Diyarbakır'da ve çevre illerde kaya petrolü ve kaya gazı çıkarılmasına yönelik yürütülen çalışmalara ilişkin
Kaynak göster
Serhat Eren (DEM Parti), 23 Mart 2026 tarihinde 7/42275 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 52 gün sonra, 14 Mayıs 2026).
Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır). “Diyarbakır'da ve çevre illerde kaya petrolü ve kaya gazı çıkarılmasına yönelik yürütülen çalışmalara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/42275, 23 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-42275-diyarbakir-da-ve-cevre-illerde-kaya-petrolu-ve-kaya-gazi-cikarilmasina-yonelik-yurutulen-c (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/f420d2c5-4541-4fae-b8a9-019d203b0a82
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 52 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıda belirtilen sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Serhat Eren
Son yıllarda Diyarbakır başta olmak üzere bölge genelinde kaya petrolü ve kaya gazı çıkarımına yönelik faaliyetlerin olağanüstü bir hızla genişletildiği görülmektedir. Mevcut veriler; bu sürecin tekil projelerden ibaret olmadığını, aksine bütünlüklü bir enerji-politik yeniden yapılandırma süreci olduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim, Bismil ilçesinde yaklaşık 600 bin dönüm alanın kaya petrolü faaliyetleri için tahsis edildiği, buna ek olarak Çınar ve Mazıdağı (Şemrex) hattında yaklaşık 451 bin dönüm yeni alanın ruhsat sahalarına dahil edildiği ve toplamda 1 milyon 51 bin dönümü aşan bir alanın doğrudan bu faaliyetlerin kapsamına alındığı bilinmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Resmi kararlarla Diyarbakır'daki mevcut yaklaşık 10 bin hektarlık sahaya 44 bin 851 hektar yeni alanın eklendiği, MAPEG tarafından verilen ruhsatlarla yüzbinlerce dönümlük tarım arazisi, mera ve doğal alanın petrol arama ve çıkarma faaliyetlerine açıldığı anlaşılmaktadır. Daha da çarpıcı olan ise bu sürecin hedef ölçeğidir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda, yalnızca Bismil sahasında yürütülen çalışmaların 7 milyon 200 bin dönüme kadar genişletilebileceği ifade edilmektedir. Bununla birlikte, sadece Diyarbakır ile sınırlı kalmayan bir genişleme söz konusudur. Batman ve Mardin'i kapsayan 615 milyon m?, Mardin ve Şırnak hattında ise 598 milyon m? alan için ruhsat sürelerinin uzatıldığı; ayrıca Siirt-Batman hattında yeni petrol işletme ruhsatlarının verildiği görülmektedir. Toplamda 1 milyar 756 milyon m? yeni alanın petrol ve gaz faaliyetlerine açıldığı bu süreçte, bölge genelinde son 5 yılda 350 bin dönüm tarım arazisinin kaybedildiği belirtilmektedir.
Kaya petrolü ve kaya gazı çıkarımında kullanılan hidrolik kırma yöntemi; her bir kuyu için yüz binlerce metreküp su kullanımı, yüzlerce kimyasal maddenin yer altına enj ekte edilmesi ve geri dönüşü olmayan su kirliliği gibi sonuçlar doğurmaktadır. Bu süreçte kullanılan bazı kimyasalların (PFAS vb.) doğada parçalanmayan ve insan sağlığı açısından ciddi riskler taşıyan maddeler olduğu bilimsel olarak ortaya konulmuştur. Bu faaliyetlerin; yer altı ve yer üstü su kaynaklarının kirlenmesine ve tükenmesine, tarım ve hayvancılığın sürdürülemez hale gelmesine, mera ve orman alanlarının yok olmasına ve ekolojik dengenin geri dönülmez biçimde bozulmasına yol açacağı açıktır. Aynı zamanda geçim kaynaklarının ortadan kalkması, kırsal nüfusun yerinden edilmesi ve zorunlu göç riskinin artması bu sürecin toplumsal sonuçları arasında yer almaktadır. Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu Ni 472276" politikaların yalnızca enerji üretimiyle sınırlı olmadığı, doğrudan yaşam alanlarını, üretim ilişkilerini ve bölgesel demografiyi etkileyen çok boyutlu bir süreç olduğu görülmektedir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Diyarbakır ve çevresinde kaya petrolü ve kaya gazı faaliyetleri için toplam kaç dönüm alan ruhsatlandırılmıştır?
Bismil, Çınar ve Mazıdağı hattında ruhsatlandırılan alanların toplam büyüklüğü nedir?
Bakanlık tarafından ifade edilen 7 milyon 200 bin dönümlük hedef alan hangi planlama kapsamında belirlenmiştir?
Bugüne kadar kaç adet sondaj kuyusu açılmıştır? Planlanan toplam kuyu sayısı nedir?
Bu faaliyetlerde hangi şirketler yer almaktadır? Yerli ve yabancı ortaklık yapıları nedir?
Bu projelerden elde edilen toplam ekonomik gelir ne kadardır?
Bu gelirden yerel halka ayrılan pay nedir?
Ruhsat sahalarının genişletilmesine ilişkin kararlar hangi bilimsel ve ekonomik kriterlere dayanmaktadır?
Bölgedeki ruhsat sürelerinin uzatılmasının gerekçesi nedir?
Fosil yakıt yatırımlarının artırılmasının Türkiye'nin enerji politikası içindeki yeri nedir?
Kaya petrolü ve kaya gazı faaliyetleri kapsamında imzalanan sözleşmelerin toplam süresi nedir? Bu sözleşmeler kamuoyuna neden açıklanmamaktadır?
Bu projeler kapsamında bugüne kadar kaç taşınmaz için kamulaştırma kararı alınmıştır? Kamulaştırılan alanların büyüklüğü nedir?
Kamulaştırma süreçlerinde bölge halkının rızası alınmış mıdır?
Bu projelerde faaliyet yürüten yabancı şirketlerle yapılan anlaşmaların içeriği nedir? Türkiye'nin bu anlaşmalardaki payı ve yükümlülükleri nelerdir?
Kaya petrolü ve gazı çıkarımında kullanılan teknolojilerin temini hangi ülke ve şirketler aracılığıyla sağlanmaktadır?
Bu projelerin toplam yatırım maliyeti nedir? Beklenen ekonomik getiri nedir?
Bu faaliyetlerin bölge ekonomisine doğrudan katkısına ilişkin somut veriler nelerdir?
Bu projeler kapsamında güvenlik gerekçesiyle ilan edilen özel güvenlik bölgeleri bulunmakta mıdır?
Enerji projeleri ile güvenlik politikaları arasında bir koordinasyon bulunmakta mıdır?
Ruhsat sahalarının belirlenmesi sürecinde yerel yönetimlerin ve meslek odalarının görüşü alınmış mıdır?
Bu faaliyetlere karşı açılmış dava sayısı kaçtır? Bakanlığınız bu davalara ilişkin nasıl bir tutum almaktadır?
Bu projelerin durdurulması halinde oluşacak ekonomik ve enerji açığına ilişkin bir alternatif plan mevcut mudur?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
DÖNEM | ESASNO . 284 İİ 142275
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile Transatlantic Petroleum Ham Petrol ve Doğal Gaz Arama Üretim A.Ş. ve Continental Resources Inc. arasında, ankonvansiyonel petrol ve doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesine yönelik olarak 12 Mart 2025 tarihinde bir Ortak Girişim Anlaşması imzalanmıştır. Söz konusu anlaşma kapsamında çalışma yürütülecek ruhsat sahaları ile iş birliği yapılacak alanlar 25 Mayıs 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış; mali ve operasyonel yükümlülükler ile hidrokarbon arama, sondaj ve üretim faaliyetlerine ilişkin esaslar sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenmiştir.
Ankonvansiyonel kaynaklara yönelik faaliyetler Ortak Girişim Anlaşması ile belirlenen 60.000 hektarlık alanda yürütülmektedir. Söz konusu proje kapsamında herhangi bir kamulaştırma kararı alınmamış ve özel güvenlik bölgesi ilan edilmemiştir.
Mevcut durumda açılan iki kuyunun sondaj sonuçlarının değerlendirilmesi sürdürülmekte olup, uygulama takvimi jeolojik bulgular, operasyonel hazırlıklar, mevsimsel koşullar, izin süreçleri ve saha şartlarına bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir. Toplam yatırım büyüklüğü ve ekonomik getiriye ilişkin projeksiyonlar ise operasyonel fazlar ve rezerv potansiyeline göre şekillenmektedir.
Diyarbakır Havzası'nda yer alan ankonvansiyonel kaynakların araştırılması suretiyle ülkemizin ekonomik kalkınmasına ve enerji arz güvenliğine katkı sağlanması hedeflenmektedir. Bu kapsamda kurulan ortaklık yapısı ile operasyonel risk ve maliyetlerin paylaşılması, teknik bilgi ve tecrübe aktarımı ile ileri mühendislik uygulamaları ve yeni teknolojilerin kullanımı sayesinde projelerin verimliliğinin artırılması öngörülmektedir.
Bununla birlikte ankonvansiyonel kaynakların, konvansiyonel kaynaklara kıyasla daha uzun süreli ve istikrarlı üretim imkânı sunması nedeniyle enerji arz güvenliğine katkı sağlama potansiyeli bulunduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca yerli üretimin artırılmasıyla küresel fiyat dalgalanmalarına karşı dayanıklılığın güçlendirilmesi, enerji ithalat faturasının azaltılması ve kaynak çeşitliliğinin artırılması amaçlanmaktadır.
Projelerin ilerleyen aşamalarında, arama, geliştirme ve üretim fazlarına bağlı olarak sondaj, saha operasyonları, teknik hizmetler ve destek faaliyetleri başta olmak üzere çeşitli alanlarda doğrudan ve dolaylı istihdam oluşması beklenmektedir. Bunun yanı sıra saha erişimi ve lojistik ihtiyaçlar kapsamında gerçekleştirilecek altyapı iyileştirmelerinin bölgesel ulaşım imkânlarına katkı sağlaması; artan faaliyet yoğunluğunun ise lojistik, konaklama, bakım-onarım ve benzeri yan sektörlerde ekonomik hareketlilik oluşturması öngörülmektedir.
Ankonvansiyonel kaynaklara yönelik faaliyetler, yürürlükteki mevzuat uyarınca alınması zorunlu izinler çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Çevresel etkiler, Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri de alınmak suretiyle ayrıntılı biçimde incelenmekte; faaliyet öncesi ve sonrası örneklemelerle olası etkiler izlenmektedir. Süreç boyunca oluşan atıkların çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde bertaraf edilmesi sağlanmakta, emisyon azaltıcı teknolojiler ve kontrollü yöntemlerle çevresel etkilerin asgari düzeyde tutulması hedeflenmektedir. Bu çerçevede ankonvansiyonel kaynaklarla ilgili projelere ilişkin açılmış herhangi bir dava bulunmamaktadır.
Alparşfân BAYRAKTARBakan