Küresel ısınmanın ülkemiz üzerindeki etkilerine ilişkin
Kaynak göster
Ömer Fethi Gürer (CHP), 7 Ocak 2026 tarihinde 7/38627 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 163 gün sonra, 19 Haziran 2026).
Ömer Fethi Gürer (CHP, Niğde). “Küresel ısınmanın ülkemiz üzerindeki etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/38627, 7 Ocak 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-38627-kuresel-isinmanin-ulkemiz-uzerindeki-etkilerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/8aa6a51b-0ad3-4bc9-8f42-019b9ccb1f31
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 163 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Anayasa'nın 98 ve IBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. Maddeleri uyarınca T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla. 06.01.2026
Ömer Fethi Gürer Niğde Milletvekili
Dünyada 2015 yılında Küresel sıcaklık artışı 1,59C ile sınırlandırılması için ülkeler Paris Anlaşması kapsamında hedef belirlenmişti. Ülkemizde de bu kapsamda 2025 yılında sera gazı ve karbon kredisi ile ilgili bir kanun düzenlemesi yapıldı. Paris Anlaşması, sıcaklık artışını 29C'nin altında tutmak ve 1,59C ile sınırlandırmak için ülkelerin alacağı kararların önemine de işaret ediyor.
I- Ülkemiz küresel ısınmada artış oranında son on yılda bir değişkenlik saptanmışımdır?
SORULAR
Aşırı hava olaylarında artış yaşanmak tamıdır? Küresel iklim değişikliği bu bağlamda etkisi ölçülebilmek temidir? 2026 yılı içinde ani hava değişimlerine yönelik gözlem ve öngörü var mıdır?
Aşırı hava olayları ile küresel ısınmadaki değişimin ülkemize kısa ve uzun süreçte hangi boyutta olumsuz yansıması öngörülmektedir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ·
İLİŞKİN SORULAR VE CEVABI
SORULAR
Dünyada 2015 yılında Küresel sıcaklık artışı 1,59C ile sınırlandırılması için ülkeler Paris Anlaşması kapsamında hedef belirlenmişti. Ülkemizde de bu kapsamda 2025 yılında sera gazı ve karbon kredisi ile ilgili bir kanun düzenlemesi yapıldı. Paris Anlaşması, sıcaklık artışını 29C'nin altında tutmak ve 1,59C ile sınırlandırmak için ülkelerin alacağı kararların önemine de işaret ediyor.
1. Ülkemiz küresel ısınmada artış oranında son on yılda bir değişkenlik saptanmışımdır?
2. Aşırı hava olaylarında artış yaşanmakta mıdır? Küresel iklim değişikliği bu bağlamda etkisi ölçülebilmekte midir? 2026 yılı içinde ani hava değişimlerine yönelik gözlem ve öngörü var mıdır?
3. Aşırı hava olayları ile küresel ısınmadaki değişimin ülkemize kısa ve uzun süreçte hangi boyutta olumsuz yansıması öngörülmektedir?
CEVAP
1. Paris Anlaşması kapsamında küresel sıcaklık artışının 29C*nin altında tutulması ve mümkünse 1,59C ile sınırlandırılması hedefi doğrultusunda ülkeler sera gazı emisyonlarını azaltmaya ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamaya yönelik politikalar geliştirmektedir. Türkiye'de de bu çerçevede iklim değişikliği ile mücadele ve karbon piyasalarına ilişkin yasal ve kurumsal düzenlemeler yapılmaktadır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yayımlanan Yıllık İklim Değerlendirmesi raporları incelendiğinde, son yıllarda Türkiye'de ortalama sıcaklıklarda normallerin üzerinde seyreden bir eğilim olduğu görülmektedir. Özellikle son on yıllık dönemde sıcaklık anomalilerinin çoğunlukla pozitif olduğu ve bazı yıllarda belirgin artışların yaşandığı tespit edilmiştir. Örneğin 2024 yılı Türkiye ortalama sıcaklığı, 1991-2020 referans dönemine göre yaklaşık 1,79C daha yüksek gerçekleşmiş ve ölçüm yapılan son on yılların en sıcak yıllarından biri olarak kaydedilmiştir. 2025 yılında da sıcaklıkların normallerin üzerinde gerçekleştiği görülmektedir. Bu durum yıllar arasında belirli bir değişkenlik bulunsa da genel eğilimin ısınma yönünde olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin Akdeniz Havzası'nda yer alması bu eğilimin önemini artırmaktadır; zira bilimsel çalışmalar Akdeniz Havzası'nın iklim değişikliğine karşı en hassas bölgelerden biri olduğunu ve sıcaklık artışlarının küresel ortalamaya kıyasla daha belirgin hissedilebildiğini ortaya koymaktadır.
2. Aşırı hava olayları açısından bakıldığında, MGM tarafından oluşturulan ekstrem meteorolojik olay veri tabanı değerlendirmeleri son yıllarda bu olayların sayısında artış eğilimi olduğunu göstermektedir. Özellikle son yirmi yıllık dönemde şiddetli yağış ve sel olayları, fırtına, dolu ve sıcak hava dalgalarının daha sık raporlandığı görülmektedir. Örneğin 2023 yılında Türkiye genelinde 1400'ün üzerinde ekstrem meteorolojik olay kaydedilmiş, 2024 yılında ise bu sayı 1200'ün üzerinde gerçekleşmiştir. 2025 yılında olay sayısında göreli bir azalma görülmekle birlikte toplam olay sayısının yine yüksek seviyelerde seyrettiği görülmektedir. Bu olayların önemli bir bölümünü kısa süreli şiddetli yağışlar, sel ve taşkınlar, fırtına ve dolu oluşturmaktadır. MGM raporlarında ayrıca sıcak hava dalgaları ve ani sıcaklık değişimlerinin de son yıllarda daha sık gözlendiği belirtilmektedir. İklim değişikliğinin tekil bir meteorolojik olaya doğrudan neden olduğunu söylemek bilimsel olarak her zaman mümkün olmasa da uzun dönemli gözlemler, artan sıcaklık anomalileri ile ekstrem olayların sıklığı ve şiddetindeki artışın birlikte değerlendirildiğinde iklim değişikliğinin riskleri artırdığına işaret etmektedir. Yıllık iklim değerlendirmesi raporları ağırlıklı olarak geçmiş dönem gözlemlerine dayandığından belirli bir yıl için kesin bir tahmin sunmamaktadır. Bununla birlikte mevcut ısınma eğilimi ve bölgesel iklim özellikleri dikkate alındığında 2026 yılında da sıcak hava dalgaları, kısa süreli şiddetli yağışlar, ani sıcaklık değişimleri ve fırtına gibi olayların mevsimsel olarak görülme olasılığının devam edeceği değerlendirilmektedir.
3. Küresel sıcaklık artışı ve aşırı hava olaylarındaki değişimin Türkiye açısından etkileri kısa ve uzun vadede farklı alanlarda hissedilmektedir. Kısa vadede özellikle şiddetli yağışlara bağlı sel ve taşkınlar, fırtına ve dolu olayları altyapı, ulaşım ve tarımsal üretim üzerinde doğrudan etkiler yaratabilmektedir. Sıcak hava dalgalarının artması ise özellikle yaz aylarında insan sağlığı, enerji talebi ve kent yaşamı üzerinde ek baskı oluşturabilmektedir. Uzun vadede ise sıcaklık artışı ve yağış rejimindeki değişimler su kaynakları, tarım, ekosistemler ve şehir planlaması üzerinde daha yapısal etkiler ortaya çıkarma potansiyeline sahiptir. Türkiye'nin Akdeniz Havzası'nda yer alması nedeniyle bölgesel iklim projeksiyonları kuraklık riskinin artabileceğini, sıcak hava dalgalarının daha uzun ve şiddetli hale gelebileceğini ve yağışların daha düzensiz bir karakter gösterebileceğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede iklim değişikliğinin etkilerinin izlenmesi, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve uyum politikalarının geliştirilmesi, özellikle su yönetimi, tarım, şehir planlaması ve afet risk azaltımı açısından önem arz etmektedir. Bu tür değerlendirmeler, iklim değişikliğinin ülkemizdeki etkilerinin daha iyi anlaşılmasına ve politika geliştirme süreçlerinde bilimsel veriye dayalı kararların alınmasına katkı sağlamaktadır.