İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/38997 GEÇ CEVAPLANDI · 39 GÜN

Kalıcı yaz saati uygulamasına ilişkin

Kaynak göster

Ali Karaoba (CHP), 9 Ocak 2026 tarihinde 7/38997 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 39 gün sonra, 17 Şubat 2026).

Ali Karaoba (CHP, Uşak). “Kalıcı yaz saati uygulamasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/38997, 9 Ocak 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-38997-kalici-yaz-saati-uygulamasina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/679aa848-f539-4a0b-9ea7-019bb656e515

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 39 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 27 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın T.C Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını Anayasa'nın 98. ve TBMM İç Tüzüğü'nün 96. maddeleri gereğince talep ederim.

Op. Dr. Ali KARAOBA

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından yapılan açıklamada, kalıcı yaz saati uygulamasının başladığı tarihten bu yana yaklaşık 27 milyar TL tutarında enerji tasarrufu sağlandığı ifade edilmiştir. Söz konusu uygulama dokuz yıldır yürürlüktedir. Bu hesaplamaya göre yıllık ortalama tasarruf yaklaşık 3 milyar TL seviyesindedir. Güncel döviz kurları dikkate alındığında bu tutar yaklaşık 75 milyon ABD dolarına karşılık gelmektedir. Türkiye nüfusu esas alındığında ise bu tasarruf, kişi başına yılda I ABD dolarının dahi altında bir rakama denk gelmektedir.

Buna karşın kalıcı yaz saati uygulaması nedeniyle milyonlarca yurttaş, özellikle kış aylarında gün ışığına kavuşmadan güne başlamakta; öğrenciler, çalışanlar ve çocuklar karanlıkta yollara düşmektedir. Eğitim çağındaki çocukların güvenliği, iş kazaları, trafik kazaları, biyolojik ritim bozuklukları ve ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkiler; akademik çalışmalar ve meslek örgütlerinin raporlarıyla defalarca ortaya konmuştur. Toplumsal maliyeti bu denli yüksek olan bir uygulamanın, kişi başına yıllık 1 doların altında olduğu ifade edilen bir tasarruf gerekçesiyle sürdürülmesi, kamu yararı kavramının ciddi biçimde sorgulanmasına yol açmaktadır. Kalıcı yaz saati uygulamasına yönelik eleştiriler yalnızca bireysel rahatsızlıklardan ibaret değildir; bu uygulama, enerji politikalarının bilimsel verilerden ve toplumsal gerçeklikten kopuk biçimde, ısrarla sürdürülmesinin sembolü olmuştur. 9 yıl boyunca defalarca dile getirilen toplumsal itirazlara, meslek örgütlerinin ve bilim insanlarının uyarılarına rağmen uygulamadan vazgeçilmemesi, Bakanlığın bu konudaki tutumunun gerekçelendirilmesini gerektirmektedir. Bu bağlamda,

I- Kalıcı yaz saati uygulamasıyla sağlandığı ifade edilen 27 milyar TLlik tasarruf, hangi yıllara, hangi tüketim kalemlerine ve hangi hesaplama yöntemine dayanmaktadır? Bu hesaplamaya ilişkin ayrıntılı teknik rapor kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?

SORULAR

  1. Kalıcı yaz saati uygulamasının eğitim, trafik güvenliği, iş kazaları, biyolojik ritim ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin Bakanlığınız tarafından yapılmış kapsamlı bir etki analizi var mıdır? Varsa sonuçları nelerdir?

  2. Uygulamanın özellikle kış aylarında öğrencilerin ve çalışanların karanlıkta güne başlamasına yol açtığı gerçeği karşısında, bu durumun yarattığı sosyal ve psikolojik maliyetler neden enerji tasarrufu hesaplamalarına dâhil edilmemektedir?

  3. Kalıcı yaz saati uygulamasına ilişkin olarak bugüne kadar Bakanlığınıza iletilen akademik raporlar, meslek örgütü görüşleri ve yurttaş başvuruları nelerdir? Bu görüşlerin hangileri dikkate alınmış, hangileri neden dikkate alınmamıştır?

  4. Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğunun kalıcı yaz saati uygulamasından vazgeçtiği veya mevsimsel saat uygulamasını sürdürdüğü bir ortamda, Türkiye'nin bu uygulamada ısrar etmesinin enerji politikası açısından bilimsel gerekçesi nedir?

  5. Kişi başına yıllık 1 doların dahi altında olduğu ifade edilen bir tasarruf için, milyonlarca yurttaşın yaşam kalitesinin düşürülmesini ve çocukların karanlıkta okula gitmesini makul bulan bu yaklaşım, Bakanlığınızın kamu yararını nasıl tanımladığını göstermektedir?

  6. Kalıcı yaz saati uygulamasından vazgeçilmesi veya en azından kış aylarında yeniden

    • mevsimsel saat uygulamasına dönülmesi yönünde Bakanlığınızca herhangi bir çalışma, değerlendirme veya takvim planı bulunmakta mıdır? Bulunmuyorsa, bu uygulamada ısrarla devam edilmesinin gerekçesi nedir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·

Ülkemizde 2016 yılından beri uygulanmakta olan sabit saat uygulamasının ekonomik ve sosyal açıdan etkinliğinin yeniden değerlendirilmesi amacıyla Bakanlığımız koordinatörlüğünde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından yürütülen çalışmada; Ülkemizin batısındaki nüfus, kentleşme, sanayileşme ve enerji yoğunluğu dikkate alındığında, Ülkemizde uygulanmakta olan saat diliminin GMT-3'de sürekli bulunmasının nüfusun büyük bölümünün gün ışığından daha uzun süre faydalanmasına ve enerji verimliliğine kayda değer katkı sağladığı tespit edilmiş olup, bu çerçevede tüm yıl boyunca yaz saati uygulaması ile her mesai aralığı için karanlıkta kalınan sürenin eski saat uygulamasına göre 64 saat azaldığı ortaya konulmuştur. Yanı sıra aynı analizlerde saat değişimlerinin getirdiği kaygı, stres, depresyon gibi olumsuzlukların daha az yaşanacağı ortaya konulmuş ve bu sonuçlar doğrultusunda sabit saat uygulamasına geçilmiştir.

Sabit saat uygulamasıyla, akşam mesai ve okul çıkışlarına denk gelen karanlık zaman diliminin azaltıldığı, kış mevsimi etkisi ile gün içi aydınlık süreleri de düşünüldüğünde vatandaşlarımızın aydınlıktan daha çok fayda sağlayacağı ve havanın kararına saatlerinde önceki yıllara göre daha büyük tasarruf oranın elde edileceği görülmüştür.

Sabit saat uygulamasından önce 17:00'da gerçekleşen akşam puantı, ilerleyen saatlere doğru yayılmış ve böylelikle puantın teknik olarak yönetimi daha kolay hale gelmiştir. Yine sabit saat uygulamasının başladığı Ekim 2016 ile Mart 2025 tarihleri arasında bugünün elektrik fiyatlarıyla yaklaşık 27 milyar TL karşılığı olan 13 milyar kWh enerji tasarrufu sağlanmıştır.

Okul başlangıç saatlerine ilişkin olarak; bu konuda belirli sınırlar dâhilinde kaydırma yapılabilmesine yönelik yetki, valiliklere bırakılmış olup, bu kapsamda okullarda ders başlangıç ve bitiş saatlerinde değişiklik gerçekleştirilebilmektedir.

Meteoroloji mühendisliği, elektrik mühendisliği, psikoloji, sosyoloji ve ekonomi alanlarında çalışmalar yürüten akademisyenler ile uzmanlardan oluşan bir ekip tarafından hazırlanan raporun "Yönetici Özeti" kısmında aynen;

"Dünyada ve ülkemizde kıştan yaza geçiş dönemlerinde yani Mart ayının son haftası ve Ekim ayının son haftası arasında saat değiştirme politikası olarak bilinen Yaz Saati Uygulaması'nın (YSU) asıl amacı Ekim ayının son haftası ve Mart ayının son haflası aralığında Kış Saati Uygulamasının (KSU) sebep olduğu elekirik tüketim kaybının gün ışığından daha fazla yararlanarak azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Gün ışığına göre günlük sektörel planlama yapılması durumunda toplam elekirik tüketimleri önemli miktarda azaltılarak bunun sonucunda elektrik kullanımında tasarruf sağlanacaktır.

Öncelikle ilgili mevzuata bakıldığında: Ülkemizde saatlerin ayarlanmasına dair 26.12. 1925 tarih ve 697 sayılı "Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanun" Madde 2'de "Greenwich göre oluzuncu derecede bulunan boylam dairesi bütün Türkiye Cumhuriyeti saatleri için esas alınır. Ayrıca başlangıç ve bitiş tarihleri belirtilmek ve bir saati aşmamak şartıyla yaz saati uygulamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir." denilmektedir. Buna ilave olarak 697 sayılı "Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanun"un ikinci Maddesi 06.12.1984 Tarihli ve 3097 Sayılı Kanunun birinci Maddesi ile değiştirilmiştir. Bu tarihten itibaren Türkiye'de Mart ayı sonunda saatler | saat ileri alınmakta; Ekim ayı sonunda da 1 saat geri alınmaktadır. Yaz Saati Uygulaması (YSU) olarak ifade edilen bu değişikliğin lemelinde "Gün Işığından Daha Fazla Yararlanma" fikri yatmaktadır.

YSU ve Kış Saati Uygulaması (KSU) 'nın detaylı analizi için Türkiye'nin son altı yılına ait elektrik tüketimi, sıcaklık, bağıl nem ve bulutluluk verileri saatlik zaman ölçeğinde ele alınmıştır. Bütün bu veriler Türkiye iklimi ve coğrafyası hesaba katılarak analizlerde kullanılmıştır. Yaklaşık 100 milyon satırdan oluşan ve her bir satırda 5 verinin olduğu yani toplamda 500 milyon saatlik elektrik tüketim verisi, bunun yarısı kadar meteorolojik değişkenlerin saatlik verisi ve işleme katılanlar da düşünüldüğünde 1 milyar veri ile metin içerisinde detayları altbaşlıklar halinde verilen "Ana Bileşenler YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR O! 284 |! 7-38997

Çözümlemesi (ABÇ), Doğrusal Çoklu Regresyon (DÇR), Saat Değişim İndeksi (SDİ) ve Puant Değerler Analizi (PDA) " yöntemlerinin analizleri gerçekleştirilip yorumları yapılmıştır. Kısacası işlenen, yöntem ve analizlerin sonuç verileri de düşünüldüğünde toplamda yaklaşık I milyar veri ile araştırma sonlandırılmıştır. Bu miktarda veri yapılan araştırmanın ve elde edilen sonuçların güçlü bir dayanağını oluşturmuştur. Bu çalışmada aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. e Dünyada saat uygulamaları detaylı araştırılmış, YSU ve KSU durumlarında ülkemiz ile diğerler devletler arasında oluşan ve oluşabilecek saat farkları ortaya konulmuştur. Elde edilen önemli sonuçlardan birisi saat farklarının doğal süreçte etkisinden kaçınılamaz bir gerçeklik olduğudur. Rusya Federasyonu'nda 11 farklı zaman dilimi kullanılmakta olup doğu-batı arasındaki zaman Jarkı 9 saattir. Amerika Birleşik Devletleri'nde doğu-batı arasındaki zaman farkı 4 saat olup Kanada'da 5 saate çıkmaktadır. Ülkeler bu doğal zorunluluklara ve zorluklara rağmen ekonomik, siyasi ve idari işlemleri ulusal/uluslararası süreçlerle başarılı bir şekilde düzenlemektedirler. Bir anlamda ülkemize dayatılan diğer devletler ile ortak bir zaman diliminde buluşma zorunluluğu dünyada bulunmamaktadır. Güneş ışınımı ve özellikleriyle birlikte astronomik hesaplamalar ve atmosferin gün ışığına olan etkileri teorik anlamda ele alınmış ve detayları verilmiştir. KSU sürecinin başlamasıyla birlikte gün uzunluğuna bağlı olacak şekilde Jarklı mesai saatleri göz önünde bulundurularak illerin karanlıkta kalma saat miktarları hesaplanmış ve haritaları çizilmiştir. Bunun sonucunda gün ışığından en fazla yararlanılacak şekilde en uygun mesai saatlerine ait değerler ve haritalar elde edilmiştir. Bu haritalar yardımıyla yıl boyunca karanlıkta kalma saat miktarları belirlenmektedir. e Türkiye geneli veriler düşünüldüğünde ABÇ yöntemi kullanılarak her bir değişkenin 96 kapsama oranları belirlenmiştir. Ana bileşen elekirik tüketim verisi olup bütün veriler birlikte düşünüldüğünde toplamın temsil edilmesinde 653, sıcaklık 9625, bağıl nem 2616 ve bulutluluk 208 oranlarında etkili olmaktadırlar. Burada sadece bir değişkene göre sonuca varmak hatalara sebebiyet vermektedir. Kullanılan elektrik ve meteorolojik değişkenlerin bütün veriyi kapsama, diğer bir ifade ile temsil haritaları elde edilmiş ve sunulmuştur. Bunlara ilave olarak elektrik tüketimi ile dış koşulları ve mevsimsel değişimleri temsil eden meteorolojik değişkenler arasındaki ilişkiler doğrusal çoklu regresyon (DÇR) analizi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen modellerin sonucunda elekirik tüketimi ve meteorolojik değişkenler arasında yüksek oranda ilişki olduğu görülmüştür. e Ülkemizin Ege, Akdeniz Kıyıları ve Güney Doğu Anadolu'nun büyük bir kesiminde puant değerler yaz aylarına kaymış durumdadır. Buna karşın elektrik tüketiminin en yüksek olduğu Marmara Bölgesinde puani değerler hala kış aylarında gerçekleşmektedir. Puant değerler özellikle enerji planlamasında hayati öneme sahiptirler. YSU'dan KSU 'ya geçiş süreçleri ve KSU süresince elekirik tüketiminin puant değerleri direk etkilenmekte olduğu bu çalışma sonucunda ortaya koyulmuştur. Ayrıca elde edilen önemli sonuçlardan birisi de KSU döneminde puani değerlerin hem yükseldiği hem de gün içerisine kayarak uzadığıdır. e KSU'dan kaynaklanan ilave elekirik tüketiminin belirlenmesi için farklar temeline dayanan bir yaklaşım geliştirilmiş ve bu yaklaşım geçerliliği önce bütün illere daha sonra da özellikle KSU/YSU zamanlarında ısıtma/soğutmaya ihtiyaç duymayan illerimizin verisi kullanılarak ispatlanmıştır. Veriler yıllık olarak değerlendirildiği gibi ayrıca geneli temsil etmesi maksadıyla 6 yılık sürecin ortalaması alınarak da hesaba katılmışlardır. Hesaplamalar yapılırken 08:00- 17:00, 08:30-17:30 ve 09:00-18:00 gibi farklı mesai senaryoları düşünülmüştür. Bu analizler sonucunda KSU dan kaynaklanan ilave elektrik tüketimleri 08:00-17:00 mesai saat aralığı düşünüldüğünde 626.068 - 2.375.061 MWh, 08:30-17:30 mesai saat aralığı düşünüldüğünde 5.788.683 - 6.523.240 MWh ve son olarak 09:00-18:00 mesai saat aralığı düşünüldüğünde ise 5.885.003- 6.450.746 MWh arasında değişmektedir. Bu değerler hesaba katılan yılların KSU sürelerinin ortalama toplam tüketimleriyle karşılaştırıldığında 968.58'e kadar çıkmakta, yıllık YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR |: 284 ! 7-38997 toplam elektrik tüketimi ile karşılaştırıldığında ise W63.62'e kadar yükselmektedir. Bu sonuçlar Jarklı mesai saatleri düşünülerek ayrıca tablo halinde sunulmuştur.

" Buradadikkat çekilmesi gereken diğer bir önemli nokta ise hesaplanan sonuç değerlerin tüketim verisi olmasıdır. Bir anlamda kapasite faktörlerini temsil etmekte olup kurulu güç olarak düşünüldüğünde örneğin rüzgarda en az 3, güneşte ise en az 6 katı kadar miktarda saniral kapasitesini düşünmek gerekmektedir. Örneğin güneş santrali açısından düşünüldüğünde ortalamada 3156 MW kapasitesinde kurulu gücün, rüzgar santrali açısından 1578 MW kapasitesindeki kurulu gücün üretimine denk gelmektedir. e Bu çalışmada ayrıca yıl boyunca kesintisiz YSU'ya geçilmesi alternatifinin, mevcut duruma kıyasla Türkiye'de elektrik tüketimin yol açtığı değişikliğin finansal boyutu hesaplanmıştır. Farklı mesai saatlerine göre ortalamada 1.897.135.308 TL, maksimum olarak ise 2.683.617.908 TL ekonomik kayıp oluşmaktadır. e İklim değişikliği gibi önem taşıyan süreçler de hesaba katıldığında KSU YSU'dan dolayı ilave elektrik tüketim değerlerinin karbon üretim karşılıkları düşünüldüğünde aslında ekonomik zararın daha yüksek olacağı aşikardır. Kısacası hesaplanan bu değerler ihtiyatlı yaklaşımın sonucu olup karbon değerleri de ilave edildiği takdirde maliyet daha yüksek olacaktır. e" KSU ve YSU'nun insan psikolojisi üzerindeki etkisi detaylı incelenmiştir. Yaz/Kış Saati Uygulaması amaçları, faydaları ve zararları bakımından tüm zamanlarda tartışma konusu olmuştur. Ekonomi, enerji, politika, sağlık gibi başlıklar altında incelenen bu uygulamanın dinamikleri psikolojik ve fizyolojik açıdan da ele alınarak araştırılmıştır. Gün ışığı kullanımı, biyolojik saat, kaygı, stres, depresyon gibi yaz ve kış saati uygulamaları neticesinde olumsuz anlamda etkilendiğini düşündüğümüz bu kavramlarla ilgili çalışmaları incelediğimizde Yaz/Kış Saati Uygulamasını takip eden süreçlerde kalp rahatsızlıklarının arttığı, trafik kazalarında göze çarpan bir artış olduğu, özellikle Kış Saati Uygulamasını takiben, çalışan kesimin depresyon riskinin arttığı sonuçlarına ulaşılmıştır. e Sosyolojik açıdan, YSU-KSU'nın uygulanıp uygulanmamasında, tarihsel ekonomi-politik koşullar ve bölgesel kararların etkili olduğu, uygulamanın erken dönem gerekçelerin tarihsel ve bölgesel olarak genellenemeyeceği öne sürülmekte, bununla birlikte saat değişiminin insan ve toplum refahını ilgilendiren diğer toplumsal alanlarda olumsuz etkileri üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, günümüzde ülkelerin kendi koşulları ve verileri doğrultusunda uygulamadan vazgeçmeye ve bu durumda hangi saat diliminde kalacaklarına yine kendi koşulları ve verileri doğrultusunda karar vermeye başladıkları vurgulanmaktadır.

Somut verilere dayanan tüm hesaplamalar ve metin içerisinde görülebilecek olan detaylı değerlendirmeler sonucunda KSU saat değişiklikleri ülkemize enerji tüketimi açısından herhangi bir olumlu katkı sunmamaktadır. Tam tersine elekirik tüketiminin artmasına sebebiyet verdiği proje süresince elde edilen matematiksel ve istatistiksel işlemlere dayalı sonuçlar ile ortaya konulmuştur. Bütün mesai çalışmalarında güneş ışınımından daha fazla yararlanma ilkesi esas alınmalıdır. Bunun için de YSU'nın yıl boyunca uygulanması enerji planlaması, ekonomik kazanç, sosyolojik ve psikolojik anlamda daha doğru olacaktır. YSU'nun yıl boyunca uygulanması için gerekli kanun ve mevzuatın değiştirilmesi önerisi somut sonuçlara dayalı olarak yapılmaktadır." şeklinde ifadelere yer verilmiştir.

Bununla birlikte; sabit saat uygulamasına ilişkin olarak, Avrupa Parlamentosu 26 Mart 2019 tarihinde kabul edilen teklif ile üye ülkelere sabit saat uygulamasına geçmeyi tavsiye etmiştir.

İspanya Başbakanı, 20.10.2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği'nin (AB) 2026 yılından itibaren kalıcı yaz saati uygulamasına geçmesini istediklerini açıklamıştır. Gerekçe olarak; değişken saat uygulamasının tasarruf sağlamadığı ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu belirterek, konuyu AB Ulaştırma, Telekomünikasyon ve Enerji Konseyi toplantısında gündeme getireceklerini YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR b 28-4 . 738997 ifade etmiştir.

Ayrıca ABD'de sabit saat uygulamasına ilişkin 2018 yılında sunulan yasa teklifi 2022 yılında senatodan geçtiği halde hükümet tarafından uygulamaya konulmamıştır. Ancak yeni dönemde mevcut Başkan tarafından Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri sabit saat uygulamasına geçme konusunda karar almaya davet edilmiştir.

Alparslan BAYRAKTARBakan

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir