İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/39978 GEÇ CEVAPLANDI · 169 GÜN

6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen illerde yapılan çalışmalara ilişkin

Kaynak göster

Öznur Bartin (DEM Parti), 5 Şubat 2026 tarihinde 7/39978 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 169 gün sonra, 24 Temmuz 2026).

Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen illerde yapılan çalışmalara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/39978, 5 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39978-6-subat-2023-tarihli-kahramanmaras-merkezli-depremlerden-etkilenen-illerde-yapilan-calisma (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/60566f7a-62bc-4531-89dc-019c32e5079e

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 169 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın, İçişleri Bakanı tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Ola

Öznur Bartin

Gerekçenin tamamını göster (12 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elâzığ, Gaziantep, Hatay, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa'yı doğrudan etkileyen depremler, resmi verilere göre 50 binden fazla yurttaşın yaşamını yitirmesine, 100 bini aşkın yurttaşın yaralanmasına ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açmıştır.

• Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen bölge genelinde barınma, sağlık, altyapı ve sosyal iyileşme alanlarında yapısal kriz devam etmektedir. Afetin yarattığı yıkım yalnızca fiziksel değil; ekonomik, toplumsal ve yönetsel bir çöküşe işaret etmektedir. Bu tablo, kamusal otoritenin deprem gerçeğine uygun, bilimsel ve bütünlüklü bir afet politikası geliştiremediğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Deprem bölgesinde yüzbinlerce konut yıkılmış veya ağır hasar almıştır. Hatay'da resmi verilere göre 80 bin 323 yapı yıkılmış ya da ağır hasar görmüş, 234 binin üzerinde konut ağır ve orta hasarlı tespit edilmiştir. Buna karşın teslim edildiği açıklanan 150 binin üzerindeki konutun önemli bir bölümünün altyapı ve donanım eksikleri nedeniyle fiilen yaşama geçmediği; anahtar teslimi yapılmayan veya oturulamaz durumda olan konutlar nedeniyle yurttaşların kira yardımından da mahrum kaldığı ifade edilmektedir. Kent genelinde 200'ü aşkın konteyner alanda en az 218 bin kişi halen geçici barınma koşullarında yaşamaktadır.

Hatay'da 24 bin 147 kişi yaşamını yitirmiş, 563 bin 751 kişi göç etmek zorunda kalmıştır. Kentte altyapı yıkımı büyük ölçüde giderilememiş; kazılmış yollar, temizlenmeyen enkaz alanları ve kesintili temel hizmetler gündelik yaşamı aksatmaktadır. Adıyaman'da 8 bin 387 kişi yaşamını yitirmiş, 17 bin 499 kişi yaralanmış; 1.485 yapı yıkılmış, 68 bin yapı hasar görmüştür. Diyarbakır'da 7 bina yıkılmış, 411 yurttaş hayatını kaybetmiş, yüzlerce yapı ağır hasar almıştır. Kahramanmaraş, Malatya ve Adıyaman'da kalıcı konut üretiminin ihtiyacın gerisinde kaldığı; Osmaniye, Kilis ve Elazığ'da yeni yerleşim alanlarının altyapı eksikleriyle teslim edildiği; Gaziantep ve Adana'da ise göç baskısının kira ve konut krizini derinleştirdiği gözlemlenmektedir.

Rezerv alan uygulamaları özellikle Hatay ve Kahramanmaraş'ta yeni mağduriyetler yaratmış; mülkiyet hakkı, yerinde yaşam ve kent hafızası gözetilmeden yürütülen süreçler yurttaşları belirsizlik içinde bırakmıştır. Konteyner alanların güvenlik, hijyen ve sosyal yaşam koşulları ise insan onuruna yakışır barınma standartlarının uzağındadır.

Depremde çok sayıda sağlık emekçisi yaşamını yitirmiş, hastaneler ve aile sağlığı merkezleri hizmet dışı kalmıştır. Hatay'da yaklaşık 105 bin kişi aile hekimine erişememekte; Samandağ, Defne ve Antakya'da sağlık hizmetleri büyük ölçüde konteyner kliniklerde yürütülmektedir. Eğitim ve araştırma hastanelerinin kapasitesi deprem öncesinin gerisindedir; ruh sağlığı hizmetleri travmanın boyutuyla orantılı değildir.

Adıyaman'da yıkılan 12 Aile Sağlığı Merkezi'nin (ASM) yalnızca bir kısmı yeniden inşa edilmiş; halen 20 hekim konteynerlerde hizmet vermektedir. Yaklaşık 50 bin kişi birinci basamak sağlık hizmetini konteyner koşullarında almaktadır. Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nin ağır hasar alması, kadın ve çocuk sağlığı hizmetlerinde ciddi boşluk yaratmıştır. Diyarbakır'da afet sonrası kurulan sivil inisiyatiflerin vurguladığı üzere, afet yönetimindeki yapısal eksiklikler giderilmemiş; risk yönetimi ve hazırlık süreçleri kurumsallaştırılmamıştır.

On binlerce ailenin 20 metrekarelik konteynerlerde yaşamaya zorlanması, kadınlar ve çocuklar açısından çok boyutlu bir hak ihlali doğurmaktadır. Sahada yapılan araştırmalar, çocuklarda beslenme yetersizliğine bağlı gelişim geriliklerinin sürdüğünü göstermektedir. Hatay'da öğrenci sayısı 120 binden 77 bin 295'e düşmüş; okul yıkımları, ulaşım maliyetleri ve yoksulluk eğitime erişimi sınırlamıştır. Okul bulunmayan konteyner alanlarda çocuklar uzak bölgelere gitmek zorunda kalmakta, aileler yalnızca servis için yüksek bedeller ödemektedir.

Kadınlar açısından uzun süreli geçici barınma koşulları psikososyal sorunları derinleştirmekte; sağlık, hijyen ve güvenli yaşam alanlarına erişim sınırlı kalmaktadır. Travma sonrası ruh sağlığı destekleri yetersizdir. Depremzedeler barınmadan temel ihtiyaçlara, kamusal hizmetlere erişimden adalete kadar birçok alanda hak ihlallerinin sürdüğünü ifade etmektedir.

Depremde yıkılan yapıların denetim süreçlerine ilişkin soruşturma ve davaların önemli bir kısmı sonuçlandırılmamış; sorumlular hakkında etkin ve caydırıcı bir yargılama süreci işletilmemiştir. Afet yönetiminde liyakat, şeffaflık ve sivil toplum katılımı kurumsallaştırılmamış; üç yıl geçmesine rağmen aynı yapısal eksiklikler varlığını sürdürmüştür. Bu durum, afetin doğal bir felaket olmanın ötesinde, kamusal ihmal ve denetimsizlikle ağırlaşan bir toplumsal yıkıma dönüştüğünü göstermektedir.

Üçüncü yıl itibarıyla deprem bölgesinde ortaya çıkan tablo, güvenli konut, erişilebilir sağlık hizmeti ve insanca yaşam koşullarının hâlâ sağlanamadığını göstermektedir. Bilimsel planlama, toplumsal katılım ve kamusal sorumluluk temelinde köklü bir yeniden yapılanma programı hayata geçirilmediği sürece, bu çok katmanlı kriz derinleşerek devam edecektir. Deprem gerçeği karşısında ihmale dayalı politikaların bedelini yurttaşlar ödemeye devam etmektedir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Afet yönetiminde tespit edilen idari kusurlara ilişkin başlatılan soruşturma sayısı kaçtır ve kaçı sonuçlandırılmıştır?

  2. Deprem sonrası hazırlanan risk azaltma ve afet hazırlık planları kamuoyuna neden açıklanmamıştır?

  3. Konteyner alanların güvenliği ve temel hizmetlerine ilişkin yapılan düzenli denetimlerin sonuçları nedir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Ali Yerlikaya, İçişleri Bakanı ·

İlgi © : 16.02.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1798708 sayılı yazınız.

İlgi yazı Ek'inde yer alan Hakkâri Milletvekili Öznur BARTİN'e ait 7/39978 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir,

Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP); ülkemizde yaşanan afetlerden elde edilen tecrübeler doğrultusunda afetlere etkin müdahaleyi sağlamak amacıyla hazırlanmış olup güncel hali 15.09.2022 tarihli ve 31954 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Ülkemizde yaşanabilecek her tür ve ölçekteki afet için risk azaltma çalışmalarını yapacak kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve gerçek kişileri kapsayan 11 farklı afet türünde 17 amaç, 66 hedef ve 227 eylemden oluşan Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP) hazırlanmıştır. Ülkemizin ilk Ulusal Risk Azaltma Planı olan TARAP 8 Temmuz 2022'de Cumhurbaşkanlığı kararı olarak Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Plan'da deprem özelinde 7 hedef ve 29 risk azaltma eylemi yer almaktadır.

Türkiye Afet Sonrası İyileştirme Planı (TASİP); afet sonrası hayatın normale dönmesi ile birlikte yapısal, sosyal ve ekonomik iyileştirmenin en kısa sürede ve en az kaynak kullanımı ile yapılmasını sağlamak amacıyla 24.05.2025 tarihli ve 32909 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

2021 yılı sonu itibarı ile 81 ilimiz için İl Afet Risk Azaltma Planları (İRAP) hazırlanarak uygulamaya geçilmiştir. Bu planlar ile her il kendi risklerini belirleyerek bu risklerin azaltılması için eylemler hazırlamıştır. İRAP kapsamında toplam 221 amaç, 1.314 hedef altında 16.679 afet risk azaltma eylemi belirlenmiştir. Bahse konu planlar periyodik olarak ihtiyaçlar doğrultusunda güncellenmektedir.

06.02.2023 tarihli depremlerden etkilenen 11 ilimizde bugüne kadar kurulan 428 konteyner kentte azami 707.000 afetzede barınmış olup bu kentlerde yaşayan hak sahibi afetzedelerin yapımı tamamlanan konutlara yerleşmesi sebebiyle konteyner kent sayısı 215'e düşmüş ve 04.05.2026 tarihi itibarıyla bu kentlerde 184.891 afetzede barınmaktadır.

Deprem bölgesindeki geçici barınma alanlarında asayiş ve güvenliğin sağlanması amacıyla kolluk kuvvetlerince 339 olaya müdahale edilmiştir. Ayrıca tespit edilen kusurlara ilişkin başlatılan 2 disiplin soruşturması, | ön inceleme ve 10 adet araştırma yapılmış ve tamamı sonuçlandırılmıştır. Bilgilerinize arz ederim.

Mustafa ÇİFTÇİ Bakan Telefon No: (312) 258 23 23 Belge Geçer No: (312) 285 47 18 Mühendis $ğ3

Mustafa ÇİFTÇİBakan

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir