Ülkemizdeki termik santrallerin çevresel etkilerine ilişkin
Kaynak göster
Müzeyyen Şevkin (CHP), 5 Eylül 2023 tarihinde 7/3839 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 48 gün sonra, 23 Ekim 2023).
Müzeyyen Şevkin (CHP, Adana). “Ülkemizdeki termik santrallerin çevresel etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/3839, 5 Eylül 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-3839-ulkemizdeki-termik-santrallerin-cevresel-etkilerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/1a24a6d1-0573-467a-ad79-018a695d0234
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 48 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 40 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Dr. Müfeyyen ŞEVKİN CHEAdana Milletvekili
Çeşitli araştırmalar ve elde edilen verilere göre iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerden birinin Türkiye olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. İklim değişikliğinin en önde gelen sebebi ise termik santrallere bağlanıyor. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon 2004 yılında iklim (değişikliğini ulusal güvenlik tehdidi olarak ABD yönetimine sunmuş, Almanya'dan Max Planck Enstitüsü ise 2016 Mayıs tarihli raporunda önümüzdeki birkaç 10 yıl içinde iklim değişikliği nedeniyle Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın yaşanılamaz hale gelebileceğini ve yaklaşık 500 milyon insanın bu bölgeden göç etmek zorunda kalabileceğini öngörmüştür.
Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
İklim değişikliği bu açılardan ele alındığında iklim değişikliği nedeniyle Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan Avrupa'ya göç dalgasının oluşması ihümali, Türkiye'nin ulusal güvenliğini de tehdit edeceği ifade edilmektedir.
Uluslararası Çevre Örgütü Germanwatch raporuna göre 2017 yılında iklim değişikliğinden kaynaklı afetlerinin Türkiye'ye ekonomik maliyeti 1,9 milyar dolar olmuştur.
Bu bağlamda;
I- Türkiye'de kaç adet termik santral bulunmaktadır?
SORULAR
Türkiye, iklim değişikliğinin en önemli sebebi olarak görülen termik santral projelerini onaylamaya devam edecek midir?
Mevcut termik santral projelerinin iptal edilmesi düşünülmekte midir?
İklim değişikliğine bağlı afetlerle mücadele genelgesi yayınlayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, termik santral Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarına onay vermeyi sürdürecek midir? ,
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, termik santral lisanslarının iptali ile ilgili bir çalışma yapmakta mıdır?
Türkiye'de onaylanmayan Termik Santral Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu sayısı kaçtır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
Adana Milletvekili Sayın Müzeyyen ŞEVKİN'in tarafıma tevcih ettiği 7/3839 esas numaralı yazılı soru önergesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 99 uncu maddesi gereği ekte cevaplandırılmaktadır. e BAYRAKTAR
Bilgilerinizi arz ederim.
Telefon No:(312) 546 58 66
Bakan Ek: 7/3839 Esas Numaralı Önerge Cevabı (1 Sayfa)
ŞEVKİN'İN YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN
DÖNEM | ESASNO CEVAPLAR
2801 O! 73839
Ülkemizde (o yürürlükte (olan elektrik (Oüretim (tesislerine (ait istatistiki o bilgilere
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun https://lisans.epdk.gov.tr/epvysweb/faces/pages/lisans/elektrik Üretim/elektrikUretimOzetSorgula.xhtml internet adresinden ulaşılabilmektedir.
Bakanlığımızın strateji ve politikaları; enerji arz güvenliğinin sağlanması, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve yerli/yenilenebilir enerji kaynakların ekonomiye kazandırılması temellerine dayanmaktadır. Bu doğrultuda Bakanlığımızın 2017 yılında açıkladığı Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında yenilenebilir enerji alanında önemli yatırımlar gerçekleştirilmiş ve arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik ek önlemler alınmıştır. Uygulamaya konulan politikaların etkisiyle 2001 yılında toplam kurulu gücümüz içerisindeki payı 941,4 olan yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı kurulu gücümüz mevcut durumda 9655'e ulaşmıştır. Yine toplam kurulu gücümüzün 9665,9'unu yerli enerji kaynakları oluşturmaktadır.
Ülkemiz taraf olduğu ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik çabaların merkezinde yer alan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) ile Paris Anlaşması içeriğinde kömürden çıkışla ilgili herhangi bir taahhüt yer almamış, ancak BMİDÇS 26.Taraflar Konferansı'nda yayımlanan Glasgow İklim Paktı ve 27.Taraflar Konferansı'nda yayımlanan Şarm El-Şeyh Eylem Planı'nda, karbon yakalama ve depolama teknolojisi kullanılmayan kömür kaynaklı elektrik üretim tesislerindeki kömür kullanımının kademeli olarak azaltılması çağrıları yapılmıştır. Bu çerçevede Bakanlığımızca Ülkemizin enerji arz güvenliği ön planda tutularak 2053 Net Sıfir Emisyon hedefleri doğrultusunda hazırlanan ve 19.01.2023 tarihinde yayımlanan Türkiye Ulusal Enerji Planı'nda; "2020 yılında üretimde 2634,5 paya sahip olan kömür santrallerinden sağlanan elekirik üretimi 2053 yılına kadar azalarak devam etmektedir. Ancak bu durum, sistemdeki kömür santrallerinin ömürleri dolmadan devreden çıkacağı anlamını taşımamaktadır. Sistemdeki tüm santraller, teknik ömürleri doluncaya kadar elektirik üretimine katkıları azalsa da devrede kalmakta ve sisteme rezerv kapasite ile esneklik katkısı sunmaktadır." şeklinde ifadelere yer verilmiş olup, söz konusu planlama taraf olduğumuz iklim değişikliği ile ilgili anlaşmalarla uyumludur.
Bununla birlikte Bakanlığımız tarafından yapılan elektrik talep projeksiyonlarında artan enerji talebinin ilerleyen yıllarda da devam edeceği öngörülmektedir. Bu öngörü çerçevesinde; arz-talep dengesinin ve kesintisiz enerji arzının sağlanabilmesi adına yeni arz kaynaklarının elektrik sistemimize dahil edilmesi, mevcut fosil yakıtlı enerji santrallerimizin çevre mevzuatına uygun olacak şekilde birer baz yük santrali olarak sisteme katkı sağlaması, enerjide dışa bağımlılığımızı azaltacak yerli ve yenilenebilir enerji potansiyelimizden maksimum derecede faydalanabilmek için gerekli yatırım ortamının oluşturulması hususu arz güvenliğimiz açısından önem arz etmektedir.
Mevcut termik santrallerin iptali ile ilgili olarak; ilgili lisans sahipleri tarafından yürütülecek olan faaliyete ilişkin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporlarının Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna sunulması gerekmekte olup, ÇED Kararı bulunmayan termik kaynaklı tesislere üretim lisansı verilmediği gibi lisans aldıktan sonra çeşitli sebeplerle ÇED kararı iptal edilen tesislerin de bu lisansları sona erdirilmektedir. ÇED raporlarının alınmasına ilişkin süreçler ise Bakanlığımız görev ve sorumluluk alanına girmediğinden bu konuya ilişkin ilgili Bakanlıktan bilgi alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.