11 Nisan 2026 tarihinde Samsun'un Bafra ilçesinde bazı işçilerin Kürtçe müzik dinledikleri için gözaltına alındıkları iddiasına ilişkin
Kaynak göster
Gülderen Varli (DEM Parti), 14 Nisan 2026 tarihinde 7/43516 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 106 gün sonra, 29 Temmuz 2026).
Gülderen Varli (DEM Parti, Van). “11 Nisan 2026 tarihinde Samsun'un Bafra ilçesinde bazı işçilerin Kürtçe müzik dinledikleri için gözaltına alındıkları iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/43516, 14 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-43516-11-nisan-2026-tarihinde-samsun-un-bafra-ilcesinde-bazi-iscilerin-kurtce-muzik-dinledikleri (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/a5a43da4-105d-41d0-88e7-019d91344ac6
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 106 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Mustafa ÇİFTÇİ tarafından Anayasanın 98' inci ve TBMM İçtüzüğünün 96' ncı ve 99' uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Toplumsal şiddeti körükleyen nefret söylemleri ve ayrımcı yaklaşımlar, zamanla azalmak yerine giderek daha görünür ve yaygın hale gelmektedir. Bu durumun önüne geçilmesi için gerekli adımların yetersiz kalması, aksine ayrıştırıcı dil ve uygulamaların artması dikkat çekicidir. Türkiye'de özellikle siyasi iktidarın ve farklı partilerin benimsediği söylem ve politikaların, toplum içinde kutuplaşmayı artırdığı gözlemlenmektedir.
Özellikle batı illerinde Kürt yurttaşlara yönelik ırkçı saldırılar ve linç girişimleri süreklilik kazanmış durumdadır. Toplumu bir arada tutması beklenen siyasal dilin, aksine ayrıştırıcı bir işlev görmesi; farklı kimlikler arasında güvensizlik yaratmakta, toplumsal huzur ve barışı zedelemektedir. Bu tür söylem ve politikaların, toplumda kalıcı hasarlar bıraktığı ve ağır sonuçlara yol açtığı açıktır. Ayrıca çeşitli kurum ve araştırmalar, nefret söylemi ile nefret suçlarının Türkiye'de artık istisnai değil, gündelik yaşamın bir parçası haline geldiğini ortaya koymaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Ayrıştırıcı dil ve kutuplaştırıcı söylemler, başta Kürtler olmak üzere farklı inançlara, kimliklere, cinsiyetlere ve siyasi görüşlere sahip kesimlerin hedef haline gelmesine ve saldırılara açık bırakılmasına yol açmaktadır. Türkiye'de nefret suçlarına ilişkin kapsamlı bir yasal çerçevenin bulunmaması ve ırkçı saldırılar karşısında cezasızlık algısının güçlenmesi, bu tür eylemlerin sürekliliğini beslemektedir.
Yetkili mercilerin etkili müdahalede bulunmaması ve önlemleri almaması, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin yetersiz kalması, nefret suçlarının çoğu zaman "münferit" olarak değerlendirilip cezasız bırakılmasına neden olmaktadır. Bu durum, toplumsal barışı zedeleyen ve geleceğe yönelik ciddi riskler doğuran bir tablo olarak önümüzde durmaktadır. Daha önce sayısız örnekle, yaşam hakkını hedef alan, ölümlerle sonuçlanan ya da fiziksel şiddete varan saldırıların yaşandığı bilinmektedir. Özellikle batı illerine çalışmak için giden Kürt yurttaşların, sıkça ayrımcılığa ve zaman zaman da şiddete maruz kaldığı kamuoyuna yansımışur.
Son olarak, 11 Nisan 2026 tarihinde Samsun'un Bafra ilçesinde TOKİ inşaatında çalışan iki Kürt işçi, sosyal medya üzerinden Kürtçe müzik dinlemeleri gerekçe gösterilerek ırkçı bir müdahaleye maruz kalmıştır. Gençlerin açtığı canlı yayına yönelik nefret ve hakaret içerikli söylemlerin ardından bir linç girişimi yaşanmıştır. Olayda bazı grupların kışkırtıcı tutumları dikkat çekerken, linç girişiminde bulunmak isteyen kişiler yerine müzik dinleyen işçiler gözaltına alınmış ve 12 Nisan tarihinde serbest bırakılmıştır.
Yaşanan olayın ardından saldırıya maruz kalan işçilerin gözaltına alınması, buna karşın saldırgan tavırlar ve söylemler gösteren kişilere yönelik etkili bir işlem yapılmadığı yönündeki iddialar, cezasızlık algısını güçlendirmekte ve benzer olayların tekrarına zemin hazırlamaktadır. Bu bağlamda;
SORULAR
Samsun ili Bafra ilçesinde 11 Nisan 2026 tarihinde yaşanan olayla ilgili başlatılmış bir adli ve idari soruşturma var mıdır? Varsa, soruşturmanın kapsamı ve mevcut durumu nedir?
Söz konusu olayda linç girişiminde bulunduğu iddia edilen kişi veya kişiler tespit edilmiş midir? Bu kişiler hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?
Olay sırasında veya sonrasında kamuya açık şekilde ırkçı ve nefret içerikli açıklamalar yapan kişi ve gruplar hakkında herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatılmış mıdır?
Olayda mağdur konumunda olan işçilerin gözaltına alınmasının gerekçesi nedir? Bu uygulama hangi hukuki dayanağa dayanmaktadır?
Türkiye genelinde son 10 yıl içerisinde nefret suçları kapsamında değerlendirilen olay sayısı kaçtır? Bu olayların kaçı fiziksel şiddetle sonuçlanmış, kaçı ölümle neticelenmiştir?
Söz konusu nefret suçlarının kaçı Kürt yurttaşlara yönelik gerçekleşmiştir?
Daha önce benzer şekilde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan saldırılarda etkin soruşturma yürütülmemesi ve cezasızlık iddiaları hakkında Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?
Nefret söylemi ile toplumsal şiddet arasındaki ilişkiye dair Bakanlığınızın herhangi bir araştırması veya raporu bulunmakta mıdır?
Nefret suçlarına ilişkin özel ve kapsamlı bir yasal düzenleme yapılması yönünde Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?
Farklı kimlik, dil ve kültürlere yönelik ayrımcılığı önlemek ve toplumsal barışı güçlendirmek adına Bakanlığınız tarafından yürütülen çalışmalar nelerdir?
Benzer olayların tekrar yaşanmaması adına Samsun ili özelinde ve ülke genelinde alınması planlanan önlemler nelerdir?
Türkiye'de bireylerin istedikleri dilde müzik dinlemesinin herhangi bir suç teşkil eden yönü bulunmakta mıdır? Üçüncü kişilerin bu duruma müdahale etmesine hukuki olarak izin veren bir düzenleme var mıdır? Yoksa bu baskıcı tutumlar karşısında sessiz kalmaya devam mı edeceksiniz?
Kürtçeye yönelik artan ayrımcı uygulamaların ve baskıların ortadan kaldırılması için Bakanlığınızın planladığı somut politika ve düzenlemeler nelerdir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Mustafa Çiftçi, İçişleri Bakanı ·
İlgi yazınız ekinde yer alan Van Milletvekili Gülderen VARLI'ye ait 7/43516 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.
Söz konusu soru önergesinde bahsi geçen olay ile ilgili olarak, 11 Nisan 2026 tarihinde TOKİ inşaatında çalışan (2) şahsın, Sosyal Medya Uygulaması (TİKTOK) üzerinden yaptıkları canlı yayında 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na" muhalefet ettikleri tespitinin üzerine, Bafra Nöbetçi Cumhuriyet Savcısı'nın talimatları doğrultusunda işlem yapılmıştır. Bahse konu şahıslar, Samsun Sulh Ceza Hakimliği'nin 2026/196 ve 2026/197 sorgu numara kararları ile adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştır.
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2026/13902 sayılı dosya numarası ile başlatılan soruşturma devam etmektedir. Yaşanan olayda şahıslara yönelik herhangi bir linç girişimi tespit edilmemiştir.
Beştepe Mah. Cumhurbaşkanlığı Cad. 8.Sok. No:47 Yenimahalle/ANKARA Bilgi İçin: J.Asb. Üçvş. Sibel KOÇ Telefon No.:+90(312)6019999 Faks No:+0312(418)9208 Koor. Asb.