İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/35624 GEÇ CEVAPLANDI · 300 GÜN

Kanal İstanbul Projesi'ne ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 300 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak... cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim

Kanal İstanbul Projesi, ülkemizin ekonomisi, sanayisi, turizmi, kültürü, sanatı, bilimi ve diplomasisiyle en büyük ve en gelişmiş şehri İstanbul için; gündeme geldiği 2011 yılından bu yana kamuoyunda en çok tartışılan, teknik, güvenlik, çevresel ve ekonomik yönleriyle büyük endişelere yol açan bir projedir. Bu proje yalnızca Boğaz'daki gemi trafiğini azaltmak | iddiasıyla değil; aynı zamanda etrafında oluşturulacak yeni şehir planları, imar düzenlemeleri, | altyapı yatırımları ve bunlara bağlı haksız kazanç beklentileri ile de gündemdeki yerini | korumaktadır. Söz konusu projenin tarım alanları, su havzaları ve doğal sit alanları üzerindeki etkisinin önlenmesi ve ilgili alanların korunması hususunda hangi tedbirlerin alındığı hususu belirsizdir.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen 17/01/2020 tarih ve 5774 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemine karşı açılan ve Danıştay Dördüncü Dairesinde görülmekte olan dosyalara ilişkin bilirkişi heyetinin Daire tarafından hazırlanmış soruları, davanın çözümüne katkı olabilecek diğer teknik hususları da içerecek şekilde yanıtlanarak 5 nüshadan oluşan ve 22.08.2025 tarihli 21 uzman ve akademisyenin imzasını taşıyan Bilirkişi Heyeti Raporu alanda yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanmıştır.

Gerekçenin tamamını göster (15 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Rapor kapsamında Kanal İstanbul Projesi; "Arkeoloji ve Kültür Varlıkları" başlığıyla incelenmiş ve bilimsel analizler yapılmıştır.

Bu çerçevede, söz konusu Bilirkişi Heyeti Raporunda yer alan bazı kesitler şu şekildedir;

...Bilindiği gibi bilimsel çalışmalarda araştırmacının yeterliği, özel ölçütler arasındadır. "Araştırmacının seçtiği konuda yani araştırma yapacağı konuda yeterli olması gerekmektedir." (Ataizi 2018, 33). Konuya bu açıdan yaklaşıldığında Kanal İstanbul Projesi alanı tarihöncesi yerleşim yerlerinden II. Dünya Savaşı'na kadar uzanan geniş bir zaman aralığında birbirinden farklı arkeolojik ve tarihi kültür varlığını kapsamaktadır. Bunları tarihöncesi mağara, antik yerleşim yeri, yol, su yolu, çiftlik evi, köprüler, endüstri mirası, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi tabyaları gibi gruplandırmak mümkündür. Bu nedenle söz konusu çalışmanın arkeolog, sanat tarihçi, mimar, koruma uzmanı gibi farklı uzmanlık alanına sahip kişilerce gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu durum, çalışma raporunun bir tek bakış açısıyla sunulmasına ve bu nedenle de çeşitli noktalarda eksik kalmasına neden olmuştur. Adres: Halkla İlişkiler Binası 3.Kat B-312 TBMM-ANKARA

... Bununla birlikte Arkeoloji Raporu, sadece tescillenmiş ve ağırlıklı olarak sit kapsamındaki veriler hakkında genel bir derleme bilgi sunmaktan öteye gitmemektedir. Örneğin, alanda bulunan, 1990'lı yıllarda tescillenmiş olan Küçükçekmece Kibrit Fabrikası, Terkos Pompa İstasyonu gibi Osmanlı Dönemi endüstri mirası söz konusu raporda ele alınmamıştır (Şekil 34). Benzer şekilde Küçükçekmece Gölü içinde var olduğu ifade edilen arkeolojik kalıntılar ve proje kapsamında olup, çeşitli nedenlerle etkilenebilecek Karadeniz kıyısındaki olası sualtı kültür mirası da değerlendirilmemiştir. Bu kapsamda masabaşı ve saha tespit çalışmaları eksikler içermektedir.

... Masabaşı çalışmaları gibi, saha çalışmaları da tescillenmiş alanlara ziyaret ve güncel durumlarına ilişkin fotoğraf yoluyla belgeleme şeklinde ilerlemiştir. Çalışma ekinde yer alan fotoğraf kataloğunda yer alan fotoğraflar ise mevcut durumu açıklamak için yetersizdir. Söz konusu alanlardan veya mevkiilerden alınmış genel fotoğraflar (Raporda res.2-3, 11,13 gibi) ve detay fotoğraflarda (Raporda res.14, 26-27 gibi) fotoğrafın çekildiği yer ve yön belirsizdir. Hemen hepsi ölçeksiz çekimlerdir. Dolayısıyla belgeleme safhası için açıklayıcı nitelikte değildir.

... Arkeolojik ve kültür varlıkları açısından durum tespiti, etki değerlendirmesi ve koruma önerileri için temel oluşturabilecek bir analiz ortaya konulmamıştır. Bütün bu bilgiler doğrultusunda gerek masa başı gerekse sahada gerçekleştirilen tespit çalışmaları güvensiz ve eksiktir; bu nedenlerle bilimsel olarak değerlendirilemez.

... Raporda inşaat faaliyetleri öncesinde ve sırasında gerçekleştirilmesi beklenen yarma ve patlatma işlemleri sırasında kültür varlıklarının uğraması muhtemel zararlardan bahsedilmemiştir. Küçükçekmece gölü içindeki arkeolojik mirasın yüzey sıyırma sırasında göreceği zararın ne şekilde önleneceği belirtilmemiş, proje alanındaki hiçbir 356 kültür varlığı için herhangi bir koruma önerisi getirilmemiş, bunun yerine Koruma Kurulu'nun vereceği karar doğrultusunda davranılacağı taahhüt edilmiştir.

... Yukarıda detaylıca açıklandığı gibi KMED tespitinde yapılması beklenen açıklamalar, Ek 35 Arkeoloji raporunda yer almamaktadır. Raporda 25 kültür varlığından 11 adedinde "Büyük Değişim", iki alan dışındakilerde ise "Yüksek Değişim" saptaması, yapıların veya buluntuların yüzölçümlerine dayanılarak yapılmıştır. Anıtın veya sit alanının yüzölçümünün hangi oranda kanal içinde kalacağı hesaplanmış ve buna yönelik yüzde hesabıyla etki değerlendirmesi "Düşük derecede etki", "Orta derecede etki" ve "Yüksek derecede etki" olarak tanımlanmıştır. Ancak bunların belirlenmesinde kullanılan kriterler belirsizdir. Değişim olmayan alanlarda "düşük derecede etki"nin var olduğu bildirilmiştir ancak neden düşük derecede etki olarak tanımlandığı belirsizdir.

Oysa KMED Rehberinde etkinin boyutu ve şiddeti, doğrudan veya dolaylı bir şekilde yaratılan etki göz önüne alınarak belirlenmelidir. Bir yapıda meydana gelecek hasar ile bir arkeolojik sit alanında meydana gelecek hasar aynı boyutta değerlendirilemez. Bu kapsamda bütünlük ve 361 ayrıca özgünlük değerlerinin de göz önüne alınması gereklidir. Ancak Ek 35 Arkeoloji Raporu'nda bu hususlar yer almamaktadır.

Adres: Halkla İlişkiler Binası 3.Kat B-312 TBMM-ANKARA

...Öte yandan Gerek ÇED Nihai Raporunda gerekse Ek 35 Arkeoloji Raporu'nda söz konusu tescillenmiş yapılar ve inşaat faaliyetleri sırasında karşılaşılacak arkeolojik veya tarihsel bulgular için bir koruma planı önerilmemiştir.

...ÇED Raporunda tescillenmiş yapıların hangilerinin korunacağı ve/veya kaldırılabileceğine dair analitik bir yaklaşımın sunulması gereklidir. Yukarıda değinildiği gibi proje sahası içinde yeterli tespitler yapılmamıştır.

...Tüm bu açıklanan hususlar doğrultusunda proje alanındaki mevcut kültür varlıklarına yönelik 362 olarak bilimsel bir koruma planı yoktur, çalışma sırasında karşılaşılabilecek veriler ve bunların korunması konusunda da yorum yapılmamıştır.

...Sonuç olarak gerek ÇED Raporu'nda gerekse Ek 35 Arkeoloji Raporu'nda Arkeolojik sit alanları ve tarihsel varlıklar konusunda herhangi bir tampon bölge belirlenmemiştir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Kanal İstanbul Projenin dayandırıldığı ÇED Raporuna karşı 21 uzman ve akademisyenden oluşan bilirkişi heyetinin hazırladığı Raporda yerinde yapılan keşifler ve bilimsel analiz ile teknik incelemeler sonucu "Arkeoloji ve Kültür Varlıkları" başlığında, şehir ve bölge açısından büyük risklere, eksikliklere ve tehditlere yol açacak söz konusu tespitlere karşın ne tür tedbirler almayı planlıyorsunuz? Bu bilimsel analizler ve teknik incelemelere rağmen Kanal Projesinin yapımına devem edilecek mi? Kamuoyunda oluşan endişeleri gidermeye yönelik ne tür adımlar atılacaktır? Adres: Halkla İlişkiler Binası 3.Kat B-312 TBMM-ANKARA

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanı ·

Bakanlığımız (Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü)'ca;

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yürütülen Kanal İstanbul Projesi'ne ilişkin hazırlanan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Bakanlığımıza iletilen ÇED Başvuru Dosyası ve ÇED Raporu; alanda bulunan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında tescilli sitler ve korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları açısından İstanbul 1 Numaralı Kurul tarafından muhtelif Kurul kararları ile değerlendirilmiştir. 2018 tarihli Kurul kararı ile özetle, Proje alanı dâhilinde kalan tüm tescilli kültür varlıklarının koruma koşullarının sağlanmasına ilişkin gerekli hassasiyetin gösterilmesi, yapılacak her türlü fiziki ve inşai uygulama öncesinde Kurul görüşünün alınması gerektiği; 2019 tarihli Kurul kararı ile de tescil edilen Yıldız Tabya'nın, Kanal İstanbul Projesi'nin ÇED raporlarına ve planlama süreçlerine dâhil edilerek ilgili idarelerden koruma önerilerinin istenmesi hususlarında karar verilmiştir.

Proje alanı dâhilindeki sitler, tescilli kültür varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik her türlü inşai ve fiziki müdahale tekliflerinin, 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı gereği, ilgili Koruma Kuruluna sunulması zorunludur. Bu kapsamda, projelerin iletilmesi halinde 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında, konu İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunda değerlendirilecektir.

Metin otomatik okundu. 1 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir