İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/42149 GEÇ CEVAPLANDI · 153 GÜN

Olası bir nükleer felakete karşı alınan önlemlere ilişkin

Kaynak göster

Mahmut Tanal (CHP), 17 Mart 2026 tarihinde 7/42149 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 153 gün sonra, 17 Ağustos 2026).

Mahmut Tanal (CHP, Şanlıurfa). “Olası bir nükleer felakete karşı alınan önlemlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/42149, 17 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-42149-olasi-bir-nukleer-felakete-karsi-alinan-onlemlere-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/e6e55807-f5e3-4ea3-afa8-019cfbcb9270

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 153 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

T.B.M.M.

CUMHURİYET HALK PARTİSİ

Gerekçenin tamamını göster (9 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

• Grup Başkanlığı v â 2 1 4 ğ

CHP: |n:13 Mart 2026 Say: 17757

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞPNA

Aşağıda belirtilen sorularımın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı tarafından Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü) 99'uncu maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını saygıları 12.03.2026 gelebilecek bir nükleer silah kullanımı, nükleer kaza veya sızıntının etkilerinin Yalnızca ilgili ülke sınırlarıyla sınırlı kalmayacağı; rüzgâr, coğrafi koşullar ve atmosferik yayılım nedeniyle çok geniş bir alanı, dolayısıyla Türkiye'yi de doğrudan etkileyebileceği bilimsel bir gerçektir.

Nükleer riskler yalnızca çevresel bir tehdit değil; doğrudan yaşam hakkını, halk sağlığını, kamu düzenini ve devletin vatandaşını koruma yükümlülüğünü ilgilendiren çok boyutlu bir güvenlik meselesidir. Anayasa'nın 5'inci maddesi devlete, kişinin yaşam hakkını ve maddi-manevi varlığını koruma yükümlülüğü yüklemekte; 17'nci maddesi yaşam hakkını, 56'ncı maddesi ise sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almaktadır. Bu anayasal yükümlülükler, olağanüstü nükleer ve radyolojik risklere karşı önceden hazırlık yapılmasını, etkin ve uygulanabilir bir koruma planının varlığını zorunlu kılmaktadır.

Türkiye'de "sığınak" olarak tanımlanan alanların önemli bir bölümünün, gerek bina altlarında gerekse kamuya ait yapılarda, nükleer ve radyolojik tehditlere karşı koruyucu teknik standartlara uygun şekilde muhafaza edilmediği; havalandırma, yalıtım, filtreleme ve dayanıklılık kriterlerini karşılamadığı; bu alanların fülen sivil savunma amacıyla kullanıma hazır olmadığı yönünde ciddi tespitler bulunmaktadır. Mevcut bina altı sığınaklarının büyük bölümünün, nükleer silah kullanımı dâhil olmak üzere nükleer ve radyolojik etkilere karşı koruma sağlayacak teknik kapasiteden yoksun olduğu bilinmektedir.

Öte yandan nükleer veya radyolojik bir olay halinde halkın nasıl korunacağına, hangi alanlara yönlendirileceğine, kimlerin öncelikli gruplar kapsamında değerlendirileceğine, ulaşım ve tahliye organizasyonunun nasıl sağlanacağına ilişkin kamuoyuna açık, bağlayıcı ve uygulanabilir bir kriz ve eylem planının bulunmadığı; vatandaşlara bu konuda herhangi bir sistematik eğitim veya bilgilendirme yapılmadığı görülmektedir. Böylesi bir hazırlıksızlık hâli, olası bir nükleer veya radyolojik olayda ciddi bir kaosa, telafisi mümkün olmayan can kayıplarına ve kamu düzeninin ağır biçimde zarar görmesine yol açabilecek niteliktedir.

Bu nedenle nükleer ve radyolojik risklere karşı devletin hazırlık düzeyinin, sığınak kapasitesinin, denetim mekanizmalarının ve nüfus artışı karşısındaki yeterliliğinin tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulması zorunluluk arz etmektedir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Türkiye'nin, nükleer silah kullanımı dâhil olmak üzere nükleer ve radyolojik kaza, saldırı veya sızıntı risklerine karşı ulusal düzeyde hazırlanmış bir sivil savunma ve halkı koruma planı bulunmakta mıdır; bulunuyor ise bu plan hangi senaryoları kapsamakta ve en son hangi tarihte güncellenmiştir?

  2. Olası bir nükleer veya radyolojik olayda ülke genelinde korunması öngörülen nüfus oranı nedir, mevcut sığınak ve toplu koruma kapasitesi bu nüfusun ne kadarını fülen koruyabilecek durumdadır?

  3. Türkiye genelinde bina altlarında bulunan sığınakların nükleer ve radyolojik etkilere karşı teknik yeterliliği hangi mevzuat ve standartlara göre belirlenmektedir; bu sığınakların kaç tanesi radyasyon yalıtımı, havalandırma ve filtreleme bakımından asgari koruma şartlarını sağlamaktadır?

  4. Devletin sorumluluğunda bulunan, bina altı dışında yer alan kamu sığınakları veya toplu koruma alanları var mıdır; varsa bu alanların sayısı, kapasitesi ve fiilen kullanıma hazır olup olmadığına ilişkin güncel durum nedir?

  5. Mevcut sığınakların nükleer ve radyolojik risklere karşı uygunluğunun tespiti amacıyla son beş yıl içerisinde kaç denetim yapılmıştır; bu denetimlerde tespit edilen eksiklikler nelerdir ve bu eksikliklerin giderilmesi için hangi işlemler tesis edilmiştir?

  6. Nükleer veya radyolojik bir olay halinde çocuklar, yaşlılar, engelliler, hastalar ve hamileler gibi kırılgan gruplar için özel bir koruma, tahliye ve barınma planı oluşturulmuş mudur?

  7. Vatandaşlara nükleer ve radyolojik riskler konusunda bugüne kadar neden sistematik bir bilgilendirme, eğitim veya tatbikat yapılmamıştır; bu konuda başlatılmış veya başlatılması planlanan bir çalışma bulunmakta mıdır?

  8. Olası bir nükleer veya radyolojik olayda ulaşım, tahliye ve kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin kurumlar arası koordinasyon hangi esaslara göre yürütülecektir; bu koordinasyonun fiilen test edildiği herhangi bir tatbikat yapılmış mıdır?

  9. Ülkemizin son yıllarda hızla artan nüfusu dikkate alındığında, mevcut sığınak ve toplu koruma kapasitesinin güncel nüfus büyüklüğü karşısında yeterli olup olmadığı Bakanlığınızca değerlendirilmiş midir; hâlihazırda mevcut kapasitenin kaç vatandaşı koruyabileceği ve bu kapasitenin ülke nüfusunun yüzde kaçına tekabül ettiği tespit edilmiş midir?

  10. Mevcut kapasitenin yetersiz olduğu kabul ediliyorsa, artan nüfus ve değişen riskler dikkate alınarak yeni sığınakların inşası, mevcut sığınakların güçlendirilmesi veya yeni toplu koruma alanlarının oluşturulmasına yönelik yürütülen bir yatırım programı veya eylem planı bulunmakta mıdır?

    Nükleer silah kullanımı dâhil olmak üzere nükleer ve radyolojik risklere karşı hazırlanan veya hazırlanması planlanan eylem planlarının, vatandaşlara ne zaman, hangi yöntemlerle ve hangi kurumlar aracılığıyla aktarılacağına ilişkin somut ve bağlayıcı bir takvim mevcut mudur? yla

  11. Nükleer ve radyolojik risklere karşı gerekli hazırlıkların yapılmaması, sığınakların teknik şartlara uygun hâle getirilmemesi ve denetimlerin yetersizliği nedeniyle ortaya çıkabilecek can kayıpları ve kamu düzeni zararlarından idari ve siyasi sorumluluğun hangi makamlarca üstlenileceği değerlendirilmiş midir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ·

İLİŞKİN SORULAR VE CEVABI

SORULAR

Ülkemizin yakın çevresinde, komşu ülkelerde ya da komşu ülkelerin de ötesinde meydana gelebilecek bir nükleer silah kullanımı, nükleer kaza veya sızıntının etkilerinin yalnızca ilgili ülke sınırlarıyla sınırlı kalmayacağı; rüzgâr, coğrafi koşullar ve atmosferik yayılım nedeniyle çok geniş bir alanı, dolayısıyla Türkiye'yi de doğrudan etkileyebileceği bilimsel bir gerçektir.

Nükleer riskler yalnızca çevresel bir tehdit değil; doğrudan yaşam hakkını, halk sağlığını, kamu düzenini ve devletin vatandaşını koruma yükümlülüğünü ilgilendiren çok boyutlu bir güvenlik meselesidir. Anayasa'nın 5'inci maddesi devlete, kişinin yaşam hakkını ve maddi-manevi varlığını koruma yükümlülüğü yüklemekte; 17'nci maddesi yaşam hakkını, 56'ncı maddesi ise sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkım güvence altına almaktadır. Bu anayasal yükümlülükler, olağanüstü nükleer ve radyolojik risklere karşı önceden hazırlık yapılmasını, etkin ve uygulanabilir bir koruma planının varlığını zorunlu kılmaktadır.

Türkiye'de "sığınak" olarak tanımlanan alanların önemli bir bölümünün, gerek bina altlarında gerekse kamuya ait yapılarda, nükleer ve radyolojik tehditlere karşı koruyucu teknik standartlara uygun şekilde muhafaza edilmediği; havalandırma, yalıtım, filtreleme ve dayanıklılık kriterlerini karşılamadığı; bu alanların fiilen sivil savunma amacıyla kullanıma hazır olmadığı yönünde ciddi tespitler bulunmaktadır. Mevcut bina altı sığınaklarının büyük bölümünün, nükleer silah kullanımı dâhil olmak üzere nükleer ve radyolojik etkilere karşı koruma sağlayacak teknik kapasiteden yoksun olduğu bilinmektedir.

Öte yandan nükleer veya radyolojik bir olay halinde halkın nasıl korunacağına, hangi alanlara yönlendirileceğine, kimlerin öncelikli gruplar kapsamında değerlendirileceğine, ulaşım ve tahliye organizasyonunun nasıl sağlanacağına ilişkin kamuoyuna açık, bağlayıcı ve uygulanabilir bir kriz ve eylem planının bulunmadığı; vatandaşlara bu kpnuda herhangi bir sistematik eğitim veya bilgilendirme yapılmadığı görülmektedir. Böylesi bir hazırlıksızlık hâli, olası bir nükleer veya radyolojik olayda ciddi bir kaosa, telafisi mümkün olmayan can kayıplarına ve kamu düzeninin ağır biçimde zarar görmesine yol açabilecek niteliktedir.

Bu nedenle nükleer ve radyolojik risklere karşı devletin hazırlık düzeyinin, sığınak kapasitesinin, denetim mekanizmalarının ve nüfus artışı karşısındaki yeterliliğinin tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulması zorunluluk arz etmektedir.

Bu bağlamda;

1. Türkiye'nin, nükleer silah kullanımı dâhil olmak üzere nükleer ve radyolojik kaza, saldırı veya sızıntı risklerine karşı ulusal düzeyde hazırlanmış bir sivil savunma ve halkı koruma planı bulunmakta mıdır; bulunuyor ise bu plan hangi senaryoları kapsamakta ve en son hangi tarihte güncellenmiştir?

2. Olası bir nükleer veya radyolojik olayda ülke genelinde korunması öngörülen nüfus oranı nedir; mevcut sığınak ve toplu koruma kapasitesi bu nüfusun ne kadarını fiilen koruyabilecek durumdadır?

3. Türkiye genelinde bina altlarında bulunan sığınakların nükleer ve radyolojik etkilere karşı teknik yeterliliği hangi mevzuat ve standartlara göre belirlenmektedir; bu sığınakların kaç tanesi radyasyon yalıtımı, havalandırma ve filtreleme bakımından asgari koruma şartlarını sağlamaktadır?

4. Devletin sorumluluğunda bulunan, bina altı dışında yer alan kamu sığınakları veya toplu koruma alanları var mıdır; varsa bu alanların sayısı, kapasitesi ve fiilen kullanıma hazır olup olmadığına ilişkin güncel durum nedir?

5. Mevcut sığınakların nükleer ve radyolojik risklere karşı uygunluğunun tespiti amacıyla son beş yıl içerisinde kaç denetim yapılmıştır; bu denetimlerde tespit edilen eksiklikler nelerdir ve bu eksikliklerin giderilmesi için hangi işlemler tesis edilmiştir?

6. Nükleer veya radyolojik bir olay halinde çocuklar, yaşlılar, engelliler, hastalar ve hamileler gibi kırılgan gruplar için özel bir koruma, tahliye ve barınma planı oluşturulmuş mudur?

7. Vatandaşlara nükleer ve radyolojik riskler konusunda bugüne kadar neden sistematik bir bilgilendirme, eğitim veya tatbikat yapılmamıştır; bu konuda başlatılmış veya başlatılması planlanan bir çalışma bulunmakta mıdır?

8. Olası bir nükleer veya radyolojik olayda ulaşım, tahliye ve kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin kurumlar arası koordinasyon hangi esaslara göre yürütülecektir; bu koordinasyonun fiilen test edildiği herhangi bir tatbikat yapılmış mıdır?

9. Ülkemizin son yıllarda hızla artan nüfusu dikkate alındığında, mevcut sığınak ve toplu koruma kapasitesinin güncel nüfus büyüklüğü karşısında yeterli olup olmadığı Bakanlığınızca değerlendirilmiş midir; hâlihazırda mevcut kapasitenin kaç vatandaşı koruyabileceği ve bu kapasitenin ülke nüfusunun yüzde kaçına tekabül ettiği tespit edilmiş midir?

10. Mevcut kapasitenin yetersiz olduğu kabul ediliyorsa, artan nüfus ve değişen riskler dikkate alınarak yeni sığınakların inşası, mevcut sığınakların güçlendirilmesi veya yeni toplu koruma alanlarının oluşturulmasına yönelik yürütülen bir yatırım programı veya eylem planı bulunmakta mıdır?

11. Nükleer silah kullanımı dâhil olmak üzere nükleer ve radyolojik risklere karşı hazırlanan veya hazırlanması planlanan eylem planlarının, vatandaşlara ne zaman, hangi yöntemlerle ve hangi kurumlar aracılığıyla aktarılacağına ilişkin somut ve bağlayıcı bir takvim mevcut mudur?

12. Nükleer ve radyolojik risklere karşı gerekli hazırlıkların yapılmaması, sığınakların teknik şartlara uygun hâle getirilmemesi ve denetimlerin yetersizliği nedeniyle ortaya çıkabilecek can kayıpları ve kamu düzeni zararlarından idari ve siyasi sorumluluğun hangi makamlarca üstlenileceği değerlendirilmiş midir?

CEVAP

Sığınaklar 7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu kapsamında, düşman taarruzları, tabii afetler ve büyük yangınlar karşısında halkın can ve mal kaybının azaltılması ile hayati önemi haiz tesis ve hizmetlerin korunmasına yönelik sivil savunma tedbirlerinin bir parçasıdır. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) yayımladığı sivil savunma mevzuatı listesinde de Sivil Savunma Bakımından Halk Tarafından Yapılacak Teşkilât ve Alınacak Tedbirler Hakkında Yönetmelik ile Sığınak Yönetmeliği açıkça yer almaktadır. Ayrıca, Sığınak Yönetmeliği 7 Kasım 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile güncellenmiş olup, mevcut özel ve genel sığınakların denetlenmesi ve mevzuata uygun hale getirilmesi zorunlu tutulmuştur.

Bununla birlikte, sığınaklara ilişkin yer seçimi, sayı, kapasite, tamamlanma durumu, kullanım hazırlığı, il bazlı dağılım, önceliklendirme, devam eden yapım süreçleri, gecikme nedenleri, arazi tahsisi, ihale finansman safhaları gibi bilgiler; niteliği itibarıyla yalnızca idari veri değil, aynı zamanda milli güvenlik, milli savunma ve kritik altyapı güvenliği ile doğrudan bağlantılı hassas bilgilerdir. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 16'ncı maddesi uyarınca, açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Benzer şekilde, Gizlilik Dereceli Belgelerde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik kamu kurum ve kuruluşlarında gizlilik dereceli belgeler için uygulanacak usul ve esasları düzenlemektedir.

Bu nedenle, önergedeki hususlar, kamu düzeni ile milli güvenliğin korunması bakımından gizlilik arz etmekte olup; halkımızın güvenliği, refahı ve olağanüstü hâllere karşı korunma kapasitesinin güçlendirilmesi kapsamında yürütülen iş ve işlemler, ilgili kurum ve kuruluşlarla eşgüdüm içerisinde, yürürlükteki mevzuat ve güvenlik usulleri çerçevesinde sürdürülmektedir.

Metin otomatik okundu. 1 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir