Hatay ilinde yapılan TOKİ konutlarının eksiklerine ilişkin
Kaynak göster
İbrahim Akın (DEM Parti), 6 Şubat 2026 tarihinde 7/40796 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 206 gün sonra, 31 Ağustos 2026).
İbrahim Akın (DEM Parti, İzmir). “Hatay ilinde yapılan TOKİ konutlarının eksiklerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/40796, 6 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-40796-hatay-ilinde-yapilan-toki-konutlarinin-eksiklerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/07b27ed5-b1c1-4aaf-9b58-019c42f4977f
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 206 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki soruların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 96'ncı ile 99*uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, deprem bölgesinde ve özellikle Hatay'da yaşamın normale döndüğüne dair söylemler ile sahadaki gerçeklik arasında derin bir uçurum bulunmaktadır. Hatay Depremzede Derneği tarafından hazırlanan "Hatay Deprem 3. Yıl Raporu" (Şubat 2026), kentte barınma, sağlık, eğitim ve hukuk krizinin kronikleştiğini ortaya koymaktadır. Rapora göre; "1 yıl içinde kalıcı konut" sözü tutulmamış, konteyner kentler yüz binlerce insan için kalıcı yaşam alanına dönüşmüş ve halk "rezerv alan" uygulamalarıyla mülksüzleştirilme tehdidi altında bırakılmıştır.
Hatay'da yaşanan sürecin "doğal bir afet sonrası toparlanma" olmadığı açıktır. Buradaki durum ile ilgili daha önce de verdiğimiz önergeler mevcuttur. Bölge halkında kentin demografik yapısının değiştirilmeye ve hafızasının silinmeye çalışıldığı hissi vardır. Nefes almayı dahi engelleyen sorgusuz sualsiz, ihtiyaçtan fazla açılan taş ocakları, molozların doğaya
• dökülmesi, zeytinliklerin ve tarım alanlarının yok edilmesi, asbest ve tozun halk sağlığını tehdit etmesi gibi sorunlar üçüncü yılın sonunda hala çözülmemiştir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Bahsi geçen raporda belirtilen; TOKİ konutlarının altyapısız (elektrik, su, kanalizasyon eksik) teslim edildiği, kapı ve pencerelerinin dahi olmadığı ve vatandaşların hazır olmayan konutlara geçmeye zorlandığı iddiaları doğru mudur? Bu "teslim" sayıları, barınma sorununun çözüldüğü algısı yaratmak için mi kullanılmaktadır?
Meslek odalarının, "Rezerv Alan" uygulamasının bir "mülksüzleştirme" ve "sürgün" olduğu yönündeki tespitlerine ilişkin; halkın tapulu mülklerine el konulmasının ve sağlam binaların dahi yıkım kapsamına alınmasının hukuki gerekçesi nedir?
Hatay'da kanserojen asbest ve tozun halk sağlığını tehdit ettiği, taş ocakları ve beton santralleri nedeniyle zeytinliklerin, tarım alanlarının ve su kaynaklarının yok edildiği, bunun bir "ekokırım" ve "sağlık gaspı" olduğu iddia edilmektedir. Bölgedeki kanser vakalarındaki artışa ve çevre tahribatına dair Bakanlığınızın elinde Sağlık Bakanlığı ile ortaklaştığınız güncel bir veri bulunmakta mıdır?
Tarih 00042004 40796
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ·
İLİŞKİN SORULAR VE CEVAPLARI
SORULAR
6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, deprem bölgesinde ve özellikle Hatay'da yaşamın normale döndüğüne dair söylemler ile sahadaki gerçeklik arasında derin bir uçurum bulunmaktadır. Hatay Depremzede Derneği tarafından hazırlanan "Hatay Deprem 3. Yıl Raporu" (Şubat 2026), kentte barınma, sağlık, eğitim ve hukuk krizinin kronikleştiğini ortaya koymaktadır. Rapora göre; "1 yıl içinde kalıcı konut" sözü tutulmamış, konteyner kentler yüz binlerce insan için kalıcı yaşam alanına dönüşmüş ve halk "rezerv alan" uygulamalarıyla mülksüzleştirilme tehdidi altında bırakılmıştır.
Hatay'da yaşanan sürecin "doğal bir afet sonrası toparlanma" olmadığı açıktır. Buradaki durum ile ilgili daha önce de verdiğimiz önergeler mevcuttur. Bölge halkında kentin demografik yapısının değiştirilmeye ve hafızasının silinmeye çalışıldığı hissi vardır. Nefes almayı dahi engelleyen sorgusuz sualsiz, ihtiyaçtan fazla — açılan taş ocakları, molozların doğaya dökülmesi, zeytinliklerin ve tarım alanlarının yok edilmesi, asbest ve tozun halk sağlığını tehdit etmesi gibi sorunlar üçüncü yılın sonunda hala çözülmemiştir.
Bu bağlamda;
1. Bahsi geçen raporda belirtilen; TOKİ konutlarının altyapısız (elektrik, su, kanalizasyon eksik) teslim edildiği, kapı ve pencerelerinin dahi olmadığı ve vatandaşların hazır olmayan konutlara geçmeye zorlandığı iddiaları doğru mudur? Bu "teslim" sayıları, barınma sorununun çözüldüğü algısı yaratmak için mi kullanılmaktadır?
2. Meslek odalarının, "Rezerv Alan" uygulamasının bir "mülksüzleştirme" ve "sürgün" olduğu yönündeki tespitlerine ilişkin; halkın tapulu mülklerine el konulmasının ve sağlam binaların dahi yıkım kapsamına alınmasının hukuki gerekçesi nedir?
3. Hatay'da kanserojen asbest ve tozun halk sağlığını tehdit ettiği, taş ocakları ve beton santralleri nedeniyle zeytinliklerin, tarım alanlarının ve su kaynaklarının yok edildiği, bunun bir "ekokırım" ve "sağlık gaspı" olduğu iddia edilmektedir. Bölgedeki kanser vakalarındaki artışa ve çevre tahribatına dair Bakanlığınızın -- elinde Sağlık Bakanlığı ile ortaklaştığınız güncel veri bulunmakta mıdır?
CEVAPLAR
Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra deprem bölgesindeki acil yaşamsal ihtiyaçların karşılanması ve kalıcı barınmanın tesis edilmesi amacıyla Bakanlığımız koordinasyonunda bölgedeki kalıcı konutların yapım süreci tüm illerde eş zamanlı olarak hızlı bir şekilde organize edilmiştir. Afet sonrası mekânsal karar alma süreçlerinde hazırlanan imar planlarında konut alanları ile birlikte ihtiyaç duyulan kentsel sosyal ve teknik altyapı alanlarının da oluşturulmasıyla toplumun yalnızca fiziksel değil, sosyal olarak da yeniden inşası hedeflenmiştir.
Eğitim, sağlık, ibadet ve yeşil alan gibi donatılar ile mahalle ölçeğinde bütünlük sağlanırken; yerleşimlerin altyapı ve ulaşım sistemlerine entegrasyonu da detaylı bir biçimde planlanmıştır. Ayrıca altyapı inşası süreçleri de üstlenilmiş; su, kanalizasyon, enerji ve iletişim hatlarından ulaşım yollarına kadar tüm altyapı unsurları, eşzamanlı ve bütüncül biçimde projelendirilmiş olup bu doğrultuda inşa süreçleri yürütülmüştür.