Son beş yılda meydana gelen DEAŞ terör örgütü saldırılarına ve bazı derneklerin denetimine ilişkin
Kaynak göster
Ali Yüksel (Yeni Yol), 28 Ocak 2026 tarihinde 7/39724 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 257 gün sonra, 12 Ekim 2026).
Ali Yüksel (Yeni Yol, Konya). “Son beş yılda meydana gelen DEAŞ terör örgütü saldırılarına ve bazı derneklerin denetimine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/39724, 28 Ocak 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39724-son-bes-yilda-meydana-gelen-deas-teror-orgutu-saldirilarina-ve-bazi-derneklerin-denetimine (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/bf29d867-2c5e-4a22-8b4a-019c08b0fabe
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 257 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Ali YERLİKAYA tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını, Anayasa'nın 98 ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 96'ncı maddeleri gereğince saygılarımla arz ederim.
Son dönemde Türkiye genelinde DEAŞ/IŞİD bağlantılı saldırı girişimleri, hücre yapılanmaları ve ihbarların belirgin biçimde arttığı, emniyet güçlerince yapılan operasyonlar ve kamuoyuna yansıyan güvenlik raporlarıyla sabittir. Buna karşın, terör örgütlerinin beslendiği radikal selefi ideolojiye sahip dernekler ve yapılanmalar konusunda yıllardır etkili, caydırıcı ve şeffaf bir denetim mekanizması işletilmediği yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır.
Özellikle "dernek" veya "sivil toplum faaliyeti" kisvesi altında faaliyet yürüten bazı selefi yapıların, radikalleşme zemini oluşturduğu, gençleri etki altına aldığı ve terör örgütlerine ideolojik altyapı sunduğu yönündeki şikâyetler artmasına rağmen, bu yapıların uzun süre göz ardı edildiği, denetlenmediği ve filen korunur hâle getirildiği algısı kamuoyunda güçlenmektedir. Bu durum, yalnızca bir güvenlik zafiyeti değil, aynı zamanda açık bir idari ihmal ve siyasi sorumluluk sorunudur.
Bu bağlamda;
I- Son beş yıl içerisinde Türkiye'de meydana gelen DEAŞ/IŞİD saldırıları, eylem hazırlıkları ve ihbarların sayısı kaçtır? Bu vakaların kaçında selefi ideolojik bağlantı tespit edilmiştir?
SORULAR
Türkiye genelinde faaliyet gösteren selefi eğilimli dernek ve yapılanmaların sayısı kaçtır ve bu yapıların kaçı düzenli olarak denetlenmiştir?
Hakkında açık şikâyet, istihbarat bilgisi veya güvenlik raporu bulunan selefi dernekler olmasına rağmen, neden zamanında kapatma, faaliyet durdurma veya yargı süreci işletilmemiştir?
Bu yapıların yıllarca faaliyetlerine devam edebilmesi, Bakanlığınızın ihmali midir, yoksa bilinçli bir göz yumulmanın sonucu mudur?
Selefi dernekler üzerinden radikalleşme, eleman devşirme veya terör örgütleriyle irtibat tespit edilen vakalar kamuoyundan neden gizlenmektedir?
Bu yapıların yurt dışı kaynaklı finansman, illegal bağış veya para transferleriyle desteklendiğine dair iddialar neden etkin biçimde soruşturulmamıştır?
Radikal selefi ideolojinin yayılmasına karşı önleyici bir devlet politikası bulunmakta mıdır, yoksa yaşanan saldırılardan sonra mı harekete geçilmektedir?
Bugüne kadar yaşanan saldırılar ve ortaya çıkan güvenlik riskleri dikkate alındığında, "denetimsizlik ve göz yumulma zincirinin" siyasi sorumluluğu kimdedir?