun 20 nci maddesi delaletiyle. kadın. çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet ve şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan davalara, her ne surette haberdar olunduğuna bakılmaksızın katılmaya, yargılamanın her aşamasında takibe ve anılan Kanun hükümlerince gerekli yasal işlemleri yapmaya devam etmektedir.
Türkiye'de yasal olarak suç sayılan fiiller ile bu filleri gerçekleştiren ve bu füllerden etkilenen kişilere ilişkin idari kayıt verileri. suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen soruşturma evresi ve iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen kovuşturma evresinde görev ve sorumluluğu bulunan yetkili merciler tarafından toplanmaktadır. Bu kapsamda şiddet ve kasten öldürme fiillerine ilişkin resmi verilerin toplandığı kurumların, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı ile Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü olması hasebiyle kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine ilişkin ilişkin ayrıntılı bilgilerin ilgili Bakanlıklardan temin edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan 6284 sayılı Kanun kapsamında yer alan tedbir kararları hakim, mülki amir ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amiri tarafından alınmaktadır. Şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesinden. hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişinin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yerdeki kolluk görevli ve yetkilidir. Tedbir kararlarının ihlal edildiğinin kolluk tarafından tespit edilmesi halinde tutulan tutanak Cumhuriyet başsavcılığına iletilmekte ve bu tutanak Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ivedilikle aile mahkemesine gönderilmektedir. Bu kapsamda talep edilen bilgilerin İçişleri Bakanlığından temin edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
6284 sayılı Kanun kapsamında, verilen koruyucu ve önleyici tedbir kararlarının etkin bir biçimde uygulanmasını teminen, Kanunun 12 nci maddesi uyarınca hâkim tarafından teknik araç ve yöntemlerin kullanılmasına karar verilebilmektedir. Söz konusu uygulama, "6284 Sayılı Kanun Kapsamında Teknik Yöntemlerle Takip Sistemlerinin Kullanılmasına Dair Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde yürütülmekte olup 2021 yılından itibaren 81 ilde yaygınlaştırılmıştır.
Öte yandan İstanbul Sözleşmesinden geri çekilme kararı hiçbir şekilde Türkiye'nin "kadınların korunmasından ve şiddetle mücadeleden taviz verdiği" anlamına gelmemektedir.
Hukuk, şiddetle mücadelede önemli bir araçtır. Uluslararası sözleşmelerden biri olan İstanbul Sözleşmesi de kültürlere ve coğrafyalara göre şekillenecek hükümlere alan açan, dolayısıyla amil hükümler içermeyen çerçeve niteliği taşıyan bir sözleşmedir.
İstanbul Sözleşmesi yürürlükteyken Resmi Gazete'de yayımlanan 6284 sayılı Kanun bizim şiddetle mücadelemizin esas lokomotifi olmuştur ve halen yürürlüktedir.
Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞBakan