18 Ağustos 2026 tarihinde İsrail'in Suriye'nin İdlib şehrinde bir hava üssünü vurduğu olaya ilişkin
Kaynak göster
Turhan Çömez (İYİ Parti), 20 Ağustos 2026 tarihinde 7/48040 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Millî Savunma Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 26 gün sonra, 15 Eylül 2026).
Turhan Çömez (İYİ Parti, Balıkesir). “18 Ağustos 2026 tarihinde İsrail'in Suriye'nin İdlib şehrinde bir hava üssünü vurduğu olaya ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/48040, 20 Ağustos 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-48040-18-agustos-2026-tarihinde-israil-in-suriye-nin-idlib-sehrinde-bir-hava-ussunu-vurdugu-olay (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/eabafa9e-1abc-401a-8ac5-01a02326b7e0
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 26 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 19 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Anayasa'nın 98'inci ve TBMM Içtüzüğü'nün 96'ncı maddeleri gereğince, Milli Savunma Bakanı Sayın Yaşar Güler tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.
18 Ağustos 2026 tarihinde Suriye'nin İdlib vilayetinin doğusunda bulunan Ebu ed-Duhur (Abu al-Duhur) Askerî Hava Üssü'nün hava saldırılarıyla vurulduğu, saldırılarda özellikle hava üssünün pistinin ve bazı tesislerinin hedef alındığı uluslararası basına yansımıştır.
Saldırıların hemen ardından ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, söz konusu saldırıları açık biçimde "confirmed Israeli airstrikes" (teyit edilmiş İsrail hava saldırıları) olarak nitelendirmiş; saldırıların "bölgesel istikrara hizmet etmeyen gereksiz bir tırmanış" olduğunu açıklamıştır.
Gerekçenin tamamını göster (10 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Barrack ayrıca Ahmed eş-Şara yönetiminin İsrail'e karşı saldırgan bir tutum benimsemediğini, vekil güçler kullanmadığını ve İsrail ile gerilimi azaltma iradesini defalarca ortaya koyduğunu ifade etmiş; ABD'nin taraflar arasındaki diplomatik görüşmelere ev sahipliği yapmayı sürdüreceğini belirtmiştir.
Bu açıklamalar, saldırının failinin ABD makamlarınca İsrail olarak teyit edildiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Olayı Türkiye açısından daha önemli hâle getiren husus ise saldırıdan hemen önce bir Türk askerî heyetinin Ebu ed-Duhur Hava Üssü'nü ziyaret ettiği ve üssün pistinin rehabilitasyonuna yönelik çalışmaları incelediği yönündeki haberlerdir.
Arap basınında yer alan haberlerde Türk askerî heyetinin 17 Ağustos 2026 tarihinde Ebu ed-Duhur'a gittiği ileri sürülmüş; farklı uluslararası kaynaklarda ise Türkiye'nin uzun süredir kullanım dışı olan hava üssünün rehabilitasyonuna katkı sağladığı, sahada Türk araç ve ekipmanlarının bulunduğu iddia edilmiştir.
Saldırının özellikle pist üzerinde yoğunlaşmış olması ve Türk askerî heyetinin ziyareti ile saldırı arasında çok kısa bir zaman bulunması, saldırının yalnızca Suriye'nin askerî kapasitesine değil, Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığına, Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasındaki rolüne ve hava üslerine ilişkin planlarına yönelik bir mesaj olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir.
Nitekim İsrail basınında da İsrail'in Türkiye'nin Suriye'deki askerî nüfuzunun genişlemesini ve özellikle yeni Suriye yönetiminin Türkiye'nin desteğiyle hava gücü kapasitesi oluşturmasını stratejik bir tehdit olarak değerlendirdiğine ilişkin haber ve analizler yayımlanmaktadır.
Daha önce İsrail'in T4/Tiyas, Palmira ve diğer bazı Suriye askerî tesislerine yönelik saldırıları da Türkiye'nin söz konusu tesislerden yararlanabileceği veya buralarda askerî varlık oluşturabileceği iddialarıyla ilişkilendirilmiştir.
Türkiye ile İsrail arasında Suriye sahasında istenmeyen askerî karşılaşmaları önlemek amacıyla Azerbaycan'da teknik görüşmeler gerçekleştirildiği ve bir çatışmasızlık mekanizması (deconfliction mechanism) oluşturulması üzerinde çalışıldığı da daha önce Bakanlık tarafından kamuoyuna açıklanmıştır.
Bu nedenle Türk askerî personelinin saldırıdan kısa süre önce bulunduğu ileri sürülen bir tesisin İsrail tarafından vurulması, söz konusu mekanizmanın işleyip işlemediği ve İsrail'in Türkiye'nin askerî faaliyetlerinden önceden haberdar olup olmadığı bakımından da ciddi sorular doğurmaktadır.
Bu bağlamda aşağıdaki sorularımın cevaplandırılması önem arz etmektedir. SORULAR
SORULAR
17 Ağustos 2026 tarihinde veya bu tarihe yakın bir zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne mensup bir askerî heyet Ebu ed-Duhur Askerî Hava Üssü'nü ziyaret etmiş midir? Etmişse heyette kaç personel bulunmuş, heyetin görevi ve ziyaretin amacı ne olmuştur?
Söz konusu ziyaret hangi makamın talimatı ve onayıyla gerçekleştirilmiştir? Suriye makamlarıyla bu ziyaret konusunda hangi düzeyde koordinasyon sağlanmıştır? 3. Türk heyetinin Ebu ed-Duhur'da pist, apron, hangarlar, mühimmat depoları, radar tesisleri, hava savunma altyapısı veya diğer askerî tesisler üzerinde inceleme yaptığı iddiaları doğru mudur?
Türkiye, Ebu ed-Duhur Hava Üssü'nün rehabilitasyonu, yeniden inşası veya operasyonel hâle getirilmesi amacıyla Suriye yönetimine teknik, lojistik, mali veya askerî destek sağlamakta mıdır?
Ebu ed-Duhur'da Türk Silahlı Kuvvetleri'ne veya Türkiye'deki kamu kurumları/şirketlerine ait araç, iş makinesi, elektronik sistem, haberleşme cihazı, mühendislik ekipmanı veya başka askerî/teknik malzeme bulunmakta mıdır? 6. Üssün pistinin rehabilitasyonuna Türkiye'nin katkıda bulunduğu iddiası doğru mudur?
Doğruysa çalışmalar ne zaman başlamış, ne kadar harcama yapılmış veya yapılması planlanmıştır?
Türkiye'nin Ebu ed-Duhur'u Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullanabileceği bir hava üssü veya müşterek Türk-Suriye askerî tesisi hâline getirmesine ilişkin herhangi bir plan, mutabakat veya çalışma bulunmakta mıdır?
Üste gelecekte Türk savaş uçakları, nakliye uçakları, helikopterleri, IHA/SIHA sistemleri veya diğer hava araçlarının konuşlandırılması planlanmış mıdır? 9. Üs üzerinde Türk radarlarının, elektronik harp sistemlerinin veya hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması konusunda herhangi bir çalışma yapılmış mıdır? 10. Saldırı sırasında veya saldırıdan önceki saatlerde Türk askerî personeli Ebu ed-Duhur Hava Üssü'nde bulunmakta mıydı? Bulunuyorsa personel saldırıdan ne kadar süre önce bölgeden ayrılmıştır?
İsrail, saldırıdan önce Türkiye'ye askerî veya diplomatik kanallardan Ebu ed-Duhur'un hedef alınacağına ilişkin herhangi bir uyarı veya bildirimde bulunmuş mudur? 12. ABD veya başka bir müttefik ülke saldırıdan önce Türkiye'yi olası bir İsrail operasyonu konusunda bilgilendirmiş midir?
Türk askerî heyetinin üssü ziyaret etmesinden İsrail makamlarının haberdar olduğu Bakanlığınızca değerlendirilmekte midir?
Türk heyetinin ziyaretinden kısa süre sonra üssün özellikle pistinin vurulması Bakanlığınız tarafından Türkiye'ye yönelik askerî veya siyasi bir mesaj olarak değerlendirilmekte midir?
Saldırının Türk heyetinin ziyaretiyle bağlantılı olup olmadığı konusunda Bakanlığınız tarafından askerî istihbarat değerlendirmesi yapılmış mıdır?
ABD Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın saldırıları açık biçimde "teyit edilmiş İsrail hava saldırıları" olarak tanımlamasından sonra ABD makamları Türkiye'ye saldırının failleri, kullanılan hava araçları, saldırının güzergahı ve hedefleri konusunda herhangi bir bilgi vermiş midir?
Türkiye, saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiğini kendi askerî ve istihbarî imkânlarıyla teyit etmiş midir?
İsrail uçaklarının Ebu ed-Duhur'a yönelik saldırıda hangi hava sahasını veya hava koridorunu kullandığı tespit edilmiş midir?
İsrail'in Suriye hava sahasında gerçekleştirdiği bu operasyon Türkiye'nin Suriye'deki askerî unsurları açısından bir güvenlik tehdidi olarak değerlendirilmiş midir? 20. Saldırı sonrasında İsrail makamlarına Türkiye tarafından diplomatik veya askerî kanallardan nota, protesto, uyarı veya izahat talebi iletilmiş midir? 21. İletilmediyse, Türk askerî heyetinin kısa süre önce bulunduğu ve Türkiye'nin rehabilitasyonuna katkı verdiği iddia edilen bir tesisin vurulması karşısında İsrail'den açıklama istenmemesinin gerekçesi nedir?
Türkiye ile İsrail arasında Suriye sahasında askerî çatışma veya kazaları önlemek amacıyla yürütülen çatışmasızlık mekanizması hâlen yürürlükte midir? 23. Bu mekanizma kapsamında Türkiye, Suriye'de faaliyet gösterdiği veya personel bulundurduğu askerî tesislerin koordinatlarını İsrail'e bildirmekte midir? 24. Ebu ed-Duhur Hava Ussü'nün koordinatları veya Türk askerî personelinin burada faaliyet gösterdiği bilgisi İsrail'e önceden iletilmiş midir?
Eğer iletilmişse İsrail'in buna rağmen söz konusu tesisi vurması çatışmasızlık mekanizmasının ihlali olarak değerlendirilmekte midir?
Eğer Ebu ed-Duhur'daki Türk faaliyetleri İsrail'e bildirilmişse, saldırı sırasında Türk askerlerinin zarar görmeyeceğinin nasıl garanti edildiği düşünülmektedir? 27. İsrail'in son iki yıl içerisinde Türkiye'nin kullanmayı, rehabilite etmeyi veya Suriye ordusu adına yeniden işler hâle getirmeyi planladığı T4/Tiyas, Palmira, Ebu ed-Duhur veya başka Suriye askerî tesislerini hedef aldığı Bakanlığınızca tespit edilmiş midir? 28. T4/Tiyas Hava Ussü'nün Türkiye tarafından kullanılacağı yönündeki haberlerin ardından İsrail'in söz konusu bölgeyi vurması ile Ebu ed-Duhur saldırısı arasında Bakanlığınızca stratejik bir benzerlik görülmekte midir?
İsrail'in Suriye'deki saldırılarının Türkiye'nin Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalarını engelleme amacı taşıdığı değerlendirilmekte midir?
İsrail makamları Türkiye'ye doğrudan veya ABD gibi üçüncü ülkeler üzerinden Suriye'de Türk hava üsleri, savaş uçakları, hava savunma sistemleri veya radar sistemleri görmek istemediği yönünde herhangi bir mesaj iletmiş midir? 31. Türkiye'nin Suriye ordusunun yeniden yapılandırılması kapsamında bugüne kadar kaç Suriyeli asker Türkiye'de veya Suriye'de eğitilmiştir? Eğitim verilen birlik ve branşlar nelerdir?
Türkiye ile Suriye yönetimi arasında Suriye Silahlı Kuvvetlerinin eğitimi, yeniden yapılandırılması, silahlandırılması ve askeri altyapısının rehabilitasyonuna ilişkin imzalanmış anlaşma, protokol veya mutabakat bulunmakta mıdır?
Varsa bu anlaşmalar TBMM'nin bilgisine sunulmuş mudur? Türkiye açısından mali yükümlülükleri nelerdir?
Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığının gelecekteki hukuki statüsünü düzenleyen yeni bir savunma ve güvenlik işbirliği anlaşması hazırlanmakta mıdır?
Türkiye'nin Suriye'de kalıcı veya uzun süreli olarak kullanmayı planladığı hava üssü, kara üssü, eğitim merkezi, radar tesisi veya diğer askerî tesislerin sayısı kaçtır? 36. İsrail'in Suriye'deki Türk askerî varlığına veya Türkiye tarafından desteklenen Suriye askerî tesislerine yönelik yeni saldırılar gerçekleştirmesi ihtimaline karşı angajman kuralları belirlenmiş mıdır?
İsrail'in Türk askerlerinin bulunduğu bir tesise saldırması hâlinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin nasıl karşılık vereceğine ilişkin Bakanlığınızın belirlenmiş bir askerî prosedürü bulunmakta mıdır?
Suriye'deki Türk askerî unsurlarının İsrail hava saldırılarına karşı korunması için hava savunma kapasitesinin artırılması planlanmakta mıdır?
İsrail ile Türkiye arasında Suriye sahasında doğrudan askerî karşılaşma riskinin arttığı Bakanlığınızca değerlendirilmekte midir? Bu riskin azaltılması için hangi tedbirler alınmıştır!
ABD'nin saldırıyı "gereksiz bir tırmanış" olarak nitelendirmesi sonrasında Türkiye, ABD'den İsrail'in Suriye'deki saldırılarının durdurulması veya sınırlandırılması yönünde herhangi bir girişimde bulunmasını talep etmiş midir?
Tom Barrack'ın Şara yönetiminin İsrail'e karşı saldırgan bir tutum içinde olmadığı ve vekil güç kullanmadığı yönündeki açıklaması Bakanlığınızın güvenlik değerlendirmeleriyle örtüşmekte midir?
Şara yönetiminin İsrail'e karşı yakın veya orta vadede askerî tehdit oluşturmadığı değerlendiriliyorsa, İsrail'in Suriye'nin hava üslerini ve askerî kapasitesini sistematik biçimde hedef almasının gerçek güvenlik gerekçesinin ne olduğu Bakanlığınızca degerlendirilmektedir?
İsrail'in bu saldırılarının Suriye'nin savunma kapasitesinin yeniden oluşturulmasını engellemek ve Türkiye'nin Suriye'deki stratejik nüfuzunu sınırlamak amacı taşıdığı değerlendirilmekte midir?
Türk askerî heyetinin ziyaret ettiği iddia edilen bir hava üssünün saatler sonra İsrail tarafından vurulması karşısında Bakanlığınız, Türkiye'nin Suriye'deki askerî personelinin güvenliğinin, Türkiye'nin egemen kararlarının ve 44. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin caydırıcılığının korunması bakımından hangi somut askerî ve diplomatik tedbirleri almıştır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yaşar Güler, Milli Savunma Bakanı ·
Balıkesir Milletvekili Turhan ÇÖMEZ tarafından TBMM Başkanlığına verilen ve Milli Savunma Bakanı tarafından cevap verilmesi talep edilen, 7/48040 sayılı yazılı soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
İsrail'in Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü'ne gerçekleştirdiği saldırı Suriye'nin istikrarına, güvenliğine, ülkenin birlik ve bütünlüğüne, aynı zamanda altyapısına zarar vermeye yönelik bir eylemdir. Bakanlığımız tarafından Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıların kabul edilemez olduğu her fırsatta vurgulanmaktadır. İsrail'in Suriye'deki Ebu Ez-Zuhur hava üssüne gerçekleştirdiği saldırı öncesinde veya saldırı esnasında üste herhangi bir Türk askerî heyeti bulunmamaktadır. Suriye'nin kendi altyapı ve askerî kapasite inşası faaliyetlerine "tek ordu" ilkesi çerçevesinde destek verilmeye devam edilecektir.
Bakanlığımız tarafından millî hak ve menfaatlerimiz doğrultusunda gerekli değerlendirmeler yapılmaktadır. Bu hususta somut gelişmeler olduğunda resmî makamlar tarafından kamuoyu zamanında bilgilendirilecektir.
Güvenevler Mah. Kuzgun Cad.No:51 Aşağı Ayrancı/ANKARA Santral: (0312) 466 07 37 Belgegeçer No: (0312) 417 94 41 Milli Savunma Uzmanı
Yaşar GÜLERBakan