Suriye Ordusu tarafından Halep'te yürütülen operasyona ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 29 Ocak 2026 tarihinde 7/39859 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Millî Savunma Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 48 gün sonra, 18 Mart 2026).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Suriye Ordusu tarafından Halep'te yürütülen operasyona ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/39859, 29 Ocak 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39859-suriye-ordusu-tarafindan-halep-te-yurutulen-operasyona-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/04cead71-52db-4278-bf74-019c0e3e1d87
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 48 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Suriye'nin Halep kentinde, Kürtlerin ve Süryanilerin yoğun olarak yaşadığı Şöxmegsüd, Eşrefiyö ve Beni Zöd mahallelerine yönelik saldırılar, Aralık ayının son günlerinden itibaren başlamış; özellikle 30 Aralık tarihinden sonra sistematik, yaygın ve ağır sonuçlar doğuran bir nitelik kazanmıştır. Uzun süredir görece istikrarlı olan ve sivil nüfusun yoğun şekilde yaşadığı bu mahalleler; ağır silahlar, topçu atışları ve hava destekli saldırılarla hedef alınmış, sivillerin korunmasına ilişkin temel uluslararası hukuk ilkeleri açık biçimde ihlal edilmiştir.
Sahadan edinilen bilgiler ve kamuoyuna yansıyan veriler; Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile Türkiye'nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO) bünyesindeki paramiliter grupların, söz konusu mahallelere yönelik saldırılarda aktif rol aldığını ortaya koymaktadır. Sivil yerleşim alanlarının, camilerin ve kamusal yapıların hedef alınması; kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu yüzlerce sivilin yaşamını yitirmesi; çok sayıda kişinin kaçırılması, zorla yerinden edilmesi ve mahallelerin fiilen boşaltılması, yaşananların münferit çatışmalar değil, belirli bir nüfus grubunu hedef alan organize bir şiddet süreci olduğunu göstermektedir. Basına ve insan hakları örgütlerine yansıyan bilgiler, saldırılar sonucunda yaklaşık 300 sivilin yaşamını yitirdiğini, en az 271 kişinin kaçırıldığını, çok sayıda kişinin ise kayıp durumda olduğunu ortaya koymaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Son dönemde bölgede yaşanan saldırıların arka planına ilişkin olarak; Suriye sahasında faaliyet gösteren çeşitli silahlı grupların Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile temas hatlarına doğru
, hareketlendirildiği, farklı toplumsal unsurlar arasında gerilimi artırmaya yönelik girişimlerin bulunduğu ve bu çerçevede kontrollü bir provokasyon zemini oluşturulmaya çalışıldığına dair uluslararası basın, saha kaynakları ve bölgesel gözlem raporlarına yansıyan ciddi iddialar bulunmaktadır; bu kapsamda Suriye'nin kuzeyindeki bazı yerleşim alanlarına farklı ülkelerden gelen silahlı unsurların intikal ettiği, Şehba ve Hanem Ali bölgeleri üzerinden SDG mevzilerine yönelmelerin yaşandığı, Dera Zor hattında ise askeri hareketlilik, silah sevkiyatı ve provokatif nitelikte faaliyetlerin arttığı yönünde kamuoyuna yansıyan bilgiler mevcuttur ve söz konusu gelişmelerin, çatışma ortamının yalnızca Halep ili ile sınırlı kalmayarak Kuzey ve Doğu Suriye geneline yayılma riskini artırdığı, bölgesel güvenlik dengeleri ile insani durum açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği değerlendirilmektedir.
Bu süreçte, 30 Aralık tarihinde Milli İstihbarat Teşkilatı'na (MİT) mensup bir heyetin Suriye'de gerçekleştirdiği görüşmeler sonrasında askeri hareketliliğin artması, paramiliter grupların cephe hatlarına sevk edilmesi ve SDG'ye yönelik saldırı hazırlıklarının hız kazanması, Türkiye'nin bu süreçteki rolüne ilişkin ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. MİT'in sahadaki faaliyetleri, koordinasyon ve yönlendirme iddiaları, uluslararası hukuk açısından devletlerin üçüncü taraf silahlı gruplar aracılığıyla işlenen ihlallerden doğan sorumluluğunu gündeme getirmektedir.
Uluslararası insancıl hukuk; sivillerin, sivil yerleşim alanlarının ve ibadethanelerin korunmasını mutlak bir yükümlülük olarak düzenlemektedir. Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokoller uyarınca ayrım gözetmeme, ölçülülük ve askeri gereklilik ilkeleri ihlal edilemez niteliktedir. Sivillerin kasıtlı olarak hedef alınması, zorla göç ettirilmesi, kaçırılması ve infaz edilmesi Roma Statüsü kapsamında savaş suçu ve insanlığa karşı suç olarak tanımlanmaktadır. Halep'te yaşananlar; hedef seçimi, saldırıların yoğunluğu, sivil kayıpların boyutu ve sistematik niteliği itibarıyla bu hukuki tanımların tamamıyla örtüşen ağır ihlaller içermektedir.
Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan ve "Suriye'nin talep etmesi halinde Türkiye'nin gerekli desteği sağlayacağı" yönündeki açıklama, sivillere yönelik saldırıların sürdüğü bir dönemde yapılmış olması nedeniyle ayrıca kaygı vericidir. Bu tür açıklamalar, Türkiye'nin çatışmalara fiilen taraf olduğu algısını güçlendirmekte; sivillerin korunması, barışın tesisi ve müzakere süreçlerinin desteklenmesi yönündeki uluslararası yükümlülüklerle çelişen bir tablo ortaya koymaktadır. Bu durum, Türkiye'de yaşayan Kürt yurttaşlar açısından da derin bir güvensizlik ve kırılganlık yaratmakta, toplumsal barışı zedelemektedir.
Halep merkezli saldırıların Arap ve Kürt halklarını karşı karşıya getirmeyi hedefleyen daha geniş ve tehlikeli bir stratejinin parçası olduğu yönündeki değerlendirmeler, yalnızca Suriye'deki toplumsal barışı değil, Türkiye'nin iç barışını ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni de doğrudan tehdit eden ciddi riskler barındırmaktadır. Etnik temelli çatışmaları derinleştiren, sivilleri hedef alan ve askeri yöntemleri önceleyen yaklaşımlar yerine; insan haklarını, sivillerin korunmasını ve halklar arası güveni esas alan barışçıl politikaların benimsenmesi zorunludur. Türkiye'nin, Halep'te Kürtlerin maruz kaldığı ağır ihlaller karşısında çatışmayı körükleyen değil, diyalog ve müzakereyi güçlendiren, uluslararası hukukla uyumlu ve halkların bir arada yaşam iradesini gözeten yapıcı bir rol üstlenmesi, bölgede kalıcı ve adil bir barışın tesis edilmesi açısından hayati önemdedir.
Bu bağlamda;
SORULAR
HTŞ ve SMO bünyesindeki paramiliter yapıların Halep'teki sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılarında Türkiye'nin doğrudan veya dolaylı bir askeri koordinasyonu, lojistik desteği ya da operasyonel bilgisi bulunmakta mıdır?
• 2. Türkiye üzerinden Suriye'ye sevk edildiği iddia edilen binlerce paramiliter unsurun sevk süreçleri, konuşlandırıldıkları bölgeler ve bu unsurların sivil yerleşimlere yönelik eylemleri konusunda Bakanlığınızın bilgisi ve denetimi var mıdır?
Milli İstihbarat Teşkilatı'nın 30 Aralık tarihinde Suriye'de gerçekleştirdiği temasların ardından bölgede askeri hareketliliğin ve saldırıların artmış olması tesadüf müdür, yoksa bu süreç Bakanlığınız ile koordineli midir?
Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan ve "Suriye'nin talep etmesi halinde destek sağlanacağı" yönündeki açıklama, sivillerin hedef alındığı bir ortamda Türkiye'nin çatışmalara taraf olduğu algısını güçlendirmekteyken, bu açıklamanın hukuki ve siyasi sorumluluğu nasıl değerlendirilmektedir?
Halep'te sivillerin yaşam hakkını tehdit eden bu saldırıların sürmesi halinde, Türkiye'nin askeri yöntemlerden kaçınarak sivillerin korunmasını ve çatışmaların sonlandırılmasını esas alan bir tutum benimsemesi için hangi somut önlemler alınacaktır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yaşar Güler, Milli Savunma Bakanı ·
İlgi (o: 12.02.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1798147 sayılı yazınız.
Hakkari (o Milletvekili Öznur BARTİN tarafından TBMM Başkanlığına verilen ve Milli Savunma Bakanı tarafından cevap verilmesi talep edilen, 7/39859 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
Bakanlığımızca, Suriye sahasında yaşanan gelişmeler, sınır güvenliği ve bölgesel istikrar hedefleri doğrultusunda bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmektedir.
Yeni Suriye Hükümeti, uluslararası kamuoyunda kabul görülen ve desteklenen meşru bir yönetimdir. Suriye'de toprak bütünlüğünün korunması, devlet otoritesinin ülke genelinde sağlanması ve Tek Devlet, Tek Ordu ilkesinin hayata geçmesi kalıcı barışın anahtarı olarak görülmektedir.
Ülkemiz tarafından gelişmeler yakından takip edilmektedir.
Yaşar GÜLER Bakan Güvenevler Mah. Kuzgun Cad.No:351 Aşağı Ayrancı/ANKARA Milli Savunma Uzmanı Santral: (0312) 466 07 37 Belgegeçer No: (0312) 417 94 41 Telefon No: Dahili 2272
İnternet Adresi:www.msb.gov.tr
T.C. 7/3339 OL kay
Yaşar GÜLERBakan