Depremler sonrasında kaybolan çocukların akıbetine ve ABD'de görülmekte olan bir çocuk istismarı davasına ilişkin
Kaynak göster
Saliha Sera Kadıgil (TİP), 4 Şubat 2026 tarihinde 7/39973 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 103 gün sonra, 18 Mayıs 2026).
Saliha Sera Kadıgil (TİP, İstanbul). “Depremler sonrasında kaybolan çocukların akıbetine ve ABD'de görülmekte olan bir çocuk istismarı davasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/39973, 4 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39973-depremler-sonrasinda-kaybolan-cocuklarin-akibetine-ve-abd-de-gorulmekte-olan-bir-cocuk-ist (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/ae8c7f3f-5931-4ed6-9fe4-019c2d45fd7f
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 103 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 91 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, İçişleri Bakanı tarafında Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 96"[okunamadı]'ncı maddeleri gereğince tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Saliha Sera KADIGİL İstanbul Milletvekili
Uluslararası kamuoyunda "Epstein belgeleri" olarak anılan ve ABD yargı makamlarınca kamuoyuna açıklanan dava dosyaları ile bu dosyalara dayandırılarak yayımlanan çeşitli basın haberlerinde; Jeffrey Epstein'ın kurduğu istismar ağı kapsamında Türkiye'den ve Türkiye bağlantılı çocukların da mağdur edilmiş olabileceğine dair iddialar yer aldığı görülmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (15 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Söz konusu iddialar; Türkiye'den çocukların yurt dışına çıkarıldığı, insan ticareti ve cinsel istismar ağlarına dahil edildiği yönünde olup, bazı haberlerde bu iddiaların resmi belge ve tanık beyanlarına dayandığı ileri sürülmektedir.
Türkiye'de yaşanan büyük depremlerin ardından yüzlerce çocuğun akıbetinin belirsiz kaldığı hatırlatılırken, Epstein belgelerinde yer alan "Türkiye'den reşit olmayan kız çocukları" iddialarıyla bu kayıplar arasında bir bağ olup olmadığı kamuoyunda oldukça tartışılmaktadır.
17 Ağustos 1999 depreminin ardından kayı olan çocuklara ilişkin; sahte ambulanslar, hastanelerde kaybolan çocuklar, "evlat edindim" denilerek götürülen kız çocukları ve yıllarca süren tanık beyanları basında yer almıştı. Aradan geçen onca yıla rağmen, bu çocukların akıbeti aydınlatılamadı.
Epstein dosyalarındaki bu iddiaları ilk gündeme getirenlerden biri Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olmuştur.
Dernek, 2024 yılı Ocak ayında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunduğu suç duyurusunda, Jeffrey Epstein davasına ait belgelerde yer alan Türkiye bağlantılı iddiaların resen ve etkin biçimde soruşturulmasını talep etmiştir. Dilekçede, Epstein dosyalarında şüphelilere yöneltilen "Türkiye, Çek | Cumhuriyeti ve diğer ülkelerden reşit olmayan kız çocuklarının taşındığı" yönündeki sorulara dikkat çekilmişti. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16 Haziran 2025 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği öğrenildi. Takipsizlik kararında, atılı suçların Türkiye'de işlendiğine ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı belirtilmiştir.
Bugün bir kez daha deprem gibi olağanüstü hâl koşulları, çocuk ticareti açısından bilinen ve literatürde yer alan yüksek riskli dönemler olmasına rağmen 6 Şubat depremlerinin ardından kaybolan çocuklara ilişkin resmi açıklamalar çelişkili ve sınırlı kaldığı görülmektedir. İçişleri Bakanlığı tarafından önce 86, ardından 30 kayıp çocuk olduğu açıklanmış; ancak basına ve sivil inisiyatiflere yansıyan bilgiler, mezarlıklarda, hastanelerde ve resmi kayıtlarda bulunamayan çocuk sayısının çok daha fazla olduğunu göstermektedir.
Basında yer alan haberlerde; depremzede çocukların tarikat ve cemaatlere bağlı yurtlara verildiği, çocukların şehirler arası izinsiz şekilde taşındığı, yurtdışında bulunan çocuk vakalarının ortaya çıktığı ve geçmiş depremlerde de benzer şekilde kayıp çocuk dosyalarının akıbetinin aydınlatılamadığı görülmektedir.
Deprem sonrası kayıp çocuklara, bu çocukların tarikatlara teslim edildiğine, organ mafyası tarafından kaçırıldığına ve benzeri iddialara ilişkin verdiğimiz önergelere gelen yanıtta Bakan Mahinur Özdemir Göktaş "Yapılan DNA eşleşmeleri ve kimlik kontrolü, kimliklendirme ve mesleki çalışmalar sonucunda 1.874 çocuk ailesine/aile yakınlarına teslim edilmiştir. Halen hastanede tedavisi devam eden 1 çocuğumuz yakından takip edilmektedir. 6 çocuğumuz da aile odaklı hizmetlerden faydalandırılmıştır. 15 çocuğumuz bakım ve koruma altındadır. Çocuklar, yaş ve cinsiyet durumlarına uygun Bakanlığımıza bağlı çocuk bakım kuruluşlarında bakılmakta ve korunmaktadır. Kayıtlarımızda olan 16 çocuğumuz vefat etmiştir. Kimliği belirlenemeyen çocuğumuz bulunmamaktadır" ifadelerini kullanmış devamında "Yakınlarına ulaşılamayan kimliksiz ve/veya kendini ifade edemeyen çocuklar hiçbir şekilde 3.şahıs, kurum, dernek, vakıf vb. yerlere yerleştirilimemektedir" sözlerine yer vermiştir.
Oysa ki; 23.03.2023 tarihinde verdiğimiz bir diğer önergede "Adıyaman'da Hira Nur Tümsavaş ve Furkan Alp Alsan depremden sağ olarak kurtarılan çocuklardandır. Ancak Hira Nur ve Furkan Alp, en son görüldükleri beyaz bir otomobilden sona ulaşılamamışlardır. Basında yer alan haberlerde; bakanlık yetkililerinin beyaz otomobil ile çocuklanın götürüldükleri iddialarından haberdar oldukları yer almaktadır" şeklinde ifade edilen iddiaları Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık İddiaları yalanlamış . İçişleri Bakanlığı ise aynı sorulara yasama dönemi sonra erdiği gerekçesiyle yanıt vermemiş ve önerge hükümsüz sayılmıştır.
Yine 24.02.2023 tarihinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına verdiğimiz önergede "Maraş merkezli depremde babalarını yitiren ve Antep'ten Sakarya'ya getirilen dokuz yetim çocuğun Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olan ancak işletmesi İsmailağa Cemaati'ne yakın Sakarya Erenler İlme Hizmet Vakfı tarafından yürütülen Mekke Mescidi-Hanife Akın Kuran Kursu'na yatılı olarak verildiği ortaya çıktığı" iddiası sorulmuş, dönemin Bakanı Derya Yanık "Depremzede çocuklar hiçbir şekilde 3. şahıs, kurum, demek, vakıf vb. yerlere yerleştirilmemiştir" şeklinde yanıt vermiştir.
Bakanlıklar düzeyinde kayıp çocuklara ilişkin iddialar yalanlanıp reddedilirken bir taraftan da TÜİK verilerine göre 2008—2016 yılları arasında 104 bin 531 çocuk için kayıp müracaatı yapılmış; ancak TÜİK, 2016 yılından itibaren kayıp çocuklara ilişkin istatistikleri yayımlamayı durdurmuş, dolayısıyla kaç çocuğun kayıp olduğu bilgisi resmi olarak gizlenerek yalnızca "bulunan çocuklar"a dair sınırlı veri paylaşmıştır.
Türkiye'de kaybolan çocuklara ilişkin verilerin resmi olarak açıklanmaması, hükümet yetkililerinden zaman zaman yapılan açıklamaların ise birbiriyle çelişmesi, kayıp ve refakatsiz çocukların akıbeti ile ilgili çeşitli iddiaları gündeme getirmektedir.
Ulusal ve uluslararası raporlar, Türkiye'nin insan ticareti ve çocuk ticareti açısından yüksek riskli bir ülke olduğunu ortaya koymaktadır. 2020 tarihli ECPAT Ülke Değerlendirme Raporu ile 2021 tarihli İMDAT İ Kaçırılan Çocuklar Komisyon Raporu ve Çocuk Ticareti Bilgi Notu'na göre, 2014-2018 yılları arasında İ tespit edilen insan ticareti mağdurlarının 9622'si çocuklardan oluşmaktadır. Bu çocuklar başta cinsel sömürü, zorla çalıştırma ve organ ticareti olmak üzere ağır suçların hedefi hâline gelmektedir.
Dünya çapında farklı kaynaklarda UNODC (Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi) verilerine dayanarak hazırlanan 2023 yılı için ülkelerin 100.000 kişi başına kaçırılma sayısına göre sıralandığını listede ise Türkiye 42.669 kişi iken en yakın ikinci sırada yer alan Lübnan15.384 olarak sıralanmaktadır.
Bu bağlamda;
SORULAR
1999 depreminin ardından resmi rakamlara göre kaç çocuk için kayıp başvurusu yapılmış, bu çocuklardan kaçı bulunmuştur? Aynı şekilde 6 Şubat depreminin ardından Bakanlığınıza bağlı kurumlara yapılan kayıp çocuk başvuru sayısı nedir? Söz konusu başvuruların Söz konusu başvuruların kaçı ne şekilde sonuçlanmıştır?
Gerek 1999 depreminin ardından gerekse 6 Şubat depremin ardından insan ticareti kapsamında çocukların kaçırılması yönünde açılan herhangi bir soruştuma var mıdır? Varsa akıbeti nedir?
2008—2016 yılları arasında kayıp müracaatı yapılan 104 bin 531 çocuğun kaçı halen bulunamamıştır? Bu çocuklara ilişkin güncel ve bütüncül bir veri tabanı mevcut mudur?
TÜİK, 2016 yılından itibaren kayıp çocuk istatistiklerini yayımlamayı hangi gerekçeyle durdurmuştur? Bu kararın alınmasına ilişkin yazılı bir mevzuat veya idari düzenleme var mıdır?
2016—2025 yılları arasında Türkiye genelinde kayıp başvurusu yapılan çocuk sayısı kaçtır? Bu çocukların kaçı bulunmuş, kaçı halen kayıptır?
İnsan ticareti mağduru olarak tespit edilebilen çocuk sayısının, gerçekte kaybolan ve suça maruz kalan çocukların tamamını yansıtmadığı bilinmesine rağmen, bu alanda neden kapsamlı bir saha araştırması yapılmamaktadır?
6 Şubat depremleri sonrasında kayıp başvurusu yapılan çocuklara ilişkin; yapılan başvuru sayısı kaçtır? Bu çocuklardan kaçı bulunmuştur?
Mezarlık, hastane ve nüfus kayıtlarında eşleştirilemeyen çocuk sayısı kaçtır?
Deprem sonrası refakatsiz çocukların sevk edildiği kurumlar hangileridir? Bu çocukların hangi yasal dayanakla, kimlerin onayıyla ilgili kurumlara teslim edildiği kayıt altına alınmış mıdır?
Basına yansıyan, depremzede çocukların tarikat veya cemaatlere bağlı yatılı kurumlara verildiği iddiaları hakkında herhangi bir idari veya adli soruşturma yürütülmüş müdür?
Deprem sonrası şehirler arası veya yurtdışına çıkarılan çocuklar hakkında İçişleri Bakanlığı'nın yürüttüğü bir takip ve denetim mekanizması var mıdır?
Son 20 yıl içerisinde Türkiye'den yurt dışına çıkarıldığı tespit edilemeyen, kayıp statüsünde bulunan çocuklar ile ilgili olarak; insan ticareti ve cinsel istismar şüphesiyle uluslararasi kapsamda yürütülen kaç dosya bulunmaktadır?
Epstein davası ve benzeri uluslararası istismar ağları kapsamında, ABD ve diğer ülkelerin güvenlik makamlarıyla Türkiye arasında herhangi bir bilgi paylaşımı veya adli yardımlaşma talebi gerçekleşmiş midir?
Epstein belgelerinde yer aldığı iddia edilen bilgiler ışığında, Türkiye'den kayıp çocukların yurt dışı istismar ağlarına dahil edilmiş olabileceği ihtimaline karşı, çocukların korunmasına yönelik özel bir araştırma ve çalışma Bakanlığınızın gündeminde midir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Ali Yerlikaya, İçişleri Bakanı ·
İlgi'de kayıtlı yazı ekinde yer alan İstanbul Milletvekili Saliha Sera KADIGİL*'e ait 7/39973 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.
Ülkemizde her bir çocuğumuzun kaybolması devletimizin en öncelikli konularından olup bu amaçla tüm teknolojik imkânlar seferber edilmekte ve kayıp çocuklarımızın bulunmasına yönelik çalışmalar titizlikle yürütülmektedir. Ayrıca 2014 yılında faaliyete geçirilen "Kayıp Alarmı Projesi" ile kayıp çocuğun yakınlarının rızaları dâhilinde çocuğa ait eşkâl ile fotoğraf bilgileri GSM operatörleri tarafından kaybın bulunabileceği bölgedeki mobil telefon kullanıcılarına mesaj olarak gönderilmekte, bu bilgiler aynı zamanda sosyal medya hesapları üzerinden Türkiye genelinde paylaşılmaktadır. Bununla birlikte toplum destekli polislik faaliyetleri ile hem ebeveynler hem de okul çağındaki çocuklarımıza yönelik bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirilerek yapılan tüm iş ve işlemler veri tabanlarımızda kayıt altına alınmaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı internet sitesinde yer alan "Kayıp Arananlar" albümü Kayıp Alarmı Projesi ile entegre olarak sitede yer almaktadır. Kayıp Alarmı Projesi, vahim olarak değerlendirilen kayıp çocuk ve yetişkinlerin eşkal bilgileri ile fotoğrafının, kaybolduğu bölgede bulunan telefon kullanıcılarına SMS olarak gönderilmesi ve aynı zamanda sosyal medyada yayınlanması sağlanarak kayıp çocuk ve yetişkinlerin en kısa sürede ve en az zararla bulunmasına yönelik yürütülen bir proje olup halen aranmakta olan kayıplarımızın bulunmasına yönelik bir çalışmadır. Kayıplarımız bulunduğu anda "Kayıp Arananlar" sitesinden ve Kayıp Alarmı Projesinden eş zamanlı olarak çıkarılmaktadır.
Kayıp vakalarının çözüme kavuşturulması için ilgili tüm kurumlarla birlikte koordineli bir şekilde çalışmalar yürütülmektedir. Başta çocuklar olmak üzere tüm kayıp vakalarında kaybın en kısa sürede ve herhangi bir zarar görmeden bulunması önceliğimiz olup bu çerçevede kayıp şahıslar/çocuklar birimlerinde görev yapan personellere her yıl düzenli olarak eğitimler verilmekte ve kayıp şahısların/çocukların bulunmasına yönelik yapılacak çalışmalar konusunda uzman personeller yetiştirilmektedir. Ayrıca PVSK'nın 13/a maddesi kapsamında, kayıp çocuğa ait veya başkasına ait olmakla birlikte kayıp çocuk tarafından kullanılan her türlü banka hesap hareketleri, telekomünikasyon yoluyla iletişimi de denetlenerek çocuğun yer tespitine yönelik çalışmalar yapılmaktadır.
Kayıp vakası olduğunda vakit kaybetmeden kayıp yakınlarının müracaatının alınmasına dikkat edilmekte, müracaat sonrasında süratle bulunmalarına yönelik çevre araştırmalarına ve teknik imkânların kullanımına eş zamanlı ve koordineli olarak başlanmaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol-Europol Daire Başkanlığı aracılığı ile ülkeler ve kurumlar arası işbirliği yürütülmektedir.
Ayrıca kayıp ve cinayet vakaları ile afet sonrası arama çalışmalarında faydalanmak amacıyla, EGM Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde; 9 kadavra arama köpeği ve 12 adet koku molekülü iz takip köpeği görevlendirilmiştir.
Telefon/Fax: 0312 462 17 83/ Unvanı Kep : emniyetgenelmudurlugu(Ohs01.kep.tr Elektronik Ağ : soruonergeleri(Gegm.gov.tr
Mustafa ÇİFTÇİBakan