ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları nedeniyle gübre sektöründe yaşanabilecek olası bir krize karşı alınan önlemlere ilişkin
Kaynak göster
Cem Avşar (CHP), 2 Nisan 2026 tarihinde 7/42821 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Tarım ve Orman Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 106 gün sonra, 17 Temmuz 2026).
Cem Avşar (CHP, Tekirdağ). “ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları nedeniyle gübre sektöründe yaşanabilecek olası bir krize karşı alınan önlemlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/42821, 2 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-42821-abd-ve-israil-in-iran-a-yonelik-saldirilari-nedeniyle-gubre-sektorunde-yasanabilecek-olasi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/5be51c57-e669-4fcc-bde8-019d4e6f40ac
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 106 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 99 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
SORULAR
03.2026 Salı Günü Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) 2026 yılı üçüncü toplantısı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Toplantı sonrası yapılan basın açıklamasında; "Küresel ekonomi, belirsizliklerin ve jeopolitik gerilimlerin arttığı bir süreçten geçmektedir. Makroekonomik gelişmeler değerlendirilmiş, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın küresel ekonomi ve ülkemiz üzerindeki olası etkileri Kurul üyeleriyle istişare edilmiştir. Küresel belirsizlikler ve jeopolitik gerilimlerin ekonomimize muhtemel etkilerini sınırlandırmak amacıyla güçlü bir koordinasyon içinde gereken tedbirleri almayı sürdüreceğiz. Enflasyonla mücadeleyi kalıcı fiyat istikrarı sağlanana kadar kararlı bir şekilde yürüteceğiz. Değişen küresel ticaret koşulları karşısında rekabet gücümüzü ve üretim kapasitemizi korumaya yönelik adımlar atmaya devam edeceğiz.", şeklinde ifadelere yer verilmiş ve savaşın enerji, akaryakıt, tarım ve dış ticarete yansımalarına ilişkin bir dizi tedbir alındığı ifade edilmiştir. Ancak somut adım anlamında- acil destek paketi vb.- topluma doğrudan yansıyacak herhangi bir açıklama yapılmamıştır.
Uzmanlar, enerji maliyetlerindeki artışın cari denge ve fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğu ve Türkiye'den çıkan sermayenin iki yoldan makroekonomik dengeleri bozduğunu bunların; TL üzerindeki baskıyı artırarak enflasyonu besleme ve aynı zamanda dış borç servis maliyetlerini yükselterek cari açığı genişletme şeklinde gerçekleştiği, bu sürecin finansal koşulları sıkılaştırdığını, kredi kanallarındaki daralma ve yatırımların ertelenmesinin büyümeyi yavaşlattığını ifade etmektedir.
Bu bağlamda, Türkiye'nin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ithal ettiğini ve bu şokun; doğrudan enerji ithalat faturasının artması cari açığı büyüttüğünü, artan akaryakıt ve enerji maliyetleri enflasyonu beslediği, hükümetin pompa fiyatlarını baskılamak için ÖTV'yi düşürmesi ise bütçe gelirlerinde kayba neden olarak bütçe açığını artırdığı ifade edilmektedir. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki artış, gübre (doğal gaz girdisi), petrokimya ve alüminyum gibi enerji yoğun sanayi girdilerinin fiyatlarını da yukarı çektiği ve bu durumun üretim maliyetlerini artırarak enflasyona ek baskı oluşturacağı ve aynı zamanda bu girdilerin ithalat faturasını yükselterek cari açığı genişleteceği belirtiliyor.
20 Mart 2026 tarihli Oxford Economıcs raporuna göre: büyüme yavaşlıyor, enflasyon artıyor, enerji pahalı. Ortadoğu'daki çatışmalar, yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu değil; küresel güç dengelerinin, ticaret akışlarının ve enerji arzının yeniden şekillendiği daha geniş bir
dönüşümün parçası olarak değerlendirilmektedir. Bu süreçte uluslararası sistem, tedarik zincirlerinden finansal koşullara kadar birçok alanda yeniden dengelenme eğilimine giriyor. Bunun ekonomik yansımaları ise şimdiden hissediliyor: artan enerji maliyetleri, ticaret yollarındaki aksaklıklar ve yükselen belirsizlik, küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.
Rapor, 'Ortadoğu kaynaklı arz şokları enerji ve gıda fiyatları üzerinden enflasyonu yukarı çekerken, büyüme görünümünü zayıflatmakta ve ekonomik aktiviteyi daha kırılgan hale getirmektedir. Bu durum, ani bir krizden ziyade, etkileri zamana yayılan ve politika yapıcılar açısından daha karmaşık bir denge gerektiren bir sürece işaret ediyor. Bununla birlikte literatürde ve politika tartışmalarında öne çıkan ortak nokta açıktır: Türkiye gibi dışa bağımlılığı görece yüksek ekonomiler açısından, bu tür küresel dalgalanmalara karşı dayanıklılığı artırmanın yolu; enerji ve gıda başta olmak üzere stratejik alanlarda arz güvenliğini güçlendirmek, dış bağımlılığı kademeli olarak azaltmak ve ekonomik yapıyı bu doğrultuda daha dengeli ve sürdürülebilir bir zemine oturtmaktan geçmektedir.", denilmektedir.
Bu değerlendirmeler ve göstergeler ışığında ülkemizin kırılgan ekonomik yapısı dikkate alınarak savaşın ekonomik etkilerine ve risklerine karşı toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir 'acil önlem paketinin' gerekliliği ortadadır.
Bu bağlamda;
Ülkemiz kimyevi gübre tüketiminde yaklaşık yüzde 90 oranında dışa bağlı olduğu dikkate alındığında, söz konusu jeopolitik gerilimin gübre tedariki ve hammadde temini ve tarımsal üretim maliyetleri üzerindeki etkilerinin azaltılmasına ilişkin hazırlanmış risk analizi ve bir acil eylem planı var mıdır? Varsa sektör temsilcileriyle paylaşılmış
Oluşan olağanüstü durum karşısında akaryakıtta hayata geçirilen ancak oluşan yüksek artışla birlikte yüzde 75 olarak uygulamaya alınan OTV payının tükenmesi ile yetersiz kalan Eşel Mobil Sistemi'nin yüzde 100 olarak uygulanması hususunda bir çalışmanız var mıdır? Bununla birlikte akaryakıttan alınan KDV ile benzin ve motorinin ÖTV'sinin içindeki KDV'ye ilişkin bir düzenleme planlanmakta mıdır?
Ülkemizin gıda enflasyonundaki mevcut durumu dikkate alınarak bölgemizde yaşanan savaşın muhtemel etkisiyle daha da artmasına karşın ne tür tedbirler planlanmaktadır? Gübre ve enerji maliyetlerinin yükselmesinin üretimi azaltmaması, ekim alanlarının daralmaması, verim kaybına yol açmaması ve gıda fiyatlarını daha da artırmaması için ilgili Bakanlıklarla eşgüdüm halinde yürütülen bir çalışmanız var mıdır?
Çiftçilerin kredi finansmanına erişimi, faizsiz gübre ve akaryakıt kredilerinin sağlanması ve gübrenin ekim döneminde tedarik zincirinin korunması ve fiyat artışından etkilenmemesi gibi birtakım önlemlerin alınması hususunda bir çalışmanız bulunmakta mıdır?
Gıda güvenliği ve gıdanın temini bağlamında, çiftçilerin kredi borç faizlerinin silinmesi, ana paralarının yapılandırılması ve çiftçilere yönelik haciz işlemlerinin durdurulması hususunda bir planlamanız var mıdır?
Tarımda maliyet krizine ve dış şoklara karşı kalıcı sübvansiyon mekanizmalarının oluşturulması, üretim artışının ve planlı üretimin esas alınması ile çiftçiye gelir güvencesi sağlanması hususunda bir programınız bulunmakta mıdır? Bu hususta orta ve uzun vadeli planlama kapsamında yol haritanız nedir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)İbrahim Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanı ·
Bakanlığımız, gıda arz güvenliğini sağlamak, üretim planlamasını güçlendirmek, üretimde yeterliliği artırmak ve sürdürülebilir bir tarımsal üretim yapısını tesis etmek amacıyla kapsamlı stratejiler ve tedbirler uygulamaktadır. Halkın tüketim alışkanlıklarındaki değişiklikler ve mevsimsel talep artışları göz önüne alınarak ihtiyaca yönelik arz planlamaları ve ürün bazlı senaryolar hazırlanmaktadır.
Bakanlığımızın da üyesi olduğu Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi ile bu Komite bünyesinde faaliyet gösteren ilgili alt komitelerin aracılığıyla piyasa regülasyonuna yönelik karar alma süreçleri etkin şekilde işletilmekte ve kurumlar arasında koordinasyon sağlanmaktadır. Alınan kararlar, sektörel dengeyi gözeten, üretici ve tüketiciyi koruyan bir anlayışla yürürlüğe konulmaktadır. Ülkemizde, gübre üretiminde kullanılan hammaddelerin (amonyak, doğalgaz, fosfat kayası, fosforik asit) yaklaşık %90'ı ithal edilmektedir. Gübre fiyatları, dünya gübre ve hammadde fiyatları ile döviz kuruna bağlı olarak serbest piyasa koşullarında belirlenmekte olup küresel emtia piyasalarındaki gelişmelere paralel olarak değişkenlik göstermektedir. İsrail, Amerika Birleşik Devletleri ve İran savaşının başlaması nedeniyle gübre firmalarının gübre hammadde tedariklerini yapmalarını sağlayacak çalışmalar Bakanlığımızca ilk andan itibaren sektörle koordineli bir şekilde yürütülmüştür. Gübre firmalarının tarımsal üretimde ve sanayide kullanılacak gübre ve gübre hammadde stokları, üreticilerimizin bu mevsim itibarıyla ihtiyaç duyacağı seviyeye ulaştırılmıştır.
Güzlük ekilişler için üst gübre, yazlık ekilişler için ise taban gübresinin yoğun olarak kullanıldığı ilkbahar dönemi içerisinde gübre fiyat artışlarının kontrol edilmesi amacıyla alınan tedbirler aşağıda sıralanmaktadır;
• Ilk etapta alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temininde %6,5 olan gümrük vergisi kaldırılmıştır.
• Amonyum sülfat, kalsiyum amonyum nitrat, amonyum nitrat, diamonyum fosfat (DAP), 20.20.0 kompoze gübresi ve diğer kompoze gübrelerde %6,5 olan gümrük vergisi de tüm ülkeler için kaldırılmıştır.
• Gübre üretiminde hammadde olarak kullanılan kükürt ihracatına kısıtlama getirilmiştir.
• Ülkemizin ihracat kapasitesine sahip olduğu amonyum nitrat, kalsiyum amonyum nitrat ve amonyum sülfat gübrelerinin yanında antrepolarda bulunan üre gübresinin ihracatı durdurularak bu ürünlerin yurt içinde kullanılması için tedbirler alınmıştır.
• Kurulu yerli üretim kapasitemizi kullanmak ve daha uygun fiyatla gübreye ulaşılması amacıyla 2016 yılından itibaren kullanımı yasaklanan amonyum nitrat gübresinin tarımda kullanılmasına izin verilmiştir.
Ayrıca, gübre ve gübre hammaddelerinin alternatif ülkelerden temini amaçlı tedarikçi ülkelerin bir kısmı ile anlaşma sağlanmış olup diğer ülkelerde de girişimlerde bulunulmuştur. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından akaryakıt fiyatlarındaki küresel dalgalanmaların üretici maliyetlerine yansımasını azaltmak amacıyla Eşel Mobil Sistemi kapsamında ÖTV düzenlemeleri uygulanmaktadır.
Bununla birlikte, 2026 üretim yılı için belirlenen destek katsayı değeri olan dekara 310 TL'nin mazot ve gübre fiyatlarındaki artışa bağlı olarak güncelleme çalışmaları devam etmektedir.
Değişen ulusal ve uluslararası koşullara göre destekleme programlarında yapılacak düzenlemeler, destekleme programlarının esasları ve araçları, bunların bütçe ödenek ihtiyaçları 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun amir hükümleri çerçevesinde belirlenmekte ve destekleme uygulamaları Bakanlığımız tarafından yürütülmektedir.
Gübrede %18 olan KDV oranı 10 Şubat 2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan düzenleme ile kaldırılmıştır. 2017 yılında başlayan uygulama ile stratejik ürünlerde mazot maliyetinin %50'si karşılanmaya başlanmıştır.
Bakanlığımız tarafından üreticilere;
• Bitkisel üretim,
Hayvansal üretim,
• Kırsal kalkınma,
• Su ürünleri üretimi ve
• Tarımsal araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) olmak üzere 5 ana başlık altında tarımsal destekler verilmektedir.
2026 yılında tarımsal desteklemeler için 168 milyar TL kaynak ayrılmıştır. Tarım politikalarının amaçları, ilkeleri ve öncelikleri doğrultusunda tarım sektörüyle ilgili politikaların planlanmasına yönelik 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 7'nci maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Bahse konu kanuni düzenlemeye istinaden Tarımsal Üretimin Planlanması Hakkında Yönetmelik" yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yapılan düzenlemeyle ürünlerin arz ve talep miktarı dikkate alınarak tarım havzası veya işletme bazında ürün veya ürün gruplarının en uygun yerde üretilmesi sağlanacak, ilin ekolojisine uygun ve suyu merkeze alan bir anlayış çerçevesinde oluşturulacak bitkisel üretim deseninde stratejik ürünler önceliklendirilmektedir.
8859 sayılı 2025-2027 Yıllarında Yapılacak Bitkisel Üretime Yönelik Desteklemeler ile Diğer Bazı Tarımsal Desteklemelere İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında bitkisel üretimde yeni destekleme modeline ilişkin hususlar düzenlenmiştir.
Yeni destekleme modeli kapsamında hazırlanan Karar ile üretim maliyetine göre ürünler kategorilere ayrılmış ve her kategori için destek katsayısı belirlenmiştir. Cumhurbaşkanı Kararı ile tarımsal üretimin ve gıda arz güvencesinin sürdürülebilirliğinin sağlanması, üretim planlamasına katkı sağlanması, verim ve kalitenin artırılması, tarımsal üretimde çevreci yaklaşımların benimsenmesi ve uygulanan politikaların etkinliğinin artırılması amaçlanmıştır.
Bu kapsamda, ülke ihtiyacının yurt içi üretimle karşılanabilmesi için verim ve kalitenin artırılması, kayıtların güncel tutulması ile üretim sürecinde yaşanan maliyet artışları ve fiyat istikrarsızlıkları gibi olumsuz koşullardan üreticilerin korunması hedeflenmektedir. Yeni destekleme modeliyle;
• Bitkisel üretim destekleri ilk defa 3 yıllık olarak ve üretim döneminden önce açıklanmıştır.
• Destek kalemlerinde sadeleştirmeye gidilerek, destekler daha yönlendirici, etkin ve öngörülebilir hâle getirilmiştir.
• Üretim planlaması kapsamındaki stratejik ürünlere ilave destek verilmektedir.
• Su kısıtı olan havzalarda münavebeye uygun üretime ilave destek sağlanmaktadır.
• Kamu kuruluşları tarafından ıslah edilen milli tohumla üretim yapan üreticilerimiz ilave destek almaktadır.
• Destek tutarları girdi maliyetlerindeki değişikliklere göre her yıl güncellenmektedir.
• Çiftçilerimiz üretime karar vermeden önce, hangi havzada, hangi ürüne, ne kadar destek alacağını bilerek planlı şekilde faaliyete başlayabilecekler ve bu sayede plansız üretimin sebep olduğu birtakım olumsuzluklardan etkilenmeyecektir.
Bitkisel üretimin desteklenmesi programıyla çiftçilere temel destek, planlı üretim desteği ve üretimi geliştirme destekleri verilmektedir.
Temel destek ve planlı üretim desteği ile planlama kapsamındaki ürünlere belirlenen havzalarda ekim yapıldığı takdirde kullanılan mazotun tamamı, gübrenin ise yarısı nakdi olarak verilmektedir.
Yem bitkileri üretim planlaması kapsamına alınmış olup tüm havzalarda desteklenecektir. Süt havzası olarak belirlenen illerde yem bitkisi üreten çiftçilere ilave %50 planlı üretim desteği ödenmektedir. Diğer taraftan su kısıtının olduğu 11 ilin 52 ilçesinde ise planlama kapsamında az su tüketen arpa, buğday, yağlık ayçiçeği, aspir, fiğ, mercimek, nohut ve yem bezelyesi üreten çiftçilerimize gübre maliyetinin kalan %50'lik kısmı da yer altı su kısıtı desteği olarak verilmektedir. Böylece bu bölgelerde üretim planlamasına uygun ekim yapan üreticilerin mazot ve gübre maliyetinin %100'ü desteklenmektedir. Çiftçilerimize bitkisel üretim destekleri nakdi olarak ödenmektedir.
Verim ve kaliteyi artırmak için sertifikalı tohum kullanım, sertifikalı/standart fidan kullanım, organik tarım, iyi tarım uygulamaları, katı organik-organomineral gübre destekleri verilmeye devam edilmektedir.
10394 sayılı 2025-2027 Yıllarında Yapılacak Bitkisel Üretime Yönelik Desteklemeler ile Diğer Bazı Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar 14.09.2025 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Karar ile 2026 yılı bitkisel üretim desteklerinde aşağıdaki düzenlemeler yapılmıştır.
• 2026 üretim yılı için destek katsayı değeri bir önceki yıla göre %27 artırılarak dekara 310 TL olarak belirlenmiştir.
• Kapalı ortam bitkisel üretime yönelik genç ve kadın çiftçilere ilave destek verilecektir.
• Mısır (dane) ürünün destekleme kategorisi 1. kategoriden 2. kategoriye yükseltilmiştir.
• Hayvancılıkta dane yem ihtiyacını karşılamak amacıyla yulaf, çavdar ve tritikale ürünlerinde yeşil otun yanı sıra dane üretimi de destek kapsamına alınmıştır.
• Hububat üretiminde sertifikalı tohum kullanımının artırılması amacıyla bir önceki yıla göre destek katsayısı artırılarak 0,56 belirlenmiştir.
• Soya üretimini teşvik amacıyla mevcut sertifikalı tohum desteğine ek, yurt içinde ıslah edilip tescil edilen ve yine yurt içinde üretilerek sertifikalandırılan tohumların kullanımı halinde ilave destek sağlanacaktır.
• Organik tarım desteğinde, 1. derece tarımsal amaçlı üretici örgütlerine üye çiftçilere, destek katsayısının %25'i oranında ilave destek verilecektir.
• Katı organik-organomineral desteğinde 0,21 olan katsayı, 0,32'ye çıkarılmıştır.
• Biyolojik/biyoteknik mücadele desteği birim fiyatları %21 artırılmıştır.
• Yıl boyunca (12 ay) hizmet sunan serbest tarım danışmanları ile ziraat odaları ve üretici örgütlerinde istihdam edilen danışmanlara verilen tarımsal yayım ve danışmanlık desteği, bir önceki yıla göre yüzde 17,5 artırılarak 2025 için 345.450 TL olarak ödenecektir.
Bakanlığımızca 2021 yılından itibaren ülke genelinde işlenmeyen ve nadasa bırakılan arazilerde gerek bitkisel üretimin artırılması gerekse kuraklığa dayanıklı çeşitlerin kilişlerinin yaygınlaştırılmasına yönelik azami %75 ayni desteğin sağlandığı Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi" yürütülmektedir.
Proje kapsamında uygun münavebe planı ve ekim yöntemleri uygulayarak stratejik ürünlerin üretiminde kullanılması, iklim değişikliğini dikkate alarak uygun çeşitlerle hububat, baklagil ve yağlı tohumlu bitkilerin üretiminin geliştirilmesi sağlanmaktadır.
Kırsal kalkınma destekleri kapsamında; tarımsal yayım ve danışmanlık desteği, kırsal kalkınma yatırımları (ekonomik ve alt yapı yatırımları), uzman eller proje desteği, bireysel sulama sistemlerinin desteklenmesi, IPARD ulusal eş finansman ödemeleri, çiftlik muhasebe veri ağı (ÇMVA) katılım primi destekleri yer almaktadır.
IPARD Programı kapsamında 2007 yılı itibarıyla başlayan program üzerinden 42 ilde birçok tedbir altında tarım ve hayvancılık alanlarında hibe destekleri sağlanmaktadır. IPARD I ve IPARD II dönemi olarak başarıyla yürütülen süreç, IPARD III dönemiyle birlikte ülke geneline yayılmıştır. IPARD III döneminde çıkılan ve çıkılacak çağrılarda %50-75 arasında değişen oranlarda yatırım tedbirlerine hibe desteği sağlanmaktadır.
IPARD Programı kapsamında yer alan tedbirler ile kırsal alanda yaşayan gençlere ve kadınlara yönelik ek sıralama puanı ve ek hibe oranı uygulanarak pozitif ayrımcılık yapılmaktadır. Bakanlığımız tarafından 2006 yılından bu yana uygulanmakta olan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) 81 ilimizi kapsamakta olup tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik yatırımlar, tarımsal üretime yönelik yatırımlar, yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına yönelik yatırımlar, su ürünleri yetiştiriciliğine yönelik yatırımlar, hayvansal ve bitkisel orijinli gübre işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik yatırımlar ile altyapı yatırım konularında; yeni tesis yapımına, kısmen yapılmış yatırımların tamamlanmasına, mevcut tesislerin kapasite artırımına ve modernizasyon/otomasyonuna bütçe imkânları ve hibe tutarı limitleri doğrultusunda 2026 yılı itibarıyla yeni dönem uygulamalarında hibeye esas proje tutarının %50-%70'i oranında hibe desteği verilecektir.
2006'dan bu yana; Kırsal Kalkınma Yatırımları Destekleme Programı, IPARD hibeleri, Genç Çiftçi Projesi ve Kırsalda Uzman Eller Projesi kapsamında 102 bin projeye günümüz fiyatlarıyla toplam 237,9 milyar TL destek verilmiş, 288 bin kişiye istihdam sağlanmıştır. ORKÖY Projeleri kapsamında orman köylümüze yüzde 20'si hibe, yüzde 80'i faizsiz ORKÖY kredisi verilmektedir.
2025 yılında 10.830 aileye ve 7 kooperatife günümüz rakamlarıyla 3 milyar TL ORKÖY desteği sağlanmıştır.
Ayrıca üreticilerin tarımsal üretime yönelik kredi/finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması amacıyla, 8038 ve 8039 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları kapsamında 01.01.2024- 31.12.2026 tarihleri arasında Ziraat Katılım Bankası A.Ş. ile T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden 28 farklı konuda %25-%100 aralığında Hazine faiz/kâr payı destekli yatırım ve işletme kredi/finansmanı kullanımı yapılabilmektedir.
Bu kapsamda; Sütçü ve kombine sığır yetiştiriciliği, büyükbaş hayvan besiciliği, küçükbaş hayvancılık, hastalıktan ari hayvan yetiştiriciliği, arıcılık, kanatlı sektörü, su ürünleri sektörü, temel hayvansal üretim, kapalı ortamda bitkisel üretim, yem bitkisi üretimi, yurt içi sertifikalı tohum, fide-fidan üretimi, süs bitkisi, tıbbi ve aromatik bitkiler üretimi, meyve yetiştiriciliği ve
bağcılık, temel bitkisel üretim, tarım makineleri, traktör, basınçlı sulama sistemi yatırımı, tarım makineleri parkı, arazi alımı (birleştirme), lisanslı depoculuk yatırımları, ELUS karşılığı kredi, soğuk hava deposu yatırımları, tarımsal ürünlerin işlenmesi, sözleşmeli üretim, tarımsal elektrik bedeli, tarımsal yenilenebilir enerji yatırımları, biyo-tarım yatırımları ve tarımsal AR-GE konularında faaliyet gösteren ya da faaliyete başlayacak olan gerçek ve tüzel kişi girişimciler faydalandırılmaktadır.
Üreticilerimiz temel bitkisel ve temel hayvansal üretim konularında 300.000 TL'ye kadar (300.000 TL dahil) sıfır faizli, 300.000 TL'nin üzerindeki kredilerde ise 10 milyon TL'ye kadar %50-%100 aralığında faiz/kâr payı destekli kredi/finansman kullanabilmektedir. Bu kapsamdaki işletme kredi/finansmanlarının belirli bir kısmı ayni olarak tahsis edilmekte, bu tutar akaryakıt, gübre, tohum, fide, ilaç, veterinerlik hizmeti, yem, aşı ve benzeri tarımsal girdilerin alımına yönelik kullandırılmaktadır.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütülmekte, denetlenmekte ve mevzuatın izin verdiği bilgiler şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmaktadır.
Tarım Kredi Kooperatifleri şirketlerinden "Halka Açıklık" statüsünde bulunanlar Sermaye Piyasası mevzuatı çerçevesinde gerekli açıklamaları yapmaktadır.
Tarımsal girdi fiyat endeksi ve dış ticarete ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumunun kurumsal internet sayfasında kamuoyunun bilgisine sunulmaktadır.
İbrahim YUMAKLIBakan