2026 yılı için belirlenecek olan asgari ücrete ilişkin
Kaynak göster
Cem Avşar (CHP), 11 Aralık 2025 tarihinde 7/37580 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 249 gün sonra, 17 Ağustos 2026).
Cem Avşar (CHP, Tekirdağ). “2026 yılı için belirlenecek olan asgari ücrete ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/37580, 11 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-37580-2026-yili-icin-belirlenecek-olan-asgari-ucrete-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/9511cbb8-f18f-4c13-8c6b-019b0d7bd884
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 249 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılr olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim
Çalışma hakkı ve iş güvencesi Anayasal bir hak olarak düzenlenmiş ve güvence altına alınmıştır. Örneğin, Anayasa Madde 55 — Ücret emeğin karşılığıdır. "Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur.", şeklindedir. Bu Anayasal hüküm çerçevesinde 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmelikler düzenlenmiş ve böylece çalışma hakkı ve iş güvencesi yasal güvence altına alınmıştır. koruyan bu hükümlerinin çoğunu işlevsiz bırakmıştır. Örneğin, 2026 yılı asgari ücreti, yüksek enflasyonun alım gücünü iyice düşürdüğü ve pahalılığın yüksek olduğu koşullarda görüşülmektedir. 2024 yılı yıl sonu resmi enflasyonunun yaklaşık yüzde 45 olarak açıklanmasına rağmen asgari ücrete gerçekleşen enflasyon oranında değil hedef enflasyon doğrultusunda yüzde 30 zam yapılmıştır. Bu durum asgari ücreti enflasyon karşısında ciddi biçimde eritmiş ve 2026 asgari ücret artışı beklentilerini yükseltmiştir.
Enflasyon sadece bir pahalılık sorunu değil aynı zamanda bir sosyal ve sınıfsal sorundur.
Gerekçenin tamamını göster (8 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Yüksek enflasyon, gelir adaletsizliğini derinleştiren ve Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla
(GSYH) içindeki payının düşmesine yol açmaktadır. Bu bağlamda, İşçilerin enflasyonu ile | zenginlerin enflasyonu farklılık göstermektedir. Bu durum toplumsal bölüşüm adaletsizliğini
Ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik durum çalışma hayatını düzenleyen ve çalışanı derinleştirmekte ve sosyal katmanların oluşmasına yol açmaktadır.
Asgari ücret Türkiye'de ücretle çalışanların neredeyse yarısını ilgilendiren ortalama ücret olmuştur. Bu koşullar altında asgari ücretin insan onuruna yaraşır bir ücret olarak saptanması yaşamsal önemdedir. Asgari ücret, geçim koşulları ve ülke ekonomisindeki büyüme dikkate alınarak saptanmalıdır. Bu çerçevede asgari ücret tartışmalarında yoksulluk sınırı da dikkate alınmalıdır. Sadece enflasyona hapsedilmiş bir asgari ücret tartışması asgari ücretin göreli olarak düşmesine ve emeğin büyümeden daha az pay almasına dolayısıyla bölüşüm ilişkilerinin bozulmasına yol açıyor. Sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi kapsamının sınırlılığı ile diğer emek gelirlerinin asgari ücretten daha az artırılması tüm ücretleri asgari ücrete yaklaştırıyor. Adres: Halkla İlişkiler Binası 3.Kat B-312 TBMM-ANKARA
Dolayısıyla asgari ücretin miktarı ve Komisyonun yapısı kadar -hatta onlardan daha çok-Türkiye'de asgari ücretin yapısal sorunlarını konuşmak gerekmektedir.
DİSK-AR'ın Asgari Ücret Araştırması 2026 Raporuna göre; Toplu İş Sözleşmesi (TİS) kapsamındaki işçilerin aylık brüt ortalama ücretleri TİS kapsamında olmayan işçilerden yüzde 40 daha fazla olduğu, 1974"te kişi başına GSYH'nin yüzde 80,6'sı düzeyinde olan brüt asgari ücret, 2025'te kişi başına gelirin yüzde 43,6*sına düştüğü, 2025'te asgari ücretin yıllık alım gücü kaybı 50 bin TL'yi aştığı, 2024 Ocak Ayından 2025 sonuna 24 ay boyunca asgari ücret yalnızca 4 ay açlık sınırının üzerinde olduğu, Türkiye'de işçilerin yarısı asgari ücretli olduğu, kayıt dışı işçilerin yaklaşık yarısı asgari ücretin altında ücretle çalıştığı, kadın işçilerin çok büyük bir bölümünün asgari ücret civarında ücretlerle çalıştığı, asgari ücrete resmi enflasyonun oldukça üzerinde reel artışlar yapılması enflasyonu tetiklemediği, asgari ücretin -ulusal düzeyde verimlilik artışının bir ölçüsü olarak kabul edilebilecek olan- Kişi Başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla"ya oranı düştüğü, asgari ücret vergi istisnasının matrahtan indirim şeklinde değil de vergiden indirim yoluyla uygulanması çalışanları mağdur ettiği ve daha çok vergi ödemelerine yol açtığı gibi birçok veriye yer verilmiştir.
Bu bağlamda;
Il. Anayasa'nın, "Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur." hükmü gereği ülkemizin ekonomik koşulları (enflasyon artışı, açlık ve yoksulluk sınırı, ücretlerdeki reel değer kaybı vb.), asgari ücretle çalışmanın yaygınlığı ve asgari ücretin kişi başına milli gelire oranı dikkate alınarak 2026 yılında asgari ücretin gerçekleşen enflasyonun üstünde ve refah payı oranında arttırılması ve en az yılda iki kez güncellenmesi hususunda bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
SORULAR
Asgari ücret komisyon çalışmalarının başladığı bu süreçte, evrensel standartlara uygun olarak "asgari ücretin sadece işçinin kendisi için değil bakmakla yükümlü olduklarının asgari ihtiyaçları dikkate alınarak hesaplanması" ilkesinin uygulamaya alınması hususunda bir yasal düzenleme yapmayı planlıyor musunuz?
Komisyon görüşmelerinde, -sendikaların ve uzmanların ifade ettiği gibi- "asgari ücretin, genel ücret düzeyi ve ülke ekonomisindeki büyümeyle bağlı olarak toplu pazarlık ile saptanması gerektiği, asgari ücret artışında sadece enflasyonu değil geçim koşulları ve ülke ekonomisindeki büyüme gibi görüş ve öneriler dikkate alınacak mıdır?
"Asgari ücretin değil, toplu iş sözleşme (TİS) kapsamının genişletilme", ilkesi gereği toplumda TİS kapsamında olan ve olmayanların arasındaki yüzde 40'a varan ortalama brüt ücret farkının düzeltilmesi ve adil çalışma koşullarının oluşturulması hususunda bir çalışmanız var mıdır? Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çalışma hayatındaki kayıt dışılık, çalışma koşulları, asgari ücret altında çalıştırılma - özellikle kadın işçiler için- ve asgari ücret ile diğer emek gelirleri arasındaki makasın Adres: Halkla İlişkiler Binası 3.Kat B-312 TBMM-ANKARA kapanması ve asgari ücretin ortalama ücret politikası haline gelmesine karşın ne tür tedbirler alınmaktadır? Görüşmelerde bu hususlar dikkate alınacak mıdır?
. Uzmanların ve sendikaların talebi olduğu üzere; "asgari ücret vergi istisnasının matrahtan indirim şeklinde değil de vergiden indirim yoluyla uygulanması ve gelir vergisinin ilk diliminin genişletilmemesi çalışanları mağdur etmekte ve daha çok vergi ödemelerine yol açmaktadır. Çalışanların aleyhine işleyen bahse konu talebi düzenlemeye ilişkin bir çalışmanız bulunmakta mıdır?
. Yasal hakları olduğu halde mevzuatları hiçe sayarak gerçekçi olmayan gerekçelerle işten çıkarma, mobbing ve keyfi yer değiştirme, ücret ve yan haklarından mahrum etme vb. baskılara karşın düzenleme ve denetleme görevini üstelenen Bakanlık sıfatıyla ne tür tedbirler alınmaktadır? Bu hususta tarafınıza ulaşan herhangi bir talep ve şikâyet var mıdır? Söz konusu mağduriyetleri giderme bakımında neler yapılmıştır?
. İş sağlığı ve güvenliğinin taşıdığı hayati önem göz önüne ( alınarak Bakanlığınızın konuyla ilgili düzenleyici ve denetleyici fonksiyonu gereği kamu veya özel sektörde ilgili yönetmelik hükümlerine göre is sağlığı ve güvenliği nasıl sağlanmaktadır? Denetimler ne sıklıkta yapılmaktadır? Bu hususta bir takip ve kontrol mekanizması bulunmakta mıdır?
Adres: Halkla İlişkiler Binası 3.Kat B-312 TBMM-ANKARA
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Vedat Işıkhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ·
İlgi (o : 19.12.2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1761103 sayılı yazınız.
İlgi yazınız ile Tekirdağ Milletvekili Sayın Cem AVŞAR tarafından yöneltilen 7/37580 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.
"4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesi ile Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 522 nci maddesinin birinci fikrasının (f) bendi gereğince, iş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için ücretlerin asgari hadlerinin, Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile Asgari Ücret Yönetmeliğinde belirlenen ilke ve esaslara göre belirleneceği öngörülmüştür. Asgari ücret, brüt olarak tespit edilmekte ve kanuni kesintiler yapıldıktan sonra kalan miktar işçiye ödenmektedir. Asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olup, işçilere Asgari Ücret Tespit Komisyonunca belirlenen miktarın altında bir ücretin ödenmesi mümkün bulunmamaktadır.Asgari ücretin üzerindeki ücret ve sosyal haklar ise, işçi ve işveren arasında akdedilen iş sözleşmeleri ve taraflar arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmeleri ile ya da işyeri personel yönetmelikleriyle serbestçe belirlenebilmektedir.
Bakanlığımız, çalışma yaşamında karşılaşılan ve işgücü piyasasında firsat eşitliğine zarar veren iş yerlerinde psikolojik taciz konusunda çalışmalar yürütmektedir. Bu kapsamda, kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör iş yerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz (mobbing) olaylarının önlenmesi amacıyla hazırlanan İşyerlerinde Psikolojik Tacizin Önlenmesi (Mobbing)? konulu 2011/2 sayılı Genelgenin 5 inci maddesi uyarınca Bakanlığımız bünyesinde 'Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu" oluşturulmuş, 2025/3 sayılı 'İş yerlerinde Psikolojik Tacizin Önlenmesi (Mobbing)? konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Kurul yeniden teşekkül ettirilmiştir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun amacı; işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemek olup ilgili Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanmaktadır.
Kayıt dışı istihdam ile mücadele konusunda Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) yürüttüğü çalışmaların başında denetim faaliyetleri gelmektedir. Kayıt dışı istihdamla mücadele stratejilerinden olan kurumlar arası bilgi ve veri paylaşımına dayalı çapraz denetimler kapsamında; gerek kurum ve kuruluşlarla yapılan protokoller gerekse münferiden alınan istihdam verileri SGK kayıtları ile karşılaştırılmakta, sigortalı tescili bulunmadığı anlaşılan kişilerin resen tescil işlemleri yapılmaktadır.
Bununla birlikte, Bakanlığımızca yıl içinde yürütülen iş teftişi faaliyetleri, geçmiş yıllara ait istatistiki veriler, ulusal politikalar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak, çalışma hayatının riskleri ve öncelikleri ile Bakanlığımızın kaynakları dikkate alınarak programlı teftişler ve program dışı teftişler şeklinde yürütülmektedir. Programlı teftişler, çalışma hayatındaki sorunların değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesi sonucu belirlenen alanlarda veya sektörlerde yahut özel bir risk grubu hedeflenerek belirlenen işyerlerinde çalışma hayatı ile ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla gerçekleştirilen teftişlerdir. İncelemelerden oluşan program dışı teftişler ise programlı teftişler dışında kalan ihbar, şikâyet vb. talepler üzerine veya Bakanlığa intikal eden evraklardan teftiş hizmetiyle bağdaşır nitelikte olanlaçın teftiş programına alınması sonucu gerçekleştirilmektedir. "
Prof. Dr. Vedat #SIKHAN
Bakan Çankaya / ANKARA Tel:(312) 296 — 71 68