İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/36107 GEÇ CEVAPLANDI · 200 GÜN

6-8 Ekim olayları sırasında yaralanan engelli bir kişiye ilişkin

Kaynak göster

Mahmut Dindar (DEM Parti), 23 Ekim 2025 tarihinde 7/36107 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 200 gün sonra, 11 Mayıs 2026).

Mahmut Dindar (DEM Parti, Van). “6-8 Ekim olayları sırasında yaralanan engelli bir kişiye ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/36107, 23 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-36107-6-8-ekim-olaylari-sirasinda-yaralanan-engelli-bir-kisiye-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/8438ef0c-2ccf-4015-888f-019a2482e136

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 200 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

TEM sa, HALKLARIN EŞİTLİK VE DENOKRASİ BARTİSİ GRUP BAŞKANLIĞI

" Sayı. NN . 440. | Tarih : O2AM2MS 3 6 1 0 v

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞVNA

Aşağıdaki sorularımın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ tarafından Anayasa'nın 98'inci TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılması konusunda gereğini arz ederiz.

SORULAR

  1. 9 Ekim 2014 tarihleri arasında yaşana Kobani eylemleri kapsamında bir çok yurttaş mağdur olmuş ancak aradan geçen süreye rağmen hakikatler açığa çıkarılmamış, suç işleyenler yargılanmamıştır. Bu bağlamda Şehriban Sertkal?ın durumu, Amnesty International ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı raporlarında vurgulandığı üzere, işitme ve konuşma engelli bir bireyin mağduriyetini yansıtmaktadır. Konu daha önceki dönemlerde de TBMM gündemine taşınmasında rağmen yurttaşın mağduriyeti giderilmemiş, zararı tazmin edilmemiş ve sorumlular yargılanmamıştır. Kamuoyuna yansıyan haberlerde hakkındaki suç iddialarından beraat ettiği halde Sertkal'ın mağduriyetinin sürdüğü vurgulanmıştır. Bu durum, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 3. maddesi (işkence ve insanlık dışı muamele yasağı), 13. maddesi (etkili | başvuru hakkı), Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi'nin 15. ve 16. maddeleri (işkence ve istismardan korunma yükümlülüğü) ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 17. maddesi (yaşam hakkı), 40. maddesi (etkili başvuru hakkı) ve özellikle 61. maddesi (engellilerin korunması) kapsamındaki devlet yükümlülüklerini doğrudan ilgilendirmektedir. Şehriban Sertkal, engelli bir birey olarak Kobani olaylarında ağır yaralanmasına rağmen fail olarak yargılanmış ve ceza davasından (Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 2015/185 Esas) beraat etmiştir (Yargıtay onayı: 2018/1317 Karar). Buna rağmen idari tazminat talebi reddedilmiştir (Gaziantep 2. İdare Mahkemesi 2016/188 Esas; Bölge İdare Mahkemesi 2018/5554 Karar; Danıştay 2023/1741 Karar) ve dosya halen Anayasa Mahkemesine gönderilmiştir (2023/53384).

    Kobani olaylarından bu yana geçen 11 yıl, mağduriyetin derinleşmesine yol açmıştır.

    Şehriban Sertkal, işitme ve konuşma engelli bir birey olarak Kobani olaylarında vurulmuş, kalıcı felç geçirmiştir. Ceza davasında (Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 2015/185 Esas) beraat | etmiş (Yargıtay onayı: 2018/1317 Karar), idari tazminat talepleri ise reddedilmiştir (Danıştay 2023/1741 Karar). Dosya kapsamında Anayasa Mahkemesi'ne (2023/53384) başvurulmuştur.

    Olayın üzerinden geçen 11 yıl, mağduriyetin derinleşmesine yol açmıştır.

    Bu süreçte engelli maaşı ve temel bakım ücretlerinin (hasta bezi, sonda vb.) kesilmesi, Şehriban Sertkal'ın yaşamını sürdürebilmesini ve en temel ihtiyaçlarını karşılamasını imkânsız hale getirmiştir. Engelli maaşı ve bakım ödemeleri, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu uyarınca bir hak olup, bu hakların keyfi biçimde kesilmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Devletin engelli bireyleri koruma yükümlülüğü Anayasa'nın 61. maddesiyle açıkça düzenlenmiştir: "Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır." Bu anayasal yükümlülüğe rağmen engelli maaşı ve bakım ücretlerinin kesilmesi, mağduriyetin artırılması anlamına gelmektedir. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin taraf olduğu BM Engelli Hakları Sözleşmesi'nin 28. maddesinde düzenlenen

    "yeterli yaşam standardı ve sosyal koruma" hakkıyla da açıkça çelişmektedir. Bu bağlamda;

    I) Bakanlığınız, engelli bireylerin korunması yükümlülüğü (AİHS Madde 3, BM Engelli Hakları Sözleşmesi) kapsamında, Şehriban Sertkal?ın yaralanmasına rağmen neden fail olarak yargılandığını açıklamakta mıdır?

  2. Şehriban Sertkal'ın engelli maaşı hangi gerekçeyle kesilmiştir? Bu kesinti, kişisel bakımını ve yaşamını idame ettirmesini imkânsız hale getirmekte değil midir?

  3. Şehriban Sertkal'ın hasta bezi, sonda gibi temel bakım ödemeleri neden kesilmiştir? Bu kesinti engelli bireyin günlük yaşamını nasıl etkilemektedir?

  4. Sertkal, ceza davasında beraat etmiş ve tazminat talebi halen Anayasa Mahkemesi'nde derdestken, neden mağduriyet artırılarak engelli haklarından yoksun bırakılmıştır? Bu kasıtlı bir uygulama mıdır?

  5. Engelli maaşı ve bakım ücretlerinin kesilmesi, mevcut Anayasa Mahkemesi dosyası (2023/53384) ile bağlantılı mıdır? Yargı sürecinde olan bir davadan dolayı sosyal hakların kesilmesi, "masumiyet karinesi" ilkesine aykırı değil midir?

  6. Şehriban Sertkal'ın engelli haklarının iadesi ve mağduriyetin giderilmesi için Bakanlığınız ne tür adımlar atacaktır?

  7. BM Engelli Hakları Sözleşmesi'nin 28. maddesi ile Anayasa'nın 61. maddesi uyarınca engelli bireylerin sosyal korunması için kesintilerin yeniden başlatılması planlanmakta mıdır?

  8. Bakanlığınız, engelli bireylerin hak kaybına uğramaması için denetim mekanizmalarını nasıl işletmektedir? Sertkal'ın dosyası özelinde herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?

  9. Bu süreçte aileye engelli bakımında destek ve koruma sağlanmış mıdır?

  10. Aileye bu kesintiler konusunda önceden bilgilendirme yapılmış mıdır? Eğer yapılmış olsaydı, mağduriyetlerin önlenmesi mümkün değil miydi?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ·

İlgi (o :a)12.11.2025 tarihli ve 1733959 sayılı yazınız. b)12.12.2025 tarihli ve 1755879 sayılı yazınız.

İlgi yazılar ekinde alınan Van Milletvekili Sayın Mahmut DİNDAR tarafından Bakanlığımıza yöneltilen 7/36107 ve 7/37248 Esas Numaralı soru önergelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevabi yazılarımız ekte sunulmuştur.

Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ Bakan

1. 7/36107 Cevap Metni (2 Sayfa)

2. 7137248 Cevap Metni (6 Sayfa) Telefon No:(312) 705 58 09 &

İl3eloz Gey

Van Milletvekili Sayın Mahmut DİNDAR'a Ait 7/36107 Esas Numaralı Yazılı Soru Önergesine İlişkin Cevap Metni

Bakanlığımızca bakıma muhtaç ve ekonomik yoksunluk içerisinde bulunan engelli bireylerin aile ortamında bakım ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yürütülen "Evde Bakım Yardımı"; Bakanlığımız tarafından yapılan tüm sosyal yardımlarda gelir tespitine ilişkin hususlarda norm birliği sağlanması ve hak temelli yaklaşımın esas alınması gerektiği noktasında 26.05.2023 tarihli ve 32202 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Evde Bakım Yardımı Yönetmeliği" hükümleri doğrultusunda yürütülmektedir.

Evde bakım yardımından yararlanma gelir kriteri şartı 24.05.1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nun Ek-7'inci maddesinde yer almaktadır.

"Evde Bakım Yardımı Yönetmeliği", Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak; Sayıştay Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşleri doğrultusunda hazırlanmış, 2022 sayılı Kanuna dayalı olarak çıkarılan 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz Ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik maddelerinde yer alan gelir tespitine ilişkin hususlar ile aynı olarak belirlenmiştir. Evde bakım yardımı maaş değildir. İhtiyaç sahibi kişilere sunulan talep odaklı sosyal yardım modelidir.

Diğer taraftan Bakanlığımızca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma (SYD) Vakıfları aracılığıyla ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yönelik başta 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu olmak üzere 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda sosyal yardım programları yürütülmektedir. Yürütülmekte olan sosyal yardım programları düzenli ve süreli nitelikte olmak üzere aile yardımları, barınma ve gıda yardımları, engelli ve yaşlı yardımları, sağlık yardımları, eğitim yardımları ve proje destekleri olarak sınıflandırılmaktadır.

Bu kapsamda Bakanlığımızca 2022 sayılı Kanun kapsamında 9640 ve üzeri oranda engelli raporu olan, sosyal güvencesi olmayan ve hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık geliri, asgari ücretin aylık net tutarının 1/3'ünden az olan Türk vatandaşlarına Engelli Aylığı; 18 yaşından küçük özel gereksinim düzeyi en az hafif düzeyde olan veya 9040 ve üzeri oranda engelli olan yakını bulunan ve hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık geliri, asgari ücretin aylık net tutarının 1/3*ünden az olan Türk vatandaşlarına Engelli Yakını Aylığı bağlanmaktadır.

Bu aylıklar ile ilgili ödemelerde; ölüm, gelir veya engel durumu değişikliği gibi sebeplerle kişilerin durumunda farklılık tespit edilmesi üzerine ödeme tutarlarında değişiklik veya kesinti meydana gelebilmektedir.

Soru önergesinde bahsi geçen Ş.S. ile ilgili olarak; Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi üzerinden incelemeler gerçekleştirilmiş olup vatandaşın engelli aylığının, "muhtaç olmama" nedeni ile Aralık 2024 tarihinde durdurulduğu tespit edilmiştir. Aylığı kesilen faydalanıcıların, şartların değişmesi hâlinde ikametgâhlarının bulunduğu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurmaları durumunda, başvuruları yeniden değerlendirilmektedir.

Öte yandan bahsi geçen Ş.5. hâlihazırda Bakanlığımızca sunulan Evde Bakım Yardımından yararlanmaktadır.

Diğer taraftan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin 2 nci fıkrasına istinaden Bakanlığımız açılmış davalara katılmakta olup adli süreçlere ilişkin yargılama aşamaları sonuna kadar titizlikle takip edilmektedir.

Bakanlığımız tarafından, Cumhuriyet OBaşsavcılıklarınca yürütülen soruşturma dosyalarına, 6284 sayılı Kanun kapsamında davaya müdahillik hususunun değerlendirilebilmesi için soruşturma sonucunun Bakanlığımıza tebliğ edilmesi talepli dilekçe sunulmaktadır. Soruşturma sonucunun tebliği halinde, soruşturma sonucunda dava açılmış ve iddianame düzenlenmişse Bakanlığımızca davaya müdahillik hususu değerlendirilmekte, soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde ise Bakanlığımızca bu karara itiraz hususu değerlendirilmektedir.

Soru önergesinde yer alan diğer konular, Bakanlığımız görev ve faaliyet alanı içerisinde bulunmadığından değerlendirilememiştir.

Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞBakan

Metin otomatik okundu. 1 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir