Depremler sonrasında kaybolan çocukların akıbetine ve ABD'de görülmekte olan bir çocuk istismarı davasına ilişkin
Kaynak göster
Özgül Saki (DEM Parti), 16 Şubat 2026 tarihinde 7/40607 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 210 gün sonra, 14 Eylül 2026).
Özgül Saki (DEM Parti, İstanbul). “Depremler sonrasında kaybolan çocukların akıbetine ve ABD'de görülmekte olan bir çocuk istismarı davasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/40607, 16 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-40607-depremler-sonrasinda-kaybolan-cocuklarin-akibetine-ve-abd-de-gorulmekte-olan-bir-cocuk-ist (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/5cbc3da8-a0f9-4f5e-a62c-019c6bf4bd74
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 210 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Tarih :...... İZ, iş Er 0026 4 0 6 07
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞPNA
Gerekçenin tamamını göster (10 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Aşağıdaki sorularımın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş tarafından Anayasa'nın 98*inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 96'ncı ve 99*uncu maddeleri pa
© yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.
İlel,
ÖZGÜL SAKİ İstanbul Milletvekili
Jeffrey Epstein dosyasında yer alan ve Türkiye ile ilişkilendirilen iddialar; çocuk istismarı ve insan ticareti suçlarının yalnızca ceza hukuku ve güvenlik politikalarıyla sınırlı olmayan, doğrudan doğruya çocukların korunmasına, refakatsiz çocukların kayıt altına alınmasına, izlenmesine ve kurumsal bakım sistemlerinin işleyişine ilişkin çok boyutlu bir kamusal sorumluluk alanını gündeme getirmektedir. Bu iddialar, devletin çocuklara yönelik pozitif yükümlülüklerinin yalnızca bireysel vakalar düzeyinde değil; veri bütünlüğü ve süreklilik arz eden izleme mekanizmaları bakımından da değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede çocukların korunmasına ilişkin temel idari sorumluluğu taşıyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, söz konusu dosya bakımından tali değil, asli bir kamusal muhataptır.
Özellikle 17 Ağustos 1999 depremi sonrasında refakatsiz kalan, ailesine ulaşılamayan ve akıbeti belirsizleşen çocuklara ilişkin iddiaların ve bu konuda kamuoyunda hâlen giderilememiş soru işaretlerinin varlığı, çocuk koruma sisteminin afet koşullarında nasıl işlediğinin açık biçimde araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Benzer biçimde, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler sonrasında da refakatsiz kalan, ailesine ulaşılamayan, hastanelerden veya geçici barınma alanlarından farklı kurumlara sevk edilen çocuklara ilişkin olarak kamuoyuna yansıyan ciddi iddialar ve belirsizlikler bulunmaktadır. Afet sonrası koşullarda çocukların kayıt altına alınması, izlenmesi, kurum bakımına alınması ve ailelerine ulaştırılmasına ilişkin kamusal mekanizmaların yeterliliği; bu süreçte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kurumsal kapasitesi, veri yönetimi ve kurumlar arası koordinasyon sorumluluğu bakımından yeniden ve güncel olarak tartışma konusu hâline gelmiştir.
Bunun yanı sıra, afet koşullarından bağımsız olarak da Türkiye genelinde çocukların kaybolmasına ilişkin vakaların zaman zaman basına yansıdığı, bu vakalara ilişkin sayı, akıbet ve izleme süreçleri konusunda kamuoyunun tatmin edici ve bütünlüklü bilgilere ulaşamadığı görülmektedir. Kayıp çocuklara ilişkin verilerin hangi kurumlar tarafından, hangi ölçütlerle tutulduğu; çocukların bulunmasına yönelik izleme ve eşgüdüm mekanizmalarının nasıl işletildiği ve bu süreçlerde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın rol ve sorumluluklarının ne olduğu hususları belirsizliğini korumaktadır. Bu durum, çocukların kamusal koruma alanının dışında kalabildiği süreklilik arz eden bir risk alanına işaret etmekte; çocukların korunmasına ilişkin kurumsal kapasitenin Meclis denetimi kapsamında ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu tablo, çocukların afet, yoksulluk ve olağanüstü koşullar altında kamusal koruma alanının dışına düşmesinin yalnızca geçmişte yaşanmış istisnai bir sorun olmadığını; güncel ve süreklilik arz eden yapısal bir risk alanı oluşturduğunu göstermektedir. Çocukların korunması, izlenmesi ve güvence altına alınması; Bakanlığın mevzuattan kaynaklanan temel görevleri arasında yer almakta olup, bu görevlerin hangi dönemlerde, hangi araçlarla ve ne ölçüde yerine getirildiği Meclis denetiminin konusudur. Epstein dosyasında yer alan iddialar, bu sorumluluğun yalnızca adli boyutuyla değil; sosyal politika, kurumsal bakım ve önleyici kamu hizmetleri bakımından da ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu nedenle, iddiaların doğru ya da yanlış olmasından bağımsız olarak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın; refakatsiz çocuklara ilişkin kayıt, izleme ve koruma mekanizmalarının işleyişini, geçmiş ve güncel afet deneyimleri ışığında açıklığa kavuşturması; mevcut yapısal zaafları ve risk alanlarını ortaya koyması kamusal bir yükümlülüktür. Bu bağlamda, Bakanlığın kendi görev alanına giren hususlarda açık, denetlenebilir ve bütünlüklü bir açıklama yapması, yalnızca geçmişte yaşanmış olası ihlallerin aydınlatılması açısından değil; gelecekte benzer risklerin ve ağır hak ihlallerinin önlenebilmesi açısından da zorunludur.
Bu bağlamda;
SORULAR
17 Ağustos 1999 depremi sonrasında refakatsiz kalan, ailesine ulaşılamayan veya kurum bakımına alınan çocuklara ilişkin olarak Bakanlığınız ve selefi kurumlar tarafından tutulan kayıtlar mevcut mudur? Bu kayıtlarda yer alan çocuklardan akıbeti belirsiz olanlar bulunmakta mıdır?
1999 depremi sonrasında refakatsiz kalan çocukların geçici koruma altına alınması, kurum bakımına yerleştirilmesi, evlat edinme veya aileye teslim süreçleri hangi mevzuat ve denetim mekanizmaları çerçevesinde yürütülmüştür? Bu süreçlere ilişkin geriye dönük bir denetim yapılmış mıdır?
6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler sonrasında refakatsiz kalan, ailesine ulaşılamayan veya hastanelerden, geçici barınma alanlarından ya da farklı illerdeki kurumlara sevk edilen çocuklara ilişkin olarak Bakanlığınız tarafından tutulan güncel kayıtlar mevcut mudur? Bu kapsamda kaç çocuk refakatsiz olarak tespit edilmiştir?
6 Şubat depremleri sonrasında refakatsiz kalan çocukların kayıt altına alınması, izlenmesi ve ailelerine ulaştırılması amacıyla Bakanlığınız bünyesinde işletilen merkezi bir veri sistemi bulunmakta mıdır? Bulunuyor ise bu sistem hangi kurumlarla veri paylaşımına açıktır ve hangi sıklıkla güncellenmektedir?
S. 6 Şubat depremleri sonrasında refakatsiz kalan çocuklardan kimlik bilgileri kesinleştirilemeyen, ailelerine ulaşılamayan veya halen kurum bakımında bulunan çocuk sayısı kaçtır? Bu çocukların güncel statüleri nelerdir?
Afet dönemlerinde çocukların istismar ve insan ticareti risklerine karşı korunmasına yönelik olarak Bakanlığınız tarafından işletilen özel izleme, erken uyarı veya risk tarama mekanizmaları mevcut mudur? Mevcut ise bu mekanizmalar 6 Şubat depremleri sürecinde nasıl işletilmiştir? .
Bakanlığınızın, refakatsiz çocukların yurt içi ve yurt dışı hareketliliğine (il değişikliği, kurumlar arası sevk, yurt dışına çıkış, evlat edinme vb.) ilişkin bir izleme ve bildirim sistemi bulunmakta mıdır? Bu sistemin kapsamı ve denetim usulleri nelerdir?
Ülke genelinde kayıp çocuklara ilişkin olarak Bakanlığınız tarafından tutulan güncel veriler nelerdir? Son beş yıl içerisinde kayıp başvurusu yapılan, bulunan ve akıbeti hâlen belirsiz olan çocuk sayıları kaçtır?
Kayıp çocuklara ilişkin veriler hangi kurumlar tarafından, hangi ölçütlerle tutulmakta; Bakanlığınız bu veriler üzerinde nasıl bir izleme ve koordinasyon rolü üstlenmektedir?
Epstein dosyasında Türkiye'den çocukların "taşındığı" yönündeki iddialar karşısında, Bakanlığınız kendi görev alanı bakımından herhangi bir iç denetim, veri taraması veya risk değerlendirmesi yapmış mıdır? Yapıldıysa bu çalışmanın kapsamı ve sonuçları nelerdir?
Çocukların korunmasına ilişkin görev paylaşımı kapsamında, Bakanlığınız ile İçişleri
Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlar arasında nasıl bir veri paylaşımı ve koordinasyon mekanizması işletilmektedir? Bu mekanizmanın afet ve olağan dönemlerde işleyişine dair tespit edilmiş sorunlar bulunmakta mıdır?
1999 ve 6 Şubat depremleri ile ülke genelinde kayıp çocuklara ilişkin vakalar birlikte değerlendirildiğinde, Bakanlığınızın çocuk koruma sisteminin kurumsal kapasitesinin yeterliliğine dair yapılmış bir değerlendirme mevcut mudur? Varsa bu değerlendirme hangi sonuçlara ulaşmıştır?
Bakanlığınız, afet ve olağan dönemlerde çocukların kamusal koruma alanının dışına düşmesini önlemek ve benzer risklerin gelecekte ortaya çıkmasını engellemek amacıyla hangi yasal, idari veya kurumsal düzenlemeleri hayata geçirmeyi planlamaktadır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ·
1) 403p1 GK | İlgi (o :a) 17.02.2026 tarihli ve 1800621 sayılı yazınız. 2 | 40p07 GK |iz b)23.02.2026 tarihli ve 1803642 sayılı yazınız.
c) 24.02.2026 tarihli ve 1805220 sayılı yazınız.
İlgi yazılar ekinde alınan ve Bakanlığımıza yöneltilen 7/40034, 7/40042, 7/40046, 7/40367 ve 7140607 Esas Numaralı yazılı soru önergelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevabi yazımız ekte sunulmuştur.
Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ Bakan
Telefon No:(312) 705 7330 g
140034 Thoğet Gl 1 J40042 |âK (02 7İ060T Gk ız, ii, 1/400Ub Gaziantep Milletvekili Sayın Hasan ÖZTÜRKMEN'e Ait 7/40034, Çanakkale Milletvekili Sayın Rıdvan UZ'a Ait 7/40042, Bitlis Milletvekili Sayın Semra ÇAĞLAR GÖKALP'e Ait 7140046, Niğde Milletvekili Sayın Ömer Fethi GÜRER'e Ait 7/40367 ve İstanbul
Milletvekili Sayın Özgül SAKİ'e Ait 7/40607 Esas Numaralı Yazılı Soru Önergelerine İlişkin Cevap Metni
Ülkemizde çocuk koruma hizmetleri, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile iş birliği içinde yürütülmektedir. Kurum bakım hizmeti (uygulanacak sosyal hizmet modeli, tertip, nakil ve diğer iş ve işlemler) anılan kanunlara dayanılarak çıkartılan yönetmelik ve alt mevzuatlar çerçevesinde Bakanlığımızca yerine getirilmektedir.
Bakanlığımız çocuklara yönelik hizmetleri, çocuğun üstün yararı ön planda tutularak çocuk hakları doğrultusunda aile odaklı yaklaşım önceliği çerçevesinde gerçekleştirmektedir. Çocukların aile birlik ve bütünlüğü içinde büyümelerini sağlamak, bakım ve koruma hizmetlerimizin temelini oluşturmaktadır.
Bakanlığımızca çocuklarımızın gelişimini desteklemek ve risklere karşı bilinçli ve duyarlı nesillerin yetişmesini sağlamak üzere koruyucu ve önleyici hizmetlere ağırlık verilmekte; çocuklara yönelik riskleri öngören ve gerekli adımları atabilecek mekanizmalar kurulmaktadır.
Korunma ihtiyacı olan çocuklar öncelikli olarak Aile Odaklı Hizmetler kapsamında değerlendirilmektedir. Çocukların ruhsal ve sosyal yönden daha sağlıklı, öz güven duygusu gelişmiş olarak yetişmeleri amacıyla aile odaklı hizmetlerin geliştirilmesine önem verilmektedir. Bakanlığımız hizmetlerinden yararlanan çocuklardan aile odaklı hizmetlerden yararlanan çocuk oranı "093"tür.
Kurumsal politika öncelikleri doğrultusunda son çare olarak uygulanmaya çalışılan kuruluş bakımında temel anlayış kısa süreli kuruluş bakım hizmeti verilmesidir. Bununla birlikte süre fark etmeksizin kuruluş bakımında yer alan çocuklarımızın da kaldıkları süre zarfında en iyi ve sağlıklı bir şekilde hayata hazırlanması, yetiştirilmesi, zihinsel, ruhsal, fiziksel, sosyal, bilişsel ve duygusal gelişiminin desteklenmesi ve topluma tekrar uyumunun sağlanmasıdır.
Kuruluş bakımının zorunlu olması halinde ise çocuklar bir ev ortamına, aile ortamına en yakın hizmet modeli olan Çocuk Evi veya Çocuk Evleri Sitelerinde korunma ve bakım altına alınmaktadır.
2005 yılından itibaren büyük fiziksel binalar ve koğuş tipi yapılar yerine aile yapısına en yakın bakım kuruluşları önemsenmiş ve genel yaklaşım olarak benimsenmiş ev tipi hizmet modeline öncelik verilmiştir.
Bugün itibariyle büyük fiziksel binalar ve koğuş tipi yapılar şeklindeki çocuk yuvaları, yetiştirme yurtları denilen kurumsal yapılar tamamen kapatılmış, çocuk evi, çocuk evleri sitesi ve ihtisaslaştırılmış çocuk evleri sitesi şeklinde kuruluşlar ile hizmetler sürdürülmektedir.
1999 Marmara Depremi sonrasında refakatsiz kalan çocuklara yönelik yürütülen çalışmalar, dönemin Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu mevzuatı ve ilgili diğer yasal düzenlemeler çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte çocukların kimlik tespiti, geçici koruma altına alınması, kurum bakımına yerleştirilmesi, ailelerine teslim edilmesi veya uygun sosyal hizmet modellerine yönlendirilmesi işlemleri ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının koordinasyonu ile yürütülmüştür.
© Şubat 2023 tarihli deprem sonrası çocuklarla ilgili ihbar, talep ve bildirimlerin alınabilmesi için Bakanlığımız uhdesinde Çağrı Merkezi oluşturulmuş ve kamuoyu ile paylaşılmıştır. Söz konusu çağrı merkezi 7/24 hizmet vermiştir. Gelen tüm aramalarda uzman personel tarafından titizlikle bilgi alınmıştır ve verilmiştir.
Bakanlığımızca deprem felaketi nedeniyle ailesinden ayrı düşmüş/refakatçisi olmayan 1.912 çocuk Aile Bilgi Sistemi Afet Yönetim Çocuk Modülünde kayıt altına alınmıştır. Yapılan kimlik kontrolü, bilimsel yöntemlerle kimliklendirme ve mesleki çalışmalar sonucunda 1.879 çocuk ailesine/aile yakınlarına teslim edilmiş, 6 çocuğumuz da aile odaklı hizmetlerden faydalandırılmıştır. 9 çocuğumuz Bakanlığımıza bağlı kuruluşlarda bakım ve koruma altındadır. I çocuğumuz reşit olarak kuruluştan ayrılmıştır. Kayıtlarımızda olan 17 çocuğumuz tedavi sürecinde vefat etmiştir. Hastanelerde tedavisi devam eden çocuğumuz bulunmamaktadır. Kimliği belirlenemeyen çocuğumuz bulunmamaktadır. Bakanlığımızca kayıt altına alınan 1.912 çocuğun kimliği de çeşitli bilimsel metotlarla tespit edilmiş olup bahse konu çocuklar kayıp çocuk olarak nitelendirilmemektedir.
Kayıp kişiler veya çocuklarla ilgili iş ve işlemler İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yürütülmektedir.
Kayıp kişi veya çocuk bildirimleri kolluk güçlerine bildirim yapıldıktan sonra süreç adli ve idari yönden ilgili Bakanlıkların ilgili birimleri tarafından yürütülmektedir.
Ancak kayıp çocuklar kolluk tarafından bulunduktan ya da çocuk ortaya çıktıktan sonra Adli Makamlarca Bakanlığımıza bildirilen çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında değerlendirme süreçleri başlatılabilmektedir. Gerekli sosyal inceleme yapılarak, çocuk ve aile ihtiyaç duydukları koruyucu ve destekleyici tedbirler çerçevesinde desteklenmektedir.
Diğer taraftan, Bakanlığımıza intikal eden insan ticareti şüphesi bulunan vakalarda derhal kolluk birimleri ve adli makamlar bilgilendirilmektedir. Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Yurt Dışı Temsilcilikler ve Uluslararası Sosyal Hizmetler Birimi, uluslararası boyut taşıyan çocuk koruma vakalarında sınır ötesi sosyal hizmet koordinasyonu yürütmektedir. 2009-2025 yılları arasında Birimimize ulaşan başvurular, doğrudan "insan ticareti" başlığı altında sınıflandırılmamakta, vakalar Bakanlığımıza ağırlıklı olarak çocuk istismarı ve ihmali olarak intikal etmektedir. Uluslararası boyut içeren vakalar çocuk refahı, aile birleşimi, refakatsiz çocuk, uluslararası çocuk kaçırma gibi çerçevelerde ele alınmaktadır. Çocukların yurt dışına çıkarılması süreçlerinde çocuğun üstün yararı esas alınmaktadır. Uluslararası çocuk kaçırma, refakatsiz çocuk veya kaçırma şüphesi bulunan durumlarda ilgili ülke makamları ve uluslararası sosyal hizmet mekanizmalarıyla iş birliği yapılmaktadır. Bu çerçevede, çocuğun güvenliği ve üstün yararı bakımından gerekli sosyal inceleme yapılmadan ve ilgili raporlar temin edilmeden herhangi bir teslim veya yurt dışına çıkış işlemi gerçekleştirilmemektedir.
Bakanlığımız, uluslararası çocuk istismarı ve insan ticareti vakalarında çocuğun üstün yararı ilkesi, insan hakları temelli yaklaşım ve mağdur odaklı hizmet modeli doğrultusunda hareket etmektedir. Bakanlığımıza intikal eden vakalar çoğunlukla çocuk istismarı, ihmal veya korunmaya ihtiyacı bulunan çocuk olarak ulaşmaktadır. Bir vakanın insan ticareti Suçu kapsamında olup olmadığına ilişkin adli ve idari tespitler ise ilgili kolluk birimleri ve yetkili kurumlar tarafından yapılmaktadır.
Bu çerçevede, insan ticareti mağduru tespiti süreci Göç İdaresi Başkanlığı olmak üzere ilgili kurumlar tarafından yürütülmekte; mağduriyetin insan ticareti kapsamında olduğunun belirlenmesi halinde Bakanlığımıza bildirim yapılmaktadır. Bildirim sonrasında çocuklar hakkında gerekli koruyucu ve destekleyici tedbirler ivedilikle uygulanmaktadır.
İnsan ticareti mağduru olduğu tespit edilen veya bu yönde kuvvetli şüphe bulunan çocuklara yönelik olarak 5395 sayılı Kanun kapsamında korunma tedbirleri alınmakta, acil barınma ve güvenlik önlemleri sağlanmakta, psikososyal destek hizmeti sunulmakta, sağlık, eğitim ve hukuki danışmanlık hizmetlerine erişim sağlanmakta, güvenli gönüllü ve onurlu geri dönüş süreçleri menşe ülke makamları ile koordineli biçimde yürütülmektedir.
Uluslararası iş birliği kapsamında sosyal hizmet vakaları öncelikle Dışişleri Bakanlığı, yapılacak işlemin milletlerarası özel hukuk bağlamında veya ikili adli iş birliği anlaşmaları kapsamında yürütülmesi halinde Adalet Bakanlığı aracılığı ile yürütülmektedir. Ayrıca, Bakanlığımız ISS (Uluslararası Sosyal Hizmetler Organizasyonu) ağına tam üye olup sınır ötesi çocuk koruma vakalarında aktif rol almaktadır. Bu çerçevede, sınır ötesi sosyal inceleme raporları hazırlanmakta, ailelerin yaşam koşulları incelenmekte, güvenli ve onurlu geri dönüş veya üçüncü ülkeye yerleştirme seçenekleri değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte, Bakanlığımızca her ilde oluşturulmuş olan Çocuklar Güvende Ekipleri aracılığıyla farklı risk gruplarındaki çocukları korumaya yönelik tespit ve müdahale çalışmalarının yanı sıra izleme faaliyetleri de yürütülmektedir. Yapılan alan taramaları neticesinde çocuk ve ailenin uygun sosyal hizmet modeline veya destek ve yardımlara yönlendirilmesi sağlanmaktadır. Bu kapsamda, depremden etkilenen çocuklara yönelik hane ziyaretleri (o gerçekleştirilmiş olup ihtiyaçları doğrultusunda gerekli sosyal hizmet müdahalelerinde bulunulmuştur.
Öksüz ve Yetim Hizmet Birimlerimizce yürütülen çalışmalar kapsamında deprem sebebiyle ebeveyn kaybı yaşamış çocukların tespiti yapılarak çocuk ve ailesi/bakım veren bireylerin hane ziyaretleri gerçekleştirilmiştir.
Dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocuklar öncelikli olmak üzere firsat eşitliği ilkesiyle tüm çocukların koruyucu ve önleyici hizmetlere erişimini artırmak amacıyla Çocuk Yaşam Merkezleri kurulmaktadır. Çocuk Yaşam Merkezlerinde; çocukların psikososyal gelişimlerini desteklemeye, çocuklar ve ailelerine yönelik danışmanlık hizmeti sunmaya, çocukların sosyal katılımı ve uyumunu artırıcı çalışmalar yürütmeye ve haklarına ilişkin farkındalıklarını artırmaya yönelik hizmetlerin sunulması hedeflenmektedir.
28 Kasım 2024 tarihinde resmi olarak başlayan IPA TI "4ci/ Durumlara Duyarlı Çocuk Koruma Hizmetlerinin ve Desteklerinin Geliştirilmesi Yoluyla Çocukların Yaşamlarının İyileştirilmesi" projesi kapsamında Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay olmak üzere dört deprem ilinde çocuk yaşam merkezlerinin kurulmasına ilişkin çalışmalarımız devam etmektedir.
Çocuk Koruma Kanununa göre verilen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonunun sağlanması amacıyla 24 Aralık 2006 tarih ve 26386 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Çocuk Korunma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkında Yönetmelik" ile Merkez, İl ve İlçe Koordinasyon Kurulları oluşturulmuştur. Bu kurulların temel amacı; çocuk koruma alanında risk haritalarının oluşturulması, tespit edilen risklere yönelik çalışmaların yapılarak erken müdahale sisteminin oluşturulması ve çocuğa yönelik ihmal ya da istismar olmadan çocuğun kendisi, ailesi ve çevresinden kaynaklı sorun ya da ihtiyaçlarının kurumlar arası iş birliği ile giderilmesini sağlamaktır.
Merkezi koordinasyon Bakanlığımız ile Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı temsilcilerinden oluşurken, ilgili özel veya kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de toplantıya çağrılabilmektedir.
Koordinasyon çalışmaları illerde, vali veya vali yardımcısının başkanlığında, Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Savcısı ile İl Emniyet Müdürü, İl Jandarma Komutanı, İl Milli Eğitim Müdürü, İl Sağlık Müdürü, Büyükşehir, İl ve Merkez İlçe Belediye Başkanları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürü, olmadığı yerlerde Türkiye İş Kurumu İl Müdürü, Gençlik ve Spor İl Müdürü, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürü ve baro temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirilmektedir. Ayrıca istekleri hâlinde üniversiteler, Kanunda yazılı tedbir kararlarını almaya yetkili mahkeme hâkimleri ile davet edilen sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de toplantıya katılabilmektedir.
Diğer taraftan, Bakanlığımız, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un "Harçlar ve masraflardan, vergilerden muafiyet ve davaya katılma" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasında; "Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idari, cezai, hukuki her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir." hükmüne istinaden açılmış ceza davalarına katılmaktadır.
Bakanlığımız tarafından, Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturma dosyalarına, 6284 sayılı Kanun kapsamında davaya müdahillik hususunun değerlendirilebilmesi için soruşturma sonucunun Bakanlığımıza tebliğ edilmesi talepli dilekçe sunulmaktadır. Soruşturma sonucunun tebliği halinde, Bakanlığımızca; soruşturma sonucunda dava açılmış ve iddianame düzenlenmişse Bakanlığımızca davaya müdahillik hususu değerlendirilmekte, soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde ise bu karara itiraz hususu değerlendirilmektedir.
Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞBakan